'Fırsatlara bakıyoruz'

İlaç sektörünün önde oyuncusu Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, yeni dönem hedeflerini Capital'e anlattı.

5 OCAK, 20160
Paylaş Tweet Paylaş
'Fırsatlara bakıyoruz'
Nilüfer Gözütok Ünal’ın söyleşisi

Türk ilaç sektörünün en büyük oyuncusu Abdi İbrahim için 2015, güzel bir yıldı. Yüzde 20 büyüyen şirket, hem kutu hem ciro bazında pazar payını artırdı. Yeni yatırımların devreye girdiği, pazarın büyüme hızının düştüğü bir ortamda Abdi İbrahim’i büyüten ise 2013 sonunda aldığı kararlar oldu. O yıl tarihlerinin en büyük zararını yaşadıklarını belirten Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, bu durumun yanlış politikalar ve tedbirlerin yeteri kadar alınamamasından kaynaklandığını itiraf ederken sonrasında aldıkları aksiyonları da şöyle açıklıyor:
“Ekonomik tedbirler aldık. Çalışan sayısını ve iskontoları azalttık. Daha verimli çalışmaya başladık. Kârlı ürün sayısını artırmaya odaklandık. 2014’te bu tedbirleri alarak 2014 ve 2015’te daha kârlı olduk.”

Aslında ilaç sektörü, son yıllarda birçok yeni regülasyonla karşı karşıya kaldı. Yeni İlaç Kararnamesi ile şirketlerin kâr marjı yüzde 20’lerden yüzde 6’lara gerilerken cirolarda da ciddi küçülmeler yaşadı. Bundan 7 yıl önce 1 milyar dolar ciro elde eden Abdi İbrahim’in bugünkü cirosu 480 milyon dolar. 2020’de tekrar 1 milyar dolar ciroya ulaşma hedefi koyduklarını açıklayan Nezih Barut, bunu yenilikçi ürünlere odaklanarak, şirket satın almaları gerçekleştirerek, yeni pazarlarda daha çok fason üretim ve ihracat yaparak gerçekleştirmeyi planlıyor.

2013’te aldıkları tedbirleri de önümüzdeki dönemde uygulamaya devam edeceklerini dile getiren Barut, “2013 yılından ders çıkardık ve bizim için faydalı oldu. Aynı tedbirleri almaya devam ediyoruz ama bu tedbirlerin dozunu daha fazla artıracağız anlamına gelmiyor. Bu elbise dar. Biz bu darlıkla ne kadar şık oluruz diye bakıyor, kilo almamaya çalışıyoruz” diyor.



Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, geçtiğimiz yılı sektörleri ve kendileri açısından değerlendirdi ve gelecek planlarını anlattı. Barut’un yanıtları şöyle:

*2015’e hangi büyüme hedefleriyle girmiştiniz? Sizin için nasıl bir yıl oldu?


Bugün 3 bin nitelikli çalışanımızla Türk ilaç sanayisinin en büyük oyuncusuyuz. 2001’den bu yana sektör lideriyiz. Kurlardaki hızlı yükselme dışında 2015, planlarımız dahilinde gerçekleşti. 2015’te 195 milyon kutu ilaç ürettik. 2015 sonunda 1 milyar TL’si yurtiçi satışlar olmak üzere fason üretim ve ihracatımızla konsolide ciromuz yaklaşık 1,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Kutu bazında yüzde 8,12 pazar payı elde ederken, ciro bazında ise payımız yüzde 6,07 oldu. Geçen yıl kutu bazında pazar payımız 7,74, ciro olarak da 5,88 idi. 2014’ten 2015’e pazardan daha fazla büyüdük. Hatta 2015 yılında pazarda en çok büyüyen ve pazar payı artıran bizdik.
Yükselen kurlar nedeniyle bazı operasyonel önlemler dışında, uzun vadeli planlarımızda önemli bir revizyon yapmadık. Bu yıl yatırımlarımızı da hız kesmeden sürdürdük. Bir yandan Kazakistan ve Cezayir’deki fabrika yatırımlarımız hızla devam ederken Türkiye’de 100 milyon dolarlık biyoteknolojik ilaç üretim tesisi yatırımımızın temellerini attık. Hem yurtiçinde hem yurtdışındaki satışlarımız hedeflerimiz doğrultusunda sürüyor. Genel anlamda bu yılı hedeflerimizi gerçekleştirerek tamamladık ve yine lider olarak kapattık. Yüzde 20 civarında büyüme gerçekleştirdik.

*Siz pazarın üzerinde büyürken pazar ne kadar büyüdü?

2014’te perakende ilaç pazarının hacmi 14,6 milyar TL idi. 2015 sonunda 16,8 milyar TL civarında olmasını bekliyoruz. Tabii kutu olarak pazar daha fazla büyüyor. Çünkü ilaç fiyatları sürekli düşüyor. İlaçta global bütçe sistemi var. 5 ülke referans olarak alınıyor ve oralarda ilaç fiyatları düştükçe Türkiye’de de düşüyor. Pazarı büyüten TL olarak yüksek fiyatlı ürünler daha doğrusu biyoteknolojik ürünler. Kanser ve diyabet ilaçları bu kapsamda yer alıyor. Bu ürünler Türkiye’de üretilmediği veya çok azı üretilmeye çalışıldığı için devlet bu ilaçların üretiminde teşvik veriyor.

*İlaç sektöründe ithalat ve ihracat oranları nedir?

4,7 milyar dolar ithalat ve 856 milyon dolar ihracat var. İlaç sektörü ciddi bir cari açığa neden oluyor. Bu nedenle cari açığı azaltmak adına global bütçeye daraltma getirildi. Devletin belli bir harcama bütçesi var. Bu bütçeyi geçtikçe ilaç fiyatları düşürülüyor.

*Bu durum ilaç şirketlerini ve sizi nasıl etkiliyor?

Ciromuz 6-7 yıl önce 1 milyar dolarken şu anda 480 milyon dolar. Yarı yarıya azaldı. 2009 yılında pazar 8,5 milyar dolarken 2014 yılında 6,6 milyar dolarlık bir pazar olduk. 2015 sonu kasım verilerine göre pazarın hacmi 6,27 milyar dolar.

*Kârlılıklar nasıl bir değişim gösterdi?

Kârlılık oranları düştü. Eskiden maliyete göre kâr sistemi vardı. İlaç başına yüzde 20’ye, ciroya göre de yüzde 15’e kadar kâr elde edebiliyorduk. Şimdi bazı şirketler zararda, bazıları yüzde 5, bazıları da yüzde 6 gibi kâr marjıyla çalışıyor.

*Peki böyle bir ortamda siz pazar payınızı artırmayı nasıl başardınız?

İlaç sektörü daha kârlı çalışırken biz de daha çok kârla çalışıyorduk. O zaman daha fazla istihdam yaratırken rahatsızlık duymuyorduk. Şimdi ekonomik tedbirler aldık. Çalışan sayısını azalttık, satış teşkilatında daha az kişi çalışıyor. İskontoları azalttık. Daha verimli çalışmaya başladık. Odaklandığımız ilaç gruplarını değiştirdik. Kârlı ürün sayısını artırmaya odaklandık. Yaptığımız harcamaları ve seyahatleri azalttık.

*Tüm bunları geride bıraktığımız 1 yılda mı yaptınız?

Aslında bu kararı, 2013 yılında aldık. Çünkü o yıl 100 milyon TL’yi aşan zararla tarihimizin en büyük zararını yaşadık.

*Bu sektördeki gelişmelerden mi kaynaklandı yoksa başka nedenleri var mıydı?

Yanlış politikalar ve tedbirlerin yeteri kadar alınamaması, yatırımlarımızın çok olması, fazla yatırım yaptığımız için daha fazla kredi kullanmamız bu sonuca neden oldu. 2014’te bu tedbirleri alarak 2014 ve 2015 yılında daha kârlı olduk.

*2016 sizin için ve sektör için nasıl bir yıl olacak? 2016 büyüme planınızdan bahseder misiniz?

2016 yılı için de endüstrimizin hedefi, AR-GE yetkinliğimizi artırarak özellikle biyoteknoloji alanında olmak üzere daha yüksek katma değerli ürünler üretmek, küresel bir ilaç üreticisi ve ihracatçısı konumuna gelmek. 2016, bizim için yine kârlı büyümeye odaklandığımız bir yıl olacak. Gerek yurtiçinde gerek yurtdışında büyüme hedeflerimiz bulunuyor. Buna paralel hem var olan tesislerimize hem yeni yatırımlarımıza kaynak aktarmaya devam edeceğiz. Yurtiçinde yüzde 15 büyüme hedefimiz var. Uluslararası pazarlar odağımızı artırdığımız bir alan ve o alanda da yüzde 50’nin üzerinde büyüme hedefimiz bulunuyor. 2016’da ihracatta 100 milyon dolara ulaşmayı hedefliyoruz. 2016 yılında AbdiBio’nun inşaatını tamamlamayı ve 2017 yılında da üretime başlamayı planlıyoruz. Bununla birlikte mevcut Abdi İbrahim tesisimizin fason üretim hacmini, gerek yeni müşteriler gerekse de var olan müşterilerimizin yeni ürünleriyle genişletme hedefindeyiz.

*2013 sonrasında aldığınız tedbirlerin benzerlerini 2016’da da almaya devam edecek misiniz?

Biz, 2013 yılından ders çıkardık ve bizim için faydalı oldu. Aynı tedbirleri almaya devam ediyoruz ama bu tedbirlerin dozunu daha fazla artıracağız anlamına gelmiyor. Bu elbise dar. Biz bu darlıkla ne kadar şık oluruz diye bakıyor, kilo almamaya çalışıyoruz. O yüzden tedbirlere devam edeceğiz.

*Geçtiğimiz aylarda Türkiye’nin en büyük biyoteknolojik ilaç üretim tesisi AbdiBio’yu hayata geçirmek için düğmeye bastınız. Bu yatırım kararını nasıl aldınız?

Biyolojik ürünlerin neredeyse tamamı Türkiye’ye ithal ediliyor. Bugün dünyada en çok kullanılan 10 ilaçtan 7’sinin biyolojik kökenli olduğunu göz önüne alırsak, biyoteknolojik bir devrimin yaşandığını söyleyebiliriz. IMS verilerine göre Türkiye’de biyoteknolojik ürünler değer bazında, hastane ihaleleri hariç, toplam reçeteli ilaç pazarının yüzde 23’ünü oluşturuyor. Abdi İbrahim olarak bu devrime ayak uydurarak, Türkiye’nin en büyük ilaç üretim tesisi AbdiBio’yu kurmak için önemli bir adım attık ve 2015 yılı Haziran ayında tesisin temel atma törenini gerçekleştirdik. 100 milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçen AbdiBio, Türk ilaç sektörünün geleceği için umut verici bir adım.

*Bu tesis ne zaman faaliyete başlayacak?

Şu anda inşaatın kabası bitti. 2017 Ocak ayında üretime geçeceğiz. Sektörde ilk olacağız. Tesisimizde, kimyasal yöntemlerle üretilen ilaçlarla tedavi edilemeyen kanser, diyabet, romatizma, merkezi sinir sistemi ve kan hastalıklarında kullanılan biyoteknolojik ilaçları üreteceğiz. Üreteceğimiz biyoteknolojik ilaçları Türkiye’de kullanıma sunmanın yanı sıra yurtdışında faaliyet gösterdiğimiz ülkelere de ihraç etmeyi hedefliyoruz. Böylece ithalatın azalmasında ve ihracatın artmasında rol oynayarak, cari açığın düşürülmesi için çift yönlü bir katma değer yaratmayı amaçlıyoruz. Ayrıca yetişmiş insan gücünün az olduğu biyoteknoloji alanında, yurtdışından uzmanlar getirerek know how transferi sağlayacak, yeni uzmanlar yetiştirerek sektöre ve ülkemize önemli katkıda bulunacağız.

*AbdiBio dışında yeni yatırım planlarınız var mı? Önümüzdeki dönemde yatırımlarınız özellikle hangi alanlarda gerçekleşecek?

Biz biraz Türkiye’nin dışına çıkmak istiyoruz. AbdiBio dışında Kazakistan ve Cezayir’de olmak üzere yurtdışında da fabrika yatırımlarımız var. 2013’te inşaatına başladığımız Kazakistan’ın en modern ve son teknoloji ekipman donanımına sahip olan üretim tesisimiz, 2015 yılında faaliyete geçti. Bu tesisimizle ilk kez Türkiye dışında bir noktada üretime geçmiş olduk. Kazakistan’dan sonra Cezayir’de de ülkedeki ilaç sektörünün en modern fabrika yatırımına başladık. Buradaki üretim tesisimizin açılışını 2016 yılında yapacağız. Başka ülkelerle de çalışıyoruz. Kanada’dan İngiltere’ye kadar 50 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Ama ilaç sanayi 170 ülkeyle çalışırken bizim çalıştığımız ülke sayısı 50. Dolayısıyla başka yerlere de yatırım yapmayı düşünüyoruz.

*Yurtdışında ortaklıklarınız var. Yeni ortaklıklara ve satın almalara açık mısınız?

Yeni ortaklıklara açığız. Satın alma anlamında da hem Türkiye’de hem yurtdışında fırsatlara bakıyoruz. Zaten bizim büyümemiz sadece yeni ilaçlar getirerek ve biyoteknolojiyle olmayacak.

*Bizi satın alın yönünde teklifler alıyor musunuz?

Müracaatlar oluyor. “Teklif vermeyi düşünür müsünüz” diye soranlar oluyor, o tip şirketleri inceliyoruz.
Bir de bizim alabileceğimiz rakamlarda olması da önemli. Geçenlerde Azerbaycan’da hükümet tarafından onlara bir fabrika yapmamız yönünde bir teklif geldi. “Görüşebiliriz” dedik. Irak’ta bizim için şu anda biraz kaos ortamı var ama bizim için iyi bir pazar, bakınıyoruz. Türkiye’den de eğer bizim alabileceğimiz, gücümüzün yettiği kadar bir yatırım olursa bakıyoruz.

*İlaç sürekli konsolidasyon yaşayan bir sektör. Yeni bir konsolidasyon dalgası bekleniyor mu?


Türkiye nüfusunun Suriyelilerle 78 milyona çıktığı açıklandı. Nüfusun, 2023’te 84, 2050’de 93 milyona çıkacağı söyleniyor. Türkiye, ilaç tüketimi bakımından cazip bir pazar haline geliyor. 2014 yılından bu yana 11 ulusal şirket çok uluslu şirketler tarafından satın alındı. Bizim çapımızda üretim yapan çok az şirket var. İlaç üreten 300 şirket görünüyor ama aslına bakıldığında bunların büyük kısmı ithalatçı. Aşağı yukarı 51’i yerli olan 63 üretici var. Bence konsolidasyon olabilir. Çünkü şu anda önünü göremeyen, yatırımlarını elden çıkarmak isteyen ulusal şirketler var, başka yere yatırım yapmak isteyen şirketler olduğunu da duyuyoruz.

*Pazara yeni girecek oyuncular olabilir mi?

Çok büyükler zaten geldi. Büyüklerin hepsi ilaç üretmiyor, ithal ediyor. Onlar gelip bu şirketleri alabilir, çünkü hükümetin politikasında açıklanan karara göre Türkiye’de bir ilacın üretimi yapılıyorsa o zaman ithal ilaç Sosyal Güvenlik Kurumu listesine alınmayacak, devlet ödeme yapmayacak. Dolayısıyla ya başka üreticiler o ilaçları üretecek ya kendileri gelip üretim tesisi alacak. O bakımdan bir konsolidasyon olabilir.



*Peki siz gelecek 5-10 yılda Abdi İbrahim’i nereye taşımayı hedefliyorsunuz?

Kendimize 2020 için bir hedef koyduk. 2020’de 7 yıl önce ulaştığımız 1 milyar dolar ciroya ulaşmak istiyoruz. Biyoteknolojik ürünlerin Türkiye’de üretilmesi, ihraç edilmesi ve çok uluslu şirketlere kendi tesisimizde onlar adına üretim yapıyor olmamız bizim için önemli. Kimyasal ürünlerde büyümek istiyoruz, onların ihracatını yapmak istiyoruz. Bazı yeni ülkelere giriyoruz. 2015 ciromuz 1 milyar TL. Ama fason üretim ve diğer hizmetlerle ciromuz 1,3 milyar TL. Dolayısıyla fason bizim için önemli. Fason üretimi artırırsak ciddi kaynak yaratmış olacağız. 2020’ye geldiğimizde ciromuzun yüzde 60’ı iç pazardan, yüzde 40’ı fason üretim ve ihracattan geliyor olacak.

BARUT’UN BÜYÜME PLANI
1- 2016’da kârlı büyümeye odaklanacağız. Hedef yüzde 15 büyüme olacak.
2- AbdiBio, 2017 Ocak ayında üretime geçecek. Sektörde ilk olacağız.
3- İlaç sanayi 170 ülkeyle, biz 50 ülkeyle çalışıyoruz. Ülke sayısını artıracağız.
4- Yurtdışında yüzde 50’nin üzerinde büyüme hedefimiz bulunuyor.
5- 2016’da ihracatta 100 milyon dolara ulaşmayı hedefliyoruz.
6- Bir satın alma gerçekleştirmenin bizi kısa zamanda büyüteceğine inanıyoruz.
7- Satın alma, ortaklık ve organik yollarla genişlememizi sürdürmeyi hedefliyoruz.
8- 2020’de 7 yıl önce ulaştığımız 1 milyar dolar ciroya ulaşmak istiyoruz.
9. 2020’de cironun yüzde 40’ı fason üretim ve ihracattan geliyor olacak.

TEKLİF VAR Bizi almak isteyenler de oluyor; genellikle çok uluslu şirketler ve yüzde 100’ünü almak istiyorlar. Hepsiyle görüyoruz ama hiçbir zaman yüzde 100’ünü satmayı düşünmüyoruz. Bizi geliştirecekse yurtiçinde ve yurtdışında büyütecekse niye olmasın, tabii ki ortaklık olabilir. Bir zamanlar şirketin tümünün satışıyla alakalı bir teklif olmuştu. Ben oğluma sordum, “Sen bu işi yapacak mısın, sana ya para bırakayım ya iş, ikisi bir olmuyor” dedim. O zaman ufaktı. “Ben iş istiyorum” dedi. İlaç sürekli kendinizi yenilemek zorunda olduğunuz bir iş. Yatırım yapmanız, teknolojinizi yenilemeniz gerekiyor. Şimdi bir hafta sonra yine gelecek; fikri değişti mi değişmedi mi diye her yıl soracağım. Fikri değişiyorsa uğraşmanın bir anlamı yok.

BİZİM İÇİN SON ÇARE Bu heyecan ve istek işi. Oğlum şu anda yurtdışında dünyanın en iyi girişimcilik okullarından Babson College’da okuyor. Bize işi devam ettireceğini söylüyor ama gençlerin fikirleri çok çabuk değişiyor, ileride ne olur bilmiyoruz. Bizim çok iyi profesyonel bir kadromuz var. Daha kurumsal bir şirket olduk. Halka açık bir şirket gibi davranıyoruz. Halka açılma konusu ise uzun vadede olabilir. Bu yapacağımız yatırımları kendi fonlarımızla karşılayıp karşılayamayacağımıza bağlı. Karşılarsak halka açılmayı düşünmüyoruz. Kendi fonlarımızla karşılamazsak yabancı yatırımcı düşünüyoruz, o da olmazsa halka açılmak son çare.

İMKANIMIZ YOK Türk ilaç şirketleri olarak biz de yeni molekül bulabiliriz, bunu çok uzak bir ihtimal olarak görmüyorum. Ama bunun için bütçe, yetişmiş insan kaynağı ve tecrübe çok önemli. Türkiye’de AR-GE teşvikleri yeni verilmeye başlandı. Bu haliyle de yeterli değil. Güney Kore ve Hindistan’da büyük teşvikler var. Bizde önce yatırım yapın, kazanın, kazandıktan sonra bu yatırımı düşeriz deniliyor. Halbuki orada 100 TL’lik bir yatırıma hemen 150 TL’lik teşvik alıyorsunuz. Bizim yeni moleküle yatırım yapacak imkanımız yok. Bir molekülün bulunması için en az 300-400 milyon dolarlık bir yatırım yapılması gerekiyor. Hiçbir yatırımcı, 300-400 milyonluk bir fonla bulunup bulunmayacağı belli olmayan bir moleküle yatırım yapmak istemiyor. Devlet teşviki şart. Bunlar ilaç sektörünün kârlı hale gelmesi ve birikim oluşmasıyla yapılabilecek şeyler.

105 PATENTİMİZ VAR Ciromuzun yaklaşık yüzde 6,5’ini AR-GE faaliyetlerine ayırıyoruz. 2008’de Türkiye’nin akredite olmuş ilk ve en büyük ilaç AR-GE merkezini açtık ve bu yıldan itibaren yaklaşık 140 milyon dolarlık yatırım yaptık. En yeni formülasyon ve analitik metot geliştirme laboratuvarlarıyla yüksek teknolojide hizmet veren merkezde 108 araştırmacı, referans, eşdeğer ve süper jenerik ilaç üretimi alanındaki inovasyon çalışmalarını yürütüyor. AR-GE destekli büyüme stratejimizin temel hedeflerinden birisi, inovatif ürünlerin patentle koruma altına alınması ve yurtdışı pazarlarda rekabet avantajı elde etmesi. 2009’da patent başvuru sayımız 21 iken, 2015’te 105’e ulaştı. Daha çok katma değeri yüksek ürünler geliştirmeye çalışıyoruz.

SOSYAL SORUMLULUK Sosyal sorumluluk faaliyetlerimizi asli faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu doğrultuda yürüttüğümüz faaliyetlerin eğitim, kültür-sanat, toplum sağlığı ve çevre ekseninde yapılanması ve toplumun entelektüel sermayesinin gelişimine katkı sağlaması için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Son dönemde önemli bir sosyal sorumluluk projesi olarak, 500 yıllık geçmişe sahip Sultan II. Bayezid Edirne Dârüşşifası’nı çağdaş müzecilik anlayışıyla yenilemek, bizi çok mutlu etti. Türk kültürüne ve hizmet verdiğimiz sektörün tarihi değerlerine sahip çıkmak adına gerçekleştirdiğimiz projede, Osmanlı tıbbı hakkında bilinmeyenlerin gün ışığına çıkmasına öncülük ederek mekanı iyileştirmek, bizler için ayrı bir gurur kaynağı oldu.

KAMPANYALAR Toplum sağlığı ve Türkiye ekonomisi açısından önem taşıyan bilinçsiz ilaç kullanımı konusunda, toplumsal farkındalık düzeyini artırmak amacıyla kuruluşumuzun 100. yılı olan 2012’de, Akılcı İlaç Kullanımı kampanyasını başlattık. İlk kez Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1985 yılında başlatılan ve 1992’den bu yana T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan “Akılcı İlaç Kullanımı” kampanyasında sorumluluk üstlendik. Halen devam eden bu kampanya ile bilinçsiz ilaç kullanımının toplum sağlığı ve ekonomiye yansımalarının önlenmesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Yakın zamanda şizofreni konusunda farkındalık yaratmak amacıyla Görmezden Gelmeyelim Kampanyası’nı, halkın otizmi tanıması, otizmli hasta ve hasta yakınlarıyla empati kurup onları anlayabilmesi için “Ben Sen Otizm Farkındalık Projesi”ni hayata geçirdik.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.