"HSBC’nin Türkiye Planı"

Piraye Antika / HSBC Bank Genel Müdürü Piraya Antika, birkaç ay öncesine kadar HSBC Türkiye’nin genel müdürüydü. Eylül ayıyla birlikte başında olduğu bankanın büyüklüğü 1 milyar dolara, şube sayı...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
HSBC’nin Türkiye Planı

Piraye Antika / HSBC Bank Genel Müdürü

Piraya Antika, birkaç ay öncesine kadar HSBC Türkiye’nin genel müdürüydü. Eylül ayıyla birlikte başında olduğu bankanın büyüklüğü 1 milyar dolara, şube sayısı da 180’e ulaştı. Demirbank’ın alımıyla birlikte bankasının stratejisi de değişti. Grubunun Türkiye’ye çok olumlu baktığını, bütün politikalarını buna göre oluşturduklarını söylüyor. Her şeyi 5 yıllık strateji içinde hazırladıklarına dikkat çekiyor. Bu doğrultuda satın almanın da yapılabileceğini belirtiyor. Antika, “Yeni fırsatlar olur, çok özel bir teklif olursa yeni satın almalar da gündemimize gelebilir. Ama portföy satın alabiliriz diye düşünüyorum” diyor.

HSBC Bank ile Demirbank arasındaki flört, Ağustos 2000’de Cıngıllıoğlu Ailesi döneminde başladı. HSBC Bank, ilk olarak Demirbank’ın bir kısmını satmak isteyen aile ile masaya oturdu. Ancak, bankada inceleme olanağı bulamadıkları için, aileye teklif veremediler.

Demirbank’ın bankacılık sektöründeki yeniden yapılanma çerçevesinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmesinin ardından da, bankaya olan ilgileri devam etti. Fon tarafından yeniden yapılandırılan banka, satışa çıkarıldığında talibi yine HSBC oldu. Bankada incelemeler yapıldı, bilgiler hissedarlara gönderildi ve en sonunda da BDDK’ya teklif verildi. Yapılan incelemeler sonunda, BDDK geçtiğimiz eylül ayında bankanın 350 milyon dolar karşılığında HSBC Grubu’na satılmasını onayladı. Böylece Türkiye’nin 6’ıncı büyük bankası olan Demirbank, 180 civarında şubesi, 3 bin 500 çalışanı ve 1 milyon bireysel, 4 bin ticari müşterisiyle HSBC Bank’ın bünyesine katıldı.

Bankacılık sektöründeki ilk kadın genel müdür olan HSBC Bank Genel Müdürü Piraye Antika, “Türkiye’deki organizasyonumuzu büyütme çalışması içindeydik. Bu kapsamda 7-8 şube açmıştık. Bu çalışma bize organik büyümenin oldukça yavaş olacağını gösterdi ve banka satın almaya karar verdik. O sırada da karşımıza iyi bir fırsat olarak Demirbank çıktı. Biz de bu fırsatı değerlendirdik” diyor.

İki banka arasında uyum çalışmalarının hızla sürdüğünü belirten Piraye Antika, ilk olarak bankaya bir takım kontrol sistemleri yerleştirdiklerini söylüyor. “Ekonominin yükselişe geçtiğinde, ürün gamımız ve dağıtım kanallarımızla büyümeye hazır olmak istiyoruz” diyen Piraye Antika, satın alma sonrasında yaşananları, yeni yapılanmayı ve hedeflerini Capital’e anlattı:

Ağustos 2000’de yaptığımız söyleşide, “HSBC fırsatları iyi değerlendiren bir grup” demiştiniz. Demirbank, HSBC Grubu için iyi bir fırsat mıydı?

Türkiye'de son iki üç yıldır saklamadığımız bir niyetimiz vardı. Bu da faaliyetlerimizi bireysel bankacılık alanına kaydırarak, organizasyonumuzu büyütmekti. Bunun için de çalışmalara başladık ve kendimiz oldukça küçük bir operasyon kurduk. Bu kapsamda da 7-8 şube açmıştık. Ancak bu çalışma bize organik büyümenin oldukça yavaş olacağını gösterdi. Çünkü, sektörde sıkı bir rekabet var. Dolayısıyla, “Bir yeri satın alarak zaman kazanabiliriz” diye düşünmeye başladık. O sırada da bir fırsat olarak karşımıza Demirbank çıktı. Cıngıllıoğlu Ailesi, bankanın belli bir miktar hissesini satmak istiyordu. İlk görüşmeler de bu şekilde başlamıştı. Zaten bundan sonraki gelişmeleri herkes çok iyi biliyor. Bu nedenle tekrarlamak istemiyorum. Ve sonuç olarak bugüne geldik. Demirbank o anda karşımıza çıkan en iyi fırsattı. Zaten fırsatlar zamanlara göre ölçülüyor ve o an bizim için en iyi fırsat Demirbank'tı.

Sonrasında da hem Türkiye'de hem de dünyada şartlar çok değişti. Buna rağmen iyi bir işlem olduğunu düşündük ki, Ağustos 2000’den başlayan ilgimiz devam etti. O günden bu yana şartlarda çok ciddi değişiklikler oldu. Ancak, biz grup olarak kararımızda sebat ettik.

Satın alma sonrasında bankada neler yapıldı? Neler değişti?

İlk yaptığımız şey, bankaya olmazsa olmaz bir takım kontrol fonksiyonlarını yerleştirmek oldu. İlk gün itibariyle bir takım prosedürleri değiştirdik. Piyasa riski yönetiminde, kredi riski yönetiminde, operasyonel risklerin yönetiminde, şubeler ve diğer bütün dağıtım kanallarında çok yoğun bir prosedür değişikliği oldu.

Bunun dışında tek takım yaratma en önemli önceliklerimizden biriydi ve bu konu büyük ölçüde yaratıldı sanıyorum. HSBC Türkiye'nin, Demirbank'ın ve yurtdışındaki organizasyonumuzdan gelen bazı yöneticilerin tek bir takım haline getirilmesi konusundaki çalışmalarımızda oldukça başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Demirbank AŞ ile HSBC Bank AŞ’nin birleşme konusundaki hukuki işlemler tamamlanmak üzere. Şubelerde bankanın HSBC'ye ait olduğunu gösteren bir değişiklik yapmak gerekiyordu. Bu konudaki çalışmalara başlandı. Tüm bunları yaparken de müşteri portföyünü, network'ü anlamaya, birlikte çalıştığımız insanları tanımaya çalışıyoruz. Burası oldukça büyük bir banka ve bir ayda amaçladığımızın ötesinde yol aldığımızı söyleyebilirim.

Satın alma sonrası ulaştığınız şube sayısı ve aktif büyüklüğünüz hakkında bilgi verir misiniz? Mevduatlarda herhangi bir değişim oldu mu?

Biz Demirbank'ı yaklaşık 180 şubeyle devir aldık. Şu anda bu sayıda herhangi bir değişim yok. Aktif büyüklüğü yaklaşık 900 milyon dolar civarındaydı. Bizim Türkiye'deki yapılanmamızın da aktif büyüklüğü hemen hemen aynı düzeyde. Dolayısıyla, ikisi birleşince daha büyük bir banka olarak sektörde yer alacağız. Bu bir aylık süre içinde mevduatlarımızda küçük çaplı bir artış oldu. Ancak, bu hareketin çok ciddi rakamlara ulaşmadı.

Şube sayısını artırmayı planlıyor musunuz?

Şu anda sayı olarak bir planımız yok. Ancak, bütün şubelerin yerleri ve konumlarına tekrar bakacağız. Çünkü, şu anda şubeler kurumsal, ticari ve bireysel olarak üçe ayrılmış durumda. Biz şubeleri böyle bir ayırım yerine, bankanın şubesi haline getirmeyi planlıyoruz. Şu anda da bu doğrultuda çalışıyoruz. Bu aşamada da şube yerlerinde, büyüklüklerinde bir takım değişiklikler olabilir. Dolayısıyla, kapanan şubeler de, açılan şubeler de olacaktır. Şu anda bu konuda bir çalışma içindeyiz.

Alternatif dağıtım kanalları konusunda neler yapacaksınız?

Demirbank'ın alternatif dağıtım kanalları son derece efektif. Gerek telefon, gerekse internet bankacılığında oldukça ileri durumda. Biz, bu sistemleri nasıl destekleyebileceğimize bakıyoruz. Alternatif dağıtım kanallarını, şube ağıyla nasıl destekleyeceğimiz bizim için önemli. Çünkü, dünyada artık şube bankacılığı tek seçenek değil. Bu nedenle, ‘üç dağıtım kanalını nasıl birleştirip, birbirlerini nasıl destekleriz’ diye düşünüyoruz.

Grubun benzeri ülkelerinde nasıl bir yapılanma olduğuna bakıyoruz. Yani şu anda hummalı bir anlama çalışması içindeyiz. Sonrasında pazarın şartlarını da göz önünde bulundurarak, kendi planımızı daha net olarak ortaya koyacağız.

Peki alternatif dağıtım kanallarında yenilikler olacak mı?

Demirbank, oldukça ileri bir teknoloji ile çalışıyor. Dolayısıyla, ilk aşamada alternatif dağıtım kanallarına ek bir destek vermeyi ya da yeni teknoloji getirmeyi düşünmüyoruz. Ancak, kontrol sistemlerine yeni teknolojiler getirmeyi düşünüyoruz. Zaten bir takım sistemleri değiştirdik ve bunlar da devreye girdi. Örneğin, Hazine bölümünde piyasa riskleri için HSBC modeline geçtik. Fakat diğer muhasebe sistemlerinde, Demirbank'ın sistemini kullanıyoruz. Kullanmaya da devam edeceğiz.

Hazine bölümünde uygulamaya koyduğunuz HSBC modeli hakkında bilgi verir misiniz?

Dünyada kullanılan, tüm hazine ve sermaye piyasaları risklerinin takip edildiği bir sistem. Zaten bizim Türkiye organizasyonumuzda kullanılan bir sistemdi. Satın alma sonrasında da Hazine tarafında ilk günden bu sistemle çalışmaya başladık.

Şu anda kaç çalışanınız var? Satın alma sonrasında işten çıkarmalar yaşandı mı?

Demirbank çalışanları yaklaşık 3 bin 500 kişi. Diğer bankamızla birlikte çalışan sayımız 3 bin 700 kişiye ulaştı. Satın alma sonrasında bizim verdiğimiz bir karar sonucu işten çıkarmalar yaşanmadı. Ancak, bu kadar büyük bir bankada işten ayrılmalar ve yeni işe alınmalar yaşanması son derece normal.

HSBC’nin önceki yönetim kadrosunda herhangi bir değişim oldu mu? Demirbank yönetiminden isimler yönetim kadrosuna dahil edildi mi?

Demirbank'ın üst yönetiminde bulunan arkadaşlar, yine çeşitli pozisyonlarda bizimle çalışmaya devam ediyor. Şu anda 3 genel müdür yardımcısı Demirbank'lı. HSBC’den gelen genel müdür yardımcıları da Demirbank’ın üst düzey yöneticileriyle ekiplerini güçlendirmiş durumda.

Yani kadro oluştururken ne tür bir profile ihtiyacımız olduğuna baktık ve Demirbank'ın üst yönetiminde bulunan bütün arkadaşlardan da faydalandık. Çünkü, bizim Türkiye'deki organizasyonumuz oldukça küçüktü. Bu nedenle hem Demirbank'tan hem de HSBC’nin grup operasyonlarından gelen uzmanlarla kadromuzu genişlettik.

Türkiye’deki yolunuza HSBC Bank adıyla mı devam edeceksiniz?

Demirbank AŞ'nin tüm şahsiyeti HSBC Bank AŞ'ye geçmesi için yaptığımız hazırlıklar sürüyor. Gerekli izinlerin tamamlanması aşamasındayız. Sonrasında da HSBC Bank AŞ'nin hükmü şahsiyeti devam edecek. Gönlümüz, HSBC Bank’ın yanına, bir Türk ya da Türkiye kelimesinin eklenmesinden yana. Böylece Türkiye’deki yapılanmayı, diğer HSBC Bank’lardan da ayıracağımızı düşünüyoruz. Bunun için de Bakanlar Kurulu kararı gerekiyor. Bu kapsamda henüz yaptığımız bir başvuru yok. Ancak, işlemleri tamamladığımızda bu konuda da müracaatımızı yapacağız.

Krizler nedeniyle vatandaşlar bankalara artık daha temkinli yaklaşıyor ve bildikleri bankalara gitmeyi tercih ediyorlar. Yabancı bir banka olmak sizin için avantaj mı yoksa dezavantaj mı?

Avantajımızın da, dezavantajımızın da olduğu yerler var. Bir defa en büyük dezavantajımız, tanınmamamız. Marka tanınırlığımız çok az. Tüketiciye ne ifade ettiğimizi zaman gösterecek. Önümüzdeki dönemde çeşitli pazar araştırmalarıyla bunu ortaya koyacağız. Tanınmamak ve ismimizin biraz zor telaffuz edilmesi bizim için dezavantaj diye düşünüyorum. Avantajlarımız ise, 11 yıldır Türkiye’deyiz ve bizi tanıyan yatırımcılar var. Bu en büyük avantajımız.

Peki Demirbank müşterilerine kendinizi anlatmaya başladınız mı? Bu konuda neler yaptınız? Nasıl tepkiler aldınız?

Genel olarak pozitif bir yaklaşım var. Negatif bir tepki almadık. Müşterilere mektupla ulaşarak kendimizi anlatmaya çalıştık. Müşteri de kesintisiz bir hizmet aldı. Sadece biz devir aldıktan sonra değil, BDDK’ya geçmesinden sonra da Demirbank hayatiyetini korumuş bir banka. Biz de hizmeti kesintisiz sürdürmeyi hedefledik. Çünkü, bu tür devir almalarda hizmet kesintiye uğrayabiliyor.

Kendi kontrol mekanizmalarınızı getirmek, sistemden emin olmak istiyorsunuz. Bütün bunları yaparken de hizmetin aksamaması gerekiyor. HSBC çok büyük bir grup ve çok disiplinli bir risk yönetimi anlayışı var. Tüm bunları bankaya yerleştirirken, müşteriye bunun negatif bir şekilde aksetmemesi, müşterileri olumlu etkiledi diye düşünüyorum. Çünkü, hiç kolay bir iş değil.

Bundan sonra nasıl bir strateji izleyeceksiniz?

Türkiye'deki stratejimiz, bu iki bankanın birleşmesinden doğacak sinerjileri belirleyip, o konularda hedeflerimizi ortaya koymak istiyoruz. Örneğin, HSBC Türkiye'de biz büyük kurumsal müşteriyle çalışıyorduk. Bireysel tarafta da belirli bir servet birikimi olan kişilerle çalıştık. Yani operasyonun küçüklüğü nedeniyle daha toptancı işlere bakıyorduk. Ancak, Demirbank’ın kurumsal tarafta daha orta ölçekli firmalarla ilişkisi vardı. Biz de kurumsal bankacılıkta, bu alana yoğunlaşacağız.

Bu diğer işimizi ihmal edeceğiz manasında değil, ama orta ölçekli kurumlara da kredi vermek ya da dış ticaretin finansmanı konusunda o firmalara da bakacağız. Bireysel bankacılıkta da daha alt gelir segmentindeki müşteri kitlesini hedeflemeyi düşünüyoruz. Yani hedef müşterilerimiz A, B, C grubu diyebiliriz. Şu anda Demirbank'ın daha çok B, C grubu müşteri kitlesi vardı. Dolayısıyla, Türkiye'deki hedef kitlemizi daha da genişletmeyi planlıyoruz.

Yeni ürünler olacak mı?

Mutlaka olacak. Ancak şunu da belirtmeliyim ki, Türkiye'de bankacılık sektörü çok ileri bir aşamada. Bu nedenle Türkiye piyasasına çok yeni bir ürün getirmek o kadar da kolay değil. Çünkü, dünyada olan, ancak Türkiye'de müşteriye sunulmayan çok az ürün var. Biz de bu ürünlerin hangilerin makul, mantıklı ve verimli olduğunu inceliyoruz.

Demirbank'ın zaten çok iyi bir hizmet kalitesi var. Biz bunu bozmadan, üzerine ne getirebiliriz, nasıl farklılaşabiliriz diye bakıyoruz. Şu anda da üzerinde odaklandığımız bazı ürünler var.

2002 hedeflerinizi belirlediniz mi?

Şu anda belirleme aşamasındayız. Bütçe ve iş planımızı yapıyoruz.

Peki Türkiye’de uzun vadeli planlarınız neler?

Şu anda 5 yıllık bir plan üzerinde de çalışıyoruz. Tabii bu Türkiye'de bankacılık sektörünün, Türk reel sektörünün, Türk ekonomisinin nereye gittiğiyle çok ilintili. Biz ekonomideki gelişimde burada olmak istiyoruz. Önümüzdeki dönemde de ekonominin yükselişe geçeceğini düşünüyor ve böyle olmasını ümit ediyoruz.

Bu trendle birlikte Türkiye'deki işimizi büyütmeyi düşünüyoruz. Bu fırsat doğduğunda da ekibimizle, ürün gamımızla ve dağıtım kanallarımızla hazır olmak istiyoruz. Bunu yaparken de bankayı algılanabilir bir risk kontrolü düzeyine getirmeyi amaçlıyoruz. Şu anda önümüzdeki en önemli konu bu.

Uzun vadede işimizi biraz daha büyütebiliriz. Bu amaçla da çeşitli iş kollarına bakabileceğimizi düşünüyorum. Ancak, bu çok uzun vadeli bir plan. Biz Demirbank’ın bilançosunun üçte birini, fakat maliyet bazında yüzde 100'ünü aldık. Bunu rantabl olarak yürütmek için de işimizi büyütmemiz gerekiyor.

Yeni bir satın alma ya da başka alanlara da girmeyi planlıyor musunuz?

Şu anda yeni satın almalar olacağını düşünmüyoruz. Çünkü, önümüzdeki tabak çok dolu. Tabii kesin konuşmamak lazım, çünkü yeni fırsatlar olur, çok özel bir teklif olursa yeni satın almalar da gündemimize gelebilir. Ancak, şu anda kesinlikle böyle bir kararımız yok. Ama portföy satın alabiliriz diye düşünüyorum. Bizim ilişkilerimize uyarsa, bu tür işlere bakabiliriz.

Demir Yatırım'ı da bünyenize kattınız. Buradaki yeni yapılanma hakkında bilgi verir misiniz?

Demir Yatırım, bizim için bireysel müşteri hizmetlerine ürün servisi veren bir birim. Dolayısıyla, bankamızın bireysel müşteri kitlesine yatırım ürünleri konusunda uzman servis verecek. Kurumsal müşteri kitlesi de ayrı bir iş olacak. Demir Yatırım bireysel tarafta bankayla el ele çalışacak. Bizim bireysel müşteri hizmetleri tanımımız içinde yatırımın çok önemli bir yeri var. Demir ismini burada da düşüreceğiz. Bunun en büyük nedeni, ailenin bu isim üzerinde hakkı olması. Çünkü başka şirketlerde de bu ismi kullanıyorlar.

Bu arada reklam kampanyanız başladı. İçinde güven unsurunun da yer aldığı genel olarak imaja yönelik bir tanıtım kampanyası. Önümüzdeki dönemde ürün bazında kampanyalar olacak mı?

Şu anda planlarımız kesinleşme aşamasında. Önümüzdeki yıl için bir kampanya hazırlıyoruz. Tabii bu kampanya içinde ürün bazında tanıtımlar da olacak. İmajdan ziyade ağırlıklı olarak tanınırlık ve isim yerleştirme konusunda kampanyalar olacak. Ardından da ürün kampanyaları gelecek.

“HSBC GRUBU İNİŞ ÇIKIŞLARA ALIŞIK”

Ağustos ayından bu yana Türkiye'de çok şey değiştiğini söylüyorsunuz. Bu değişim HSBC Grubu’nu nasıl etkiledi?

HSBC, gelişmekte olan ülkeleri çok iyi tanıyan bir grup. Bu nedenle de iniş çıkışlara çok alışıklar. Türkiye’deki krizlerden de özellikle korktuklarını söyleyemem. Tabii daha dikkatli baktıkları bir gerçek. Türkiye'deki krizler, hatta 11 Eylül'den sonra, grup dünyadaki yatırım politikalarını yeniden gözden geçirdi. Sonuçta da Türkiye'deki yatırıma devam edilmesine karar verildi. Bu yatırımın, devam edilen nadir kararlardan bir tanesi olduğunu da söylemek istiyorum.

Peki neden Türkiye’den vazgeçilmedi?

Vazgeçmek için çok önemli bir neden olmadığını düşündük. Türkiye gibi bir ortamda uzun vadeli yatırım yapıyorsanız, bu tür iniş çıkışlara hazır olmanız gerekiyor. Eğer bunlara tahammülünüz yoksa, bence hiç gelmemelisiniz.

Ayrıca, çok uzun vadeli bir karar olması da, yatırım kararının geri çekilmemesinde etkili. Bu arada, sanıyorum Türkiye'deki krizin HSBC Türkiye'yi etkilememesi de bu karar da etkili oldu. Çünkü, krizlerden Türkiye'deki operasyon bir yara almadı. Bankayı bu tür işlere hazırlıklı yönetiyorduk. Sermaye yeterliliği göz önüne alınarak, riskler alınıyordu. Dolayısıyla, bu hissedarlara güven vermiş olabilir. Çünkü, “Biz bu ülkeyi alıyoruz. Ülkedeki çalkantılara rağmen de işimizi makul oranlarda kontrol edebiliyoruz” şeklinde bir düşünce yatırım kararında etkili olabilir. 

“YABANCILAR NİŞ OYUNCULAR OLARAK KALACAK”

Önümüzdeki dönemde piyasadaki yabancı oyuncuların sayısının artması bekleniyor. Bu sizi nasıl etkileyecek?

Bu aslında kimin girdiğiyle çok ilintili. Ama genellikle iyi etkileyeceğini düşünüyorum. Ayrıca, yabancı sermayenin girmesinin sektör için hayırlı olacağını düşünüyoruz. Tabi burada uluslararası, büyük ölçekte bankacılık yapan yatırımcıları kast ediyorum. Gerek eğitim olarak, gerek risk yönetimi anlayışı olarak, gerekse piyasa oyuncusu olarak 80'lerde de olduğu gibi piyasaya bir katma değer getireceklerini düşünüyorum. Dolayısıyla biz yabancıların girişini iyi karşılayacağız.

Fakat ben çok büyük çaplı yabancı girişi olacağını düşünmüyorum. Mutlaka olacak, ancak bankacılık sektörünün belli bir yüzdesine yabancılar sahip olacak görüşüne katılmıyorum. Bana göre, yabancı bankalar niş oyuncular olarak kalacaklar. Türk bankacılık sektörüne, alternatif olup olmayacağını hep beraber göreceğiz. Açıkçası, ben bunun çok hızlı olmayacağını düşünüyorum.

“KRİZLER TECRÜBEMİZİ ARTIRDI”

Bankacılık sektöründeki yeniden yapılanma sektörü nasıl etkileyecek?

Bir defa bankacılıktaki yapılanma uzun vadede sektörü olumlu etkileyecek. Kısa vadede ocak ayından itibaren uyulması gereken bir takım kararnameler var. İlk aşamada bankacılık sektörü bir alışma devresi geçirecek. Bu nedenle biraz zorlanabilir. Risk tebliği, karşılıklar kararnamesi gibi. Ancak, uzun vadeli etkileri çok olumlu olacak. Bankacılık sektörü, çok önemli bir düzeltmeden geçiyor. Bir takım hatalar düzeliyor. Hep doğru adımlar atılıyor. Uluslararası standartlar getiriliyor.

Ancak, bankacılık sektörünün ilk başta zorlanacağını düşünüyorum. Çünkü bu değişim, sektör çok sağlıklı bir yapıdayken olmadı. İki krizden çıkmış haliyle benimsemeye çalışacak. Onun getirdiği bir zorlanma süreci mutlaka olacaktır. Ama çok ümitliyim. Çünkü biz ülke olarak her krizden insan gücü ve anlayış olarak daha güçlenerek çıkıyoruz. Hepimiz krizler nedeniyle daha tecrübeli bankacılar olduk.

Sektörde yaşanan birleşme ve satın almalar piyasayı nasıl etkileyecek?

Tabii ki maliyet yapısı daha da iyileşecek. Birleşmeler de amaç, maliyeti düşürüp karlılığı artırmaktır. Dolayısıyla bankacılıkta da karlılık artacak, sermaye yapısı güçlenecek. Doğal olarak sektör daha iyi noktaya ulaşacak. Tabii bu zamanla daha netlik kazanacak. Genelde daha sağlıklı bir bankacılık sektörü kalacak. Bu çok açık görünüyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz