"Korkmaz’ın Örnek Öyküsü"

Rahmi Korkmaz / Korkmaz Mutfak Eşyaları Yönetim Kurulu  Başkanı   Rahmi Korkmaz, amcası Hakkı Korkmaz ile iş hayatına tam 34 yıl önce başladılar. Yola çıktıkları mekan 50 metrekarelik ...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Korkmaz’ın Örnek Öyküsü

Rahmi Korkmaz / Korkmaz Mutfak Eşyaları Yönetim Kurulu  Başkanı

 

Rahmi Korkmaz, amcası Hakkı Korkmaz ile iş hayatına tam 34 yıl önce başladılar. Yola çıktıkları mekan 50 metrekarelik bir dükkandı. Mercan’daki bu dükkan, 1972 yılında “hamam tası” atölyesine dönüştü.  Ardından işler yavaş yavaş  büyüdü, fabrika kuruldu. Bunu, yurtdışında okuyan çocukların getirdiği hareket izledi. Derken, yurtdışına açılma ve diğer fabrikalar geldi. Şimdi grubun cirosu 10 milyon dolara ulaştı. Yeni kurulan fabrikayla birlikte, 15 ülkeye markalı ihracat yapıyor. Rahmi Korkmaz, “İhracat ağırlıklı çalıştığımız için 2002’nin iyi bir yıl olacağını tahmin ediyorum. Yeni pazarlara girmeyi hedefliyoruz” diyor.

 

Küçük bir atölye ile yola çıkan, büyüyen, sonra da dünyanın dört bir yanına ihracat yapan bu aile şirketlerinin öykülerini Capital’de sık sık okuyorsunuz. İşte benzer bir başarı öyküsü de Kandıralı Korkmaz Ailesi’ne ait. 1960’lı yıllarda bakır hamam tası yaparak yola çıkan aile, yavaş ama emin adımlarla başarıya ulaştı. Başarının bayrağını Hakkı Korkmaz ve Rahmi Korkmaz  birlikte taşıdı.

 

Ailedeki diğer çocuklar ise bu iki öncü tarafından yurt dışında eğitim almaya gönderildi. Bu isabetli karar, beyin takımının da oluşmasını sağladı. Mercan’da bir atölye ile işe koyulan aile, önce Bayrampaşa’ya ardından Küçükköy’deki fabrikalarına taşındı. Bugün Korkmaz Ailesi’nin Küçükköy, Kandıra ve yapımı tamamlanmak üzere olan Beylikdüzü’nde olmak üzere 3 fabrikası bulunuyor. Ayrıca, ailenin Korkmaz Pazarlama, Korkmaz Dış Ticaret ve Korkmaz Mutfak Eşyaları olmak üzere de 3 şirketi var.

 

Çok değil, 1990’ların ikinci yarısında Almanya’ya arabayla gidip müşteri arayan Korkmaz ailesi, bugün dünyanın birçok ülkesine ihracat yapıyor. 2001 yılında gerçekleştirilen 10 milyon dolarlık cironun yüzde 60’ı ihracattan elde edildi. Yönetim kurulu başkanı Rahmi Korkmaz “2002 yılında 12 milyon dolar ciro hedefledik” diyor. Yeni yatırım yapmayacaklarını söyleyen Rahmi Korkmaz, önümüzdeki dönemde ürün çeşitlendirmesiyle büyüyeceklerine dikkat çekiyor. Ona göre, pişirme konusunda keşfedilecek daha çok ürün var. 

 

Korkmaz Mutfak Eşyaları Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Korkmaz, şirketinin öyküsünü, geldiği noktayı Capital’e şöyle anlattı:

 

Korkmaz Mutfak Eşyaları’nın kuruluş öyküsünden bahseder misiniz?

 

Korkmaz Mutfak Eşyaları’nın temeli 1972 yılında atıldı. O zamanlar Mercan’da 50 metrekarelik bir yerimiz vardı. Şirketin temelini amcam Hakkı Korkmaz ile birlikte oluşturduk. Ancak, bence asıl kurucu odur.

 

Amcanızın yanında mı çalışıyordunuz?

 

Amcam Hakkı Korkmaz, 1960 yılında Süleymaniye’de bu işe başladı. Ben de 1968’de onun yanında çırak olarak işe girdim.

 

O dönemler hangi ürünlerin imalatını yapıyordunuz?

 

Bakır sürahiler, hamam tasları yapıyorduk. Daha sonra başkaları için mutfak eşyaları imal etmeye başladık. 1972’de ise Mercan’da İhsan Paslanmaz Eşya adıyla kendi atölyemizi kurduk.

 

1976 yılında askere gittim. Bu esnada amcam ve babam Fener’de bir depo tutmuşlar. Ben askerden dönünce buraya tezgahlar alacaklarını söylediler ve işin başında durmamı istediler. Kendileri ise Süleymaniye’deki işin başına geçtiler. Süleymaniye’de 200 metrekarelik bir yerimiz vardı. Burada çay tabağı, çay kaşığı yapardık.

 

Buralar bize yetmeyince Bayrampaşa’da 800 metrekarelik bir yer tuttuk. Bu sırada kardeşlerim ve amca çocukları büyümüşlerdi. Dolayısıyla, çocuklarımızın bir bölümünü yurt dışına okumaya gönderdik. Onlar orada iyi bir eğitim aldıktan sonra Türkiye’ye geri dönüp bizimle çalışmaya başladılar. Bu aile için önemli bir gelişmeydi.

 

1988’de  Küçükköy’deki yerimize geçtik. Yaklaşık 5 bin metrekarelik bir alanda fabrikamızı kurduk. 1994’e kadar ürettiğimiz malları yurt içinde sattık. O dönem henüz ihracatın ne demek olduğunu bilmiyorduk. Yurtdışı menşeili hammaddeleri yabancı şirketlerin Türkiye temsilcilerinden satın alıyorduk.

 

1994 krizi bazı dengelerin değişmesine neden oldu sanıyorum...

 

1994 kriziyle birlikte iç piyasa bitti. Amcam Hakkı Bey, bizi karşısına aldı ve “ İç piyasa bitti. Yurt dışına nasıl mal satarız?” dedi. Arabanın arkasına 4-5 adet tencere takımı koyduk, Almanya’ya müşteri aramaya gittik.

 

Arabayla Almanya’ya gidip müşteri mi aradınız?

 

Evet, amcam ve kardeşimle birlikte arabaya atladık ve Almanya’ya gittik. Orada gördüklerimizden sonra yurt dışına mal satamayacağımıza karar verdik.

 

Neden?

 

Çünkü yurt dışındaki kalite anlayışını bilmiyorduk. Oraya ihracat yapabilmek için kaliteli ürünler yapmak gerekiyor. Türkiye’de çok güzel bir seviyedeydik ve yurdun dört köşesine mal satıyorduk. Ama, yurt dışına mal satmamız için biraz daha pişmemiz gerekiyordu.

 

Amcamla birlikte bir toplantı yaptık. Toplantıda yurtdışına ürün satmak için kaliteli mal üretme kararı aldık. Bütün kadroyu toplayıp kararı anlattık. 6 ay gibi kısa bir sürede, kaliteli üretim için gerekli standartları hayata geçirdik. 1994 itibariyle de ihracat yapmaya başladık.

 

Kandıra’daki fabrikanızı nasıl hayata geçirdiniz?

 

1994’te ihracata başlayınca Küçükköy’deki yerimiz yetmemeye başladı. 1997’de kendi memleketimiz olan Kocaeli Kandıra’da yer aldık. Kendi memleketimize yatırım yapalım, istihdam yaratalım düşüncesi yerin seçiminde etkili oldu. 16 bin metrekarelik alanda 6 bin 500 metrekarelik kapalı alanı olan fabrikamızı 1998’de kurduk. Başına amcam Hakkı Korkmaz ve kardeşim Ahmet Korkmaz geçti. Çelik tencere üretimini buraya taşıdık.

 

Küçükköy’de ne üretmeye başladınız?

 

Küçükköy’de elektrikli mutfak eşyaları üretmeye başladık. Kandıra’daki ikinci fabrikamız da yetmeyince Beylikdüzü’nde yeni bir yer satın aldık. 2002’nin ikinci yarısında sanıyorum bu fabrikamız da faaliyete geçecek.

 

Burası 16 bin metrekareli kapalı alanı olan büyük bir fabrika. Elektrikli mutfak eşyalarını buraya taşıyacağız. Küçükköy ise başka bir iş için kullanılacak. Türkiye krizi atlatırsa başka bir yatırım yapmayı düşünebiliriz.

 

Elektrikli ev aletleri üretimine geçişiniz nasıl oldu?

 

1990’da çelik tencerenin yanı sıra teflon tencere de üretmeye başladık. Teflon üretimimiz aşağı yukarı 4 yıl sürdü. 1994’te iç pazar daralınca teflonda arz talebi aştı. Arz fazla olunca, teflon üretimini bırakıp elektrikli ev aletleri üretmeye başladık.1990’dan öncede tost makinesini küçük adetlerde üretmeye zaten başlamıştık. Yani hazırlıklarımız vardı. Teflon üretimini bırakınca elektrikli ev aletlerine ağırlık vermeye başladık. Fuarları ve yurtdışındaki trendleri takip ederek bu işimizi de geliştirdik.

 

Beylikdüzü’ndeki yeni tesisleriniz için ne kadar yatırım yaptınız?

 

Beylikdüzü yatırımı üç dört senedir sürüyor. Yaklaşık olarak 2.5-3 trilyon civarında bir yatırım yaptık. Dış pazarları hedefleyerek bu yatırımı gerçekleştirdik. Elektrikli ev aletlerini oraya taşıyacağız. Bir mutfakta ne gerekiyorsa, ilgili her şeyi üreteceğiz. Yani ürün çeşitlendirmesine gideceğiz.

 

Fabrikalarınızın üretim kapasitesi nedir?

 

Kandıra’daki fabrikamızda  günde 4 bin 500 adet çelik tencere imal edip kutuya koyuyoruz. Çatal bıçak takımlarını dışarıda fason olarak ürettiriyoruz. Kandıra’da çelik tencere, düdüklü tencere ve çaydanlık imalatı gerçekleştiriyoruz. Ana üretimimizi çelik tencere oluşturuyor.

 

İkinci sırayı ise elektrikli ev aletleri alıyor. Küçükköy’deki fabrikamızda ise günde 3 bin adet elektrikli ev aleti imal edip, ambalajlıyoruz. Tost makinesi, fritöz, barbekü, su ısıtıcısı elektrikli ev aletlerinde önemli kalemleri oluşturuyor.

 

Şirketlerinizin toplam cirosu nedir?

 

2001 yılında Korkmaz Mutfak Eşyaları’nın cirosu 10 milyon dolar civarında gerçekleşti. Bu cironun yüzde 60’ını ihracattan elde ettik. 1994 yılındaki devalüasyondan sonra her yıl ortalama olarak yüzde 15 civarında büyüme gerçekleştirdik.

 

2001’i nasıl geçirdiniz?

 

Krizde geçen yılki yerimizi korumaya çalıştık. Esasında bunu bir büyüme olarak kabul ediyoruz. Çünkü, iç pazardaki satışların gerilemesini göz önüne alırsak bir önceki yılki ciromuzu korumamız bizim için büyüme anlamına geliyor.

 

Krizle birlikte iç pazar ikinci plana düştü. Oysa iç pazar bizim için hep birinci plandaydı. İhracata ağırlık verdik. İhracatın ciromuz içindeki ağırlığı krizden önce yüzde 40 civarındaydı. 2001 kriziyle birlikte bu oran yüzde 60’a çıktı. 2000 sonunda 2001 için yüzde 15 civarında büyümeyi hedeflemiştik. Bu büyüme iç piyasadan gelecek bir artışı da barındırıyordu. 

 

Hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz?

 

Almanya, Fransa, İngiltere, İsviçre, Danimarka, İsveç, Norveç, Finlandiya’ya ağırlıklı olarak ihracat yaptığımız ülkeler. Ancak, Almanya en iyi pazarımızdır. Bu ülkelerin dışında dünyanın birçok ülkesine ihracat gerçekleştiriyoruz.

 

Bu ülkeler Korkmaz markasıyla mı gidiyorsunuz?

 

15 ülkeye Korkmaz markasıyla satış yapıyoruz. Onun dışında OEM (Original Equipment Manufacturing) üretimi yapıyoruz. Avrupa ülkelerinde OEM ağırlıklı çalışıyoruz. Ancak, Doğu Avrupa ve Ortadoğu ülkelerine Korkmaz markasıyla gidiyoruz.

 

İhracatta hangi ürün daha rekabetçi?

 

Bu ülkeden ülkeye değişiyor. Ancak, toplam ihracatımız içinde elektrikli ızgaralar ve çelik tencereler daha fazla talep görüyor.

 

İç pazarda durumunuz nedir?

 

Kendi mağazalarımız yok. Ancak, birlikte çalıştığımız toptancılarımız var. Bunlar dışında Migros, Metro gibi kurumsal mağazalarla çalışıyoruz. İç pazara yönelik hedeflerimiz var. Ancak, bu hedefler pazarın büyümesiyle değişecek. Şu anda iç pazarda yerimizi korumaya çalışıyoruz. Çelik ürün olarak yılda ortalama 500 bin adet tencere satıyoruz.

 

Çelik grubu hızlı büyüyen bir pazar mı?

 

1990’a kadar hızlı büyüdü. Ancak, daha sonra büyüme hızı düştü. Sektörün yurtdışı pazarlarda önemli bir büyüme potansiyeli bulunuyor. Avrupa’da bu sektöre yönelik üretim yapan firma yok. Avrupalı firmalar Uzakdoğu, Çin ve Kore’ye OEM olarak üretim yaptırıyorlar.

 

Şu anda Türk üreticiler bu pazardan önemli bir pay almaya başladılar. Uzakdoğu’ya giden firmaların büyük bir bölümü Türkiye’ye gelmeye başladılar.

 

Uzakdoğu ile karşılaştırıldığında Türkiye nasıl bir durumda?

 

Kore’nin fiyatları devalüasyondan önce bizden yüksekti. Ama, şu an da aynı seviyeye gelmiş durumda. Ancak, Türkiye’nin devalüasyondan sonra avantajı arttı. Avrupa’ya olan yakınlığımız önemli bir avantaj. Oraya gitmek yerine Türkiye’ye geliyorlar.

 

Beylikdüzü dışında uzun vadede ne gibi planlarınız var?

 

Yeni ürünler geliştirmeyi planlıyoruz. Ürün başına düşen katma değeri artırmayı düşünüyoruz. Üretim olarak zaten herhangi bir kapasite sorunumuz yok. Türkiye’nin de kapasite konusunda sıkıntısı yok. Tek eksiğimiz katma değerde. Katma değeri yüksek ürünler yapmaya çalışıyoruz. Bu konuda sektörümüzün önde gelen firmalarından biri olduğumuza inanıyorum. Marka ile ilgili çalışmalarımız çok etkin olmasa da sürüyor. Beş yıl önce sektörde 10’uncu marka iken bugün ilk üç arasındayız. Beş yılda önemli bir yol kaydettik. Önümüzdeki dönemde de bunu daha ilerilere taşımak istiyoruz.

 

2002 sizin için nasıl bir yıl olacak?

 

İhracat ağırlıklı çalıştığımız için 2002’nin iyi bir yıl olacağını tahmin ediyorum. Yeni pazarlara girmeyi hedefliyoruz. Bunun için fuarları yakından takip ediyoruz. Doğu Avrupa pazarı için Mayıs’da Ukrayna Fuarı’na katılacağız. Temmuz ayında Latin Amerika pazarı için Venezüela’daki fuara iştirak edeceğiz. Yılın son ayında Lübnan’daki fuara gideceğiz. Zaten Lübnan’da 3’üncü marka konumundayız.

 

Beklentilerimiz gerçekleşirse 2002 yılında 12 milyon dolar civarında bir ciroya ulaşacağımızı tahmin ediyorum.

 

Hangi yeni pazarlara girmeyi düşünüyorsunuz?

 

Latin Amerika, Rusya pazarlarını hedefliyoruz. Yine Doğu Avrupa pazarında Macaristan ve Polonya’da daha etkin olmayı istiyoruz. Buralarda çok büyük bir potansiyel var.

 

Elektrikli ev aletlerinde daha büyük global oyuncular var. Ürünlerinizi kime satıyorsunuz?

 

Bu ürün grubunda yıllık 300 bin adet ihracatımız var. Ağırlıklı olarak Avrupa ülkelerine satıyoruz. Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, İskandinav ülkelerine ihracat yapıyoruz. Bu ürün grubu bazı ülkelerde çelik grubu ile paralel yürüyor. Ama, bazı ülkelerde ise ihtisaslaşmış firmalarla karşılaşıyoruz.

 

“MARKALAŞMIŞ 5 ÜRETİCİ VAR”

 

Türkiye’de çelik tencere pazarı nasıl durumda?

 

Şu anda pazarda tahminimize göre, 200 civarında üretici bulunuyor. Ancak, marka olabilmiş 3-5 üretici vardır. Pazarda enteresan bir durum var. Bazı üreticiler bir yıl önce kullandığı markayı değiştirerek bir sonraki yıl başka bir marka ile üretim yapabiliyor. Sektörde taklit çok fazla. Olay bazen marka taklidine kadar ulaşabiliyor.

 

Türkiye’de çelik tencere denildiği zaman Korkmaz, Hisar ve Aryıldız markaları akla geliyor. Korkmaz olarak tencere pazarında ilk üç içersine giriyoruz. Ama pazar payları konusunda net bir rakam söylemek çok zor. Bir de geçmişin ünlü markası Emsan var. Emsan’ın fabrikaları kapalı ama, dışarıda üretim yaptırarak pazardaki varlığını sürdürüyor. Pazarda çok yoğun bir rekabet yaşanıyor.

 

1980’lerde insanlar kalaylı tencere kullanıyordu. İnsanlar markasına, kalitesine, modeline bakmadan daha kullanışlı ve hijyenik olduğu için çelik tencerelere yöneldiler. 1990 sonrasında ise artık ikinci, üçüncü çelik tencereler alınmaya başladı. Ancak, insanlar çelik tencere alırken kalite, model ve dizayna da bakmaya başladılar. Yani pazarın şekli değişti. Tasarım geliştiren firmalar bu değişimle birlikte daha hızlı büyümeye başladılar.

 

Şu an Türkiye’de pazara yönelik net rakamlar bulmak mümkün değil. Ancak, pazara yönelik birtakım tahminlerimiz var. Çaydanlıkta aylık 70-80 bin adet, çelik tencerede ise 500 bin adet talepten söz etmek mümkün. Tabii bu rakamların tahmini olduğunu unutmamak gerekiyor.

 

“MISIR’DA BÜYÜK POTANSİYEL VAR”

 

En büyük potansiyel hangi ülkede var?

 

Mısır’da çok ciddi bir potansiyel var. Çünkü, çelik tencere, pazara yeni giriyor. Mısır’da kişi başına düşen gelire de baktığımız zaman çok iyi bir pazar olduğu daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Ancak, bu pazarda birtakım sorunlar var. Mısır hükümeti yerli üretimi desteklemek için gümrüklerde mantığa sığmayan uygulamalar gerçekleştiriyor. Bu nedenle şimdilik bu pazarı iyi değerlendiremiyoruz.

 

Ancak, çok iyi bir pazar olduğunu söyleyebilirim. Yine Rusya pazarının da iyi bir pazar olduğunu düşünüyoruz. Buralarda insanlar hala komünizm döneminden kalma emaye veya kalaylı tencereleri kullanıyorlar. Yani çok bakir bir pazar.

 

Ancak, tabii ki buradaki gelir seviyesi ile fiyatlarınızın uyuşması önemli. Bunun dışında, Almanya gibi oturmuş pazarlar hala çok önemli bir potansiyel barındırıyor. Buralarda yenileme pazarı daha çok öne çıkıyor.

 

Amerika pazarını nasıl buluyorsunuz?

 

Geçen yıl ilk defa Amerika pazarına mal satmaya başladık. Çok büyük bir pazar. Ama kültür olarak farklı özellikler taşıyor. İnsanların tercihleri Avrupa’dan çok farklı. Mesela Almanya’da tencereler iki saplıdır. Amerika’da ise tek saplıdır. Amerikalılar tencerelerini dolaba koymazlar, mutfağın ortasında bulunan kancalara asarlar. Şu an pazarı tanıma aşamasındayız. Tanıdıktan sonra bu kültüre uygun ürün çeşitlendirmesine gideceğiz. Amerika dünyanın en büyük pazarı.

 

“KEŞFEDİLECEK DAHA ÇOK ÜRÜN VAR”

 

Başka sektörlere girmeyi düşünüyor musunuz?

 

1990 yılında plastik işine girdik. 8 yıl sürdürdük ama, başarılı olamadık. 1994’te su işine girmeyi denedik. Kandıra’daki köyümüz Pınarlı’da bol miktarda kaynak suyu var. Kapasitesi de çok yüksek. Ciddi yatırımlar yaptık. Dağdan suyu köye getirdik. Tesisi ve depoları kurduk.

 

Fakat, zaman ayıramadığımız için bu konuda da başarılı olamadık. Bilmediğiniz bir sektörde yatırım yapmak, yüzme bilmeden denize atlamak gibi. Bu nedenle bütün yatırımlarımızı iyi bildiğimiz, kendi sektörümüzde yapmak istiyoruz.

 

Ama elektrikli ev aletlerinde başarılı oldunuz?

 

Bu alana girmemiz çok eskidir. Çelik grubuyla paralel gelişmiştir. Ayrıca elektrikli ev aletleri ile çelik tencere birbirinden çok ayrı konu değil. İkisi de pişirme ile ilgili bir konu. Pişirme ile ilgili her konuda yatırım yapabiliriz. Pişirici cihazlar dipsiz bir kuyu. Keşfedilecek çok ürün var. Türkiye’deki pişirme adetlerine paralel olarak geliştirilebilecek onlarca ürün var. Bunları keşfedeceğiz. Mesela çaydanlık kültürü yıllardır var. Ama, elektrikli çaydanlık son beş senenin ürünü. Bunlar hep yeni şeyler. 

 

 

  


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz