Şarap mahzeni nasıl kurulmalı?

“Kapadokya’da geniş bir arazimiz var. Belki önümüzdeki yıl bu işe girebilirim”

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Şarap mahzeni nasıl kurulmalı?
Nevşehir’de Kapadokya’da şarap üretimi yapan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Üzümün ne zaman olgunlaştığını, şarabın yolculuğunu, mahzende ne şekilde korunduğunu yaşamının doğal akışında öğrendi. Yoğurt bakraçlarında şarap taşımak ise çocukluğunun sıradan uğraşlarından biriydi. Tüm çocukluk anılarına sinen şarap kokusu, yetişkinliğinde onun tutkusu oldu.
Sözünü ettiğimiz kişi Hey Group Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya Sıtkı Bektaş. Şaraba olan ilgisini hiç kaybetmeyen ve yıllar içinde hep geliştiren Bektaş, aynı zamanda ciddi bir şarap koleksiyoneri. Evinin bahçesinde oluşturduğu mahzeninde 3 bin şişe şarabı var. Büyük bir titizlikle muhafaza ettiği bu şarapları, evine gelen misafirlerine ikram etmenin kendisi için büyük keyif olduğunu söylüyor. “Diyelim bir misafir geliyor. ‘Kaç doğumlusun’ diyorum, ‘1974’ diyor. Ben 1974 doğumlu bir şişe çıkarıyorum. Hediye olarak götürmek de çok güzel bir şey. Pahalı bir zevk değil, dinlendirici bir hobi. Sağlık için de faydalı olduğunu düşünüyorum” diye konuşuyor.
Bektaş, koleksiyonerliğini bir adım öteye taşımayı da düşünüyor. Tıpkı ailesinin geçmişte yaptığı gibi bugün kendisi şarap üretmeyi istiyor. Bu konudaki planını da şöyle paylaşıyor: “Kapadokya’da geniş bir arazimiz var. Belki önümüzdeki yıl bu işe girebilirim. Eğer ihracat bağlantılı yapabilirsek olabilir. Biz ihracata alışık bir şirketiz. Yurtdışında ofislerimiz de var. Ama iç piyasa için yapmayı düşünmüyorum. Çünkü iç piyasa para kazanmıyor.”
Hey Group Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya Sıtkı Bektaş’la şaraba duyduğu ilgiyi, nasıl bir koleksiyonere dönüştüğünü konuştuk:
Capital:  Şarap koleksiyonu yapıyorsunuz? Öncelikle şarabın hayatınızdaki yerinden bahseder misiniz?
-  Şarap koleksiyonuna 1975 yılında başladım. Ben aslen Nevşehir Kapadokyalı’yım. O bölgede benim ailem de şarap yapardı. Elbette bu uğraş amatörceydi. Profesyonel anlamda bir üretim yoktu. Dolayısıyla benim ilgim çocukluk yıllarına dayanıyor. Çocukluktan beri şarap kokusuna yakınlığım var.
Capital:  Peki koleksiyon yapmaya nasıl karar verdiniz?
Türkiye’nin o yıllarda şişeleme becerileri çok düşüktü. Şarap üretimi vardı ama hem görsel hem markalaşma anlamında çok zayıftı. Bugün çok iyi konumda. O zamanlar Fransa’ya, Almanya’ya giderken birer ikişer tane almaya başladım. Önce sadece içmek için alıyordum. Koleksiyon yapmamdaki en büyük neden, çocukluk yıllarım diyebilirim. Üzüm bağlarımız da vardı. Çok büyük değildi ama o bağ bozumunun verdiği hoş bir duygu vardı. Hep bir gün şarapçılığı profesyonel anlamda yapar mıyım diye düşünüyordum. Hobi de aslında buradan çıktı.
Capital:  Şarapçılık konusunda kendinizi nasıl eğittiniz?
Çok profesyonel bir eğitim almadım. Biz küçükken mahzene ayakkabı ile girilmezdi. Çünkü şarabın yaşadığı düşünülürdü. Ses çıkartırsanız şarabın rahatsız olacağına inanılırdı. Bunlar hep benim çocukluğumda öğrendiğim şeyler. Çoğunun doğru olduğunu zamanla gördüm. Mesela üzüm toplandıktan sonra bir havuza konulurdu. Sonra ince su geçirilen çuvalların içine yerleştirilirdi. Daha çok kadınlara çiğnetirlerdi. Erkek çok kuvvetli çiğnediği için şarap daha acı olur, kadın çiğnerse daha tatlı olur denilirdi. Anadolu’da böyle bir efsane vardı. Kapadokya üzüm memleketi olarak anılan bir yer. Bu kültür, bende zamanla gelişmeye başladı.
Capital:  Peki şarap koleksiyonu yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?
-  İlk günlerde koleksiyonum için şarap toplarken belli bir marka düşkünlüğüm yoktu. Beğendiğim ve içtiğim şarapları daha çok toplamaya başladım. Her yıl 100 tane biriktirmeye başlayınca 3 bin tane şarap oldu.
Capital:  Şaraplarınızı nasıl saklıyorsunuz?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz