Sınıf Atlama Arzusu Beni Çok Etkiledi

Gilles Roudy / Carrefoursa Genel Müdürü   Gilles Roudy, Carrefoursa’nın genel müdürü... Henüz Türkiye’de 1 yılını doldurmadı. Ancak, ekonomi ve tüketim alışkanlıkları konusunda çok ilginç s...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Sınıf Atlama Arzusu Beni Çok Etkiledi

Gilles Roudy / Carrefoursa Genel Müdürü

 

Gilles Roudy, Carrefoursa’nın genel müdürü... Henüz Türkiye’de 1 yılını doldurmadı. Ancak, ekonomi ve tüketim alışkanlıkları konusunda çok ilginç saptamaları var. Özellikle genç nüfusun dinamizmine dikkat çekiyor. Ekonominin gelecekte başarılı olacağına inancını dile getiriyor. Ardından da çok önemli bir konuya dikkat çekiyor. “Türkiye’ye ilk geldiğimde genç nüfusun dinamizmi, çalışma ve bir şeyler başarma isteği, belirli bir sosyal statüye gelme arzusu beni çok etkiledi”diyor.

 

Perakende sektörü Türkiye’de yerli ve yabancı pek çok oyuncu barındırıyor. Büyük grupların yanı sıra, pek çok yerli perakendeci de sektörde yer alıyor. Türk perakende sektörüne Sabancı Grubu ile birlikte adım atan Carrefour da pazarın önemli oyuncularından. Türkiye’de hiper market kültürünün yerleşmesinde büyük katkıları olan Carrefour, İstanbul ile başladığı Türkiye serüvenine büyük illerde açtığı mağazaları ile devam ediyor.

 

Yaklaşık 7 ay önce Carrefour Türkiye’nin genel müdürlüğüne getirilen Gilles Roudy, ekonomik krizin etkileri hala devam ettiği için, Türk tüketicisinin normal dönemdeki alışveriş alışkanlıklarını henüz göremediğini söylüyor. “Genç ve büyük hedefleri olan bir nüfusa sahip olan Türkiye’nin önümüzdeki günlerde ekonomisini toparlayacağına inanıyorum” diyen Roudy, insanların tüketim hızlarının arttığına da dikkat çekiyor.

 

Gilles Roudy’e göre, normale dönüş, elektronik ürünlerin tüketiminin artması ile kendisini gösterecek. 2001’de krizin en yoğun olarak eylül ve aralık ayları arasında hissedildiğini belirten Roudy bu yıl aynı dönemin daha olumlu geçmesini beklediğini söylüyor.

 

Carrefour Genel Müdürü Gilles Roudy’nin Capital’in Türk tüketicisi ve perakende sektörü ile ilgili sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

 

Türk ekonomisinin bugünkü yönünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Türk ekonomisinin çok başarılı olacağına, gelecekte çok büyük başarılara imza atacağına inanıyorum. Çünkü, Türkiye’de çok genç bir nüfus var. Bu genç nüfus çok şeyler yapmak istiyor, çok büyük hedefleri var. Bu güzel şeyleri de bir an önce yerine getirmek için çok çalışıyor. Türkiye gerçekten de çalışkan bir genç nüfusa sahip. Bu nedenle Türk ekonomisinin önümüzdeki günlerde geleceğini çok parlak görüyorum.

 

Ben Türkiye’ye yaklaşık 7 ay önce, 2001’in ekim ayında geldim. Türkiye’ye ilk geldiğimde genç nüfusun dinamizmi, çalışma ve bir şeyler başarma isteği, belirli bir sosyal statüye gelme arzusu beni çok etkiledi. Bence yapılacak en önemli şey ekonominin hareketlenmesini başlatmak. Bu kadar olumlu göstergelerle ekonominin hareketlenmemesi için bir neden göremiyorum.

 

Perakende sektöründeki göstergelere baktığınızda Türkiye sizce krizi atlattı mı?

 

Kriz henüz bitmedi. Krizden çıkıldığını düşünmüyorum. Elbette Türkiye’nin belirlediği hedefler var, ancak şu anda krizden çıkıldığı fikrine katılmıyorum. Ben Türkler gibi olumlu düşünüyorum. Şu anda Türkiye giderek daha iyiye giden bir konum içinde.

 

Bu iyi gelişmelerin bazı göstergeleri olacak. Bunlardan biri, insanların tüketim hızlarının artması olacak. Burada önemli bir etken olarak Dünya Kupası’nı görüyorum. Dünya Kupası Türkler için çok önemli. 48 yıl sonra Türkiye’nin bu kupaya katılması insanlara moral veriyor. Tabii ki bu gelişme alışveriş trafiğini de artıracak.

 

Ayrıca, haziran ayında maaş düzenlemeleri oluyor. Yapılacak maaş zamları ile de insanların alışverişlerini hızlandıracaklarını göreceğimizi düşünüyorum. Dolayısıyla her şey daha farklı bir yöne gidecek.

 

Ekonominin altıncı aydan sonra daha iyi bir konuma geleceğini söyleyebilir miyiz o zaman?

 

Temmuz ve ağustos ayları genellikle ölü aylar olarak nitelendirilir. Bu aylarda insanlar çok fazla alışveriş yapmazlar, tüketmezler. Şu anda bence gerçek sonuçları görmek için eylül ayını beklemek gerekiyor. Çünkü, eylül ayında okullar açılacak, insanlar kente dönecekler ve alışveriş yapmaya başlayacaklar. Bu gidişatın gerçek sonuçlarını eylül ayında görebileceğiz.

 

Geçtiğimiz yıl, krizin en yoğun yaşandığımız dönem alışverişin en yoğun olduğu eylül ve aralık aylarıydı. Bu yıl aynı dönemin daha olumlu olacağını ve daha iyi geçeceğini umuyorum. Krizin bitmesi ve sona ermesi ile ilgili olarak son derece olumlu düşüncelerim var ve Türkiye’nin bu krizden çok önemli atılımlarla çıkacağına inanıyorum.

 

Kriz şubatta başladı, ancak şubat ve mart dönemlerinde çok büyük ticari operasyonlar düzenlendi. İnsanlara farklı yöntemlerle alışveriş yapabilmeleri için olanaklar sağlandı.

 

Dolayısıyla da biz o dönemde çok zor zamanlar geçirmedik. İlk kriz şubat ayında, ikinci kriz ise nisan ayında oldu. Bizim sektörümüz krizi şubat, mart ve nisan aylarında çok fazla hissetmedi. Daha sonra da araya tatil dönemi girdi ve insanların cüzdanlarında para olmadığını, gerçekten alışveriş zorluğu çektiklerini eylül ayından itibaren görmeye başladık.

 

Tüm bunların ardından geleceğin Türkiye’sini nasıl görüyorsunuz?

 

Daha önce de belirttiğim gibi, Türkiye’ye geleli henüz 7 ay oluyor. Ben geldiğimden beri de Türk ekonomisi sürekli dalgalanıyor. Dolayısıyla, yakın gelecek için yorum yapmam çok zor. Ben de her şeyin iyi olmasını istiyorum, ancak beklemek gerek. Ekonomi iyi olunca işlerimiz de iyi olacak. Bu nedenle olumlu düşünmek istiyorum.

 

Kriz sırasında tüketici davranışlarını izlemiş olduğunuzu düşünüyorum. Tespitleriniz neler? Kriz satın alma eğilimlerini nasıl değiştirdi?

 

Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde geçerli olan bir şey var. Ekonomik kriz dönemlerinde tüketiciler ilk olarak teknolojik ürünlerin alımını keser. Öncelikle acil ihtiyaçlarını karşılamaya, yani gıda alışverişine yönelir. Örneğin evinizdeki televizyonunuzu değiştirmek için altı ay bekleyebilirsiniz, ancak beslenme ihtiyacınızı bekletemezsiniz. Dolayısıyla kriz dönemlerinde gıda alımında gerileme yaşanmaz.

 

Türk tüketicisi de aynı şeyi yaptı ve doğal olarak gıdaya yöneldi. Ancak, burada göze çarpan, alışverişlerinde marka ürünlerden çok daha ucuz ve bütçesine uygun ürünlere yönelmesi oldu. Biz de bu dönemde müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek için ürün yelpazemizi yeniledik. Fiyatlarımızı tekrar belirledik. Böylelikle müşterilerimizin ihtiyaçlarına ve beklentilerine karşılık verebilmeyi hedefledik.

 

Alışveriş esnasında insanlar kendilerine zevk verecek şeyler yerine gerçekten ihtiyaç duydukları, kendilerine yararı olan şeyleri satın almayı tercih ediyorlar. Bunun dışında bizim için önemli bir nokta var. Tüketiciler şehir dışında yer alan alışveriş merkezlerine arabayla gitmek zorundadırlar.

 

Ancak, bugün Türkiye’de benzinin fiyatı Fransa ile aynı. İnsanların zaten bütçeleri kısıtlı ve dolayısıyla da arabalarına binip şehir dışındaki mağazalara gidemiyorlar. Fark ettiyseniz eğer kriz döneminde trafik de büyük ölçüde azaldı. Bence bu durum da krizin tüketiciler üzerindeki etkilerini göz önüne koyan önemli bir faktör. Ben mağazaya gittiğimde bir otomobilden iki çiftin indiğini görüyorum. Benzin tasarrufu yapmak için iki aile alışverişe birlikte geliyor.

 

Son dönemde tüketim nasıl bir trend izliyor? Krizden çıkıldığına dair işaretler gözleniyor mu?

 

Şu anda bunu söylemek için biraz erken. Ama bazı sinyaller alıyoruz ve olumlu gelişmeler gözlüyoruz. Daha önce de bahsetmiştim; krizin ilk işaretlerini insanların elektronik ürünlere olan taleplerinin düşmesiyle almıştık. Krizden çıkışın da önemli göstergelerinden biri televizyon, DVD, VCD player, müzik seti gibi ürünlerin alımına yönelinmesi olacaktır.

 

Bu tıpkı kıştan bahara geçişte, özellikle kadınların canlı renklerde, moral verici giysiler satın almaları gibidir. İnsanlar krizden çıkmaya ve ekonomileri düzelmeye başladığında yaptıkları ilk şey kendilerini mutlu etmek için televizyon, müzik seti gibi ürünler almaktır.

 

Eminim Dünya Kupası da bu dönemde çok iyi bir katalizör olacak ve geçişi hızlandıracak. Çünkü, Dünya Kupası’nda elektronik ürünlerin, özellikle de televizyonun satışı çok önemli bir yer tutuyor.

 

Carrefour genel müdürü olarak diğer ülkelerle karşılaştırdığınızda Türk tüketicisini nasıl konumlandırıyorsunuz?

 

Doğruyu söylemek gerekirse, henüz Türk tüketicisinin normal şartlar altındaki tüketim eğilimlerini gözleme fırsatı bulamadım. Çünkü, Türkiye’ye geldiğimde kriz vardı ve insanlar normal kalıplarından farklı bir tüketim çizgisi izliyorlardı.

 

Ama aslında tüketicileri de ülke bazında karşılaştırmamak gerekiyor. Çünkü, her ülke tüketicisinin farklı bir profili var. Bu profil ülkenin tarihine, yerel özelliklerine ya da ülke kültürüne göre değişiklikler gösterir. Ancak, Türk tüketicisinin dünya tüketicileri ile ortak üç noktası bulunuyor: Birincisi tüketici kaliteli ürün arar. Bunun yanında kaliteli ürünü en uygun ve en ucuz fiyatla satın almak ister. Son olarak da alışveriş yaparken hiçbir şekilde zorluk çekmek istemez.

 

Bizim mağazalarımızda Türk tüketicisinin taze gıdaya çok önem verdiğini gözlemliyoruz. Kaliteli taze gıda istiyor. Sebze ve meyvelerimizin kalitesini artırmak için çok önemli çalışmalar yapıyoruz.

 

Carrefour mağazalarını karşılaştırdığınızda iller açısından nasıl bir tablo ortaya çıkıyor? Tüketim ve satın alma eğilimleri iller arasında ciddi bir farklılık gösteriyor mu?

 

Hayır, ben farklı illerin tüketicileri arasında çok ciddi bir farklılık görmüyorum. Ancak, belki bu farklılığı sadece marka seçiminde görebiliriz. Örneğin, Türkiye’nin kuzeyinde daha çok Coca Cola satılırken, güneyde Pepsi tercih edilir. Ama hangi ilde olursa olsun tüm tüketiciler taze gıda kalitesine büyük önem verir.

 

Perakendecilik sektöründe kriz sonrasında neler oluyor? Yaşanan bir konsolidasyon vardı, bu devam edecek mi?

 

Ben bu konuda genel olarak bir şey söyleyemeyeceğim. Ama Carrefour’dan bahsetmek istiyorum. Carrefour yaklaşık 10 yıldır Türkiye’de. Bu zamana kadar olan yatırım miktarı 600 milyon Euro. Carrefour olarak her zaman Türkiye’ye yatırım yapmaya devam ettik ve yatırımlarımızı kriz var diye de durdurmadık. Özellikle kriz döneminde Bursa ve Ankara mağazalarımızı açtık.

 

Türkiye çok dinamik ve genç bir nüfusa sahip, kaynakları çok geniş. Bu nedenle de önünde başarılı günler olduğunu düşünüyorum. Biz de bu özelliklere inanıyoruz ve bu nedenle yatırımlarımıza devam edeceğiz. Ama kriz sonrasında rakiplerimizin ne yapacağı konusunda bir fikrim yok.

 

Sektöre yabancı sermaye girişi olabilir mi? Biliyorsunuz bir dönem Wallmart ve Casino gibi grupların Türkiye’ye ilgisi vardı.

 

Şu anda Türk pazarı zor durumda ama gelecek ne gösterir bilemem.

 

Carrefour’un büyüme stratejisinde son durum nedir? Türkiye’de nerede mağaza açmayı düşünüyor bundan sonra?

 

Rakam vermeyeceğim çünkü rakiplerimin bunu bilmesini istemiyorum. Carrefour Türkiye’deki yatırımlarına ve gelişimine devam ediyor. Türkiye Carrefour için çok önemli bir ülke. Bu ülkeye yönelik çok büyük hedeflerimiz var. Hipermarket ya da süpermarket olmak üzere yeni mağazalar açacağız. Biz ilk mağazamızı 1993 yılında İstanbul’da İçerenköy’de açtık. Champion süpermarket konseptli ilk mağazamızı da 2000 yılında Fulya’da açtık. Türk tüketicisinin beklentilerini karşılamaya devam edeceğiz.

 

Açacağınız yeni mağazalarınızın bulunduğu yerlerde rakipleriniz de yer alıyor mu yoksa siz ilk mi olacaksınız?

 

Önceki yıllardan örnekler vererek yanıtlamaya çalışayım bu sorunuzu. Ankara’da açtığımızda ilk değildik, rakiplerimiz vardı. Bursa’da, İstanbul’da, İzmir’de de durum böyleydi. Bir sonraki mağazamızı İstanbul’da açacağız ancak şu anda inşaat halinde. Acıbadem’de inşaatı süren büyük bir alışveriş merkezinde kiracı olarak yer alacağız.

 

“ TÜKETİCİNİN YANINDA, ENFLASYONUN KARŞISINDAYIZ”

 

Sektördeki diğer oyuncularla aranızdaki rekabeti nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

İnsanlar Carrefour’a geldikleri zaman tüm yıl boyunca her zaman en ucuz fiyatları buluyorlar. Bazı rakiplerimiz çekilişler düzenliyor ve kampanyalar yapıyor. Bu bizim tarzımız değildir. Çünkü, çekiliş yapılan dönemde fiyatlar da zaten yüksektir. Türkler çekilişleri seviyor ama bu bizim prensibimiz değil. Biz bu tür şeylere girmek istemiyoruz. Amacımız, müşterimize ucuz ürün sunmak ve sanıyorum bu da müşterilerimizin ilgisini çekiyor. En yakın rakibimize göre en az yüzde 5 daha ucuzuz.

 

Her mağazamızın bir fiyat araştırma ekibi vardır ve her hafta on bin referans ürünü civardaki rakiplerimizden kontrol ederiz ve fiyatlarımız da ona göre belirlenir. Carrefour’un sloganı “Tüketicinin yanında enflasyonun karşısında”. Rakiplerimize göre daha avantajlı fiyatlara sahip olduğumuzu tüketicilerimize kanıtlamamız gerekiyor. Bizim kataloglarımızda ve mağaza içi afişlerimizde sloganımızı belirten yazı yer alır. Sloganımızı destekleyebilmek için de en ucuz olmak zorundayız.

 

“TÜRK ÜRETİCİSİ İLE ÇALIŞACAĞIZ”

 

Taze gıda konusunu sürekli olarak vurguluyorsunuz. Bu konuda yaptığınız çalışmalar var mı?

 

Carrefour’un taze gıda konusunda Türk üreticileri ile birlikte geliştirdiği bazı projeler bulunuyor. Türk tüketicilerinin taze gıda konusunda önemli beklentileri var ve bizim de amacımız tüketicimize en kaliteli ürünleri sunabilmek. Bunu daha da iyi başarabilmek için Türk üreticileri ile bağlantıya geçtik. Bu üreticiler Türkiye’nin her bölgesinde olabilir. Bizim ve müşterilerimizin talep ettiği kalitede üretim yapacak, sağlıklı, üretiminden ambalajına ve taşımasına kadar tamamen bizim kontrolümüzde olacak bir zincir oluşturacağız. Bu zincir müşterilerin sofrasına aynı kalitede sunulacak.

 

Carrefour’un dünyada bulunduğu her yerde sağlık ve hijyen en önemli kuralımızdır. Gerek mağaza içinde, gerek dışardan gelen ürünlerin mağazaya girişinde sağlık ve hijyen kuralları çok büyük titizlikle uygulanır. Bunu Türkiye’de de başarılı bir biçimde uyguladığımızı düşünüyorum.

 

“HEDEFİMİZ TÜKETİCİYE YARDIMCI OLMAK”

 

Carrefour’un Türkiye’de bundan sonraki hedefi nedir?

 

Carrefour’un stratejisinin üç ayağı var. Birincisi tüketicinin en büyük beklentisi olan ucuz fiyat isteğine yanıt vermek. Bunu çok iyi yapıyoruz ve bizim en büyük iddiamız da bu. İkinci olarak müşterilerimize kaliteli ürün sunmaya çalışıyoruz. Son olarak da Türk üreticisi ile ortaklaşa, iki tarafın da cirosunu artıracak çalışmalar yapmak. Türk tüketicisi ile iyi ve kaliteli ürünler yaratarak bu ürünleri yine Türk tüketicisine sunmayı amaçlıyoruz. Kendimizi her konuda sürekli geliştiriyoruz.

 

Biz tüketicilerimize mağazalarımızı neşeli bir şekilde sunacağız. İnsanlar mağazalarımıza geldiklerinde moral bulmalı ve zevkli bir alışveriş yapmalı. Carrefour’a gelmek için istekli olmalılar. Bu da mağaza içinde yaratacağımız hava ile ilgili bir durum. Bizim en büyük hedefimiz insanların içinde bulundukları zor durumdan çıkmalarına yardımcı olmak. Bunun için de gerçekten çok çalıştığımıza inanıyorum. İnsanların kalpleri, cüzdanları ve sağlıkları üzerinde duruyoruz. Ben mağazalarımızda çalışan yöneticilere ve ekiplere sürekli neşeli olmalarını söylüyorum. Çünkü onlar neşeli olduklarında mağazaya gelen müşteriler de mutlu olurlar.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz