"Bankadan Sanayilere Geçiş Zamanı"

İMKB son dönemde, bankacılık sektöründeki olumlu beklentilerle diğer borsalara göre daha iyi performans sergiliyor. Ancak yılın ikinci yarısında faizlerdeki düşüşün yavaşlamasıyla bankaların kârlıl...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Bankadan Sanayilere Geçiş Zamanı

İMKB son dönemde, bankacılık sektöründeki olumlu beklentilerle diğer borsalara göre daha iyi performans sergiliyor. Ancak yılın ikinci yarısında faizlerdeki düşüşün yavaşlamasıyla bankaların kârlılık performansı düşecek. BGC Partners Menkul Değerler Genel Müdürü Ali Riza İncekara, bu nedenle bankalardan sanayi sektörüne doğru hisse değişimi bekliyor. Borsada kâr satışının ardından hisse oranının artırılmasını tavsiye eden İncekara’nın önerdiği hisseler ise Tofaş, Turkcell, Selçuk Ecza Deposu, Koç Holding, Garanti Bankası ve Halkbank.

 

2008 sonunda bir anda bütün dünya, likidite kriziyle birlikte küçülmeye başlayınca Türkiye, bundan doğal olarak olumsuz etkilendi. Sonrasında global likitide sorununun çözümü için çareler aranmaya başladı. Büyük Merkez Bankaları sıkı tedbirler aldı. Örnek vermek gerekirse Avrupa Merkez Bankası 1 yıl vade için 600 milyar Euro repo verdi. Bunun haricinde faizleri 0.25 seviyesine çekti. Gelinen noktada 2008’in sonundaki likidite krizi şu an için aşıldı.

Yatırımcıların likidite krizinin aşılmasıyla birlikte, tüm dünyada krizden en az yara almış ülkeleri araştırmaya başladığını söyleyen BGC Partners Menkul Değerler Genel Müdürü Ali Rıza İncekara, “Bankacılık dünyada büyük darbe almışken, Türkiye’de durumun gayet iyi olduğu görüldü. Orta Avrupa ve Rusya gibi bölge ülkelerinde ise ciddi sorunlar yaşanıyor. Yani Türkiye bölge ülkelerdeki rakiplerine göre de çok iyi durumda” diyor. İncekara’nın Türk piyasasıyla ilgili beklentileri ve yatırımcılara tavsiyeleri şöyle:

Finans Neden Sağlam?
Türkiye’de bankacılık sektörünün getiri oranları, dünyada satılmaya çalışılan zehirli varlıkların getirisinden çok yüksek olduğu için Türk bankaları bu varlıklara bulaşmadı. Türk bankaları için korkulan konu, batık kredi oranının artmasıydı.

Bu gün gelinen noktada takipteki kredilerin oranı sadece yüzde 3’ten yüzde 5’e çıktı. 2001 krizindeki yüzde 15-20’lik oranlara göre çok iyi durumda. MB’nin de agrasif para politikasıyla birlikte banka kârlarının çok ciddi artış sergilediği gözlendi.

Türk bankalarının sermaye yapısında iyileşme devam etti. Bu durum, Türkiye gibi bankaların ağırlıklı olduğu bir piyasada (İMKB endeksine etkisi yaklaşık yüzde 43) piyasanın yukarı gitmesine yardımcı oldu.

hedBankaların Gelecek Performansı
Bankaların İMKB’nin tüm şirketlerinin kârlarına oranı yüzde 50-55 seviyelerine geliyor. Yani ulaşılabilecek tepe noktalardır. İkinci 6 ayda bankaların kârı, bu kadar da iyi olmayacak. Kârlar biraz zayıflayacak. Çünkü, MB’nin faiz indirimleri belli noktaya (yüzde 8.25) kadar geldi. Yıl sonuna kadar en iyi ihtimalle 0.75’lik indirim daha olabilir. Yani faiz marjından elde edilen kârlar azalacak.

Bankaların yılın ikinci yarısında ilk yarıdaki gibi kârlılığını artırmasının tek yolu, kredilerin çok hızlı şekilde artmasından geçiyor. Bunun için ya mevduat çok hızlı artmalı. Yada yurt dışından sendikasyon alınmalı. Mevduat toplamada zorlanıldığı gözleniyor. Sendikasyonların da ilk 5 ayda sadece yüzde 50’si dönebildi. Bu durum bankaların kredi verme potansiyelini azaltıyor.

Bunlara ek olarak devletin borçlanma ihtiyacının artması sonucu bankalar ellerindeki likiditenin önemli kısmını kamuya veriyor. Bunun da faizi yüzde 11.5’lara geriledi.

İkinci Yarıda Neler Olacak?
Borsa beklentileri çok daha önceden fiyatlıyor. Her ne kadar ilk 6 ayda çok ciddi seviyelerde olsa da piyasa, banka fiyatlarını olumlu fiyatladı. Şu ana kadar olası bir IMF anlaşmasını fiyatlıyor. Yine 2010’daki ekonomideki düzelmeyi fiyatlamaya başladı.

Yılın ilk yarısında banka kârları ilk yarıdaki gibi yüksek olmayacak ama çok kötü bir tablo da ortaya çıkmayacak. Bankaların operasyonel kârları batık krediler nedeniyle bir miktar düşecek. Endüstriyel tarafta ise bir canlanma olacak.

Bu da yavaş yavaş banka hisselerinden sanayi hisselerine doğru bir değişimi beraberinde getirecek. Ancak, hala bankalardaki kâr momentumu sanayi şirketlerine göre daha iyi. Bazı uzun vadeli yatırımcılar bu nedenle bankalardan çıkmayı düşünmeyecektir. Bu da banka hisselerindeki olası düşüşü sınırlayıcı bir rol oynayacak. Sonuçta borsada dördüncü çeyrekte bir düzeltme olacaktır. Ancak, 30.000 seviyesinin altı gibi bir durum beklememek gerekir.

Faiz ve Dövizde Beklentiler
TL enstrümanlarda getiriler azalsa bile diğer enstrümanların getirilerine bakıldığında TL’de belli bir ağırlık korunmalı. Çünkü, diğer enstrümanların getirisi, daha düşük. Uzun vadeli bakıldığında 2010 yılında faizlerin artmasını bekliyoruz.

Uzun vadeli TL yatırımları, faiz riskiyle karşı karşıya. Bu nedenle vade kısaltılarak, bono yerine mevduatta kalmanın daha mantıklı olduğunu düşünüyorum.

Bu yıl için yaz aylarında Dolar/Euro paritesi 1.45 seviyelerine doğru giderse TL/dolar da 1.45 seviyelerine doğru gerileyebilir. Ancak, sonrasında TL’nin 1.45 seviyelerini koruması çok da mantıklı değil.

Eğer ekonomide bir toparlanma olursa ki biz olacağını düşünüyoruz, döviz ihtiyacı artacak. Ağustos ayında 1.45’i görebilecek olan TL/dolar burada kalıcı olmaz. Sene sonuna doğru 1.60 seviyelerine doğru bir hareket görürüz.

IMF Anlaşması Olur mu?
Eğer hükümet orta vadeli planı açıklarsa IMF’siz de devam edebileceğini düşünüyorum. Ama şu anki göstergeler, ekim ayında masaya oturulup bir anlaşma imzalanacağını gösteriyor. Beklentiyi kaybetmemek lazım…

Olası anlaşmanın piyasalara 2009 için ciddi etkisinin olmasını beklemiyorum. Zaten fiyatların içinde önemli ölçüde var. 2010 yılı için ise yatırımcılar kendilerini daha güvende hissedecek.

Yurtdışı Risklere Dikkat
Yurtdışı piyasalar normalleşmeye başladı. Orada da ekonominin hızlı olarak toparlanabilmesi için bazı faktörler gerekiyor. Onları henüz göremedik. İşsizlik hala ciddi oranda devam ediyor. Ev fiyatlarında düşme durdu. Ne zaman ev fiyatlarının artmaya başlayacağı soru işareti taşıyor. Yani buradaki düzelme vakit olacak.

Finansal piyasalarda likidite sorunu bittiğinden borsalarda düşüşler durdu, sert düşüşlerin düzeltmesi yapıldı. Bunun hızlı olarak devam edebilmesi için ekonomilerde beklentilerin üzerinde bir düzelmenin görülmesi gerekiyor. Bu ihtimal de çok düşük. Düzelme zaman alacak. Tüm bu beklentiler ışığında yılın ikinci yarısı biraz daha durgun geçecek.

İhracatçıları Ne Bekliyor?
Yurtdışında, özellikle Avrupa’daki durgunluk, Türk şirketlerini de etkileyecek. Benim de en büyük korkum bu…

2008 yılında tüm ihracatçılar, yüklü stoklarla yakalandı. Bir anda yüzde 80’lerden yüzde 65’lere inen kapasite kullanım oranları gördük. Son dönemde ihracatçılar yeniden stok tutmaya başladı. Ancak eski oranları yakalamamız zaman alacak. Özellikle Avrupa’da toparlanmanın hızının yavaş olacak olması AB bölgesine ihracat ağırlıklı çalışan şirketler açısından sıkıntının devam edeceğine işaret ediyor.

BGC Partners’in Önerdiği 6 Hisse

Tofaş: Otomotiv piyasası, 2009’un ikinci yarısında ÖTV’nin etkisinin kalkmasıyla iyi bir dönem geçirmeyebilir. Ancak 2010 için beklentiler daha iyi. Fiyatı hala cazip olan Tofaş’ı bu anlamda öneriyoruz.

Turkcell: Telekom sektöründe şu anda Turkcell’i seviyoruz. Her ne kadar marjlarında daralma olsada nakit durumu çok iyi. 3G piyasasından da olumlu etkilenecek.

Selçuk Eczasu: Ekonomideki gelişmelerden bağımsız olarak bu sektörün stratejik yapısı cazip. Hükümet de fiyatları artırıyor.

Garanti ve Halk Bank: Bankacılık sektörü her ne kadar ilk yarırdaki performansını koruyamayacak olsa da bu sektörden Garanti ve Halk Bankası cazibesini koruyor.

Koç Holding: 2010 yılında ekonomik toparlanmaya bağlı olarak Koç Holding’i holding sektörleri arasında beğeniyoruz.

Yatırımcı Nasıl Bir Portföy Oluşturmalı?
Mart ayında hisse senetleri diğer enstrümanlara göre çok daha ucuzdu. Bu gün gelinen noktada fiyatlarda ciddi toparlanma oldu. Bu nedenle hisse senedi oranını artırmak için doğru bir zaman değil. Düzeltme olduğunda hisse oranı arttırılmalı.

Endeks açısından 40.000’e doğru bir hareket olacak. Zaten bu seviyeye de çok fazla bir yer kalmadı. Ondan sonra durulma görülecek ve hisse bazında seçici olunması gerekecek. Aşağı hareketlerde tekrar belirteyim, 30.000 altını beklemiyoruz. Getiri olarak mevduat hala cazip. Döviz portöyü de 1.50’nin altında bir miktar artırılabilir.

BGC Partners’in Türkiye Hedefleri
As Menkul Değerler’in 2007 yılında ABD’li Nasdaq’da işlem gören BGC Partners Inc tarafından satın alınmasıyla, Türkiye bir yabancı sermayeli şirketle daha tanıştı. Yine aynı yıl As Menkul Değerler’in adı BGC Partners Menkul Değerler olarak değiştirildi. Şirket 2009 yılı başına kadar ciddi anlamda bir aktivite içine girmedi. Bu yıl başından itibaren ise kurumun adını sermaye piyasalarında daha fazla duymaya başladık. Yıl başında Ali Rıza İncekara’nın göreve gelmesiyle birlikte şirket aktif olarak çalışmaya başladı. Bu gün gelinen noktada kurum, hisse senedi piyasasında yabancı işlemlerinde yüzde 3’lük pazar payına sahip. İncekara, PGC Partners Inc ve PGC Partner Menkul Değerler şirketiyle ilgili şu bilgileri veriyor:

BGC Partners INC Aracılık Yapıyor
Nasdaq’da işlem gören bir şirket. Büyük yatırım bankalara arasında, sadece aracılık hizmeti vermek üzere odaklanan bir şirket. Piyasa riskini üstlenmiyor. Başta ABD ve Lonra olmak üzere dünyanın bir çok bölgesinde ofisi var. Özellikle sabit getiri ve türev enstrümanlar konusunda aktif. Ancak 2008 sonundan bu yana hisse senedi piyasalarına da odaklanmaya başladı.

Yabancı İşleminde Yüzde 7 Pay
Türkiye’deki ofisimiz sadece hisse senedi piyasası konusunda hizmet veriyor. Sabit getirili enstrümanlar konusunda Londra ofisimiz hizmet veriyor. Sabit getirili enstrümanların şu an için Türkiye ofisine kaydırılması gibi bir düşünce yok. Türkiye’de sadece hisse senedi piyasası ve VOB konusunda hizmet veriyoruz. 2009 başından bu güne İMKB’de yabancı işlemlerinde yüzde 3 pazar payımız oldu. Hedefimiz 2010’da bu oranı yüzde 6-7’ye çıkarmak. Yabancı kurumsal müşterilere hizmet veriyoruz.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz