"İkinci ve Üçüncü Dalgalar Gelecek"

Genel seçimler, piyasaların beklentisi dahilinde AKP’nin tek başına iktidar olarak yoluna devam etmesiyle sonuçlandı. Bu beklentiyi satın alan piyasaların yurt dışında bir bozulma olmadığı taktirde...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
İkinci ve Üçüncü Dalgalar Gelecek

Genel seçimler, piyasaların beklentisi dahilinde AKP’nin tek başına iktidar olarak yoluna devam etmesiyle sonuçlandı. Bu beklentiyi satın alan piyasaların yurt dışında bir bozulma olmadığı taktirde yoluna devam etmesini bekleyen Merrill Lynch Yatırım Bank Genel Müdürü Kubilay Cinemre, hisse değişimleri yaşanmasını ama yukarı hareketin de devam etmesini bekliyor. Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinin yılın son çeyreğinde ve beklenenden daha sert olacağı düşüncesine olan Cinemre, YTL vadesinin de uzatılmasını tavsiye ediyor.

Piyasalar yapılan anketlere paralel olarak genel seçimlerden AKP’nin tek başına iktidar olarak yoluna devam etmesini bekliyordu. Son açıklanan Tarhan Erdem’in anketi de büyük ölçüde sonuçları tutturdu. Genel olarak hemen tüm anketlerde de AKP’nin tek başına iktidarda olacağı görülüyordu. CHP ve MHP’nin de Meclis’e gireceği belliydi. Seçim öncesinde bu beklentiler satın alınmaya başladı. Piyasalar 23 Temmuz sabahı, bu sonuçları nasıl karşıladığını gösterdi. Gösterge faiz 17.15 seviyelerine çekildi. Döviz, 1,2510’a indi. Borsa da 56.000 seviyelerinin üzerine çıktı.

Gelinen bu seviyelerin ardından Merrill Lynch Yatırım Bank Genel Müdürü Kubilay Cinemre, hikayenin daha yeni başladığını söylüyor. Faiz ve dövizde düşüş eğiliminin devam etmesini bekleyen Cinemre, borsanın hisse değişimleri ve kâr satışları yaşanmakla birlikte yukarı hareketine devam edeceğini belirtiyor. Cinemre’nin seçim sonrası piyasa beklentileri şöyle:

-22 Temmuz seçimlerinin sonuçlarını ve piyasanın tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Seçimlerden önceki cuma günü ABD’de piyasalar negatif olmasaydı, 23 Temmuz’da piyasaların gösterdiği tepkinin daha da sert olması beklenebilirdi. AKP’nin yeninden tek parti olarak yoluna devam etmesi, Kasım 2002’den bu yana devam eden istikrar ortamının, ekonomi politikalarının sürdürüleceği şeklinde yorumlanıyor. Başka bir hükümet gelseydi, piyasa önce onun icraatlarını izleyecekti. Onun ardından öngörü yapacaktı. Bu şartlar altında öngörülebilirlik devam edecek.

-Bundan sonra piyasalarda ne olur. Öncelikle Merkez Bankası’ndan (MB) bir faiz indirimi bekliyor musunuz?
Buna birtakım varsayımlarla cevap vermek gerekiyor. En azından 2008’in ilk çeyreği sonuna kadar yurt dışı piyasalarda ve içerideki siyasi ortamda bir karmaşa olmayacağını varsayabiliriz. Bu durumda yurt içine doğrudan ve sıcak para şeklinde sermaye girişi devam edecektir. MB için bu paraları nasıl sterilize edeceği yönünde bir sıkıntı ortaya çıkıyor. Daha doğrusu, sterilize edilecek para büyüdükçe, bunun maliyeti de artıyor. Bugünkü politika faizleriyle sterilizasyon ciddi bir faiz yükü ortaya çıkarıyor.

Şu aşamada MB’nin faiz politikasını belirlerken duyarlı olduğu enflasyonu etkileyen faktörlerde ciddi manada iyileşme göremiyoruz. Öngörüler paralelinde yurt içine para girmeye devam ederse, işte bu aşamada MB’nin iki konudan birine karar vermesi gerekecek. Ya daha büyük sterilizasyonlar yaparak politika faizi aynı seviyede tutulacak ya da özellikle iç taleple ilgili faktörlerde bir kötüleşme görmediği müddetçe, gösterge faizi indirecek. Bu durum 2007’nin son çeyreğinde ortaya çıkabilir. İndirim 25 baz puan değil de, 75 baz puan, hatta 100 baz puan şeklinde de olabilir. Benim beklentim ikinci ihtimal. Yani MB, ciddi faiz indirimlerini 2007’nin son çeyreğinde ve beklenenden daha şiddetli yapacak.

-Borsa seçim sonuçlarının açıklanması ile birlikte yeni rekor seviyelerine ulaştı. Borsanın bundan sonra daha gideceği yol var mı?
Genel faiz seviyesi ve yurt dışı beklentiler dikkate alındığında, daha borsanın gidecek yeri var. Türkiye’de olduğu gibi nominal faizin ve beklenen faizin yüksek olduğu ülkelerde, faizin gerilemesi beklentisi, bankacılık sektörünün kârlılığını olumlu etkiliyor. Dolayısıyla, faizlerde yaşanan düşüş, bankaların kârlılıklarını yükseltiyor ve hedef değerlerini yüzde 10-15 yukarı taşıyor. Türkiye’de bankaların İMKB-100’ün yüzde 42’sini oluşturduğu dikkate alındığında, İMKB’nin potansiyeli ortaya çıkıyor.

-Bu durum bankalardan çıkıp diğer hisselere yansır mı?
Tabii ki yansıyacak. Bankalardan diğer hisselere doğru da kayışlar olacak. Betası yüksek hisseler, bu beklentinin en hızlı yansıdığı hisseler olacak. Çünkü, bu hisselerin genelde likiditesi de yüksek oluyor. Bunun ardından diğer hisselere de kayış olacak.

Borsada tabii ki kâr satışları olacaktır ama bu durum diğer hisselere kayış yönünde kullanılacak. Yükselişin ikinci, üçüncü dalgası olacak. Yani ters bir şey olmadığı sürece hikayenin başında olduğumuza inanıyorum.

-Dolarda daha aşağı seviyeler görülür mü?
1,20 hatta 1,15 seviyelerini görmek mümkün. Ancak, bu seviyelerin kalıcı olacağını düşünmüyorum. Ardından yukarı hareket gözlenecektir.

-Seçimlerin ardından cumhurbaşkanlığı ve Kuzey Irak’la ilgili sıkıntılar gündeme geldi. Bu iki temel konuda beklentiniz nedir?
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin siyasi bir krize girilmeden çözüleceğini düşünüyorum. Kuzey Irak ise kısa vadeli değil, Türkiye açısından uzun vadeli bir sıkıntı ve uluslararası bir sorundur.

-Seçimlerinin atlatılmasının ardından Türkiye’nin kredi notu gündeme gelmeye başladı. Siz not artırımı bekliyor musunuz? Yatırım yapılabilir ülkeler sınıfına ne zaman gireriz?
Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke sınıfına girmesi için iki not artırımı daha gerekiyor. Genelde tüm kredi derecelendirme şirketleri yukarı artırımlarda cimri davranıyor ve geç karar veriyor. Bu da çok kısa sürede olacak bir şey değil.

Önümüzdeki 3 yıl içinde Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke sınıfına girme ihtimalini yüksek buluyorum. Makro problem önemli ölçüde çözüldü. Ancak, sosyal problemler devam ediyor. Seçimlerin sorunsuz atlatılmış olması bile, benzer durumda olan diğer ülkelerdeki duruma kıyasla, çok olumlu bir göstergedir. Dolayısıyla, şahsi fikrim, şu anda bile Türkiye’nin notunun daha iyi olması gerektiği yönünde.

-Türkiye’deki bu olumlu havada global konjonktürün rolü büyük. Global likiditede etkili olan faktörlerde bir değişiklik olur bekliyor musunuz?
Kısa vadede böyle bir durum söz konusu olacakmış gibi görünmüyor. ABD 10 yıllık faizlerinin yukarı hareketi, riskli mortgage fonlarının batması, bazı hedge fonların zor duruma düşmesi gibi durumlar, gelişen piyasalarda bazı dalgalanmalara neden oldu. Ancak, bu durum yurt dışında düşük dereceli kredi fiyatlarını gelişmekte olan piyasaları etkilediğinden daha fazla etkiledi.

Son durum şunu gösterdi ki gelişmekte olan piyasaların ekonomik ve siyasi temel değerleri, geçmişe göre çok daha sağlıklı. Bundan sonra da hem gelişen piyasaların genelinde, hem de Türkiye özelinde yurt dışı kaynaklı sarsıntılara daha sınırlı tepki verilecek. Özetle gelişmekte olan piyasaların çok büyük bir global kriz çıkmadığı sürece dayanıklılıkları çok daha fazla.
Ancak bu hep yukarı gideceğimizin her şeyin olumlu olacağının garantisi değil.

Merrill Lynch’in Türkiye hedefleri nedir?
ML’in Türkiye’ye gelmesinin belirli nedenleri var. Öncelikle global politikamız, yerel oyuncu olmak. Türkiye’de olmamız, bu politikanın bir devamı. Büyüme hedeflerimiz ve genel politikamız göz önüne alındığında Londra’dan Türkiye yatırımlarını kontrol etmek çok sağlıklı değildi. Burada olmakla Türkiye’deki müşterilerle daha yakın temasa girmiş olduk.

Sizin doğrudan yatırım anlamında da faaliyetleriniz var. Örneğin Eskişehir Neo Alış-Veriş Merkezi’nde yatırımınız söz konusu. Bunun devamı gelecek mi?
Türkiye ofisini Şubat ayı sonunda açtık. Hemen hemen aynı zamanlarda sadece Türkiye’ye yatırım yapması için gayrimenkul geliştirme fonu kurduk. Bunun ilk sermayesini ML koydu. Daha sonra ML’nin müşterilerinden bu fona yatırım yapanlar oldu. Fonun şu an itibariyle 1 milyar dolarlık yatırım kapasitesi var. Bu rakam ileride daha da büyüyebilir. Bu fon şu ana kadar sizin de belirttiğimiz gibi 94 milyon dolara Eskişehir Neo Alış-Veriş Merkezi’ni aldı.

Şu anda imza aşamasında olduğumuz henüz açıklayamadığımız İstanbul ve Anadolu’da gayrimenkul projeleri var. Bunları tamamlamak üzereyiz. Yakın zamanda açıklamasını yapacağız. Biz bu işlemlerde sadece finansal yatırımcı değiliz. Aynı zamanda gayrimenkul geliştirme işine de bakıyoruz.

Yatırımcı Yeni Dönemde Nasıl Portföy Oluşturmalı?
Risk grupları ve algılamalar farklı olmakla birlikte yıllardır Türkiye’de YTL ağırlıklı bir portföy yapısı öneriyoruz. Borsanın geldiği seviyelere de bakıldığında seçici davranarak hisse ağırlığı artırılabilir. Faiz vadesi artırılmalıdır. Böylece nakit varlığı azaltılmalı.

Peki yatırımcılar şunu sorabilir: “Risk yok mu?” Tabiî ki var. Ancak, yukarı gitme olasılığı, aşağı gitme olasılığından çok daha yüksek. Ama şunun da altını çizmekte fayda var. Her portföy risk algılamasına göre dengeli olmak zorunda. Yani yüzde 100 YTL enstrümanlar olmamalı. Bir miktar da döviz enstrüman tutmakta fayda var.

Türkiyi’de Doğrudan Yatırım Alanları

Doğrudan yatırımı belirleyen iki temel faktör var: Dünyadaki trendler ve Türkiye’ye özgü koşullar. Bakıldığında 2006’da 20 milyar dolar rakamına ulaşıldı. 2007’de şu ana kadar olan işlemlere bakıldığında bu rakam geçilecek gibi görünüyor. Türkiye’de ilgi gösterilecek alanlara bakıldığında ise şöyle bir tablo ortaya çıkıyor:

Alt Yapı
Gelişmekte olan Hindistan, Çin gibi piyasalarda cari açık fazlası var. Bunlar, ABD faizlerinin yanı sıra, kendi ekonomilerine de doğrudan yatırım yapmaya başladılar. Bu anlamda dünyada öne çıkan sektör, genç nüfus ve nüfus artışı dikkate alındığında, alt yapı oldu. Alt yapı yatırımları, Türkiye için de geçerli. Limanlar, havalimanları, enerji alt yapısı, karayolları, barajlar, belediye yatırımları alt yapı başlığı altında toplanabilir.

Gayrimenkul
Türkiye’de faizlerin hızla aşağı düşmesi, gayrimenkulün finansmanını daha kolay hale getirdi. Buna ek olarak Türkiye’de hala devam eden kentleşme süreci var. Bu süreç konut, alışveriş, iş merkezi ve hastane anlamında gayrimenkul talebini beraberinde getiriyor. Bu güne kadar gördüğümüzden daha hızlı bir gayrimenkul yatırımı bekliyorum.

Finans
Bankaların haricinde başta sigorta, yatırım bankacığı, faktoring, leasing gibi alanlarda yabancı sermaye ilgisi devam edecek ve finans sektörü iyi bir yatırım alanı olarak kalmaya devam edecek.

Perakande
Türkiye’de perakende işine sadece Migros olarak bakmamak gerekiyor. Bölgesel bazda faaliyet gösteren zincirler var. Bu zincirlere de ilgi olacaktır.

Kentsel Dönüşüm Projeleri
Kentsel dönüşüm projeleri de aynı şekilde ilgi görecektir.

Ml’nin Türkiye Piyasasında İki Önemli Avantajı Var

Know How
Küresel bir know-how söz konusu. Dünyanın her yerinde olduğumuz için ürün bilgisi açısından üst seviyedeyiz. Sadece aracılık ve halka arz hizmeti vermiyoruz. Birleşme ve devralma operasyonlarında da varız. Tire Kutsan’ın ve Eczacıbaşı İlaç’ın bir bölümünün Zentiva’ya satışı, Türkiye’de bunun son örnekleri. Şu anda üzerinde çalıştığımız henüz kamuya açıklayamayacağımız şirketler de var. Dünya çapında elektrik, gaz, maden ticareti yapıyoruz. Tüm sermaye kalemlerinin finansmanında ve yatırımında varız. ML araştırma alanında çok iyi. Aracılık hizmetinde öndeyiz. Türkiye’de yerleşik olmadığımız için bu durum tam anlamıyla gözükmüyordu. Şimdi daha iyi gözükecek.

Müşteri Ağı
1 trilyon doların üzerinde kişisel ve kurumsal sermayeye yatırım danışmanlığı hizmeti veriyoruz. Yani sigorta şirketlerinden hedge fonlara, büyük uluslararası şirketlerinden özel yatırımcılara kadar ML’nin bir çok müşterisi var. Bu çok sayıda müşteri,farklı alanlarda çok iş yapıyor. Dolayısıyla ML, Türkiye’den çıkardığı bir riski, bir çok alana yayılabilir. Yüksek bilgi birikimi ve geniş müşteri ağı, Türkiye’de bizim için büyük bir avantaj. Bu özelliklerimizi ve bilgi birimimizi Türk müşterilerimize de sunmayı hedefliyoruz.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz