"Sonbahara TL ağırlıklı portföyle girin"

Garanti Portföy Genel Müdürü GÜR ÇAĞDAŞ, hisse senedi ve emtia ürünlerin yanında korumalı ve garantili fonları da tavsiye ediyor.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Sonbahara TL ağırlıklı portföyle girin
Uzunca süredir piyasalarda büyüme konuşuluyor, ona bağlı da yükselişler yaşanıyordu. Ağustos ayının ikinci haftasından sonra piyasalarda büyümenin yerini, durgunluk ve “ikinci dip” endişeleri aldı. Amerika’da başlayan bu endişeler, bütün dünya borsalarını etkiliyor.
Her ne kadar Türkiye piyasası, dünya kadar etkilenmese bile sonbahara yönelik endişeler de yok değil. Düşüş döneminde büyüme hızı, kamu borç stokunun düşüklüğü ve güçlü bankacılık sektörü sayesinde dünyadan ayrılan Türkiye piyasaları, sonbahara referandum, bunun sonuçları ve “mali kural” beklentileriyle giriyor. Bu beklentilerin piyasalar üzerinde bir baskı yaratabileceğini söyleyenlerin sayısı az değil.
Ancak tüm bunlara rağmen Garanti Portföy Genel Müdürü Gür Çağdaş, İMKB’deki olumlu ayrışmanın devam etmesini bekliyor. Yatırımcıların düşük faiz döneminde hisse senedini de içeren TL ağırlıklı portföy oluşturmasını öneren Çağdaş’ın, piyasa beklentileri ve yatırımcılara tavsiyeleri şöyle:
Capital:  Global ekonomide ana senaryonuz nedir?
Global ekonomi için ana senaryomuz, kriz öncesi döneme kıyasla daha düşük bir global büyüme ve merkez bankalarını rahatsız etmeyecek boyutta uzun süreli bir düşük enflasyon sürecidir. Son aylarda sıkça tekrarlanan “çift dip” senaryosunun altında yatan ana sebep, ABD konut ve işgücü piyasalarında geciken toparlanma. Elbette ekonomik büyümesinin yaklaşık yüzde 70’i tüketime dayalı bir ekonomi olarak ABD ekonomisinin konut ve işgücü piyasaları çok yakından takip edilmeli. Keza her iki değişken de tüketim üzerinde doğrudan etkiye sahip.
Bu denli derin bir global kriz sonrası bu göstergelerin belki de en geç toparlayacak göstergeler olması son derece olağan karşılanmalı. ABD sanayi üretimindeki olumlu sinyallerin, global ekonominin ikinci bir dip ihtimalinin oldukça düşük olduğunu işaret ettiğini düşünüyoruz.
Capital:  Enflasyon bir baskı unsuru olmaz mı?
-  Enflasyon konusunda global ekonomideki toparlanmanın yavaş olacağı beklentimiz ışığı altında, FED ve ECB gibi merkez bankaları uzunca bir süre daha enflasyon tehlikesini hissetmezde. Deflasyonun ise gelişmekte olan ülkelerin global ekonomi içinde gün geçtikçe artan payı sebebiyle oldukça düşük bir ihtimal. Hatta uzun vadede yüksek kamu borçları sebebiyle global ölçekte sarsıcı bir yüksek enflasyon olasılığı dahi çok daha yüksek bir olasılık.    
Capital:  Böyle bir piyasada Türkiye olumlu yönde diğer piyasalara göre ayrışma yaşayabilir mi?
Türkiye’nin, yılbaşından bu yana olduğu gibi önümüzdeki dönemde de pozitif bir ayrışma yaşayacağı kanaatindeyiz. Keza düşük faiz ve enflasyon ortamı gelişmekte olan ülkelere olan yatırım iştahını, özellikle de bu ülkelerin ekonomik büyümelerinin gelişmiş ülkelere göre yüksek olduğu dönemlerde artırıyor.
Türkiye ise bu noktada düşük kamu borcu, yüksek büyüme potansiyeli, genç nüfusu ve sağlam finans sektörü sayesinde rakiplerine göre de daha avantajlı bir konumda.
Capital:  Sonbaharda yurtdışı piyasalarda izleyeceğimiz önemli veriler neler olacak?
-  Yılın geri kalanında ABD’nin ekonomik büyümesi ve Avrupa’nın sorunlu ülkeleri olarak adlandırılan PIGS grubu ülkelerinin kamu mali disiplinleri yakından takip edilmeli. Global ekonominin toparlanması için ABD ve Avrupa’nın bir an önce ayağa kalması gerekiyor. Diğer yandan Japonya ekonomisi için de fazla iyimser olamıyoruz.
Altını çizmek isterim ki ABD’nin 10 yıllık faizlerinin seviyesi, bizlere ciddi anlamda temkinli olmamız gerektiğini işaret eder nitelikte. Benzer şekilde dolar/ Japon Yeni paritesi de artan riskten kaçınma trendine işaret ediyor. Bu iki göstergede içinde bulunulan düşüş trendlerinin devamı halinde, benzer bir yansımanın hisse senedi piyasalarında da görülmemesi imkansız hale gelecek.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz