"TL’ye Dönüş Spekülatif"

Piyasada hiç kimse doların bu kadar düşmesini beklemiyordu. Hatta dip noktanın 1 milyon 550 bin lira olduğu söyleniyordu. Fakat tahminlerin aksine ve Merkez Bankası müdahalelerine rağmen dolar 1 mi...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
TL’ye Dönüş Spekülatif
Piyasada hiç kimse doların bu kadar düşmesini beklemiyordu. Hatta dip noktanın 1 milyon 550 bin lira olduğu söyleniyordu. Fakat tahminlerin aksine ve Merkez Bankası müdahalelerine rağmen dolar 1 milyon 450 bin liraya kadar düştü. Şimdi herkes bundan sonra ne olacağını merak ediyor. TSKB Döviz Masası Şefi Saim Çelik, döviz piyasasına ilişkin sorularımızı yanıtladı:  
 
Son aylarda dolar tahminleri adeta alt-üst etti. “Kesinlikle düşmez” denilen noktalara geldik. Size göre bu düşüş neden kaynaklanıyor?  
 
Gerçekten de 1 milyon 450 bin seviyeleri hiç hedeflemediğimiz, düşmesini çok da mümkün görmediğimiz noktalardı. Ancak, savaş tehlikesinin ortadan kalkması, hükümetin IMF programına sadık kalacağı yönündeki açıklamaları ve buna uygun davranmaları bu düşüşte etkili oldu. Yaz aylarıyla birlikte artan döviz girişi de düşüşü hızlandırdı. Turizm gelirlerindeki artış ve enflasyon beklentilerinin geri çekilmesi de satışları hızlandırdı ve doları bu noktalara getirdi.  
 
Bu da tartışmaları beraberinde getirdi…  
 
Bunun en büyük nedeni ilk 3 aydaki cari açık. Çünkü, cari açık, krize girmeden önceki gösterge sinyalidir. Bu büyük ölçüde dış ticaret dengesinden kaynaklanıyor. Cari açık yurtdışından para geldiği ölçüde sürdürülebilir. Örneğin, ABD’de dış ticaret açığı 153 milyar, cari açık ise 43 milyar dolar. Bu rakamlara rağmen hayatını devam ettiriyor. Çünkü, yurtdışından gelen talepler çok fazla.  
 
Türkiye’yi ise riskli gördükleri için yurtdışından para gelmiyor. Bu nedenle cari açık miktarı bizim için ciddi kriz sinyali olarak görülüyor. Cari açık rakamı da, sağdan soldan dövizin fiyatına ilişkin sesler yükselmeye başladı.  
 
Merkez Bankası’nın yeni bir faiz indirimine gitmesi bekleniyor. Bu faiz indirimi kurları yukarı taşıyabilir mi?  
 
Aslında direkt bağlantılı. Faizin düşmesi kurları da etkileyecek. Merkez Bankası’nın da 3-5 puan arasında bir indirim yapması bekleniyor. Eğer böyle bir indirim yapılırsa, kurlarda yükseliş olması kaçınılmaz. Çünkü, bu faiz indirimiyle birlikte TL cinsinden yatırımların yavaş yavaş cazibesini kaybetme noktasına geleceğiz. Dolayısıyla, önümüzdeki günlerde faiz oranlarının düşmesi, doların yukarı çıkması için önemli bir gösterge olabilir. Ama yine de ağustos sonuna kadar döviz cinsinden getiri, TL cinsinden getirinin altında kalacak.  
 
Yaz sonuna kadar dolar kurunda nasıl bir hareket izlenecek?  
 
Merkez Bankası, mayıs ayında döviz alım ihalelerinin yanı sıra piyasaya iki kez direkt müdahale etti. Geldiği noktalara baktığımızda da, doların 1 milyon 450 bin liranın altına inmesini istemediğini gösteriyor.  
 
Dolayısıyla, buralarda, biraz da Merkez Bankası korkusuyla, tutunacağımızı düşünüyorum. Doların bu seviyenin altına gitmesinin zor olduğunu söyleyebilirim. Yine Merkez Bankası’nın tavrı, yani müdahale noktası, kurların 1 milyon 500 bin liranın üstünde kalmasını ister gibiydi. Faiz indirimiyle birlikte dolar, haziran sonuna doğru 1 milyon 530 bin lira ile 1 milyon 550 bin lira arasına yükselebilir.  
 
Önümüzdeki dönemde yatırımcılar nasıl bir strateji izlemeli?    
 
Yaz sonuna kadar dövizde fazla bir hareket olmayacak. Bu nedenle bu seviyelerden portföylerin yüzde 15’ini bu noktalardan dövizle doldurmaları iyi bir tercih olabilir. Döviz yatırımından vazgeçmeyenler için ise dolar ve euro arasında karar vermeli.  
 
Şu anda euro/dolar paritesi 1,18 seviyelerinde. 1,20 seviyelerinde gitmesi bekleniyor. Bu nednle bu noktaya kadar euroya yatırım yapmalarını, paritenin 1,20’yi görmesiyle birlikte de dolara dönmelerini öneririm. Bana göre yatırımcılar, döviz yatırımcıları İsviçre Frangı ya da İngiliz Sterlini’ne yönelmemeli. Çok bilinmeyen denizlerde yelken açmak sıkıntı yaratabilir.    
 
BORSA  
 
Para girişi başladı
 
 
- İMKB-100 Endeksi 23 Mayıs’ta 10,850’deki 200 günlük ortalamasını kırarak 11,000’deki direnç noktasını da geçti. Artan işlem hacmi ile orta ve uzun vadeli ortalamalarını da yukarı çevirdi. 26 Mayıs’ta ise 11,125 puandan kapandı.  
 
- Şu anda endeksin önündeki en güçlü direnç 11,200’de. İşlem hacmindeki artış devam eder ve burayı geçerse 11,500 güçlü direnç olarak karşımıza çıkıyor.  
 
- Piyasaya para girişinin devam etmesi halinde ise endeks 12,000 ve 12,500 dirençlerini deneyebilir. Ancak, bu seviyeler için çok güçlü bir para girişi olması şart.  
 
- 10,850-10,700 aralığına çekilmelerde kısa ve orta vadeli pozisyon alınabilir. Kısa vadeli pozisyonlar 11,100-11,200 bandında satılabilir. Ancak, orta ve uzun vadeli pozisyonları taşımakta yarar var.  
 
- Hisse senetleri fiyatları oldukça düşük. Bu nedenle bu seviyelerden oluşturulacak portföylerde zarar etme şansı yok denecek kadar az. İMKB-30 içinde yer alan şirketleri tercih etmenizde yarar var. Banka hisselerinin fiyatları oldukça bastırıldı. Bu nedenle yükselişte oldukça hareketli olabilirler.  
 
Ayın önerisi: Acar Menkul Değerler Araştırma Müdürü Zeynel Balcı, haziran ayında borsadaki yükselişin sürmesini bekliyor. Faizlerdeki düşüşe bağlı olarak banka ve holding, ihracat bağlantıları nedeniyle de otomotiv ve beyaz eşya sektörlerini öneriyor.  
 
FAİZ  
 
Faizde yüzde 45 beklentisi
 
 
- Bono faizlerindeki düşüş mayıs ayında da sürdü. Mayıs ayına yüzde 53-52 bandında başlayan faizler yüzde 49-50 bandına geriledi. 26 Mayıs itibariyle piyasada en çok işlem gören 26 Mayıs 2004 vadeli kağıdın faizi yüzde 50,48 seviyelerindeydi.    
 
- Bu yazı hazırlanırken Merkez Bankası’nın 3-5 puanlık bir faiz indirimi yapması bekleniyordu. Bu faiz indimi olana dek faizler yüzde 50’lerdeki yerini koruyacak. Çünkü, şu anda fonlama maliyeti yüzde 50,65 seviyelerinde.  
 
- Kotasyon indirimi yapılması halinde, faizlerin ilk etapta yüzde 48’lere gerilemesi muhtemel. Ancak, 5 puanlık bir faiz indirimi, fonlama maliyetini önemli ölçüde düşürecektir. Bu nedenle Haziran sonunda bono faizlerini yüzde 45 seviyelerinde görebiliriz.  
 
- IMF görüşmelerinde sorun çıkması beklenmiyor. Ayrıca Dünya Bankası’nın da 1,4 milyar dolarlık krediyi serbest bırakacağı söyleniyor. Bu gelişmeler de faizlerdeki düşüşe destek verecektir.  
 
Ayın önerisi: Garanti Portföy Yönetimi B Tipi Fonlar’dan Sorumlu Müdürü Hakan Gündüz Gökçe, haziran ayında da tahvil-bono yatırımlarının cazip olduğunu söylüyor. Bu nedenle de tahvil-bono ve değişken fonların özellikle küçük yatırımcılar için ideal olduğunu ifade ediyor.    
 
DÖVİZ  
 
Faiz indirimi beklenecek
 
 
- Merkez Bankası müdahalelerine rağmen, döviz cephesindeki düşüş mayıs ayında da devam etti. Ay içinde 1 milyon 450 bin liranın altına düşen dolar, 26 Mayıs’ta 1 milyon 460 bin liradan işlem görüyordu.  
 
- Bireysel yatırımcılardan gelen satışlar da doların değer kaybetmesinde etkili oluyor. Ancak, bankacılar, bu satışların henüz çok yoğun olmadığı görüşünde.  
 
- Genel beklenti doların çok düşük olduğu ve yükseleceği yönünde. Ancak, Merkez Bankası faiz indirimi yapmadan dolar kurunun yükselmesi oldukça zor. Bu nedenle olası bir indirime kadar dolar, 1 milyon 450 bin lira ile 1 milyon 470 bin lira arasında hareket edecektir.  
 
- Döviz piyasasında Merkez Bankası’nın kontrolü devam ediyor. Bu nedenle 1 milyon 450 bin liranın altına düşmesi şimdilik zor görünüyor.  
 
- Faiz indirimi halinde ise dolar yeniden 1 milyon 500 bin lira ile 1 milyon 550 bin lira arasına yükselebilir. Ancak, yaz ayları döviz girişi açısından oldukça rahat. Bu nedenle çok hızlı bir yükseliş beklenmemeli.  
 
- Yükseliş potansiyeli olmasına rağmen, yaz ayları nedeniyle yükseliş oldukça sınırlı olacak. Dövizden vazgeçemeyen yatırımcıların portföylerinin sadece yüzde 10-20’lik bölümünü döviz cephesine ayırmalarında yarar var.  
 
Ayın önerisi: Oyakbank Döviz Masası Yönetmeni Tolga Özkan, haziran ayında döviz cephesinde yatay bir trend olacağını, bu nedenle de TL cinsi yatırımların daha cazip olduğunu söylüyor. Ancak, döviz cinsi borcu olanların bu dönemi iyi kullanmasını öneriyor. Dövize yatırım yapmak isteyenlerin de portföylerinin yüzde 15’ini dolara ayırabileceklerini ifade ediyor.  
 
Eurobond’lar yükselişte  
 
Mayıs ayında eurobond piyasasında da oldukça olumlu bir hava gözlendi. Nisan ayını 99,50 seviyesinde kapatan 2030 vadeli eurobond, 23 Mayıs itibariyle 105,75 seviyelerine yükseldi.  
Hazine bonolarındaki yüksek getiri nedeniyle yerli yatırımcılardan fazla ilgi görmeyen, eurobondların asıl talibi ise uluslararası fonlar. Ağırlıklı olarak uzun vadeli tahvillerde hareketlerin yoğunlaştığı gözlendi. Kısa ve orta vadeli tahviller ise çok fazla ilgi çekmediği gözlendi. Bu harekette de gelişmekte olan ülke tahvillerine karşı başlayan alım dalgasının etkisi oldu.  
 
Haziran ayında ise eurobond piyasasına ağırlıklı olarak IMF görüşmelerinin sonuçları yön verecek. Bunun yanı sıra, AB ile tam üyelik müzakerelerine yönelik olarak hazırlanan 6. uyum paketiyle ilgili netleşme açısından MGK toplantısı da önem taşıyor. Türkiye’ye yaklaşık 1,4 milyar dolarlık kredinin serbest bırakılması açısından Dünya Bankası’nın Başkan Yardımcısı Johannes Linn’in mayıs ayı sonunda yapacağı Türkiye ziyareti ve kredi ile ilgili karar da eurobondların seyrinde etkili olacak. Yatırımcılara tavsiyemiz, şimdilik 2007-2008 vadeli Eurobond’lar.  
 
Tofaş’ın hedef piyasa değeri 595 milyon dolar  
 
Son iki yıldır özellikle ihracat bağlantılı çalışan otomobil şirketleri, piyasa oyuncuları tarafından yakından izleniyor. Tofaş Oto Fabrika da bu hisselerden biri…  
 
Tofaş, yılın ilk 3 ayında satışlarını ciddi oranda artırdı. Ancak 2002 yılının aynı döneminde otomobil satışları yok denecek kadar azdı. Bu nedenle satışlardaki artışı ciddi bir toparlanma olduğunu söylemek yanlış olur. Tofaş’ı olumsuz etkileyen en önemli etken ise, iç piyasadaki durgunluk.  
 
Buna rağmen, 2003 yılı sonunda operasyonel kara geçeceği tahmin edilen Tofaş’ın, 2004 yılında Çin pazarına girecek olması da şirketin cazibesini artırıyor. Şu anda hissenin piyasa değeri 450 milyon dolar civarında. Ancak, hedef piyasa değeri 595 milyon dolar. Yani yüzde 30 civarında bir yükseliş potansiyeli var.  
 
Ayrıca mevcut piyasa değerinin son üç yılın ortalama değerine göre yüzde 6-46 aralığında, 2003 tahminleri üzerinden firma değeri/satışlar oranının ise son üç yılın ortalamasına göre yüzde 17-62 aralığında iskontolu olması da şirketin cazibesini artırıyor. Sonuçta iç piyasada olacak canlanmayla birlikte, prim potansiyeli oldukça yüksek görünüyor.  
 
Gözler Merkez Bankası’nda  
 
Haziran ayında tüm piyasaların gözü Merkez Bankası’nda olacak. Çünkü, yapılacak kotasyon indirimi, başta faiz olmak üzere döviz ve borsada da önemli hareketlere neden olacak. Merkez Bankası’nın ise indirim için Mayıs ayı enflasyonunun açıklanacağı 3 Haziran’ı beklemesi muhtemel.  
 
Piyasadaki genel beklenti, mayıs ayında TEFE’de yüzde 0,7-1, TÜFE’de ise yüzde 1,5-1,8 arasında bir artış olacağı yönünde.  
 
Enflasyondaki bu düşüş de Merkez Bankası’nın faiz indirimi için iyi bir sebep olacak. Hükümet yetkililerinden “Faiz indirimi yapılmalı” şeklinde gelen açıklamalar da Merkez Bankası’nı harekete geçmesinde etkili olacağa benziyor. Böylece alımlarla doları yükseltemeyen Merkez Bankası, faiz indirerek dolara da destek olacak.  
 
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz