Columbia Üniversitesi Ekonomi Profesörü: Türkiye için büyük bir fırsat var

Columbia Üniversitesi Ekonomi Profesörü Prof. Dr. Xavier Sala-i Martin, batıya kayan tedarik zincirinin Türkiye için bir fırsata dönüşebileceğini belirterek “Türkiye dikkatle izleniyor” dedi.

25.11.2021 17:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Columbia Üniversitesi Ekonomi Profesörü: Türkiye için büyük bir fırsat var

Columbia Üniversitesi Ekonomi Profesörü Prof. Dr. Xavier Sala-i Martin, batıya kayan tedarik zincirinin Türkiye için bir fırsata dönüşebileceğini belirterek, “Çin ve ABD arasındaki mücadeleler, küreselleşen düzene büyük darbe vuracak güçte. Pandemide de görüldüğü üzere bu mücadele, tedarik sürecinde yaşanan sıkıntılara neden olabilecek düzeydeydi ve artık görüyoruz ki özellikle ABD ve Avrupalı şirketler üretim süreçlerini batıya taşımaya çalışıyorlar. Bu ise Türkiye için büyük bir fırsat anlamına geliyor. Eğer Türkiye ödevini iyi yapar ve batının beklenti içerisinde olduğu yapısal dönüşümleri gerçekleştirirse, uluslararası yatırımcıları daha kolay çekerek büyük başarı elde edilebilir. Türkiye, iş dünyası tarafından dikkatle izleniyor ve cazibe merkezi haline getirilmeli” dedi.

Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Prof. Dr. Xavier Sala-i Martin’in açıklamaları şöyle:

“Önümüzdeki dönemde en önemli gündemimiz enflasyon ve hala tüm dünyada artarak devam ediyor. Enflasyon ortamının 1970 dönemindekine gittiğini düşünenler var ama tartışmalar devam ediyor. Çoğu devlet ve merkez bankası işletme ve aileleri desteklemek üzere para basarak karşılamak istedi ve bu hesaplanmamış bir durumdu. Haliyle enflasyona sebep oldu. Ayrıca hem talepte hem de arzda büyük değişimler yaşandı. Tedarik zincirinde aksamalar oldu. Kapanmalar nedeniyle evinde kalan insanlar, konser veya sinema gibi harcamalar yerine çoğunlukla mallara harcama yapmaya başladılar. Bu ise daha büyük ve beklenmedik bir talep oluşturdu. Ancak bunların sağlanma sürecinin de zarar gördüğü unutulmamalı. Özellikle Berlin Duvarı’nın yıkılması sonrası küresel bir tedarik zinciri oluşturulmuştu ve gerçek zamanlı üretim modeline geçilmişti. Aniden liman kapatmaları başlayınca üretim sürecindeki hayati ürünler gemilerden inemez oldu ve zamanında inmedikleri için tüm tedarik zinciri bozulmuş oldu. Yaklaşık 2 yılda tedarik zinciri büyük ölçüde zarar gördü diyebiliriz. En iyi örnek olarak ise bugün mikroçip üretiminde yaşanan büyük tedarik sorunu gösterilebilir. Özetlersek, talebin karşılanmaması fiyatları artıyor. Eskiye dönmek için en kayda değer öngörü ne yazık ki pandeminin sona ermesi olacak ve süreç kendi kendine normala dönecek. Dünyadaki çoğu ülkenin merkez bankası, bu global bozulmanın zamanla yok olacağı görüşündeler. Ancak yine de piyasalarda artan bir korku da merkez bankalarının er ya da geç faizi artıracağı yönünde. Bu da yine bir başka baskı unsuru ki o da bir başka senaryoya yol açıyor: Politika bozuklukları. Kamusal borçlara bakıldığında patlama yapmış durumda olduğunu ve pandemi nedeniyle devletlerin geliri azalsa da harcamalarının artırıldığı görülüyor. Yeni oluşan bu borçlara karşın önceden gelen borçlar da ödenemediği için baskı daha da artıyor. Kamu borcunu kapatmak isteyen devletler, borcu karşılamak adına yeni vergiler ve mevcutların oranını artırmak isteseler de buna halk çok olumlu bakmadı ve pek çok ülkede protestolar gerçekleştirildi. Vatandaşların borçlarına baktığımızda, pandemi ilerledikçe çok problem olmadı zira mevcut birikimler ve gelirler eğlence gibi alanlara değil, borçların kapanmasına harcandı.

“Türkiye, iş dünyası tarafından dikkatle izleniyor”

Dünya ekonomi camiasında jeopolitik siyaset döngüleri de her yıl yeni problemlere eden oluyor. Burada hiper küreselleşme konusuna dikkat çekmek istiyorum. Çin ve ABD arasındaki mücadeleler, küreselleşen düzene büyük darbe vuracak güçte. Pandemide de görüldüğü üzere bu mücadele, tedarik sürecinde yaşanan sıkıntılara neden olabilecek düzeydeydi ve artık görüyoruz ki özellikle ABD ve Avrupalı şirketler üretim süreçlerini batıya taşımaya çalışıyorlar. Bu ise Türkiye için büyük bir fırsat anlamına geliyor. Eğer Türkiye ödevini iyi yapar ve batının beklenti içerisinde olduğu yapısal dönüşümleri gerçekleştirirse, uluslararası yatırımcıları daha kolay çekerek büyük başarı elde edilebilir. Türkiye, iş dünyası tarafından dikkatle izleniyor ve cazibe merkezi haline getirilmeli” dedi.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz