"Anadolu’dan Yönetici Daveti"

Aylin Coşkunoğlu / Human Resources Management Şirket Sahibi Aylin Çoşkunoğlu, Human Resources Management’in sahibi... Onu farklı kılan, merkezinin Ankara’da olması... Bu nedenle Anadolu’nun nabzını...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Anadolu’dan Yönetici Daveti

Aylin Coşkunoğlu / Human Resources Management Şirket Sahibi
Aylin Çoşkunoğlu, Human Resources Management’in sahibi... Onu farklı kılan, merkezinin Ankara’da olması... Bu nedenle Anadolu’nun nabzını yakından tutuyor, taleplerini takip ediyor. Bu nedenle Ankara, İzmir ve Antalya illerindeki insan kaynakları hareketleri konusunda önemli saptamaları var. İşsiz ve yeni kariyer peşindekiler için kritik önerilerde bulunuyor, hatta iş adresleri bile gösteriyor.

Ersun Türköz, Aylin Coşkunoğlu ve insan kaynakları şirketi Human Resources Management ile ilgili ``Ankara´da tek tabanca. Çok geniş bir firma portföyü var. Çok düzenli çalışıyor. Firmalara gönderdiği elemanları da çok iyi takip ediyor. Bunca sıkıntılı dönemde büyüyerek ayakta kalmayı başaran, çok güçlü bir firma'' diyor.

Türköz bu bilgileri ezbere söylemiyor: Bir defa işi sektördeki insan kaynakları şirketlerini tanıyıp takip etmek. Kendisi küçük ve orta ölçekli santrallerde yüzde 75 pazar payına sahip, Arçelik´e beyaz eşyanın tüm elektronik kontrol sistemlerini üreten Karel´in İnsan Kaynakları Müdürü. Ama onun da ötesinde Ersun Türköz daha önce çalıştığı Bayındır Hastanesi´nden Köytür Holding´e, Köytür´den de Karel´e Coşkunoğlu sayesinde geçti.

Aylin Coşkunoğlu ve şirketi HRM, piyasada fazla gözükmeyen, buna karşın çok yoğun çalışan bir insan kaynakları firması... HRM´in son dönemlerde üst düzey yönetici yerleştirdiği şirketlerin arasında Vestel, Unilever, Oyak Grubu, Man, Meteksan Hewlett Packard gibi değişik sektörlerin lider firmaları yer alıyor. Capital´in sorularını yanıtlayan Coşkunoğlu, ``Yerli firmalar arasında bir numarayız'' diyor.

İnsan kaynakları sektörü de canlanmadan üstüne düşen payı alıyor mu?

Bu krizden sonra birkaç ayrı gelişme oldu. Birisi, 94 krizinde de böyle olmuştu, şirketler aslında hakikaten gerekli elemanları panikle işten çıkardılar. Öyle olunca, krizin yavaş yavaş etkilerinin ortadan kaybolmaya başladığı bir süreç içinde tekrar hızlı eleman almaya başladılar.

İkincisi güç dengeleri değişti. Şirketler el değiştirdi. Örneğin bir inşaat firması gidip bir aracı kurumu aldı. Bu yeni güçler de yeni kadrolaşmaya doğru bir hareketlenme yaratıyor. Burada da kendi bildikleri konular olmadığı için, genel müdürü getirip kadrosunu kurmasını istemiyorlar, onun yerine bize başvurup hem genel müdürü, hem yardımcısını, hem de alttaki kadroları bulmamızı talep ediyorlar.

Bu seviyede yönetici bulmakta sorun yaşıyor musunuz?

Piyasada şöyle bir boşluk var. Belirli sektörlerde belli pozisyonlara gelmiş, bilgi ve deneyimiyle isim yapmış kişilerin sayısı sınırlı. Piyasada dolaşan isimler hep aynı. Dolayısıyla bunlar sektörde öncülük üstlenmiş firmalarda kilit pozisyondalar. Bunları yerlerinden oynatabilmek çok zor. Ama öte yandan da, firmalar, potansiyeli kuvvetli olan daha genç yöneticilere karşı sabırlı değil firmalar. Dolayısıyla sektörde isim yapmış bazı kişilerin değerleri iyice arttı.

Hakikaten bunu hakkediyorlar mı? Yoksa bunların bir kısmı da reklam mı?

Yönetici profilinde arz açığı var. Bu dediklerim kendilerini kanıtlamış, çok üst düzeydeki kişiler. Ama sizin dediğiniz profilde de çok kişi var. Özellikle İstanbul´da kendini allayıp pullayıp, olduğunun çok dışında yansıtan, iyi eğitim altyapısı olan, ama iş hayatında beklenen performansı gösteremeyen, buna karşın iyi altyapısı olduğu için iyi şirketlerde işe başlamış, bu referanslarla da hep kuvvetli firmalarda görev almış kişiler var.

Bunların yetersizlikleri kriz dönemi ortaya çıktı mı?

Tabii çok ayıklandı. Bunlarla ilgili çok değişik, ilginç hikayeler de bu kişiler işlerini kaybettikten sonra ortaya çıkıyor.

Sizin hedef kitleniz kimdir? Hangi sektörlerde faaliyet gösteriyorsunuz?

1992´den bu yana faaliyet gösteriyoruz. Ben başladığımda firmalar o kadar terminolojiye uzaktı ki, insan kaynakları firmasından olduğumuzu söylediğimizde bizi insan hakları firmasından geliyor sanıyorlardı. Ekonomist´in sıralamasında Türkiye´nin ilk 15 insan kaynakları firması arasında çıktık. Dört ilde faaliyet gösteren tek firmayız.

Antalya´ya yeni bir şube açtınız. Niye?

Turizm çok gözde, parlak bir sektör. Güneyde dört-beş yıldızlı otellerde çoğunlukla müteahhit kökenli firmaların yatırım yaptığını gördük. Özellikle Ankaralı kökenli firmalar. Fakat bunların ana faaliyet konusu turizm olmadığı için, ilk başta bir takım transferlerle bu şirketlerin başına bazı yöneticiler getirmişler. Bu yöneticiler çok etik değerlere bağlı kalmaksızın bu işi yönetmişler. Şimdi bu yatırımcı firmalar işin başına tanıdıklarını getirmişler. Bu kişiler de turizmle çok yakın değiller. Bizim Antalya´da hedeflediğimiz bu kesime hitap etmek, bu boşluğu doldurmak.

Siz kimleri işe yerleştiriyorsunuz? Daha çok üst düzey mi yoksa komi de işe yerleştiriyor musunuz?

Turizm sektöründe daha çok üst düzey çalışacağız. Çünkü, orada gelen alt kadrosunu getiriyor. Ayrıca, burada arz fazlası da var. Ama genel olarak bizim yaklaşımımız, diğer birçok firmanın aksine, sadece üst ve orta düzey yönetici üstünde çalışmak değil. Biz kimle çalıştığımıza bakıyoruz. Eğer Coca Cola ile çalışırsak Pepsi ile çalışmıyoruz. Ayrıca, sadece genel müdür değil, genel müdüre yönetici asistan da buluyoruz.

Sizin yabancı şirketlere göre avantajınız ne? 

Burada önemli olan aday portföyünün kuvvetli olması. 10 yıllık bir şirketiz, dört ayrı ilde faaliyet gösteriyoruz. Türkiye genelinde önemli bir aday bankasına sahibiz. 120 bin kişiyi geçtik. Bilgisayar ortamında bunu tutuyoruz. Tabii bunlar içinde aktifliğini yitiren de vardır ama sektörde en geniş aday portföyü bizdedir.

Yabancı firmaların kurdukları ekipler, know-howları uygulayabilecek kişiler değil. Yetkinlikleri yüksek değil, deneyimsizler. Ayrıca, ayrı bölgelerde faaliyet göstermeyi firmalar başaramıyor.

Kriz dönemi nasıl geçti?

Kriz döneminde biz daha çok firmalara kariyer danışmanlığı hizmeti verdik. Firmalar işten çıkartılan elemanlara yönelik hizmet istediler. Biz bu işlerini kaybeden kişilere sadece balık tutmayı değil, olta yapmayı da öğretiyorduk. Nereden iş çıkartılabilir, risk sermayedarlarıyla nasıl bağlantı kurulabilir, ne tip firmalarla bağlantı kurabilir, izlemesi gereken yollar, hangi sektörlerde iş bulma ihtimali daha yüksektir... Mesela bankacıları sigorta sektörüne yönlendirdik.

Krizde hangi konular dikkatinizi çekti? 

Kriz döneminde genç mezunlar arasında yapılan bir ankette, yurtdışında olsun da ne iş olursa olsun yaparım diyenlerin oranı yüzde 8. Yüzde 55´i, istediği koşullarda olursa yurtdışına yerleşeceğini söylüyor. Yine 2001 yılında master veya askerlik yapmak üzere başvuranlar rekor düzeyde. Çünkü, yeni mezunlar iş bulma ihtimallerinin düşük olduğunu biliyorlar.

Bu dönemde Anadolu şirketleri nasıl etkilendi?

Büyük şirketlerden eğitsel ve altyapısı yüksek olan yöneticileri transfer ettiler. Böyle bir şeye hep ihtiyaçları vardı ama bu tür yöneticileri transfer etmekte zorluk yaşıyorlardı. Ama benim bu konuda gene kaygım var. Sonuçta bu aile şirketlerinin kurumsal kültürleri bu yöneticileri barındıracak biçimde değil. Gerçi bu bir ara adım. Bu yöneticiler daha çok yabancı dil bilen, ihracat deneyimi olan kişiler.

Şu anda hangi sektörler gözde?

Şu anda turizm sektörü çok canlı. İhracat konusunda çok eleman arayışımız var. Bunlar belli pazarlara odaklanmış kişiler. Örneğin, Doğu Avrupa pazarı ayrı, Amerika ayrı. İlaç sektörü ve medikal sektör her zaman gözde. Bilgi teknolojileri sektöründe bir küçülme yaşanıldı ama hala orada da eleman alımları biraz daha odaklı olmak üzere devam ediyor.

Bireysel emeklilik sebebiyle sigorta sektöründe bir canlılık bekliyoruz. Bankacılık sektöründe ise birleşmelerle birlikte, bireysel bankacılık ve yatırım bankacılığı ön plana çıktı. Telekom sektöründe yeni yatırımlar var.

Yönetici ve eleman talebinde şehirden şehire nasıl farklılıklar var?

Ankara´da yönetsel pozisyonlar için aranılan kişilerde sadakat çok daha ön planda. Aranan yöneticinin geçmişte çok sık iş değiştirmemiş olması önemli. Daha Japon modeli...
 
İstanbul´da ise kişinin artan bir grafikle iş değiştirmiş olması prim yapıyor. Çünkü, firmalar, yöneticinin her çalıştığı şirkette edindiği farklı kültürü kendi firmalarına enjekte edeceğini düşünüyorlar.

İzmir´e Ankara´dan yaptığımız transferlerin kalıcı, İstanbul´dan yaptıklarımızın geçici olduğunu gözledik. İzmir, anlayış olarak ikisinin arasında, ancak biraz daha Ankara´ya yakındı. İzmirli yöneticilerin bir ortak özelliği sosyal hayata çok önem vermeleri.

Hangi sektörler ön planda bu şehirlerde? 

Ankara´da hizmet sektörü ağırlıklı. Örneğin müteahhitlik sektörü, medikal sektörü ağırlıklı. İzmir üretim ağırlıklı, daha girişimci, daha aile şirketlerinin bulunduğu bir şehir. Otomotiv yan sanayii, tekstil sektörü. İstanbul ise yine sanayi, finans ağırlıklı. Antalya’da turizm öne çıkıyor.

Piyasada bir canlanma var mı?

Gerçekten var. Piyasada bir reel durgunluk vardı. Bir de bazı firmalar krizi kullanarak eleman çıkarmışlardı. Morallerin yeniden yükselmesiyle bunlar yeniden eleman almaya başladılar.

Dönüm noktası ne zamandı?

Bizim işlerimiz son üç aydır özellikle hareketli. Şu anda günde ortalama 10 firmadan talep alıyoruz. Mutlaka hepsiyle görüşüyoruz, ama hepsi bir işe dönüşmüyor tabii. Mayıs ayında yaklaşık 50 kişiyi işe yerleştirdik. Bu rakama Antalya dahil değil. Bunlar orta ve üst düzey yöneticiler. Genel müdür, yardımcısı, ihracat, pazarlama, finans müdürü... Son dönemlerde finans, ihracat, pazarlama konularında çok hareket var. Yine enerji sektöründe önemli gelişmeler var.

Durgun olan dönem nasıldı?

O dönemde de aslında firmalar bir yandan küçülürken, öte yandan da satış pazarlama ve finans kadrolarını yenilediler. İşsiz olan ve bu nedenle daha düşük ücretle istihdam edebilecekleri önemli bir kesim vardı. Sonrasında bu kadroyu tutabilmek için eğitimler vermeye başladılar.

Şu anda da o kadrolara yatırım yapabilmek ve kendi kurumsal kültürlerini oluşturarak şirkete bağlılıkları arttırma yönünde bir çalışma yapıyorlar. Bilgi, teknoloji kopyalanabiliyor, ama kurumsal kültürü kopyalamak mümkün değil. Dolayısıyla, kurulu firmalar firma sadakatini arttırmaya çalışıyorlar.

Yönetici olarak günde kaç kişiyle görüşüyorsunuz?

Günde ortalama 100 başvuru alıyoruz. Bunların çoğunluğu internet aracılığıyla.

Son dönemin gözde meslekleri hangileri?

Bilişim, network uzmanı, sistem mühendisi iyi prim yapan, yüksek ücretli pozisyonlar. İngilizce bilen muhasebe elemanı bizim en çok aradığımız, arzın en düşük olduğu pozisyonlardan birisi. Veri tabanı yöneticisi. e-business, e-learning uzmanları. Medikal danışmanlar çok önemli. İlaç sektöründeki satış elemanları, yani ürün yöneticilerinin yeni isimleri bu. Büyük müşterilere bakan Özel müşteri yönetici uzmanları, yani ``Key Acounts Manager''lar.

“DANIŞMANLIK İŞİNDE 2 BİN 500 ŞİRKET VAR”

İnsan kaynakları sektörünün çehresi nasıl?

Sektörün yüzde 70´ini yabancı sermayeli firmalar oluşturuyor. Geri kalan yüzde 30 Türk şirketleri ve yabancı firmaların temsilcilikleri. Sektörde insan kaynakları ve eğitim danışmanlığı yapan 2 bin 500 civarında firma var. Bunlardan sektörde belli başlı 20 tanesi aktiftir. Gerisi aktif değil. Sektörün toplam cirosu yeniden 150 milyon dolar. 20 şirket bunun yüzde 70´ini yapar. Yabancılar bunun aslan payını alır.

Pek çok firma milyon dolarlık cirolardan bahsediyor... 

Ciddi yayınlarda bile pek çok firma rakamları konusunda çok abartılı, komik ifadeler verir ama Türkiye´nin insan kaynakları sektörünün gerçek görüntüsü size anlattığım gibidir. Temsilcilik alanlar hariç, yerli firmalar içinde cirosu 1 milyon dolar olan şirket yoktur.

Biz Türkiye´nin yerli sermayeli en büyük firmasıyız. Bizim ciromuz bu yıl ancak o rakama ulaşacak. İnsan kaynakları işi boş atılıp dolu tutulan işlerin en başında gelir. Çünkü, bu sektörde bir emlak bürosuna fazladan bir masa koyup insan kaynakları danışmanlığı yapıyorum diyenleri bile görürsünüz.

YENİ DÖNEMİN GÖZDE İŞLERİ
 
İNGİLİZCE BİLEN MUHASEBE ELEMANI Genelde İngilizce bilen kişiler finansman konusuna yöneldiği için, muhasebe pozisyonları üvey evlat muamelesi görüyor. Bu nedenle de yabancı yatırımcılar ve JV'ler, söz konusu profilde eleman bulmakta güçlük çekiyor. Arz eksikliği doğal olarak bu kişilerin ücretlerine de yansıyor.

IT KADROLARI: E-Learning uzmanı, veri tabanı yöneticisi, network uzmanı ve sistem mühendisi, ilk etapta arananları oluşturuyor. Dünyada ve Türkiye'de bilgi teknolojileri küçülme trendine girse de, hala bu alanlarda yetişmiş eleman açığı var.

TECHNICAL ACCOUNTS MANAGER: Özellikle çokuluslu şirketler; satış departmanı ile teknik departman arasında köprü kurabilen “Teknik Müşteri Yöneticileri” arıyor. Teknik kökenli olması istenilen bu kişilerin iletişim becerilerini kullanarak iki departman arasında çözümsel tercümanlık yapması bekleniliyor.

MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİCİSİ: Müşteri odaklı yaklaşımlar; müşteri ile ilgili verilerin şirket tarafından etkin bir şekilde kullanılarak satış ve pazarlama stratejisinin belirlenmesine neden oldu. Böylelikle yeni bir kadro ihtiyacı ortaya çıktı.

Proje Yöneticileri , İş Geliştime Yöneticileri, Hukuk Uzmanı, Vadeli Piyasalar Uzmanı, Lojistik Uzmanı, Dekorasyon Danışmanları (yani iç mimarlar) da diğer gözde meslekler.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz