"Çalıs, dua et, sev!"

Elizabet Gilbert'ın kitabından sinemaya uyarlanan ve benim taklit ettiğim filmin adı Ye, Dua et, Sev'di.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Çalıs, dua et, sev!

Oysa kimin yemek yemeye vakti var ki? İş hayatı herkesi silindir gibi ezerken yemek zevkinin yerini hızlı ısırıklar aldı. Kendinizi ne kadar iyi hissettiğiniz değil üretkenliğiniz ölçülür hale geldi. İşyerlerindeki stres, beraberinde sağlık sorunlarını da getirerek şirketler yüksek kâr elde etse bile ekonomiyi bir başka yoldan kurutuyor. Başta kadınlar olmak üzere çalışan ebeveynler için bu durumu kabullenmenin vazgeçmekten daha kolay olduğu görülüyor. Oysa şirketler, esnek olmanın yanı sıra ya "tam zamanlı" ya da çalışmamanın yerine modüler çalışma sistemleri tanımlayabilir ve bu sayede sadece işe sadakat değil yaşam tatmini için de ölçümler yaratabilir.

Evden çalışmak.
Uzaktan çalışmanın henüz keşfedilmemiş muazzam bir potansiyeli var. Bu konu hükümet politikalarında olmazsa olmaz bir unsur olarak yer almak zorunda. Bu sayede trafik sıkışıklığı ve hava kirliliği azaltılabileceği gibi enerjiden de tasarruf edilerek çocukların okullarından alınması ya da evde bakılmaları da kolaylaştırılabilir. IBM çalışanlarının yaklaşık yüzde 40'ı, bir IBM ofisinde oturmadan çalışıyor. Gelişmekte olan ülkelerde çalışan bu IBM'cile-re evden internete bağlanmaları için geniş bant hizmeti sunuluyor.

Aile içi çalışma.
Geçenlerde düzenlenen bir konferansın teması, "Erkekler, kadınların liderliğinin gelişebilmesi için neler yapabilir" şeklindeydi. Aile içi işbölümünde on yıllar boyunca çok az ilerleme kaydedildi (jogging yapmaya elverişli ileri teknolojili bebek arabalarının, babaların ilgisini çekerek genç annelere bir nebze de olsa nefes aldırmasına rağmen). Aile içi sorumluluklardan kadınlar orantısız bir payı sırtlanmaya devam ettikçe özel projeler, seyahat, profesyonel ilişkiler ve vatandaşlık hizmetleri gibi liderlik kapasitelerini kurmalarına yardımcı olacak ekstraları sınırlanmaya devam ediyor.

Ücret eşitliği.
"Eğer bu dünyayı kadınlar yönetiyor olsaydı" cümlesinin sonunu siz getirin... Bazı insanlar, "Daha az silah, daha çok tereyağı olurdu" diye cevaplar. Ancak ABD istatistiklerinden faydalanarak ben, dünyayı kadınlar yönetiyor olsaydı bugün her 1 dolarda 83 sent kâr ederdik diyorum. Bariz ayrımcılıkların ve işyerlerindeki cinsiyet ırkçılıklarının önünün bir nebze alınmış olmasına rağmen cinsiyet uçurumunun kapanması çok zor. Yaşam boyu daha düşük ücretler ve kurnazca yapılan kayırmaların altında, ara verilen kariyerler yatıyor olabilir. Fırsatlar sunarken karar vericiler, kimin yerinde sayacağı kimin yükseleceğiyle ilgili olarak iddiaya mı giriyor? Burada kehanetlerden uzak durmak çok önemli.

"Dua etmek".
Değerler birer modadan ibarettir. Şirketlerin çoğu, ortak bir amaç etrafında dizilmiş farklı insanları birleştirecek evrensel değerler arayışındadır. Bu sayede genç nesillerin "anlamlı ve değerli bir iş" hayallerini yakalamaya çalışırlar. Aynı zamanda uzun süredir sadece aile içi duvarlara hapsedilmiş din olgusu da yavaş yavaş işyerlerine doğru emeklemeye başlayarak ilgilenilmesi zor bir alan haline geliyor. Bazı şirketler işyerlerinde din ve politika hakkında konuşulmasını yasaklıyor. Diğerleri ise çizgiyi nereye kadar çekebileceklerine karar vermeye çalışıyor: Dua etme kahvaltıları, ruhani çalışma grupları, dini kıyafetler, tatil dekorasyonları?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz