"Risk aldım kazandım"

Karamehmet ve Özilhan gibi bugün dev şirketleri yöneten, yatırımlara yön veren pek çok işadamı, büyük riskler alarak bulundukları noktaya geldi.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Risk aldım kazandım
Mehmet Emin Karamehmet, 1994'te Turkcell'i sadece lisans bedeli için 500 milyon dolar ödeyerek kurmuştu. Türkiye'nin en büyük aileleri bu işe burun kıvırırken 500 milyon dolar gibi o yıllar için inanılmaz bir rakamı, ne olacağı belli olmayan bir işe yatırmak, Türk iş dünyasında alınan en büyük risk olarak tarihe geçti. Sadece 6 yıl sonra Karamehmet, Turkcell'i 17 milyar 884 milyon dolarlık piyasa değerinden halka açtı. Tuncay Özilhan ise 1998 Rusya krizinde tüm yatırımcılar Rusya'dan kaçarken Moskova'da kurduğu bira fabrikasıyla cirosu bugün milyar dolarlara ulaşan bir dev yarattı. Karamehmet ve Özilhan gibi bugün dev şirketleri yöneten, yatırımlara yön veren pek çok işadamı, büyük riskler alarak bulundukları noktaya geldi. İşte patronların aldıkları en büyük riskler...

KARİYERİNİN EN BÜYÜK DELİLİĞİ

Süleyman Orakçıoğlu, bugün hazır giyim sektörünün devlerinden biri. Orka Group Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, bu noktaya gelirken pek çok dönüm noktası yaşadığını söylüyor. Bunlar arasında en önemli olanın 20 yıl önce aldığı büyük bir risk olduğunu söylüyor ve şöyle anlatıyor: "Sultanhamam'daki tüm kumaş plasiyerleri kumaş satmak için bize gelirdi. Bir plasiyer arkadaşımız gelmiş ve bana stoklarında bulundurduklarını farklı kumaşlardan oluşan 30-40 farklı kartelayı sunmuştu. Bunca çeşidin arasından hiçbir kumaşı beğenmemiştim. Bana sunulan ürünler, piyasada birçok üreticinin kullandığı ve o sezon çok göreceğimiz kumaşlardı. Markam için daha farklı şeyler üretmek istiyordum. Çantanın arka tarafında duran ve plasiyerin göstermediği bir kartela gözüme çarptı. O kartelayı çıkarmasını rica ettiğimde 'Maalesef bu kumaşı üretmiyoruz' dedi. Israrla bakmak istediğimi belirttim. Kumaşı ihracat için bir firmaya çalıştıklarını ve tekrar üretmediklerini dile getirdi. Yoğun ısrarım sonucunda kartelayı görmeyi başardım; parlak saten çizgili bir kumaştı. O dönem için gerçekten frapan bir kumaş sayılırdı. Ve kesinlikle bu kumaştan sipariş vermek istiyordum. Plasiyerin sözleri ise hala aklımda: 'Hangi deli bu kumaşı alır ki yani boşu boşuna risk alıyorsunuz.'
Orakçıoğlu, o gün o deliliği yaptı. Israrları sonucunda beğendiği riskli kumaştan yaptığı iş kapasitesinin 30 katı sipariş verdi. Üstelik diğer kumaşları 6-7 ay vadeyle alabiliyorken bu kumaş için nakit avans vermek zorunda kaldı. Büyük zarar etme ihtimali çok yüksekken aldığı risk, her zamankinden 10 kat fazla kazandırdı.

SERMAYESİNİN 15 KATI BORÇLANDI
Doğtaş'ın patronu Davut Doğan'ın yaşamı boyunca aldığı en büyük risk, üretim makineleri alabilmek için Halkbank'tan aldığı krediydi. Doğan, bu riski almaya kardeşleriyle birlikte karar verdi. Ve Doğtaş'ı bugünlere getiren de alınan bu karardı. Doğan, 1988 yılında 10 bin lira sermayesi varken 2 yıl ödemesiz, 7 yıl vadeli 150 bin lira borçlandı. Bu sahip oldukları tüm varlığın bile karşılayamayacağı bir tutardı. Doğan, alacağı makineler için anlaştı ve banka, fatura tutarını karşı şirkete ödedi. Prosedür bu şekilde işliyordu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz