"Karlılık Yüksek mi?"

Türkiye pek çok sektörde dünya kârlılıklarıyla çalışıyor artık. Hatta global net kârların üstüne çıktığı sektörler de hiç az değil. Gıda perakendeciliği, otomotiv ve mobilyada dünya devlerinin kâr ...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Karlılık Yüksek mi?

Türkiye pek çok sektörde dünya kârlılıklarıyla çalışıyor artık. Hatta global net kârların üstüne çıktığı sektörler de hiç az değil. Gıda perakendeciliği, otomotiv ve mobilyada dünya devlerinin kâr rakamları ile yarışıyor. Aynı şekilde bilgisayar ve küçük ev aletlerinde de yüksek kârlılıklara imza atıyor. Beyaz eşya 1-2 puan, demir-çelik 5 puanı aşan marjlarla dünyayı çoktan geride bıraktı bile. Bu olumlu tabloda global kâr kalemlerini geriden izleyen tek sektör maalesef her alt kategorisiyle  gıda. ABD’den alınan durgunluk sinyalleri ile 2008 çok parlak geçmeyecek gibi görünse de, her sektör dünya ortalamasının üzerinde kârlılık için kendi çözümlerini üretiyor.    

“The Coming Collapse of the Dolar” kitabının yazarı John Rubino, günümüzde çok sayıda sektörde kâr marjlarını daraltan 3 önemli etmeni şöyle özetliyor: “Öncelikle enerji fiyatları artıyor, ki bu da üretim ve taşıma ücretlerini tırmandırıyor. İkincisi, dünyadaki tüketiciler daha önce olmadıkları kadar borç içinde, bu da tüketim güçlerini azaltıyor, şirketlerin satışları düşürüyor. Son faktör de Türkiye gibi bir ülke için de en önemlisi, borçlanma ve parite açısından Amerikan Doları değer kaybediyor. Amerika’ya satış yapan Türk şirketleri, daha az para kazanıyor.”

Özellikle büyüme üzerine pek çok kitabı bulunan Costas Markides de önümüzdeki 12-18 ay içinde kârlılıkta düşüş baskısı olacağını tahmin ediyor. Ama Columbia Business School Prof. Rita Gunther McGrath gibi iyimserler de var. McGrath, “Kâr marjları sektöre, bu sektörün yaşam eğrisindeki durumuna, şirketlerin içinde bulundukları ekonominin büyüme hızına göre değişir. Moda devleri, iPod’u geliştiren Apple hala kâr ediyor” diyor. Bu iyimser görüş Türkiye için de bir gerçeği ortaya koyuyor. Türkiye’de pek çok sektör dünya kârlılıklarını çoktan yakaladı, pek çoğu da aynı marjlar içinde çalışıyor.

Araştırmamız kapsamında incelediğimiz 18 sektörün kârlılık performansını, dünyadaki oranlarla karşılaştırdığımızda ulaştığımız sonuç bu. Gelin bu 18 sektördeki kâr marjlarındaki son tabloya yakından bakalım:

En Yakın Marjlar Perakendede
Türkiye’de dünyaya en yakın kâr marjlarının yakalandığı alan perakende. Deloitte’un “Perakendenin Küresel Güçleri 2007” raporunda dünyada 250 perakende şirketinin ortalama net kâr marjları yüzde 3,5 olarak açıklanıyor. Net kârlılık dünya genelinde yüzde 2 ile 5,5 arasında değişiyor. Bölgelere göre incelendiğinde en karlı perakendeciler yüzde 4,4 ile Latin Amerikalılar, en düşük kâr marjına da yüzde 2,9 ile Asya Pasifik bölgesi sahip. Türkiye’nin yetişmeye çalıştığı Avrupa içinde ise, yüzde 5,5’lik kâr marjı ile en yüksek oran İngiliz perakendecilerine ait. Türkiye’de de sektör yetkililerine göre yüzde 3 ila 5 arasında net kârlılıklarla çalışılıyor. Hatta bir sektör yetkilisinin ifade ettiği gibi Migros ve Carrefour gibi sektörün en büyükleri yüzde 5,5- 6’ya yakın oranlarla karlılıktaki dünya rakamlarına ulaşıyor. 

Aslında gıda perakendeciliğinde karlılık sağlanması oldukça güç. Çünkü, belli bir pazar büyüklüğüne ulaşmak ve maliyetleri de kontrol altında tutmak gerekiyor. Perakende sektöründe danışmanlık hizmeti veren eski İSMAR Genel Müdürü Hasan Yalçın, “Bu iş çok zahmetli. Yedi yıl İSMAR’da yöneticilik yaptım. Tüm önlemlerimi almama rağmen işletme giderlerini yüzde 16’nın altına indiremedim. Zaten ortalama brüt kar marjı yüzde 18-20’dir” diyor.

Yakın gelecekte tüm dünyada gıda perakendeciliğinin global tüketim harcamalarının kısılmasından yara alacağı tahmin ediliyor; “The Coming Collapse of the Dolar” kitabının yazarı John Rubino’na göre, dünyada özellikle büyük perakendeciler risk altında, karda ciddi sorun yaşayacak. 
Giyimde Neler Oluyor?
Hazır giyim perakendeciliği dünyada en karlı alanlardan. Gerek lüks tüketime artan talep gerekse hızlı moda hazır giyim trendi kârlılığı yukarıya doğru çekiyor. Bu sektörde yüzde 10 ile 16 arasında net kar rakamları gerçekleşiyor. Zara gibi hızlı moda hazır giyim markalarında bu oran yüzde 18’lere çıkıyor. Perakende sektörünün yöneticilerinden alınan bilgilere göre, Türkiye’de bu alan yüzde 8- 9 net kâr marjıyla çalışıyor. Ancak, bugün giyim perakendeciliğinde yüzde 8 net kar oranının kağıt üstünde bir rakam olduğu ve gerçek karlılığın yüzde 3-4’lerde olduğunu söyleyenler de var.

Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) Başkan Yardımcısı Servet Topaloğlu, “Gelecekte perakende zincirlerinin daha etkin kullanımı sağlanabilirse, burada yüzde 16’lara çıkan bir trend yakalanır. Zaten şu an kârlılıktan çok büyüme üzerine odaklanılıyor” diyor.

Teknoloji perakendeciliğinde de hedef büyüme. Pazardaki yüksek rekabetin ve yeni oyuncuların girmesi sonucu kârlılık oranları giderek zayıflıyor. Dünyada teknoloji perakendeciliğinde net kâr marjının yüzde 4 ile 6 arasında değiştiğini dile getiren Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane, “Türkiye’deki brüt kâr marjları yüzde 15-18, net karlılığının yüzde 3 ila 4 arasında olduğunu söyleyebiliriz. Artan rekabet ve gelişen teknoloji paralelinde düşen fiyatlara paralel olarak marjlarda da bir düşüş baskısı oluşuyor, firmalar bu baskıyı operasyonel ve tedarik etkinliklerini artırarak bertaraf etmeye çalışıyor. Marjlar yeteri kadar dar olduğundan daha fazla düşüş beklemiyoruz” şeklinde konuşuyor.

Otomotivde Durum Ne?
Dünyada otomotiv farklı ülkelere göre çok değişiklik gösteriyor, Toyota-Honda gibi Japon üreticiler için net kârlılık yüzde 5-10 olurken, sıkıntıda olan ABD ve bazı Avrupa üreticilerinde bu oran yüzde eksi 2’lere kadar iniyor. Kuzey Amerika veya gelişmiş Avrupa ülkelerindeki doymuş pazar, rakamları aşağı çekiyor. Ayrıca kurulu üretim kapasitesinin mevcut talepten daha fazla olması da kârlılıkları olumsuz yönde etkiliyor. Honda Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Ümit Karaarslan, geleceği şöyle öngörüyor: “Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinin karlılıkları azalmaya, Uzakdoğu Asyalı üreticilerin karlılıkları artmaya devam edecek.”

Türkiye’de de otomotiv sektörü, her ne kadar Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleri gibi doymuş bir pazar olmasa da, en az bu pazarlar kadar güç bir rekabet yaşıyor. 45’ten fazla otomotiv markası, sayısı 650’i geçen model ile müşterinin beğenisi kazanmaya çalışıyor. Bu da karlılıkları sürekli baskı altında tutuyor.

hed

Sektörün en büyüklerinden birinin yöneticisi, Türkiye’deki 5-6 büyük ana şirketin net kârlılığının yaklaşık yüzde 3 düzeyinde olduğunu açıklıyor. Karaaslan ise, Türkiye’deki ana üreticilerin, çoğunluk hisselerinin lisans sahibi şirketlere geçtiğini belirtiyor ve ekliyor:
“Bu değişimle birlikte şirketlerin ana girdiler ve üretim teknolojisi gibi kalemleri, ana firma tarafından belirlenmeye başladı. Bu da düşük net karla çalışmayı beraberinde getirdi. Türkiye’de yüzde 3-8 arasında net kârlılık kabul edilebilir; yüksek enflasyon döneminde bu oran yüzde 5-13 arasındaydı. Sektörde kapasite artışı ve yeni model yatırımı yapan firmalar net kârlılığı gelecek 5 yılda yüzde 10-15 arasına çıkarabilir.”
 
Beyaz Eşya Korumada
Türkiye, beyaz eşyada dünya rakamlarının üstünde bir kârlılığa sahip. Dünyada beyaz eşya sektörü kârlılık oranları yüzde 4-5’lerde seyrederken, Türkiye’de bu oran yüzde 5 ile 7 arasında değişiyor. Bu rakamları veren BSH Satışlardan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Ronald Grunberg, “Bu yıl net kârlılık yüzde 50 gerileme yaşadı, bunda YTL’nin güçlü olmasının etkisi var” diyor.

İhracatta da lokomotif olan beyaz eşya sektörü 2004’ten beri kârlılığını korumayı başaran sayılı alanlardan. Sektörün 2004’te yüzde 6-7 ve 2005’te de yüzde 5,5-6 net kârlılığı mevcuttu. Şubat ayında Arçelik Genel Müdürü Aka Gündüz Özdemir’in değerlendirmesi de Grunberg’i doğruluyor. Özdemir, “Arçelik olarak yüzde 8,1’lik net kâr marjıyla dünyanın en kârlı beyaz eşya üreticisi konumundayız” diyor. Grunberg’e göre, YTL güçlü olarak devam ettikçe kârlılık rakamları da bu seviye de olacak ancak zayıflaması durumunda beyaz eşya da kârlılık tırmanacak. 
Kârlılıkta şanslı olan bir diğer alan da küçük ev aletleri. Ulusal ve uluslararası 60 civarında firmanın bulunduğu küçük ev aletleri sektöründe, son dönemde özellikle Çin’den gelen ithal ürünlerin etkisi görülüyor. İthal ürünlerde Türkiye’de ortalama net kârlılık yüzde 100’leri aşıyor. Türkiye’de üretim yapan küçük ev aletleri firmaları da gayet yüksek, yüzde 50 net kârlarla faaliyet gösteriyor. Bu alanda ciddi bir paya sahip şirketin yöneticisi, artan rekabet ile firmaların iletişim faaliyetlerine ayırdıkları bütçeler arttığını ve bunun da kârlılıkların azalmasına neden olduğuna dikkat çekiyor. Önümüzdeki 5 yılda bu alanda artan maliyetler ve rekabetin etkisiyle marjların düşeceği tahmin ediliyor.

Mobilya Daralıyor
Mobilya alanında tatlı kârlar giderek azalıyor, marjlar da daralıyor. Türkiye’de 2004’te yüzde 18 ile 33 arasında olan net kârlılık 2005’te yüzde 12-18 arasına gerilemişti.

İstikbal ve Bellona markalarının üreticisi Boydak Holding’in yönetim kurulu başkanı Mustafa Boydak, bugün de net kârlılıkların yüzde 3-10 arasında gerçekleştiğini açıklıyor. Doğtaş Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan da Boydak’ı destekliyor: “Türkiye’de mobilya sektöründe ortalama üretimdeki net karlılık yüzde 10’dur, perakende kârlılık brüt yüzde 30-35 çıkar ama net kârlılık yine yüzde 10’larda seyreder.”

Bu oranlar dünya ortalamasında çalışıldığının göstergesi. Boydak, dünyada bu alanda karlılığın yüzde 3 ile 13 arasında değiştiğini söylüyor, Doğan’a göre dünyada üst sınır yüzde 15’leri buluyor. Burada da yeni giren firmaların yoğun pazarlama kampanyaları ve fiyat promosyon rekabeti pazarın kârını azaltıyor. Davut Doğan, net kârlılıkların önümüzdeki dönemde faizlerin yüksek olması ve enflasyonun düşmesiyle daha da düşeceği tahmininde bulunuyor. “Bence bu kârlılık iyi, korunursa sorun olmaz” diyen Boydak, ciddi rekabet ortamında sürekli yenilik yapma ve tüketiciye ulaşmada güçlü olmaları gerektiğini kârlılıkların böylece sürdürülebileceğini belirtiyor.

Gıdayı Hammadde Vuruyor
Dünya ile karşılaştırıldığında en büyük uçurum her alt kategorisiyle gıdada göze çarpıyor. Genel olarak gıdada dünyada yüzde 15-20 arasında kârlılıkla çalışılırken, Türkiye’de bu oran yüzde 5 ile 7 arasında seyrediyor. Gıda İşverenleri Sendikası Başkanı Necdet Buzbaş, “Dünyada tarım çıktıları alabildiğine yüksek. Biyodizele geçiş eğilimi gıda hammaddelerinin fiyatlarını yükseltiyor. Gıda da dünyada kârlılıklar yüzde 25’lerdedir, net kârlılıklarda da yüzde 15’lerin altında çalışılmaz” diyor. Oysa Türkiye’de özellikle çikolata ve kakaolu ürünler, süt ve mamulleri ile makarna üreticileri dünya normallerinin çok altında rakamlar ile faaliyet gösteriyor.

Ülker’in eski Bisküvi ve Çikolata Grubu Başkanı Necdet Buzbaş, bu alanda fiyat rekabeti nedeniyle iki yıldır hiç zam yapılmadığını ve marjların sıfır seviyesine kadar geldiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle 1 Ocak 2008 sonrasında yapılan yüzde 10’luk KDV indiriminin tamamen piyasaya yansıtılmayacağı beklentisi var.

Makarnada da benzer bir tablo mevcut, makarna firmaları yüzde 2-3 net kârlarla ayakta kalmaya çalışıyor. Makarna Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Ergin Erzurumlu, “Ürün çeşitlendirme çalışmaları başarılı olursa kârlılıklar artacak” diyor. Gıda sektörünün yüzde 5’ini alan dondurulmuş gıda, katma değer yarattığından en yüksek kâr rakamları ile yaşıyor. Sanpa Gıda Başkanı Abdülkadir Erbalcı, “Dünyada bu alanda net kar marjları yüzde 15-20’lerde. Kuru gıdalardaki yüzde 3’lere bakınca bu oran yüksek gelebilir ama bizim alanımız üretim ve taşıma açısından daha risklidir” diye konuşuyor.

hed

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilgisayar Geriliyor
Bilgisayar alanında kârlılık ürün gruplarına bağlı olarak değişiyor. Sektörden bir yetkili, donanım alanında, Index veya Arena’nın bilançolara bakıldığında net kârlılıkların yüzde 6 ile 7 arasında bir oranda değişirken, yazılımda yüzde 10 ve üzerinde seyrettiğini açıklıyor. Dünyada da bu oranlarda ve bir-iki puan üstünde kârlılıklar elde ediliyor. Servis alanındaki yapılarda ise, kârlılık oranları yüzde 20’ler civarında bulunuyor. Casper Genel Müdürü Altan Araş, bu yıl başında yaptığı bir açıklamada "Kur politikası ile artan maliyetler bizi olumsuz etkiliyor. Sürümden kâr etmeye bakıyoruz. Bilgisayar sektöründe bugün kâr marjı yüzde 2 ile yüzde 15 arasında. Bu daha önce yüzde 5 ile 20 arasındaydı" diye konuşuyor. Bu düşüşün dünyada ve Türkiye’de hanehalkı satın alma gücünün düşmesi beklentisiyle daha da daralacağını tahmin ediliyor. 
Bilgisayar ve teknolojileri alanında ki karanlık tabloya tezat bir resim yine bir sanayi alanından demir-çelik sektöründen geliyor. Bu alanda gelişmekte olan ülkelerde demir-öçeliğe duyulan talep yüksek ve üretici sayısı da az olduğundan dünyanın üzerinde kârlılıklara rastlanıyor. Dünya devi ile Arcelor ile yeni yatırımlara soyunan Borusan Holding’in CEO’su Agah Uğur,  “Dünyada demir-çelik sektörünün kârlılık oranları artıyor, gelişmiş ülkelerde sektör net k3ar marjı yüzde 20 iken, gelişmekte olan Türkiye gibi ülkelerde sanayicilerin ihtiyaçları yani talep arttığından sektör daha yüksek marjlarla çalışıyor. Türkiye ve benzer gelişmekte olan ülkelerde kâr yüzde 25-30 seviyelerinde” diyor.

Yönetim Guruları Kar Marjlarının Geleceğini Nasıl Görüyor?

Costas Markides

Gerçek şu ki bugünün dünyasında, sanayinin sınırları aşılıyor, değişimler daha hızlı gerçekleşiyor, ürün yaşam eğrileri kısalıyor. Rekabet şiddetini artırıyor ve kârlar da ortalama olarak azalıyor. Yine de ürünlerini farklılaştırmayı bilen firmalar, LVMH ya da Christian Dior gibi markalar her zaman yüksek kârlılık oranıyla çalışıyor.  

Jack Trout
Karlılığın anahtarı, tamamen markanızı nasıl farklılaştırdığınızda gizli. Kâr marjları, artan rekabet seviyesi ve yavaş ama emin adımlarla pek çok kategorinin markalaşması nedeniyle baskı altında. Tüketiciler yarattığınız farklılık için biraz daha fazla ödeyecek. Bu farklılık olmazsa zaten düşük fiyatlı bir marka olmanız daha iyi olacaktır. 

John Rubıno
Korkarım para kazanmanın daha zor olduğu, finansal olarak çok sıkışık bir döneme giriyoruz. Bankalar ve diğer finansal kuruluşlar bono ve türev piyasalardaki trilyon dolarlar çözülmeye başladığında epey acı çekecek. Ama tüm dünyada üreticiler Amerikan tüketicisi  tasarruf yapmaya zorlandığında yara alacak. Bu açıdan bakarsak, tüketici ile yakın ilişkili şirketler özellikle de büyük perakendeciler zarar edecek.

Robert M. Tomasko
Bir sektör içindeki tüm şirketler, düşük maliyetlere çok önem verir, büyük her zaman iyidir anlayışına sahip olur, aynı şekilde rekabet etmeye kalkar ve Amerikan finansal hizmetler sektörü gibi balon stratejiler peşinde koşarlarsa kârlılık sürdürülebilir olmaz, sonunda da düşüşe geçer. Ancak farklılaşmaya, inovasyon ve katma değer yaratmaya önem vermek iyi senaryoyu yaratır.

Rita Gunther Mcgrath
Bazı sektörlerde örneğin biyoteknoloji, yeni medya, araştırmaya dayalı reklam, yazılım gibi alanlarda ben kârlılıkların kuvvetli olacağını öngörüyorum. İlaç, otomotiv, geleneksel medya, restoranlar gibi diğerlerinde ise kârlılıklar ciddi baskı altında olacak. Dünyada gelişmekte olan ülkeler büyüdükçe, bu ülke vatandaşlarının tüketimleri arttıkça dünya şirketlerinin karlılıklarının pozitif olacağını tahmin ediyorum.

Gurulara Göre Türkiye’nin Karlılık Performansı Nasıl Olacak?

Robert M. Tomasko

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler düşük maliyetlere fazla yoğunlaşmaktan ve düşük fiyat/ücret rekabeti tuzağına düşmekten kaçınmalı. Her zaman daha düşük maliyet ve fiyatlarla çalışacak bir ülke olacaktır. “Made in Turkey” markasını yaratmak özel bir değeri gösterir. Türkiye’nin coğrafi pozisyonunu en iyi şekilde kullanmak, güçlü bir iç rekabet yaratmak ve lokal pazarın talebini geliştirmek, işte bunlar karlılığın anahtarlarıdır.

Jack Trout
Gelişmekte olan ülkeler, Çin örneği gibi düşük fiyatlı olma eğiliminde. Ama Çin, devletin çevre ve çalışan ücretlerini artırmaya zorlamasıyla, maliyetleri artırma olasılığı ile karşı karşıya. Şimdi uygun fiyatlı uluslararası ve yerel rakipleri ile başa çıkmaları gerektiğini de göz önüne alırsak, bu hiç kolay olmayacak. Gelişmekte olan ülkeler, eğer kârlı markalar yaratmak istiyorlarsa, marketing ve inovasyon yeteneklerine sahip olmaları gerekiyor.

John Rubıno
Amerikan tüketicisinin alım gücüyle beslenen gelişmekte olan ülkeler giderek borca batıyor. Ben çok olumlu bakamıyorum. Amerika duvara çarptı, borçlanma yeteneğini kaybetti. Bunun önlenemez sonucu, gelişmekte olan ülkelerin ürünlerine Amerika’dan daha az talep gelmesi olacak. Bu da, gelecek yıllarda gelişmekte olan ülkelerin bono ve hisse piyasalarında büyük düşüşler ve daha az istikrarlı ülkelerde politik belirsizlik demek.

Costas Markides
Eğer Amerika ve Avrupa’da 2008’de resesyon olursa –ki bunun maalesef olasılığı yüksek- tüm sektörlerdeki şirketlerin bundan yara alacağını düşünüyorum. Bu Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin şirketlerini de kapsıyor tabii, Türk şirketleri de bundan zarar görür. Ama her zaman durgunlukta bile iyi idare eden kârlılıklarını ayakta tutan şirket ve sektörler vardır tabii. Ancak kesin olan genelde karlılık marjları daralacak.
Rita Gunther Mcgrath
Genellikle ben görünümün pozitif olduğunu düşünüyorum ama bazen kurallar şirketlerin karlılıktan önce farklı ekonomik koşulları ön planda tutmalarını gerektirebilir. Örneğin Japonya’da yıllardır firmalar pazar payını ve işçiliği kârlılıktan ön plana aldı. Pek çok Avrupa ülkesinde, çalışma saatlerini ve çalışan haklarını düzenleyen kurallar kazanılan paranın şirketin kar haznesi yerine ücretlere gitmesine yol açtı.

Elçin Cirik
ecirik@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz