Basitlik bulmacasını çözmek

Başarmanın tek yolu, işleri basitleştirmekten geçiyor.

1.07.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Basitlik bulmacasını çözmek

Bu artan karmaşıklık aynı zamanda yaşamın diğer alanlarını da kapsıyor. Örneğin şehirlerimizde farklı bileşenlerin altyapıları hep birlikte karman çorman bir ağın içinde örülü gibi. Bu ağları kullananların sayısı her geçen gün arttıkça, görselleştirilmeleri ve öngörülebilmeleri de giderek zorlaşıyor. 2015 yılına gelindiğinde nüfusu 10 milyonu aşan en az 25 tane büyük metropolitan alan olacak. Kıyaslama yapmak gerekirse en fazla iki milyon yaratığa ev sahipliği yapan en büyük karınca yuvasının karmaşıklığı bile onların yanında mütevazı kalır. Bu gibi karmaşık sistemlerde yapılacak küçücük değişikliklerin bile çok ciddi sonuçları olabilir. Örneğin yeni bir metro hattı inşasının insanların yanısıra yanıbaşındaki elektrik, gaz ve su tedarik sistemleri üzerinde devasa bir etkisi olabilir. Bugüne kadar her ne kadar şehir planlamacılarını pişmanlık içinde bıraksa da bu gibi etkileşimlerin ve etkilerinin önceden tahmin edilmesinin çok zor olduğu bilinen bir gerçek.

Şehir simülasyonları.
Siemens Kurumsal Teknolojiler'de (CT) çalışan mühendisler bugünlerde işte bu karmaşık iç bağımlılıkları çözümlemeye çalışıyor. Bu amaçla kendi bütünlüğü içinde sanal bitişik kentler yaratan ve mühendislerin altyapılardaki olası değişiklikleri planlamalarını ve simülasyonlarını yapmalarını sağlayan bir yazılım platformu geliştirdiler. Bu yazılım onlara yeni bir inşaat çalışmasının, potansiyel trafik sıkışıklıklarıyla bölgenin enerji dengesi üzerindeki etkileri de dahil olmak üzere o mahalle üzerinde ne gibi etkileri olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar da işsizlik oranları ve kişi başına ekonomik çıktı gibi sosyoekonomik
göstergeleri hesaplamak için bu yazılımdan faydalanıyor. Ayrıca bu simülasyonların içine yerel bina düzenlemeleri ve enerji verimliliği zorunluluklarının da dahil edilmesinin yanı sıra önerilen inşaat çalışması üzerinde ciddi etkileri olabilecek iklim ve demografik eğilimler gibi uzun vadeli faktörlerin de ilave edilmesinin planları yapılıyor. Şehirler zaten yeryüzünden yeterince karmaşık görünür, ancak asıl karmaşa sıklıkla devasa bir örümcek ağı gibi iç içe geçmiş su kanallarıyla dolu yeraltında saklı. Bir şehir büyürken boru hatları labirenti de büyür ve sızıntılardan kaynaklanan sorunlar ortaya çıkmaya başlar. Örneğin Londra'nın su şebekesi 30 bin kilometre uzunluğunda. Su kayıpları en varlıklı şehirlerin bile baş belası. Londra yeraltı su şebekesindeki sızıntılardan kaynaklanan su kayıplarını sadece yüzde 1 oranında bile düşürebilse, tam 224 bin kişiye yetecek kadar su tasarrufu yapmış olurdu. Gelişmekte olan ülkelerde ise durum çok daha vahim. Dünya Bankası'na göre, sızıntı yapan su borularından kaynaklanan toplam su kaybı günde 45 milyon metreküp civarında. Bu borulardaki çatlaklar, bulaşıcı hastalıklara bir davetiye anlamına geldiğinden ayrıca bir de su kalitesinin düşmesi sorunu var. Büyük ölçüde su ölçerler ve benzeri izleme cihazlarının azlığı yüzünden, küçük çatlakların yerinin belirlenmesi hem çok zor hem çok pahalı. Siemens mühendisleri kısa süre önce büyük boru hattı şebekelerindeki en küçük çatlakları bile otomatik olarak tespit edebilecek kapasitede bir sistemle ortaya çıktı. Bu sistem şebekenin çeşitli yerlerinde gece gibi su tüketiminin düşük olduğu zamanlardaki su kullanımını ölçüyor ve dolayısıyla göreceli referans değerlerini hesaplıyor. Eğer bu değerler ardı ardına aşılıyorsa orada bir kaçak var anlamına geliyor ve sistem anında alarm veriyor. Akıllı teknolojiler sadece içme suyu arzının takip edilmesinde değil, aynı zamanda trafik akışını rahatlatmak için de kullanılabilir. Bazı yerlerde bu artan metal nehirleri caddelerimizi boğmakla tehdit ediyor. Örneğin Jakarta'da yaklaşık 7 milyon araç var ve her gün bunlara bin 100 adetin üzerinde yeni araba ile motosiklet ekleniyor. Sonuçta Endonezya'nın başkentinde yaşanan kavşak sıkışıklıkları çok pahalıya patlıyor. Endonezya Üniversitesi'nden çevre uzmanı Firdaus Ali tarafından yapılan bir araştırmaya göre, trafik sıkışıklıkları yüzünden gerçekleşen üretim kayıpları ve hava kalitesinin düşüklüğüyle birlikte artan sağlık bakım maliyetleri yılda 3 milyar doları buluyor. Ancak hiç umut ışığı da yok değil.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz