Enerjinin geleceği

Dünyanın her yerindeki bölgesel enerji piyasalarının ortak bir yanı vardır...

8.04.2016 15:14:470
Paylaş Tweet Paylaş
Enerjinin geleceği
ABD: Fiyatları ve CO2 salımlarını düşürüyor
ABD’nin bugün global enerji talebindeki payı yaklaşık altıda bir oranında ve onun iştahı artmaya devam ediyor. Ancak aynı zamanda ABD, dünyada CO2 salımının düşüşte olduğu az sayıda enerji piyasasından da biri. Kömürle çalışan köhnemiş enerji tesislerinin yerine yeni doğalgazlı tesisleri işletmeye aldığı için CO2 salımları sadece 2012 yılında yüzde 6 civarında düştü. Doğalgazla çalışan tesislerin sayısında görülen patlamanın ardında yatan temel faktör ise “alışılmadık kaynaklar” denilen yerlerden üretimi giderek artan doğalgazın ucuz fiyatıdır. Bu gibi kaynaklardan her geçen gün daha çok faydalanması sayesinde ABD’nin dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz üreticisi olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Üstelik bu ülke kendisine enerji arzını çeşitlendirmek gibi bir hedef de koyduğundan yenilenebilir enerji kullanımını daha da artırmak niyetinde. Siemens bu alanda kaçınılmaz olarak kilit bir oyuncu olacak. Bu şirket, şimdiye kadar çoğu ABD sınırları içinde üretilmiş 13 tane H-sınıfı gaz türbini satmış durumda. Bu büyüyen pazara gelecekte de kusursuz bir şekilde hizmet sunmayı garanti altına almak için Kuzey Carolina Charlotte’ta gaz türbinleri, buhar türbinleri ve jeneratörler üreten yeni bir Siemens tesisini 2011 yılının sonlarında faaliyete geçirmişti.
460 bin haneye enerji
Buna ilaveten Siemens, 2013 Aralık ayından itibaren ABD’de neredeyse 460 bin hanenin elektrik ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek bir miktarda, yani 1.500 megawat (MW) toplam kapasiteli rüzgar türbinleri ihalelerini de ardı ardına kazanıp duruyor. Bunun içinde bugüne kadarki en büyük karasal rüzgar enerjisi (1.050 MW) siparişi de var. Şu anda hızlı bir çıkışta olan ABD pazarındaki gelişmeler, son derece gelecek vadedici. Enerji fiyatları daha şimdiden düşmeye başladı bile ve bunun sonucu olarak bir yandan ekonomi büyürken diğer yandan da CO2 salımları azalıyor ve bu kombinasyona diğer pek çok enerji piyasası gıptayla bakıyor. 
Asya: Talep patlıyor 
Asya’da da sürdürülebilir enerji arzının odağında daha şimdiden üstün verimlilik rasyolarına sahip doğalgazlı enerji tesisleri yatıyor. Örneğin Çin bugün resmen elektriğe aç: Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin, yılda 4.000 terawat/ saat (TWh) hacminde elektrik tüketiyor. IEA’ya göre bu rakam 2030 yılında ikiye katlanarak 8.000 TWh’a yükselecek. Bu yüzden Çin’de enerji üretimiyle talebi çok daha verimli yönetilmek zorunda. Bu ülkede 2030 yılına kadar daha dengeli bir enerji karışımı tutturmanın planları yapılıyor. Her ne kadar lider rolü kömürle çalışan enerji tesisleri oynayacak olsa da yenilenebilirler de bir hayli önem kazanacak. Mesela Çin bugün 60 gigawat (GW) seviyesinde olan kurulu rüzgar çiftliği kapasitesini 2020 yılına kadar 150 GW’a çıkarmayı planlıyor. Ancak yenilenebilirlerin daha fazla oranda kullanılıyor olması aynı zamanda rüzgarın esmediği veya güneşin parlamadığı zamanlarda enerji şebekesinde dalgalanmalar yaşanması riskini de artırıyor. Bu soruna çok çabuk devreye alınabilen yüksek randımanlı kombine çevrimli enerji tesisleri çözüm olabilir. Siemens, daha şimdiden Çin’de bu gibi santrallerden birkaçını kurmuş durumda. Örneğin 2012 Ekim’inde en mükemmel doğalgazlı enerji projesi olarak Asya Enerji Ödülü’ne layık görülen ve 4 bloğundan her biri Siemens’in F-sınıfı türbinleriyle donatılmış olan Shanghai Shenergy Lingang santrali, sadece 10 dakika içerisinde maksimum çıktı seviyesiyle çalıştırılabilir hale geliyor. Siemens’in bu teknolojisi gelecekte enerji karışımında inişli-çıkışlı yenilenebilirlerin payı arttıkça oluşabilecek şebeke istikrarsızlıklarının telafi edilmesinde kullanılabilir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz