Enerjinin geleceği

Dünyanın her yerindeki bölgesel enerji piyasalarının ortak bir yanı vardır...

8.04.2016 15:14:470
Paylaş Tweet Paylaş
Enerjinin geleceği
 Vietnam’a anahtar teslimi santral
Güneydoğu Asya’nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olan Vietnam’da da enerji arzının artırılmasında kombine çevrimli santrallerden faydalanılıyor. Vietnam’da 2020’ye kadar elektriğe olan talebin her yıl yüzde 14 civarında artması bekleniyor. Ancak yetersiz kapasitesi yüzünden bu ülke sık sık elektrik kesintilerine maruz kalıyor. Vietnam’ın 2011-2020 enerji master planında, içinde Siemens’in SGT5-4000F türbinlerinin olduğu 730 MW’lık Nhon Trach 2 kombine çevrimli anahtar teslimi santral gibi tesislerin de yardımıyla mevcut elektrik kapasitesinin üçe katlanması öngörülüyor. Yaklaşık 300 kilometre uzaktaki Güney Kore ise tercihini son model Hsınıfı gaz türbinleri familyası yönünde yapıyor. Bugüne kadar bu türbinlerden 8 tane sipariş vermiş olan bu ülkenin, kendine ait enerji rezervi çok az ve sıvı doğalgaz (LNG) gibi yakıt türlerini ithal ederek enerji santrali verimliliklerini artırmak zorunda. 800 MW’lık bir santralin verimliliğinde yüzde 1 oranında bir artış, yılda ekstra 60 milyon kilovat/saat elektrik üretimi anlamına gelir ki bu rakam yakıt maliyetlerini veya CO2 salımlarını artırmaksızın kabaca 30 bin kişiye yetecek bir elektrik arzıdır. CO2 salımlarını azaltacak şekilde fosil yakıtlara olan bağımlılığını sınırlandırmak için AB, 2020 yılına yönelik üç kilit hedefini tanımlayan 20-20-20 adında bir program başlattı: AB’de sera gazı salımlarını 2020’ye kadar 1990’daki seviyesinin yüzde 20 altına çekmek; AB’nin enerji verimliliğini yüzde 20 artırmak ve AB’nin enerji karışımında yenilenebilirlerin payını yüzde 20’ye yükseltmek.
Birinci sınıf enerji politikaları
Ancak durum böyleyken bile bu hedefleri tutturmak hiç de kolay olmayacak. 20-20- 20 programının başarıyla uygulanmasının önünde yatan tek zorluk coğrafi farklılıklar değil. Avrupa’da halen tekdüze bir enerji politikası ve entegre bir enerji piyasası yok. Bu sayılan nedenlerden dolayı 20- 20-20 gibi hedefler ve hatta Almanya’nın çok daha ihtiraslı enerji geçiş süreci bile fevkalade önemli. Ancak onlar sadece çabaların Avrupa seviyesinde koordine edilmesiyle başarılı olabilir. Örneğin, Almanya’da yenilenebilir enerji üretiminde artışlar yaşanıyor olsa da köhnemiş ve çevreye zarar veren kömürle çalışan santrallerin elektriği çok daha ucuza üretebilmeleri yüzünden salımlarda da artışlar görülüyor. Piyasadaki CO2 salımı sertifikalarının çokluğu yüzünden bu sertifika fiyatlarının olağanüstü düşük kaldığı AB salım ticareti sistemi, yaşanan bu durumun başlıca sorumlusu. Aynı zamanda Almanya’daki yenilenebilirlerle üretilen elektriğin ihtiyaç fazlası kısmı sıklıkla komşu ülkelerde elektrik fazlası olmasına yol açıyor.
Gerekli olan zaten burada
Sonuçta Avrupa’nın çoğu yerinde artık yüksek randımanlı enerji santrallerini her zaman kârlı bir şekilde çalıştırmak mümkün değil ve yenilerini kurmakla da kesinlikle hiç kimse ilgilenmiyor. Şayet bu politik meydan okumalara birer çözüm bulunursa Avrupa, yeni bir enerji sistemine doğru bir geçiş sürecine hazır hale gelecektir. Rüzgar çiftlikleri, akıllı şebekeler, elektrik süper otobanları, yüksek randımanlı doğalgazlı enerji santralleri veya endüstriye, binalara ve ulaşıma yönelik gerçek enerji tasarrufu inovasyonları, işte tüm bu gerekli teknolojiler, artık elimizin altında ve bunlardan çoğuna Siemens’in portföyünden ulaşılabilir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz