Her şey start up'lar için

Çok büyük bir şirket bile kendi kendine her şeyi icat edemeyebilir...

11.03.2016 15:20:570
Paylaş Tweet Paylaş
Her şey start up'lar için
Siemens’le başarılı ortaklıklar gerçekleştirmiş olan üniversiteler bir üst seviyeye geÇokçerek “büyük ortak” statüsü kazanabiliyor. Bu ortaklar Siemens’in sadece vaka bazında birlikte yakından çalıştığı değil ama aynı zamanda stratejik ortaklıklar da kurduğu araştırma odaklı kurumlar. Büyük ortaklardan biri de Siemens’in geçtiğimiz yıllarda yardımlaşma seviyesini ciddi oranda arttırdığı İngiltere’nin Newcastle Üniversitesi’dir. Araştırma ortaklığının en üst seviyesi ise bilgi değişimi merkezleri (CKI) şeklinde yapılanlar. Bu gibi merkezler sadece araştırmaları en yüksek uluslararası standartları tutturabilen ve son derece katı kriterlere göre seçilmiş az sayıda üniversite ile kuruluyor. Bu üniversitelerin içinde Almanya’dan RWTH Aachen, Berlin Teknik Üniversitesi, Münih Teknik Üniversitesi, Birleşik Devletler’den Berkeley’deki California Üniversitesi, Kopenhang’dan Danimarka Teknik Üniversitesi ve Çin’den Tsinghua Üniversitesi vardır. Bu listeye son zamanlarda iki stratejik kurumsal ortak daha eklenmiştir: Avusturya’daki Graz Teknoloji Üniversitesi ile Birleşik Devletler’deki Georgia Teknoloji Enstitüsü.
Geniş alanlar yelpazesinde ortaklıklar
CKI ortaklıkları diğer iki tür araştırma ortaklığına kıyasla çok daha geniş kapsamlı oluşturulur. Burada işbirliği sadece belirli enstitüleri veya departmanları değil üniversitenin tamamına doğru genişletilir. CKI ortaklıkları genellikle Siemens için hayati öneme sahip olacak kadar ciddi kilit teknolojilerle ilgilenir. Buna ilaveten CKI ortaklarıyla kurulan yardımlaşmalar doğası gereği uzun vadelidir. Yakın yardımlaşmanın bir başka örneği de üniversiteden bilim insanlarının yüksek verimlilikte gelecek nesil rüzgar türbinleri geliştirmek için Siemens’ten mühendislerle birlikte çalıştıkları Kopenhag’daki DTU yerleşkesinde görülebilir. Bu ortaklıklardan tek kazançlı çıkan sadece Siemens değil. Ortaklıklar aynı zamanda araştırmacılara ve öğretim görevlilerine araştırma sonuçlarını pratiğe döken insanlarla temasa geçme, profesörlere kendi öğrencilerinin bilimsel tezlerinden haberdar olma ve doktora derecesi alacak adaylara potansiyel işverenlerle tanışma imkanı da sunuyor. Eckert, “Bizim araştırma ortaklıklarımızın en önemli hedefi bir hayli kalifiye olan genç çalışanları işe almak” diyor. Son ama çok önemli olarak da üniversitelere kendi araştırmalarını yürütmeleri için fonlar verilmesidir. Siemens’in üniversitelerle ilişkilerinde fon sunan kamu kurumlarıyla olan işleri koordine eden Markus von Gemmingen- Hornberg, “Biz projelerin fonlanmasıyla çok yakından ilgileniyoruz” diyor. Siemens’in araştırma ortaklıklarına oluk oluk para akıyor ve tek bir proje bile birkaç milyon Euro’ya mal olabiliyor. Sonuçta Siemens’in verdiği paranın verimli bir şekilde kullanılıp kullanılmadığını ve belirlenen hedeflerin önceden planlanmış bütçe ve zaman dilimi çerçevesinde tutturulup tutturulmadıklarını sürekli olarak kontrol etmesi gerekiyor. Eckert, “Araştırmalar daima henüz haritası çıkarılmamış topraklara girmekle ilgili olduğundan daha önce hiç karşılaşılmamış sorunlarla yüzleşilmesi ihtimali çok yüksek oluyor” diyor. Bu yüzden bir projenin başarılı olup olmadığı değerlendirilirken niteliksel bir kritere gerek duyuluyor. Siemens bir ortaklığın ne derece başarılı olduğunu ve ilgili araştırma enstitüsünün, direktörünün ve uzmanlarının nasıl bir etki yarattığını ölçmek zorunda. Siemens’in şirket içi yardımlaşma veritabanı işte bu gibi değerlendirilmelerin yapılmasını mümkün kılıyor. Eckert, “Bu gibi deneyimler aslında diğer potansiyel yardımlaşma ortakları için muazzam boyutta değerli olabiliyor” diyor. Münih Teknik Üniversitesi’yle yaşanan deneyimler kesinlikle çok olumlu yöndeydi. Sonuçta bu ortakları City Hub’ın da olumlu bir örnek olarak bizim yardımlaşma veri tabanına dahil edilmesini istiyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz