FUTBOL EKONOMİSİ NEREYE GİDİYOR?

Maç hasılatından reklam gelirine, sponsorluklardan ürün satışına farklı kaynakları bulunan, farklı birçok sektörü etkileyen futbolun endüstrileşmesi, özellikle 90’lı yıllarda hız kazandı. Bugün Avrupa’daki büyüklüğü 15 milyar Euro’yu aşan pastaya ulaşıldı. Üstelik bu pazar hem sportif hem finansal açıdan Türkiye için de son derece önemli. Ancak 700 milyon Euro’luk büyüklüğü olan Türkiye futbol endüstrisinin şeffaflıktan kurumsallaşmaya, finansal darboğazdan kârsızlığa kadar çok sayıda sorunla boğuştuğu da aşikar. Uzmanlar ise tüm bunlara rağmen geleceğe umutla bakıyor. Çünkü muazzam bir potansiyel söz konusu. İşte Geniş Açı’nın bu ayki toplantısında bu keyifli gündem masaya yatırıldı. “Futbol Ekonomisi Nereye Gidiyor?” başlıklı toplantının moderatörlüğünü İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Kural yaptı. Toplantıya, UEFA Tahkim Kurulu Üyesi Levent Bıçakcı, Türkiye Futbol Federasyonu Mali İşler Direktörü Özkan Kılık, Galatasaray Mali İşler Direktörü Sedef Hacısalihoğlu, Trabzonspor Genel Müdürü Sinan Zengin, spor ekonomisti Tuğrul Akşar ve İş Yatırım Finansal Piyasalar Müdürü Orhan Veli Canlı katıldı. Futbol endüstrisini hem küresel hem Türkiye bazında değerlendiren uzmanlar, sektörün geleceğini, pazardaki sorunları, piyasanın beklentilerini ve gelecek projeksiyonlarını paylaştılar.

27.04.2015 14:37:090
Paylaş Tweet Paylaş
FUTBOL EKONOMİSİ NEREYE GİDİYOR?

Sinan Zengin: Toparlarsak biz orada Göksel Bey’in açıklamalarını Trabzonspor Kulübü adına üzerimize almıyoruz. Ben öyle bir makyajlama yapmıyorum. Türkiye’de yapılmış olsa bile Sayın Başkanın o açıklamayı yapmasını da hiç doğru bulmuyorum. Kimi kime şikayet ediyoruz? “UEFA gel bunlara ceza ver. Alma sen bizi… Burada oynatma. Biz batalım, yerin dibine girelim mi” diyoruz? Orada neyi düşünerek açıklama yaptığını hiç anlamadım. Göksel Bey yine geçen gün Süper Lig A.Ş.’nin kurulması yönünde Kulüpler Birliği toplantısında prensip kararı aldıklarını söylemiş. Bugün de zannediyorum TFF Başkanı da bu konuda destek olacaklarını açıklamış. Efendim, İngiltere’de ve Almanya’da böyleymiş, biz de buna geçecekmişiz ve böylelikle naklen yayın gelirlerimiz artacakmış. Güler misin ağlar mısın? Siz önce o ülkelerdeki futbolun nasıl değerli hale geldiğini araştırıp kendi ülkenizde bu kuralları yerleştirmeye ve futbolunu da değerli kılmaya çalışsanıza... Pazarlamasını zaten sonra yaparsınız. Bizim ürün hormonlu, hatta çürük. Kimse almıyor, para etmiyor. Sen kalkmışsın “Tezgâhımı değiştireceğim, böylelikle daha yüksek fiyattan ürünümü satacağım” diyorsun. Tezgahına koyduğun ürün bozuk olduğu sürece sen tezgahını altından da yapsan senin ürününü kimse almaz. Nitekim de almıyor. Maçlarımızın ülkemiz dışında satıldığı bir ülke var mı? Uganda dahil. Yok. Yani Süper Lig A.Ş. kurulunca yayıncı kuruluş gelip sana iki katı para mı verecek? Lütfen samimi olalım. Önce ürünümüzü hormonsuz, sağlıklı bir hale getirmeliyiz. Bunun yöntemi de şekilsel düzenlemeler değil, daha yapısal reformlardan geçer. Tabii bu Süper Lig A.Ş. buluşunun arkasında, havuzdan çıkmak isteyenlerin bir tezgahı da çıkabilir. Bunu da biz dikkatlice takip ediyor olacağız. Az önce yatırımcılardan bahsettiniz. Orada da komik bir durum yaşıyoruz. Şimdi biliyorsunuz SPK yeni sayılabilecek bir düzenleme getirdi. Artık halka açık şirketlerin yönetim kurullarında bağımsız üye bulunma zorunluluğu getirildi. “Bu bağımsız üyeler, gitsinler küçük yatırımcıların haklarını korusunlar. Burada ne oluyor, ne bitiyor baksınlar” dendi. Önlem alsınlar, durdursunlar, açıklasınlar... Bunun haliyle kulüplere de uygulanması da söz konusu oldu. Kulüplerdeki uygulamalara bakıyoruz. Her yönetim kendi bağımsız üyesini oluşturuyor. O kadar komik bir şey ki… Mesela hangi kulüplerimizde bağımsız yönetim kurulu üyeleri bağımsız? Hepimiz biliyoruz ki değil. Mevcut durumda olamaz da zaten. Zira kulüp yönetim dinamikleriyle çok örtüşen bir uygulama olmadı kulüpler açısından. 
Murat Kural: Aslında tüm bunlar da zaten böyle bir oturumu yapmamızın ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor. Demek ki herkesin anlatacak, paylaşacak bir çok konusu olduğunu ortaya çıkartıyor. Ben şimdi bir başka bakış açısıyla konuya yaklaşmak istiyorum. Sorum İş Yatırım Finansal Piyasalar Müdürü Orhan Veli Canlı’ya olacak. Orhan Bey, son 25 yılın şampiyonluklarına baktık. Fenerbahçe’nin şampiyon olduğu yıllarda Türkiye ekonomisi yüzde 4,6 büyümüş. Beşiktaş’ın şampiyon olduğu yıllarda yüzde 4 büyümüş. Galatasaray’ın şampiyon olduğu yıllarda da yüzde 2,9 büyümüş. Bunu tabii başka şekillerde de açıklayabilirsiniz. Bununla beraber bir trader gözüyle baktığınızda, bu hisselere normal şirketlerdeki gibi mi davranıyorsunuz? Veya bir futbol kulübü hisse senedini alıp satarken daha farklı, bu tür davranışsal ekonomivari versiyonlardan da etkileniyor musunuz? Çünkü bilançolara baktığımızda daha farklı bir durum var. Uzun yıllardır bütün halka açıklıkların bilanço ve öz kaynakları negatif. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz