Expat'ların büyüleyici şehirleri

HSBC’nin geçen yıl düzenlediği Expat Explorer anketine göre Türkiye, dünya genelinde yabancı çalışanlara en iyi deneyimi sunan ilk 10 ülke arasında yer alıyor...

7 OCAK, 20190
Paylaş Tweet Paylaş
Expat'ların büyüleyici şehirleri

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

HSBC Grubu’nun 159 ülkeden 27 binin üzerinde yabancı çalışanın görüşünü alarak gerçekleştirdiği “Expat Explorer” anketi, ülkelerin sunduğu olanakları finansal getiri, deneyim ve aile yaşamı bakımından inceliyor. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen anketin sonuçları ise oldukça çarpıcı. Ankete göre deneyim kategorisinde Türkiye, yaşam tarzı, kültürü, insanlarla iletişimin kolaylığı, konaklama gibi konularda yabancı çalışanlara dünya genelinde en iyi deneyimi sunan ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Uzmanlar bunun sürpriz bir sonuç olmadığı görüşünde. İş yaşantısının aslında mekan farkı gözetmeksizin dünyanın her yerinde aynı olduğunu düşünüyorlar. Expat’ların gözünde yaşadıkları yeri farklılaştıranın ise elde ettikleri deneyim olduğunu savunuyorlar. Gerçekten de Türkiye’deki expat’ların çoğu burada elde ettikleri deneyimden oldukça memnun. Bu memnuniyetin temel nedenini ise farklı seçenekler sunan, her çeşit dinlenme imkanını mümkün kılan, kültürel zenginlikleri de içinde barındıran Türkiye şehirleri olarak özetliyorlar. Expat’lara Türkiye’de hangi şehirlerin onlar için etkileyici olduğunu, ön plana çıktığını sorduk. Bu mekanların büyüleyici yanlarını onlardan dinledik… 

“NICE’E BENZİYOR”

Antalya, hiç kuşkusuz pek çok iş insanının farklı nedenlerle beğendiği şehirlerin başında gelir. n11. com CEO’su Won Yong Jo da aynı görüşte. Antalya’yı temiz görüntüsü, tarihi, kültürel mirası ve doğal güzellikleriyle eşsiz buluyor. Jo, Antalya’nın kaliteli golf sahalarına, iyi korunmuş tarihine, turizm ve kültürel mirasın doğru bir dengede olmasına, sıcak kanlı insanlarına da dikkat çekiyor. Antalya’yı hem tatil hem gezip görme anlamında beğendiğini belirtiyor. Unesco dünya kültür mirası listesinde yer alan Kapadokya ve tarihsel mirasın bugünkü yerleşimle iç içe geçtiği Selçuk’tan da çok etkilendiğini belirten Jo, şöyle devam ediyor: “Dünyada başka hiçbir bölgede birkaç bin yıl süren ve çeşitli kültürleri bir arada barındıran bir yerleşim modeli yok. İki bölgede de geçmişten günümüze kadar kesintisiz bir yaşamın devam ettiği, tarihi dokularla bezeli bir coğrafyadan söz ediyoruz. Çok katmanlı, zengin, kültürel ve tarihi değerlere sahip bu iki yeri de kesinlikle görmeye değer buluyorum.” Jo, aynı zamanda sıkı bir golf oyuncusu. Antalya’da golf oynamaktan çok hoşlandığını söylüyor. Sahalarını çok beğendiği Antalya’da Türk yemeklerini denemekten, yeni tatlar keşfetmekten ve cana yakın insanlarla konuşmaktan da çok keyif aldığını belirtiyor ve “Antalya’yı Fransa’nın Cote d’Azur bölgesinin ve dünyanın en güzel ve güneşli şehirlerinden Nice’e benzetiyorum” diye konuşuyor. 

BOĞAZ MANZARASI BAŞKA!

Canon Eurasia Genel Müdürü Wilbert Verheijen’in Türkiye’deki en favori şehirleri arasında İstanbul ilk sırada geliyor. Verheijen, “Gerek birçok tarihi yere ev sahipliği yapması gerekse muhteşem Boğaz manzarası İstanbul’un, Türkiye’de beğendiğim şehirler arasında yer almasını sağlıyor” diyor. Verheijen, tatil lokasyonu olarak ise Kaş’ı seviyor. Fırsat buldukça Kaş’ı ziyaret ediyor. Çok yakın bir zaman önce Diyarbakır’ı ziyaret eden Verheijen, Diyarbakır’dan da çok etkilenmiş. Diyarbakır’ın özellikle eski ve tarihi bir şehir olmasını ilgi çekici bulan Verheijen, “Diyarbakır, inanılmaz bir yemek kültürüne sahip. Bu göz alıcı şehri ziyaret ettiğinizde muhteşem yemeklerini deneme imkanı buluyorsunuz. Türkiye’deki kültürel çeşitliliği de bana gösterdi ve Türkiye’nin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha anlamamı sağladı” diyor. Verheijen, İstanbul’unsa keşfetmek, gezip görmek, sosyalleşmek ve Boğaz kıyısı boyunca spor yapmak için ideal olduğunu söylüyor ve ekliyor: “İstanbul’da her damak zevkine ve kültüre göre birçok alternatif sunan restoranlar bulunuyor. Kaş’ı ise su altı dalış yapma şansı verdiği için seviyorum. Kaş, rahatlatıcı ve sıcak bir ambiyansa da sahip.”

Six Senses Kaplankaya Genel Müdürü Lionel Valla da İstanbul aşığı. Bu sevgisini şöyle anlatıyor: “En sevdiğim şehir İstanbul. Boğaz’ın cazibesi ve şehrin çeşitliliği İstanbul’u benzersiz yapan özellikleri arasında şüphesiz en önemlisi. İstiklal ve Cihangir’deki caddelerde yürümeyi, Mısır Çarşısı ve Kapalıçarşı arasında kalan küçük ara sokakları keşfetmeyi ve Ortaköy’den ikinci köprüye kadar uzanan Boğaz hattında koşu yapmayı çok seviyorum. Şehir bir dakika bile uyumuyor ve sunduğu yaşam stili inanılmaz. Biraz kentin kaosundan ve kalabalığından çıkıp doğaya ve denize doğru uzaklaşmak istediğinizde sadece bir saatlik bir araba yolculuğu yapmanız yetiyor.” 

ZAMANDA YOLCULUK 

Panasonic Eco Solutions Türkiye Genel Müdürü Tatsuya Kumazawa, yaklaşık bir yıldır Türkiye’de yaşıyor. Türkiye’de gördüğü birçok şehri genel olarak beğendiğini ama en çok İstanbul’u ve Boğaz’ı sevdiğini söylüyor. Kumazawa, “Üç büyük medeniyete başkentlik yapmış olan İstanbul, dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet Camii, Eminönü, Yerebatan Sarnıcı gibi insanı zamanda yolculuğa çıkaran yerleri barındıran Tarihi Yarımada gerçekten çok etkileyici” diyerek hayranlığını anlatıyor. Kumazawa, Boğaz’ın eşsiz manzarasının ise göz kamaştırıcı güzellikte olduğunu söylüyor. Hafta sonları ailesiyle birlikte olmaktan ve İstanbul’un tadını çıkarmaktan hoşlandığını belirtiyor. Özellikle Boğaz manzarasına karşı yemek yerken ailesi veya iş arkadaşlarıyla sohbet etmekten çok zevk alan Kumazawa, Türk kahvesine de bayılıyor. Hafta sonları futbol izlemeyi ve oynamayı seven Kumazawa, İstanbul’da bir Japon futbol kulübüne de üye. Kumazawa, İstanbul’u Japonya’nın Shimonoseki şehrine benzetiyor ve “Hatta 1972 yılından bu yana Shimonoseki ile İstanbul kardeş şehirlermiş. Shimonoseki, Japonya’nın Honshū ile Kyūshū adaları arasındaki Kanmon Kanalı kıyısında yer alıyor. İki şehir de denizle iç içe ve köprüleri dahi birbirine çok benziyor” diyor. 

KEŞFEDİLMEMİŞ MÜCEVHER

Savola Gıda Genel Müdürü Houmer Balazadeh, özellikle Ege sahil şeridinden fazlasıyla etkilenmiş. Bodrum, Çeşme ve Alaçatı’yı en beğendiği yerler arasında sayıyor. Balazadeh, “Bodrum’un eşsiz denizi ve kendine has yemek kültürü, özellikle zeytinyağlılar favorilerim arasında. İzmir’in doğasıyla birlikte tarihi ve insanların sıcak ve samimi yaklaşımları çok etkileyici. Türkiye’nin birçok şehri özel ve değerli. Her bölge kendine has kültür ve gelenekler barındırıyor. Türkiye’deki kültür çeşitliliği başlı başına özel” diyor. Alaaçatı’da sörf yapmaktan hoşlanan Balazadeh, Bodrum’u ise özellikle mimarisiyle Mykonos’a çok benzetiyor. Fairmont Quasar İstanbul Genel Müdürü Kai Winkler de Bodrum’u çok seviyor. İstanbul ve Bodrum aşığı olan Winkler, bu şehirlerin sevdiği yönlerini şöyle anlatıyor: “İstanbul, son derece kozmopolit, farklı dünyaları buluşturan bir şehir. Bodrum’un ise dünyanın birçok benzer sahil kenarı destinasyonuna göre hala uluslararası gezginlerce tam keşfedilmemiş bir mücevher olması cezbedici. İstanbul, ikinci evim gibi oldu. Bodrum’u ise özel bulmak için Halikarnas Balıkçısı’nın sözlerini hatırlamak yeterli: ‘Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin.’ Bodrum bence Türkiye’nin St. Tropez’i.” 

“SIRADA KARADENİZ VAR” 

Groupe SEB Türkiye Genel Müdürü Emmanuel Serot Almeras, 3 yıl önce ailesiyle Türkiye’ye yerleşti. İstanbul’da yaşamaktan çok keyif aldığını söyleyen Almeras, “İstanbul son derece etkileyici bir şehir” diyor. İstanbul’da hafta sonu yürüyüşlere çıktığını söyleyen Almeras, “Üç yıldır bu şehirde yaşamama rağmen hala her çıktığım yürüyüşte yeni yerler ve sırlar keşfedebiliyorum. Bana göre şehrin bu denli etkileyici olmasının en önemli nedenlerinden biri de yaşayanlarına sunduğu sınırsız seçenek” diyor. İstanbul Boğazı’nı, büyüleyici bir güzelliğe sahip ve son derece huzur verici bulduğunu ifade eden Almeras, “Boğaz manzaralı bir terasta çay içmek, balık ekmek veya Türk mezeleri yemek benim için vazgeçilmez bir keyif! Ayrıca Boğaz’da iki köprü arasında yaptığım koşuların her saniyesinden çok büyük keyif alıyorum” diye duygularını paylaşıyor. Almeras, en sevdiği diğer yerleriyse şöyle anlatıyor: “Kapadokya doğal güzellikleri, güneşin doğuşu ve batışının mükemmelliğiyle adeta başka bir gezegeni andırıyor. Ekim ayında gerçekleşecek ve Kapadokya’yı uçtan uca koşacağımız Ultra Trail World Tour’a katılacağım. Fethiye, Kaş, Alanya ve Antalya’daki tarihi eski şehri çok seviyorum. Dağ ve deniz arasında kıyı boyunca uzanan yolları gerçekten büyülüyor. Alanya’nın eski kalesinden izlediğim manzaranın mükemmelliği karşısında ne kadar etkilendiğimi size kelimelerle anlatamam. Bursa ve Bergama da favorim. Sıradaki rotamızsa Karadeniz olacak.” 

“RESTORANLARA BAYILIYORUM” 

Clariant Türkiye Genel Müdürü ve Orta Doğu ve Afrika (MEA) Bölgesi’nden Sorumlu Masterbatches İşletme Birimi Genel Müdürü Alessandro Cavassi de İstanbul’u çok seviyor. Cavassi, İstanbul’a dair duygularını ve yorumlarını şöyle paylaşıyor: “Haliç’i çok seviyorum. Boğaz’da yürümek çok keyifli. Taksim Meydanı’ndan Galata Kulesi’ne yürürken küçük sokak ve dükkanları keşfetmeye çalışıyorum. İstanbul surlarını çok etkileyici buluyorum. O civardaki basit ama çok lezzetli yemekler yapan, muhteşem manzaralı restoranlara bayılıyorum. Anadolu Yakası’nda Suadiye’den Kadıköy’e yürümek de bana çok iyi geliyor. Özetle bu şehri seviyorum! Tüm bunların yanı sıra burası çok genç, çok sıcakkanlı, çok yardımsever insanların yaşadığı bir yer. Muhtemelen bir İtalyan olduğum ve zaten yüzyıllar öncesine ait bir tarihle iç içe yaşamaya alışkın olduğum için İstanbul’u bu kadar çok seviyorum.”

KAPADOKYA BÜYÜSÜ

Kapadokya, pek çok expat’ın en etkileyici bulduğu yerlerden biri. Örneğin 7 yıldır İstanbul’da yaşayan Çırağan Palace Kempinski İstanbul Genel Müdürü, Kempinski Residences Türkiye Bölge Direktörü Ralph Radtke, “Kapadokya’yı ilk ziyaret ettiğimde büyülenmiştim. Gerçekten dünyada eşi benzeri yok. Elbette Peri Bacaları’nın doğal harika olması yanında, yer altı şehirleri, kayadan evler ve bugüne ulaşan tarihi ve sanatsal oluşumlar çok çarpıcı. İnsanlık tarihi için gerçekten önemli bir merkez” diye konuşuyor. Radtke, Göcek, Bodrum’da Güllük ve İstanbul’da Beykoz Paşabahçe’yi favori semtleri arasında sayıyor ve şöyle anlatıyor: “Göcek kesinlikle yaz tatillerinde özellikle tekne ile yaptığım tatillerde tercihlerimden. Mavi ve yeşilin en güzel tonlarını bulabiliyorsunuz. Güllük ve Paşabahçe ise benim kaçış noktalarım.” Günsan Elektrik CEO’su Stephane Nuss Kapadokya’yı ve Fethiye’yi çok beğeniyor. “En etkilendiğim yer kesinlikle Kapadokya. Tarihi ve doğasıyla eşsiz bir yer. Aynı şekilde Fethiye de doğasıyla beni büyüleyen şehirlerden. Özellikle temiz havası, turkuaz rengindeki koyları, çam ağaçları ve ağustos böcekleriyle bir doğa harikası” diyor. 2017 yılında Kapadokya’da Ultra Trail’de 70K koşusuna katıldığını belirten Nuss, Türkiye’deki en güzel deneyimlerini şöyle anlatıyor: “Bu uzun parkur Kapadokya’nın yüksek plato ve vadilerini bütün güzelliğini keşfetmek için harika bir deneyimdi. Yanı sıra Fethiye’deki antik kentleri gezmek, Likya Yolu’nun kısa bir bölümünde yürüyüş yapmak ve turkuaz rengindeki koylarında denize girmek çok keyifliydi. Fethiye ise sanki Fransa’daki Provence bölgesinin Türkiye’ye özgü hali. İki bölge arasındaki benzerlikler oldukça fazla.”


“BİR DANİMARKALI OLARAK ETKİLENDİM”
CLAUS LASSEN DHL EXPRESS TÜRKİYE CEO’SU

GAZİANTEP’İ ÇOK SEVDİM
Geçtiğimiz günlerde DHL ekipleriyle bir araya gelmek üzere Gaziantep’e gittim. Gaziantep, Türkiye’de en sevdiğim yerler listesinde ilk sıralara tırmandı. Çok lezzetli bir mutfağa sahip. Ailemle birlikte bu şehri yeniden ziyaret etmek ve onların da bu lezzetleri tatmasını istiyorum. Son derece sıcak ve misafirlerini kucaklayan bir kültürü var. Cıvıl cıvıl tarihi çarşısı, restore edilmiş eski taş evleri ve şehrin yenilenmiş eski merkezleri bu duygumu güçlendiren unsurlardı. Zeugma Mozaik Müzesi’ni de tekrar çocuklarımla birlikte gezmeyi isterim.
ALAÇATI VE GÖCEK Yaz aylarında eşim ve çocuklarımla birlikte tatil için favori mekanlarımız Alaçatı ve Göcek. Her iki tatil yöresi de doğal güzellikleri ve huzur veren ortamlarıyla son derece büyüleyici. Yine de beni en etkileyen şehir hala İstanbul. Burada 1,5 yıldır yaşıyoruz. Ailece en büyük keyfimiz hafta sonları Boğaz kenarında kahvaltı yapmak ve müzeleri ziyaret etmek. Galata Kulesi’ni, Ayasofya’yı, İstanbul Modern Sanat Galerisi’ni, Sabancı Müzesi’ni ve Moda semtini çok sevdik. İstanbul çok canlı bir şehir. Bir Danimarkalı olarak şehrin bu yönü beni çok etkiliyor. Danimarka’da insanlar gün içinde 9’dan 5’e mesailerini tamamlar ve akşamları evlerinde geçirirler. Burada ise çok daha hareketli bir yaşam var.



İKİ TURİZMCİNİN EN SEVDİĞİ TÜRK ŞEHİRLERİ

TAREK MOURAD FOUR SEASONS HOTELS ISTANBUL GM
DÜNYANIN EN GÜZELİ
“Benim için İstanbul sadece Türkiye’nin değil dünyanın en güzel şehri, dünyanın kalbi. Bu şehrin tutkusu, heyecanı, enerjisi, renkliliği, kültürü, insanları gerçekten olağanüstü. Sizi genç ve dinamik tutuyor, her gününüzü özel kılıyor. İstanbul’da geçirdiğiniz her dakika size neşe ve sevgi katıyor. En başta doğası, Boğaz’ı, ormanları, kayak için Kartepe’si, güzel Marmara Denizi, yaşattığı dört mevsim… Her şeyin en iyisi ve en güzeli İstanbul’da!”

PHILIPPE KRONBERG SHANGRI - LA BOSPHORUS GENEL MÜDÜRÜ
TARİH VE MEDENİYET 
“Sevdiğim birçok şehir var. İlk olarak İstanbul’u söylemem gerek. Sebebi de inanılmaz tarihi ve medeniyeti. İstanbul bir müze gibi, her köşesi tarih kokuyor. Boğaz sahilleri çok güzel. İzmir, Bodrum, Çanakkale ve 2 kere de Kapadokya’ya gittim. Kapadokya’da balon turu yaptım, yeraltı şehrini gezdim. Çeşme’ye de gittim. Hepsinin içinde en beğendiğim şehirler İstanbul ve Kapadokya oldu. Çanakkale de çok özel.”



“FAVORİM KADIKÖY”
TORU OKAZAKİ AJİNOMOTO TÜRKİYE YÖNETİM KURULU BAŞKANI

BÜYÜLEYİCİ MEKANLAR
Tarihi mekanlar beni çok etkiliyor. İstanbul’da favorim Kadıköy. Bunun dışında İzmir ve Antalya hem tarihi hem turistik olarak son derece keyifli şehirler. Türkiye’nin uzun tarihini yansıtan Ayasofya, Dolmabahçe Sarayı gibi yapılar büyüleyici.
KAPADOKYA ÇOK ETKİLEYİCİ Kapadokya’yı çok etkileyici buluyorum. Tüm bu yapılar hem Roma hem Osmanlı İmparatorlukları tarafından kullanılmış. Türkiye’nin en etkileyici tarafı da bu. Kadıköy’deki balık restoranlarında soluklanıp, Kadıköy sakinleri ile az da olsa muhabbet etmek çok keyifli. Eminönü ve İzmir’de Konak da beni cezbediyor, Türk vatandaşlarıyla kaynaşıp rahatlayabildiğim yerler.
DÜNYADA ÇOK RASTLANMAZ Bu toprakların şahit olduğu özel bir tarih var. Farklı dinlerin ve kültürlerin hükümdarlığına girmiş bu bölgede, bambaşka kültürlerden önemli parçalar bulmak dünyada çok sık rastlanmayan, oldukça kıymetli bir özellik. Tarihi doku ve şehrin kendisini göz önünde bulundurduğumda İstanbul’u Roma’ya benzetiyorum.



“KARS, HATAY VE SİNOP ÇOK ETKİLEDİ”
MARCO VOTTA / TÜRK TRAKTÖR GENEL MÜDÜRÜ

HER YERİ GÖRDÜM 
Türkiye’de görmediğim yer kalmadı. En etkilendiğim yerler arasında Kars, Hatay ve Sinop illerini ilk sıralara koyabilirim. Hatay’ın yemekleri ve mutfağı, müzeleri, tarihi ve kültüründen çok etkilendim. Kars’ın ise genel atmosferi, sahip olduğu tabiatıyla tarihi dokusu özellikle de Ani Harabeleri beni çok etkileyen tarafları oldu.
SİNOP’UN DOĞASI Yeşiliyle dikkat çeken Karadeniz bölgesinde yer alan Sinop ise doğası, sahip olduğu güzel manzaraları, tarihi ve yemekleriyle beni etkilemeyi başardı. Doğubeyazıt’ta bulunan İshakpaşa Sarayı’nın gerçekten de inanılmaz bir mimarisi olduğunu düşünüyorum. Saray aynı zamanda harika süslemelere sahip… Divriği’deki Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın da çok sanatsal bir eser olduğunu ve süslemelerinin de etkileyici olduğunu düşünüyorum.
KEŞFETMEYİ SEVİYORUM Sevdiğim şehirlere gittiğimde en çok yürüyüş yapmayı, etrafı keşfetmeyi, anıtları ziyaret etmeyi ve aynı zamanda bölgenin tarihiyle ilgili de bilgi almayı seviyorum. Tabii bir de o yöreye özel yemekleri ve lezzetleri denemekten de hoşlandığımı söyleyebilirim.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.