Enerjide gelişmekte olan ülkeler öne çıkacak

Fatih Birol, küresel enerji piyasalarının mevcut durumu ve geleceğiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

1.01.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Enerjide gelişmekte olan ülkeler öne çıkacak


ISI ARTIŞI ÖNLENMELİ
Birol'un vurgu yaptığı diğer bir konu ise dünya ısı artışına ilişkindi. Dünyanın 6 derecelik bir sıcaklık artışıyla karşı karşıya olduğuna ve 2 derecelik kritik sıcaklık artış limitinin yakalanması içinse az bir zaman kaldığına değinen Birol, konuyla ilgi şu değerlendirmelerde bulundu: "6 derecelik bir artış dünyayı kuraklık, deniz seviyesinin artması, sağlık gibi açılardan çok kötü yerlere götürecek. Yapabileceğimiz şey dünyadaki ısı artışını 2 derece ile sınırlandırmak. Durum son derece vahim. Şu anda mevcut santraller ve endüstri tesisleri 2 derece için verilen emisyon kotasının yüzde 80'ini işgal ediyor. 2017 kritik bir tarih. 2017 yılında yenilenebilir enerji alanında büyük bir devrim olmazsa 2 dereceye giden yolun kapısı sonsuza kadar kapanmış olacak. Bu devrim için yapılması gereken ise 2017'den önce uluslararası bir anlaşma ile yatırımcılara temiz enerji teknolojileri konusunda sinyal verilmesi."

TALEP ARTIŞI DEĞİŞİYOR
Enerji piyasalarında 2035 yılına doğru nasıl gelişmeler yaşanacağı da merak konusu. Bu alanda hareketlenme gelişmekte olan ülkelerden bekleniyor. Önümüzdeki 25 yılda küresel enerji talebindeki artışın yüzde 90'ının OECD dışı ülkelerden kaynaklanacağı öngörülüyor. Hindistan, Çin, Endonezya, Rusya, Brezilya ve Ortadoğu'daki enerji tüketimi hızının yüksek seyredeceği hesaplanıyor. Dünyadaki toplam enerji talebi büyümesinin yaklaşık yarısının Çin ve Hindistan'dan geleceğini belirten Birol, şunları anlatıyor: "Bundan sonra Pekin, Yeni Delhi ya da Moskova'da o ülkelerin hükümetlerinin enerji sektörü için aldığı ve alacağı kararlar sadece o ülkelerin enerji sektörünü değil, bütün ülkelerin enerji sektörünü etkileyecek. Örnek vermek gerekirse 2009 yılına kadar Çin kendi ürettiği kömürü tüketiyordu. Ama Çin hükümeti verimsiz ve iptidai kömür madenlerini kapatma kararı aldı. Çünkü çok fazla insan ölümüne neden oluyordu ve verimleri düşüktü. Böyle olunca Çin toplam tüketiminin sadece yüzde 3'ünü ithal etmeye başladı. O ana kadar dünya kömür fiyatları 60 dolardı. Çin ithal etmeye başlayınca bir yıl içinde kömür fiyatları 120 dolara fırladı. Yani ileride o ülkelerin kendi iç piyasaları için alacakları kararlar tüm dünyayı etkileyecek."

AVUSTURALYA DOĞALGAZDA İDDİALI
Birol'a göre dünya doğalgazda altın çağa girmenin eşiğinde. 3-4 yıl içinde doğalgaz alanında iki önemli gelişme yaşandığının altını çizen Birol, bu konu hakkında şunları anlatıyor: "Bunlardan biri konvansiyonel olmayan doğalgaz üretiminde çok büyük bir artış olması. Amerika, Kanada ve Avusturalya bu alanda çok yol aldı. Avusturalya çok ilginç bir ülke bu konuda. Avusturalya'da 6 tane çok ciddi proje var bu yönde. Bunların on yılda tamamlanması planlanıyor. Bundan sonra Avusturalya sıvılaştırılmış doğalgaz ihracatçısı bir ülke olacak ve Katar'ı geçecek. Çin'de de gelişme var. Çin, kömür gazı ve kaya gazından gelen ciddi doğalgaz üretimi yapacak. Şu anda Çin'de doğalgazın enerji tüketimindeki payı sadece yüzde 5. Ancak 20 yıl içinde Çin doğalgazda büyük bir talep patlaması yapacak. Öte yandan konvansiyonel olmayan gaz çıkarılırken bu ciddi çevre sorunlarına yol açıyor. Kayayı delmek için kullanılan kimyasal maddeler suya karışıyor. Bu ciddi bir sorun. Bu, ABD ve Avusturalya'da önemli muafiyetler yarattı. Fransa'da kaya gazı rezervleri bulunduğu biliniyor ama Fransız hükümeti bunun aranmasını dahi yasakladı. Bu sorun çözülemezse doğalgazda altın çağa girilmesi ertelenebilir. Sorun, mevcut teknolojilerle minimize edilebilir. Doğalgazın fazlalaşması fiyatlar konusunda Türkiye gibi ithalatçı ülkeler için de önemli bir şans."

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz