"Projeksiyon"

OTOMOBİL    SATIŞLAR YÜZDE 271 ORANINDA ARTTI    Otomobil sektörü 2003 yılına iyi başladı. 2002’nin ilk 3 ayında ancak 5 bin 481’e ulaşan satışlar, bu yılın aynı döneminde 20 bi...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Projeksiyon
OTOMOBİL  
 
SATIŞLAR YÜZDE 271 ORANINDA ARTTI
 
 
Otomobil sektörü 2003 yılına iyi başladı. 2002’nin ilk 3 ayında ancak 5 bin 481’e ulaşan satışlar, bu yılın aynı döneminde 20 bin 350’i yakaladı. Böylece satışlardaki artış oranı yüzde 271 oldu. En büyük satış artışı ise ithal otomobillerde yaşandı.  
 
Otomotiv Sanayi Derneği’nin verilerine göre, yılın ilk 3 ayında satılan otomobiller içinde ithallerin payı yüzde 65 gibi önemli bir düzeye ulaştı. İthal otomobil satışları yüzde 324 gibi yüksek bir oranda artış göstererek 13 bin 324 adede çıktı.  
 
Satışlardaki performansı üretim ve ihracat rakamlarında da görmek mümkün. Üç aylık dönemde otomobil üretimi yüzde 22 oranında artarak 54 bin 137 adet oldu. İç pazardaki talep darlığının sürmesine rağmen, ihracattaki canlılık devam etti. Yılın ilk 3 ayında gerçekleşen  41 bin 737 adet ihracat, üretimdeki artışı destekledi. Geçen yılın aynı döneminde 35 bin 881 adet ihracat yapıldığı göz önüne alındığında, bu performans daha iyi ortaya çıkıyor. Uludağ İhracatçılar Birliği verilerine göre bu yıl otomobil ihracatından elde edilen gelir 385 milyon doları geçti.  
 
Honda Türkiye Pazarlama Şefi Güray Yücel, 2003 yılında otomobilde 120 bin adetlik bir iç pazar beklediklerini söylüyor. Yücel, otomobil sektörünün yakın geleceğiyle ilgili olarak tahminleri yapıyor:  
 
“Özellikle savaşın en sıcak anlarını yaşadığı Mart ayında dahi 8 bin 500’lük binek araç adedi ile pazarda artış meydana geldi. Dolayısıyla, fuar ve sonraki dönem için de faizlerde ve kurlarda büyük oynamalar olmazsa, binek otomobil pazarı tahminlerimize ulaşacaktır.”  
 
AKARYAKIT  
 
BENZİN TÜKETİMİ YÜZDE 5 AZALDI
 
 
Savaş, araç satışlarındaki azalma ve artan fiyatlar gibi faktörler nedeniyle akaryakıt sektörü 2002 yılını küçülme ile kapattı. Shell Türkiye Genel Müdürü Canan Ediboğlu, geçen yıl toplam benzin tüketiminin yüzde 5 civarında azaldığını belirtiyor. Ona göre, tüketim kurşunsuz benzinde yüzde 7, motorinde ise yüzde 4  oranında geriledi.  
 
Canan Ediboğlu, sektörde yaşanan bu daralmanın nedenlerini değerlendirirken şunları söylüyor: “2002 öncesi ortalamaya baktığınız zaman, Türkiye’de senede 450 bin yeni araç satılıyordu. Maalesef bu rakam 2002 yılı için 175 bin civarında kaldı. Her yıl ortalama 300-350 bin civarında yeni otomobiller piyasaya sunulurken 2002 yılında sadece 70-75 bin otomobilin piyasaya sunulmasıEkonomide yaşanan belirsizlik tüketimin azalmasına neden oldu. Ayrıca, akaryakıt pompa fiyatlarının özellikle son dönemlerde yükselmesi azalmanın bir diğer nedeni.”  
 
Benzin pompa fiyatlarının son dönemde 90 cent ile 1.14 dolar arasına kadar yükselmesi  
Yılın ilk 3 ayında da sektördeki daralmanın sürdüğüne işaret eden Ediboğlu, bu yıl için beklentilerinin genel ekonomiye paralel olduğunu kaydediyor. Irak savaşının piyasalardaki olumsuz etkilerinin akaryakıt ve madeni yağ tüketimini etkilediğini vurguluyor.  
 
Ediboğlu, bu yıl sektörün gündeminde Petrol Kanunu’nun yer aldığını da hatırlatıyor ve şunları söylüyor: “En büyük beklentimiz, sektörü adeta yeniden düzenleyecek olan Petrol ve Petrol Piyasası Kanunu’nun yürürlüğe girmesi. Bu konuda gerek Enerji Bakanlığı bünyesinde gerekse sektörel bazda çok detaylı ve sektörün dengelerini gözetecek şekilde çalışmalar yapılıyor” diye konuşuyor.  
 
Akaryakıtta kâr oranlarının satış fiyatlarına göre düşük olmasını, sektörün yaşadığı sıkıntılardan biri olarak gösteren Ediboğlu, Türkiye akaryakıt pazarı genelinde ortalama yüzde 50’nin üzerine çıkmış olan kredi kartı satışları ve bu satışların getirdiği finansal maliyetlerin sektörü çok olumsuz etkilediğini ifade ediyor. Ediboğlu, vergi oranlarından da yakınarak, Türkiye’deki akaryakıt satış fiyatları içindeki verginin Avrupa’dan oldukça yüksek olduğunu söylüyor.  
 
BEYAZ ET  
 
TÜKETİMDE ARTIŞ BEKLENTİSİ
 
 
Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği (BESD-BİR) Başkanı M. Kemal Akman Akman’a göre, piliç eti üretimi bu yılın ilk 3 ayında, 2002 yılının aynı dönemine göre yüzde 10 artış gösterdi. Ancak, tüketimdeki düşüklüğün devam etmesi nedeniyle, üretimdeki artış, fiyat ve stoklar açısından sorun yaratmaya başladı. Bu tablo karşısında sektör önlemine almaya başladı. Bazı şirketler, 2003 yılının ilk 3 ayında civciv ve kuluçkalık yumurta ihracatını artırmaya yöneldi. Aynı dönemde piyasaya fazla piliç etinin çıkmasını engellemeye yönelik önlemler uygulandı. Akman, Nisan ayında fiyatlarda ve tüketimde ümit verici artışlar gözlenmeye başladığına işaret ediyor.  
 
Geçen yıl toplam 703 bin ton olan kanatlı eti üretiminin 619 bin tonunu piliç, 27 bin tonunu hindi, 57 bin tonunu ise çıkma tavuk, kaz, ördek ve bıldırcın gibi diğer kanatlı etler oluşturdu. Kişi başına tüketim ise 2000 yılındaki 11,5 kilogram düzeyinden, 2001 yılından sonra, 2002’de de 10 kilograma geriledi.  
 
Akman, ekonomik krizin baskısının hala etkinliğini devam ettirdiğini, Nisan-Ağustos aylarında talepte görülen artışın, Eylül-Mart döneminde düştüğünü, fiyatların da aynı trendi izlediğini kaydediyor.  
 
Kanatlı eti tüketiminde önümüzdeki 6 aylık dönem için olumlu beklentiler var.  Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği (BESD-BİR) Başkanı M. Kemal Akman, “Bu süreçte daha iyi fiyatlar bulmayı, daha çok satabilmeyi bekleyen sektör, geriye doğru 4-5 aylık sürede yapılan zararına satışların açtığı yaraları sarabilmeyi umuyor” diye konuşuyor.  
 
Akman, havaların düzelmesiyle birlikte, her yıl piliç eti tüketiminde görülen artışın, 2003 yılında da aynı düzeyde devam edeceği tahminini yapıyor ve “Ancak, Irak savaşı nedeniyle turizm sektörünün yaşadığı zor durum, tüketime olumsuz yansıyabilir” diyor.  
 
ALTIN  
 
TAKI ÜRETİM STOĞU ARTTI
 
 
Dünya Altın Konseyi Türkiye Genel Müdürü Murat Akman, savaş nedeniyle takı üretim stoğunun arttığını belirtiyor. Savaş öncesi külçe fiyatlarının yükseldiğini ve takı talebinin zayıfladığını kaydeden Akman, Cumhuriyet altını ve az katma değerli takı satışlarının arttığını, yüksek katma değerli altın takı satışlarının azaldığını vurguluyor. Perakendecilerin de sezon alımlarını ertelediklerini açıklıyor.  
 
Türkiye’de takı üretimi 2001 yılında 149 ton, 2002 yılında da 169 ton düzeyinde gerçekleşmişti. Yılın ilk çeyreğinde altın takı üretiminde 41 ton düzeyi yakalandı.  
Darphane’de basılan Cumhuriyet altını miktarının ise 16 tonda kaldı. Oysa, Cumhuriyet altını basımı 2001’de 26, 2002’de ise 29 ton düzeyine kadar çıkmıştı.  
 
Akman, 2002’yi altın sektöründe krizden sonra toparlanmanın başladığı bir yıl olarak nitelendiriyor ve “Külçe altın ithalatı 103 tondan 129 tona çıktı, hurda altın dönüşü ise 89 tondan 61 tona geriledi” diye konuşuyor.  
 
Akman, yakın gelecek için öngörülerini ise şöyle özetliyor: “Savaşın sona ermesiyle, turizm sezonu normale dönebilir ve bu da turistik satış beklentilerini artırır. Turizm sezonu gecikirse, turist sayısındaki azalmaya bağlı olarak da turistlere yapılan altın satışları azalır.  
 
Direkt ihracatın gelişimi dış piyasaların durumuna bağlı olarak değişebilir. Şu sıralarda ABD piyasasında sıkıntı ve daralma var. Savaşın sonuçlanması bu durumu pozitif olarak değiştirebilir. 2003 yılı turistik satışlar dışında 2002 yılından daha iyi olacak görüntüsü veriyor.”  
 
SU  
 
DAMACANA, PAZARDAKİ PAYINI ARTIRIYOR
 
 
Türkiye’de son dönemin en hareketli sektörlerinin başında su geliyor. Artan ilgi nedeniyle ambalajlı su pazarının büyüklüğü 5 milyar litreye ulaştığı tahmin ediliyor. DanoneSA yetkilileri ise 2002 yılında su pazarının 4-4.5 milyar litrelik düzeyi yakaladığını belirtiyorlar.  
 
DanoneSA’nın rakamlarına göre, Türkiye’deki pazarın 700-750 milyon litresini pet su, 165 milyon litresini maden suyu, geri kalan büyük bölümünü ise damacana oluşturuyor.  
 
Pet su pazarının 2002 yılında sabit kaldığını belirten DanoneSA yetkilileri, damacanada büyüme hızının 2002 yılında yavaşlayarak yüzde 10 seviyelerine düştüğünü vurguluyorlar. Buna göre, toplam ambalajlı su pazarında 2002 yılı sonunda büyüme yüzde 5-10 düzeylerinde gerçekleşti.  
 
Pınar Su yetkilileri ise özellikle son üç-dört yıldır ambalajlı su tüketiminin arttığına dikkat çekiyorlar. Türkiye’de toplam sağlıklı su pazarının ticari büyüklüğünün yıllara göre değişim göstermekle birlikte, 130 milyon dolar civarında olduğunu dile getiriyorlar. Onlara göre, bu tutarın da yaklaşık 50 milyon dolarını damacana, 70 milyon dolarını pet, 10 milyon dolarını ise şişe suyu oluşturuyor.  
 
Pet su pazarında 5 ve 8 litrelik ambalajların küçülme trendinde olduğunu kaydeden yetkililer, 19 litre damacana su sektöründe ise büyüme beklendiğini açıklıyorlar.    
 
DanoneSA yetkilileri ise “2003 yılında ise pet pazarının sabit kalacağını, damacana pazarındaki büyümenin ise yavaşlayacağını öngörüyoruz” değerlendirmesini yapıyor. Onlara göre, Türkiye'de şu anda talebin yaklaşık 4 katı kadar  mevcut kapasite var ve bu konuya mutlaka önem verilmeli..  
 
SÜT ÜRÜNLERİ  
 
ÜRETİCİLERİN YÜZÜNÜ YOĞURT GÜLDÜRDÜ
 
 
Ambalajlı süt ürünleri pazarında 2002 yılında sadece yoğurt segmenti büyüme gösterdi. Sütte yüzde 5, ayranda yüzde 10 daralma olurken, yoğurt satışları yüzde 10 arttı. Sütaş Genel Müdürü Muharrem Yılmaz, “2002 yılında temel gıda ürünleri pazarının yüzde 7 küçüldüğü düşünüldüğünde, geçen yıl üreticileri sevindiren tek ürünün yoğurt olduğu söylenebilir. Bu aynı zamanda, tüketicilerin endüstriyel yoğurt tüketimini de giderek daha yüksek oranda benimsediklerini, bir başka deyişle geleneksel evde yoğurt yapma alışkanlığının hızla değişmeye başladığını gösteriyor” değerlendirmesini yapıyor.  
 
Türkiye’de üretilen süt miktarının yaklaşık 10 milyon ton düzeyinde olduğunu belirten Yılmaz, ancak ambalajlı süt ürünleri tüketiminin “sokak sütü”, “ev yoğurdu” gibi tüketim alışkanlıkları henüz düşük düzeyde olduğuna işaret ediyor. Sütaş’ın rakamlarına göre, Türkiye’deki ambalajlı içme sütü pazarı 2002 yılında 300 milyon litre büyüklüğe ulaştı. Ambalajlı ayran tüketimi ise 100 bin tonun biraz altında gerçekleşti. Bunun da ancak yüzde 20-25 kadarı ev içi tüketimden kaynaklandı.  
 
Tarımsal Ekonomi Araştırma Enstitüsü (TEAE) verilerine göre ise süt arzında az da olsa artış kaydedildi. 2001 yılında 10 milyon 112 bin ton olan toplam arz geçen yıl 10 milyon 439 bin tona ulaştı. Arzla birlikte tüketimde de artış oldu. Toplam arz 8 milyon 995 bin tondan 9 milyon 605 bin tona çıktı. 48 bin ton olan ihracat da 53 bin tona çıktı.  
 
Muharrem Yılmaz, 2003 ve sonrası için umutlu konuşuyor. Yılmaz, “Bunun en önemli nedeni, birçok süt ürününü halkımızın çok hızlı bir biçimde benimsiyor ve tüketiyor olması. Yani tüketiciye farklı ve kaliteli ürün sunduğunuzda ve hizmeti onların ayağına götürdüğünüzde tüketmeye hazır olduklarını görüyoruz” diye konuşuyor.  
 
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz