Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

2023'e doğru finansa bakış...

1.06.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

Fırsattır, çünkü bu değerinve cazibesini kaybeden finans merkezlerinin yerlerine yenileri doğacaktır, tehdittir çünkü eskiden cazibe merkezi olan bu şehirlerde yeni atılımlar yapılarak eski değerlerini kazanmak adına ciddi girişimler olacaktır. Bizim çok önemli avantajlarımızdan bir tanesi siyasi iradenin bu işin arkasında durması. Aynı zamanda bu projenin ciddi bir gayrimenkul projesi olarak düşünülmesi kamuda oluşan dezavantajlı bir düşünce. Aslında eylemlere bakıldığında haklı unsurları var çünkü eylemler daha hızlandırılmadı ve oluşturulmadı. Eyleme dönüşmemesi ve sadece yazılan kadar işler yapmak üzerimizde baskı oluşturacaktır.”

Rakipler kim?
Faik Açıkalın, finans merkezi olabilmek için uluslararası piyasalarda aranan bazı şartlar olduğuna da dikkat çekiyor. Türkiye’nin bu şartlara bakıldığında ne konumda olduğunu ise şöyle yorumluyor:“Global Finance Center International isimli bir çalışma var. 2009 rakamlarıyla dünyada 75 tane finans merkezi veya adayını inceleyen bir çalışma. Finans merkezi olabilmek için aranan şartlar şöyle belirlenmiş: Hukukun üstünlüğü kuralının benimsenmesi, vergi ortam ve uygulamalarında istikrar, kanun ve mevzuat konularında şeffaflık, öngörülebilirlik, finansal ve teknolojik altyapı, kaliteli çevre koşulları, genel rekabetçilik düzeyi, pazarlara erişim, finansal merkez olma yolunda iç ve dış talep. Kimlerle rekabet ettiğimize baktığımızda, New York, Tokyo, İsviçre, Londra olduğunu görüyoruz. Polonya, İrlanda, Çin, Singapur, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri potansiyel rakiplerimiz. Z/Yen isimli şirket de bu araştırmalarla uğraşıyor. Geçen yıl için 10 finans merkezine bakıldığında Londra, New York, Hong Kong, Tokyo, Chicago, Zürih, San Francisco, Toronto, Frankfurt, Sydney, Paris, Amsterdam ve Şanghay olarak görülüyor. Tüm bu şehirler bizim nasıl zorlu rakiplerle mücadele edeceğimizi gösteriyor. Bu rakipler arasındaki yerimize baktığımızda durum aslında şu an için pek de iç açıcı değil. Yine Z/ Yen’in hazırladığı rapora göre, finans merkezleri sıralamasında Londra birinci sırada yer alırken, Türkiye 62’inci sırada. Avrupa’daki krize rağmen 20 finans merkezi listesinde Atina var ama İstanbul yok. Ayrıca önümüzdeki yıllarda önem kazanacak şehirler arasında Seul, Şanghay, Singapur var ama İstanbul yer almıyor. Dünya Bankası’nın iş yapma kolaylığı endeksinde Türkiye 71’inci sırada, bu listede Londra 7’nci sırada. Yatırımcıyı koruma alanında 68’inci sıradayız. BM’nin çözdüğü telekomünikasyon altyapısı durumuna göre de İngiltere 10’uncu sıradayken biz 74’üncü sıradayız. Amerika’da Milton Enstitüsü var, onların şeffaflık endeksine göre Türkiye 31’inci sırada, yine İngiltere 10’uncu sırada. İsviçre’de yüksek lisans seviyesinde eğitim veren IMD adındaki üniversitenin küresel rekabet endeksine göre Türkiye 39’uncu sırada, İngiltere 20’inci sırada, yaşam kalitesi olarak ilk 50 arasında yokuz, ekonomik büyüklükte de nüfusumuzun fazla ve demografik yapımızın genç olmasına rağmen dünyada 28’inci sıradayız. Dolayısıyla rakamlara baktığımızda gayet ihtiyatlı olmalıyız ve finans merkezi olmanın sadece bir gayrimenkul projesi olmadığının farkına varmalıyız.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz