""IMF'ye İnananlar hissede kalsın""

Piyasalar, IMF anlaşmasının sonbahara kadar tamamlanacağını düşünüyor.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
"IMF'ye İnananlar hissede kalsın"
Mart ayından başlayan yükselişle yüzde 50 prim yapan İMKB’de, son dönemde IMF beklentileri canlılığını koruyor. Bunun yanında yurtdışı veriler de izleniyor. IMF beklentisi, yurtdışı piyasalara göre İMKB’yi geri çekilmelere dirençli hale getiriyor. İMKB’nin direncini korumasında, Merkez Bankası’nın gösterge faizi düşürmeye devam etmesi ve bunun neticesinde yüksek bono portföyü olan bankaların yüksek kârlar yazmaları da etkili oluyor. Bunun yanında IMF anlaşması henüz olmamasına rağmen yaz ayları içinde olmamız nedeniyle döviz bazlı yüksek turizm gelirleri de kısa vadede ülke ekonomisini olumlu etkileyen bir diğer faktör. Ancak sonbahara girilirken bir IMF anlaşması olması gerektiğini söyleyen Taksim Yatırım Genel Müdürü Seda Birdal’ın piyasa beklentileri ve yatırımcılara tavsiyeleri şöyle:
Capital:  Dünyayı toparlanmanın şekli tartışılıyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?
ABD, piyasalara 1 trilyon dolar gibi bir rakamı enjekte ederek rahatlama sağladı. Ancak bu döneme kadar çok büyük bir düzelmeden bahsetmek mümkün değil. Bakıldığında da Dünya Bankası, son raporunda ekonomik büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti. 2009 için dünyanın ABD kaynaklı olmak üzere yüzde 2,9 küçüleceği öngörülüyor. Bir önceki tahmin, küçülmenin yüzde 1,7’de kalacağı şeklindeydi. ABD’nin ithalat rakamı azaldığı için bu bölgeye ihracat yapan Çin dahil tüm ekonomiler olumsuz etkileniyor. Mart başı itibarıyla bakıldığında piyasalarda bir toparlanma söz konusu. Bu toparlanmanın daha hızlı olacağı tahminleri de yapılıyordu. Ancak olumsuz büyüme tahminlerine bakıldığında, toparlanmanın daha uzun bir vadeye yayılacağı görülüyor.
Capital:  Türkiye ekonomisinin toparlanma süreci için ne düşünüyorsunuz?
-  Türkiye’nin ihracatının en yoğun olduğu bölge AB. Bu bölgedeki beklentilere bakıldığında olumsuz bir tablo söz konusu. 2010’da en kötü toparlanma beklentisi, Rusya ile birlikte Euro bölgesinde. Euro bölgesinde, 2010 için en son büyüme beklentisi yüzde 0,5 gibi çok düşük bir rakam. Bu da Türk sanayindeki büyüme, kapasite kullanımı gibi oranların çabuk toparlanmayacağına işaret ediyor. Dünya Bankası’nın beklentisi de Türkiye ekonomisinin 2009 yılında yüzde 5,5 küçülmesi, 2010 ve 2011 yıllarında sırasıyla yüzde 1,5 ve yüzde 3 büyümesi yönünde. Gelişmiş ülkelerde yaşanan bu olumsuz süreç, gelişen piyasalara akan para miktarını azaltıyor. 2007 yılında 1.2 trilyon dolar olan rakam, 2008’de 700 milyar dolara düştü. Bu yıl için yapılan tahminler, 360 milyar dolar olacağı yönünde. Bu paranın önemli kısmı, Latin ülkelere ve Asya ülkelerine kanalize olacak. Tüm bu faktörlere bakıldığında “Tünelin sonundaki ışık görüldü” demek için erken.
Capital:  Türkiye’nin temel kırılganlıkları neler?
-  Gelişmiş piyasalardan çıkış olması durumunda, borç finansmanında sıkıntı yaşanır. Bütçe açıklarının nasıl finanse edileceği yönünde endişeler var. Teşvik paketleri söz konusu. Bu paketlere, iş dünyasının ihtiyacı var, ancak bu paketlerin de bir maliyeti söz konusu.
Tüm bunlar, Türkiye’nin üzerindeki temel kırılganlıklar. Bunlar, Türkiye’nin işini zorlaştırıyor. İhracat rakamlarında daralma olması da Türkiye’nin işini zorlaştıran bir diğer faktör. İhracatta toparlanma gözükmediği için sanayi verilerindeki toparlanmanın zaman alacağını söyleyebiliriz.
Capital:  Bardağın dolu tarafına bakılırsa nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
-  Bu durumu, IMF anlaşması olumluya çevirebilir. IMF anlaşması konusunda çok yüksek beklentiler yaratıldı. İlk başta telaffuz edilen para miktarıyla son para miktarları arasında düşüşler söz konusu. Yine süreç uzadıkça beklenti artmaya devam ediyor. Hükümetin ‘IMF olmadan devam edebiliriz’ söylemleri de var. Piyasa bunu da fiyatlamaya başladı. Neticede IMF anlaşması gerçekleşirse reel sektörü hareketlendiren teşvik paketlerinin, bütçe açıklarının nasıl finanse edilebileceği konusu netlik kazanacak.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz