“2 Yıl Sonra Yeniden Lideriz”

Türkiye’nin en eski sigorta şirketlerinden Anadolu Sigorta, 85’inci yaşını kutluyor. Genel müdür Mustafa Su, 85 yılın getirdiği köklü değerleri yeni dönemde de koruyacaklarını söylerken değişime de...

1 NİSAN, 20100
Paylaş Tweet Paylaş

Türkiye’nin en eski sigorta şirketlerinden Anadolu Sigorta, 85’inci yaşını kutluyor. Genel müdür Mustafa Su, 85 yılın getirdiği köklü değerleri yeni dönemde de koruyacaklarını söylerken değişime de ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Bu kapsamda şu sıralar bir dönüşüm projesi üzerinde çalıştıklarına dikkat çeken yönetici, “Tüm iş süreçlerimizi en küçük ayrıntısına kadar yenilediğimiz bu projeyi, 2 yıl içinde tamamlayıp hem prim üretimi hem kârlılık anlamında yeniden sektör lideri olacağız” diyor.

hedAnadolu Sigorta 2008 yılına kadar, prim üretiminde 6 yıl üst üste sektör lideriydi. Son iki yıldır ise ikinci sırada yer alıyor. Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, bu tablonun çok da sürpriz olmadığını söylüyor ve ekliyor: “Prim üretimini tek başına yeterli değil. Bunu kârlılıkla tamamlamak gerekiyor. Açıkçası biz son iki yıldır kârlılığı tercih ettik.”

Şirketin performansı da bunu doğruluyor. Geçtiğimiz yıl kriz nedeniyle sigorta şirketlerinin neredeyse yarısı zarar açıkladı. Bu ortamda Anadolu Hayat, kâr eden az sayıda şirketten biri oldu. 2009’da prim üretimini 1,2 milyar TL’ye taşıyarak yüzde 7 düzeyinde büyüme yakalayan şirket, burada da sektörün üzerinde bir performans gösterdi.

Mustafa Su, sigorta sektörünün bu yıl, kriz nedeniyle kaybettiği müşterileri geri kazanacağı görüşünde. Son dönemde iyiden iyiye kızışan fiyat rekabetinin ise artık son bulması gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Bu konuyu aramızda çok konuşuyor, özeleştirimizi yapıyoruz. Fiyat rekabetinin sektöre ne kadar zararı olduğu, bilançolardan belli. Umuyorum 2010’dan başlayarak daha sağduyulu oluruz.”

Bu yıl 85’inci yılını kutlayan Anadolu Sigorta’nın gündeminde ise bir dönüşüm projesi var. Mustafa Su, şirketin tüm iş süreçlerinin yenilendiği, son 1,5 yıldır devam eden bu projenin, 2011’de tamamlanacağını söylüyor. “Bu değişimi gerçekleştirdikten sonra sektörde, hem prim üretiminde hem kârlılıkta tartışmasız liderliği almak hedefindeyiz” diyor.

Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su ile sigorta sektörünün performansını, yeni döneme yönelik beklentileri konuştuk. Anadolu Sigorta’nın yeni dönem plan ve hedeflerini de anlatan Mustafa Su’nun, sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

*Sigorta Sektörü Geçtiğimiz Yılı Nasıl Geçirdi? Prim Üretimi, Kârlılık Ne Düzeyde Gerçekleşti?
-Prim üretimi yönünden, reel büyüme sağlanamayan bir yılı geride bıraktık. 2008 sonunda, hayat dışı branşlarda 10,2 milyar TL prim üreten sektör, 2009’da 10,6 milyar TL düzeyinde prim üretimi gerçekleştirdi. Yani yüzde 4 civarında bir büyüme oldu. Hayat branşı, hayat dışına nazaran daha iyi bir yıl geçirdi. Burada prim üretimi, yüzde 15,6 oranında artış gösterdi. Bu da toplam sektörün prim artışını yüzde 5,6’ya yükseltti.

2009’un, krizin etkilerinin devam ettiği bir yıl olduğunu düşünürsek, sektörün gösterdiği bu performans çok da kötü değil. Ancak kârlılık yönünden aynı şeyi söylemek zor.

Henüz tüm şirketlerin kâr rakamları açıklamadı ama halka açık hayat dışı 6 şirketten 4’ünün zarar açıkladığını gördük. 9’uncu ay sonunda 32’i şirketin 15’i zarar açıklamıştı. Yani şirketlerin neredeyse yarısı zarar etti. Prim üretimindeki nispeten olumlu gidiş kârlılığa çok fazla yansımadı. Bu yıl sektörün kârının düşük olmasında krizin etkisi oldu. Yeni iş yazılamadı. Şirketler mevcut işlerini koruma gayretine girdi. Bu da aşağı doğru bir fiyat baskısı yarattı. Kaybedilen işler oldu. Özellikle bireysel alanda sigorta yaptırmaktan vazgeçenler oldu. Örneğin Anadolu Sigorta olarak bizim 46 bin 725 adet poliçemiz yenilenmedi.

Anadolu Sigorta Olarak Siz 2009’da Nasıl Bir Performans Gösterdiniz?

Sizin İçin Prim Üretimi, Kârlılık Gibi Göstergeler Ne Düzeyde Gerçekleşti?
Prim üretimimiz 1,1 milyar TL’den 1,2 milyar TL’ye yükseldi. Toplamda yüzde 7’lik bir artış sağladık. Yani sektörün üzerinde büyüme yakaladık. En yüksek prim üretimimizi, tüm şirketlerde olduğu gibi biz de kaza branşında yaptık. Bu branşta 420 milyon TL düzeyinde prim yazdık. Kârlılık tarafında bizim için de sektörle paralel bir tablo söz konusu. Biz de 2008’de elde ettiğimiz kârı yapamadık. Ancak yine de kâr açıklayan nadir şirketlerden bir tanesi olduk. Sonuç olarak 2009’da ne çok iyi ne çok kötü bir yıl geçirdik.

Sizce Bu Yıl Sigorta Sektörü, Kriz Nedeniyle Kaybedilen Performansı Geri Kazanabilir mi? Bu Yıl Kârlılıklarda Artış Bekliyor musunuz?
2010 için tüm şirketler, prim üretimini en azından enflasyonun üzerinde artırmaya gayret ediyor. Diğer yandan, kaybettiğimiz kârlılık rakamlarına yeniden ulaşabilmeyi hedefliyoruz. Kârlılık tüm şirketler için önemli ama sigorta şirketleri için özel bir önem taşıyor. Biz mali bünyemizi, diğer sektörlerdeki şirketlere nazaran daha kuvvetli tutmak zorundayız. Çünkü en nihayetinde güven satıyoruz. Ne kadar güçlü olursak yurtdışına, reasürans yönünden o kadar az bağımlı oluruz.

Anadolu Sigorta olarak biz 2007 yılında yüzde 115, 2008’de yüzde 117 düzeyinde kâr artışı yakalamıştık. Burada artık ne pahasına olursa olsun prim yazma anlayışından vazgeçmek, riski iyi değerlendirerek fiyatlandırma yapmak gerekiyor. İstatistiklerinize göre bir risk primi belirleyip ortaya koyabilirseniz, geri kalanı kolay. Fakat maalesef birçok koşulda, rekabetin baskısı nedeniyle bunu yapmak mümkün olmuyor. Bu konuyu çok konuşuyor, kendi özeleştirimizi yapıyoruz. Bu fiyat politikasıyla kendi kendimizi baltaladığımızı biliyoruz ama bir türlü pastayı büyütmek adına çok önemli adımları atamıyoruz.

Fiyat Baskısını Azaltmak İçin Ne Yapmak Gerekiyor?
Türkiye’de sigorta penetrasyonu çok düşük. Dolayısıyla herkesin birbirinin müşterisinin üzerine oynaması yerine yeni müşteriler edinmesi mümkün. Bunu da yeni ürünler geliştirerek sağlayabiliriz. Biz Anadolu Sigorta olarak bu konuda üzerimize düşeni yapıyoruz. Örneğin 2009 yılında, KOBİ sigortasından kart koruma planına kadar çok sayıda yeni ürün çıkardık. Yatlara özel bir sigorta paketi sunduk. Sorumluluk poliçelerinde mevcut ürünlerimizin revizyonu konusunda ciddi adımlar attık. Sektör de bunu yapmalı. Henüz sigortalayamadığımız kesimlere ulaşmamız lazım. Bu da o kesimlerin özel ihtiyaçlarını belirleyip buna uygun ürünler yaratmakla mümkün. Yoksa standart ürünleri herkese satmaya çalışarak bu iş olmaz. Fiyat rekabetinin sektöre ne kadar zararı olduğu bilançolardan belli.

Umuyorum 2010’dan başlayarak daha sağduyulu oluruz.

Siz Anadolu Hayat Olarak Son Dönemde Çıkardığınız Yeni Ürünlerle Ne Kadar Yeni Müşteri Kazandınız? Örneğin Son Olarak KOBİ’lere Özel Bir Sigorta Paketi Pazara Sunmuştunuz. Bu Paket Ne Kadar KOBİ’yi Sigorta Müşterisi Yaptı?
Satış rakamlarına baktığımızda çok da beklediğimiz sonuçları aldığımızı söyleyemem. Aslında bu, KOBİ’lerin işletme dönemindeki tüm ihtiyaçlarını karşılayan, fiyatları son derece uygun bir ürün. Türkiye’de 100 binlerce KOBİ olduğunu da dikkate aldığımızda kısa sürede çok büyük rakamlar hedefliyorduk. Nihai hedefimiz 100 bindi ama şu anda bu rakamın çok gerisindeyiz. Şubat 2010 itibarıyla KOBİ poliçelerimizin adedi 2 bin 449 bin düzeyinde. Sanırım burada, aracı teşkilatımızın müşteriye ulaşmada çektiği güçlük etkili oldu.  Biliyorsunuz Türkiye’de sigorta, sigortacıların gidip satması gereken bir ürün, satın alınan bir ürün değil. Bizim bunu değiştirmemiz lazım. Sigortanın, satın alınması gereken bir ürün olarak algılanmasını sağlamalıyız.

Önümüzdeki Dönem İçin Planladığınız Yeni Ürünler Var mı?
Üzerinde çalıştığımız yeni ürünler elbette var. Özellikle yangın ve sorumluluk branşlarında tasarladığımız ürünler var. Bu yıl enflasyonun üzerinde prim hedefledik. Kârlılığı da ekonomideki olumlu seyirden yararlanıp eski iyi artışlara taşımak hedefindeyiz. Bu da mümkün görünüyor.

Acenteler Tarafında Tablo Nasıl? Sektörde Acente Sayısı Ne Kadara Ulaştı? Burada Yeni Yaklaşımlar Var mı?
Sektörde prim üretiminin yüzde 70 gibi çok önemli bir bölümü acenteler tarafından yapılıyor.

Toplamda 15 bin düzeyinde acente var. Yeni dönemde artık acente olma koşulları zorlaştı. Acentelik artık daha önemli bir meslek haline gelmeye başlıyor.

Sigortacılık sadece poliçeyi vermekle bitmiyor, asıl işimiz daha sonra başlıyor. Acentelik de artık bu konuda özel eğitilmiş, nitelikleri baştan belirlenmiş, periyodik eğitimlere giren ve denetlenen bir yapıya kavuşturuldu. Ancak burada bazı hatalar da yapıldı. Örneğin sektöre yıllardan beri hizmet veren, evden çalışan acentelerin önü kesildi. Temel felsefe olarak acentelik işini, gerçek sigortacılıların yapması iyi bir gelişme. Ama bu tip hataların da telafi edilmesi lazım. Diğer yandan yeni koşullar nedeniyle önümüzdeki dönem, acenteler tarafında bir konsolidasyon görebiliriz. Düşük üretimli acenteler arasında birleşmeler olabilir.

“Bankalardan Daha Çok Destek Bekliyoruz”

Bankaların Katkısı
Sigortanın daha geniş kitlelere yayılması için başta kendi bankamız İş Bankası olmak üzere tüm bankaların katkısını bekliyoruz. 2009 sonu itibarıyla sektörün prim üretiminin yüzde 12,5’i banka kanalından geliyor. Bu oran çok daha yüksek olabilir. Bankalar, müşterilerinin mevcut finansal sıkıntılarını çözerken felaketlerin de olduğunu unutmamalı, sigorta ürünlerini de pazarlamalılar. Örneğin KOBİ’lere ulaşmada, sigorta şirketlerinden çok daha başarılılar. Bu konuda onların katkısı çok büyük olur.

İş Bankası’nın Payı
Biz prim üretiminde, İş Bankası’ndan şu anda yüzde 8,8 düzeyinde bir katkı alıyoruz. Bu oran geçtiğimiz dönemde daha da düşüktü. Ancak rakiplerimize ve İş Bankası’nın büyüklüğüne baktığımızda, bu katkı olması gereken yerde değil. Orta vadede oranı en az iki katına çıkarmak hedefindeyiz. Bunun için bankanın ilgili birimleriyle görüşüyoruz. Diğer yandan sadece bankamız şubelerinde görev yapan bir direkt satış teşkilatı kurduk. Bu teşkilat şu anda 100 kişiden oluşuyor ama önümüzdeki dönemde sayıyı artıracağız. İş Bankası ile işbirliğimiz daha ileri bir noktaya gelirse, uzun yıllar liderlik ya da kârlılık gibi bir problemimiz olmaz.

Anadolu Sigorta’nın Yeni Dönem Hedefi

85 Yıllık Ayrıcalık
İş Bankası 26 Ağustos 1924’te kuruldu. 1 Nisan 1924’te de Anadolu Sigorta kuruldu. Bugün sigortacılık boyutundaki mali göstergelerimiz bir yana, tarihten gelen bir gücümüz var. İş Bankası nasıl ekonomiye destek olduysa, Anadolu Sigorta da sigorta güvencesi verdi. Çok köklü bir kültür ve geleneğimiz var. Bu köklü kültür ve geleneğin temelinde de uzun vadeli düşünmek, kısa vadeli hesaplar içinde olmamak ve misyonu iyi anlayıp buna göre hareket etmek var.

Dönüşüm Projesi
85 yılın bize kazandırdığı köklü değerleri her zaman muhafaza edeceğiz ama diğer yandan da sürekli bir değişim içinde olmamız gerekiyor. Bugünlerde önemli bir değişim projesi üzerinde çalışıyoruz. Bu proje kapsamında, son 1,5-2 yıldır en küçük işimizden en kompleks işimize, tüm iş süreçlerimizi gözden geçiriyoruz. Hedefimiz, şirketi tamamen dönüştürmek yönünde. Tamam demek içinse önümüzde 2-3 yıllık bir süreç daha var.

Gelecek Planları
Prim üretiminde 6 yıl üst üste birinciliğimiz var. Son 2 yıldır da ikinci sırada yer alıyoruz. Prim üretimindeki birinciliğimizi 8 yıl da sürdürebilirdik. Hatta 15 yıla da çıkarabilirdik ama prim üretiminin tek başına hiçbir şey olmadığını düşünüyoruz. Ana hissedarımız bunu kârlılıkla desteklememizi bekliyor. Dolayısıyla son iki yıldır kârlılığı tercih ediyoruz diyebilirim. Bu değişimi gerçekleştirdikten sonra sektörde, hem prim üretiminde hem kârlılıkta tartışmasız liderliği almak hedefindeyiz.

“Ne Alıcı Ne Satıcıyız”

Yeni Dönem Ne Getirecek?
Kriz olmasaydı, sektörde, muhtemelen 1-2 sigorta şirketi daha yabancı sermaye kontrolüne geçebilirdi. Kararlardan vazgeçilmese bile ertelemeler oldu. Ertelenen bu yatırımlar, 2010 ve sonrasında gündeme gelebilir. Bunun dışında Türkiye’de de zaten yabancı sermayeye geçebilecek çok da fazla şirket kalmadı. Dolayısıyla bundan sonra yabancı şirketlerin, birkaç istisna dışında yeni şirketlerle pazara girmesi zor. Bunun yerine yurtiçinde konsolidasyonlar gündeme gelebilir. Bir de beklediği sonuçları alamayan bazı sermaye gruplarının pazardan çıkması söz konusu olabilir. Geçmişte örneklerini gördük.

Anadolu Sigorta’nın Stratejisi
Ana hissedarımızın kararı önemli ama kişisel olarak ben, ne alıcı ne satıcı olmadığımızı söyleyebilirim. İnorganik büyüme taraftarı değiliz. İnorganik büyümeye yapacağımız yatırımı, kendi şirketimize yaparsak çok daha olumlu sonuçlar alacağımızı düşünüyoruz. Bu, kapının kapalı olduğu anlamına da gelmiyor. Uygun şartlar olursa alıcı olabiliriz. Bugün bunu görmüyoruz. Diğer yandan Türkiye’de şirket satın alan yabancı sermayenin gördüğü potansiyeli, biz de çok net görüyoruz. Kısa vadeli gelir uğruna bunu feda etmeyiz yani şirketi satmayı düşünmeyiz.

HANDE D.SÜZER
[email protected]


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.