“Covid-19, 2008 krizini bile geride bıraktı”

Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren; “Küresel çapta COVID-19 krizi, 2. Dünya Savaşı’nın yol açtığı krizden sonra yaşanan en büyük kriz olarak tanımlanan 2008 krizini bile geride bıraktı

17.05.2021 13:14:000
Paylaş Tweet Paylaş
“Covid-19, 2008 krizini bile geride bıraktı”

Erdal Eren, 2004-2011 yılları arasında yürüttüğü Türkiye Müteahhitler Birliği başkanlığına 2021’de yeniden seçildi. Eren, “Küresel çapta COVID-19 krizi, 2. Dünya Savaşı’nın yol açtığı krizden sonra yaşanan en büyük kriz olarak tanımlanan 2008 krizini bile geride bırakmış gözüküyor. Hem üyelerimizin hem inşaat sektörünün hem konut sektörünün hem de ülkemizin sorunları için fikirler üretmeye, çözüm önerileri sunmaya çalışacağız” dedi. 

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

Başkanlığa gelmesinin ardından pandemi dahil krizlerin inşaat ve taahhüt sektörüne etkisini konuştuğumuz Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, Capital’in sorularını şöyle yanıtladı:

Son 30 yılı düşünürseniz inşaat sektörü için telafisi en zor kriz hangisiydi? Telafisi kaç yıl sürdü?

Bu dönemde özellikle küreselleşmenin geldiği noktada sermaye hareketlerinin serbestleşmesinden kaynaklı olarak ekonomik krizlerin dünya çapında artarda yaşandığını izlemekteyiz. Küresel ve ulusal çapta yaşanan krizlerin Türkiye ekonomisinin geneli gibi inşaat sektöründe de olumsuz etkilerini yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.

Ekonomik krizler çok geniş çaplı etkileri ile ekonomide ve sektörde küçülme yaratabildiği gibi kimi kalıcı ve telafisi zamana yayılan sorunlar da ortaya çıkarıyor. Sektör açısından kriz dönemlerinde çoğunlukla kamunun önemli ve büyük ölçekli altyapı yatırım programları olumsuz etkilenirken, özel sektör de sabit sermaye yatırımlarını ötelemek zorunda kalıyor. Ayrıca ekonomide ve sektörde her krizin öne çıkan, farklılaşan etkileri olabiliyor. Örneğin 1997 yılında yaşanan Asya kriziyle gelişmekte olan ülkelere yönelik oluşan temkinlilik, Türkiye’ye yapılan yatırımları ve sektörümüzü de olumsuz etkilemişti. Sektörün özellikle yurt içinde çok ağır biçimde etkilendiği 2001 yılı ekonomik krizinde ise kamu ve özel sektör yatırımları durma noktasına gelmiş, Türk müteahhitler çıkış yolu bulmak adına yurt dışı pazarlara ağırlık vermişti. Türkiye’nin 2001 krizinden önemli dersler çıkararak çeşitli reformları hayata geçirmesi suretiyle, küresel şartların da elvermesiyle birlikte izleyen dönemde sektör için de finansman ve yatırım imkanları artmıştı.

1994, 1997, 2001, 2008 ve 2018 yıllarındaki krizlerin ardından son olarak tüm dünya ile birlikte biz de son derece olağanüstü şartlar içeren COVID-19 salgını kaynaklı ekonomik krizin içinden geçmekteyiz. Ortaklıkları gibi farklılıkları ve uzun soluklu sonuçları da olabilen bu krizler içinden “en zor” olanı seçmek kolay değil. Öte yandan yaşadığımız COVID-19 krizinin diğer krizlerden çeşitli şekillerde ayrıştığı ise ortada…

Pandemi ile diğer krizleri karşılaştırdığımızda nasıl bir tablo var? Pandemi daha mı ağır bir tablo yarattı sektörünüz açısından değerlendirebilir misiniz?

Küresel çapta COVID-19 krizi, “2. Dünya Savaşı’nın yol açtığı krizden sonra yaşanan en büyük kriz” olarak tanımlanan 2008 krizini bile geride bırakmış gözüküyor. Salgın ve salgın önlemleri kapsamında, gelişmiş-gelişmekte olan-fakir ülke ayrımı gözetmeksizin ekonomilerin aynı dönemde ve hem arz hem talep tarafında büyük zarar görmesi bunda etkili… Üstelik salgının ne zaman kontrol altına alınabileceği konusundaki belirsizlik, aşılama sürecine geçiş ile “tünelin sonunda bir ışık gözüktüğü” yönündeki yorumlara rağmen sürüyor. Tünelin uzunluğunun yanı sıra kimin hangi yoldan tünelden çıkabileceğini öngörmek de halen güç… Krizin diğer ekonomik krizlerden ayrıldığı bir nokta da sağlık, çevre, sosyal yaşam, çalışma hayatı gibi boyutları ile dünya genelinde “yeni normal” yaratacak düzeydeki etkileri… Halk sağlığına olumsuz etkileri yanında hayatı adeta kesintiye uğratarak hızlı biçimde ekonomik görünümde bozulma yarattığı gibi salgınla artan işsizlik ve yoksulluğun hızlanan dijitalleşme ortamında orta ve uzun vadede telafisi güç sorunlara yol açması bekleniyor. 

Salgınla birlikte Türkiye ekonomisi ve inşaat sektöründe de hızlı biçimde olağanüstü sosyal ve ekonomik koşullar oluştu. Üstelik sektör, salgına dengelenme sürecinden geçmekte iken kırılgan koşullarda yakalandı. Tedbirler kapsamında programlar aksarken, yurtiçi ve yurtdışı projelerde önemli yavaşlamalar yaşandı. Zamanla projelerden bazıları durdu, bazıları da tasfiye edildi. Emtia fiyatları ve döviz kurlarında yaşanan yükseliş ile birlikte sektörde girdi maliyetleri de oldukça yükselmiş, finansal ve operasyonel sorunlar artmış durumda... Sektörel istihdamdaki kayıplar, artan borçluluk ve nakit akışı sorunları çok sayıda alt sektörle ilişkisi kapsamında ekonominin genelinde yansıma buluyor. Sektör, riskin büyük olduğu şantiye ortamı ve doğası gereği uzaktan çalışmanın kısıtlı uygulanabilmesi gibi nedenlerle de salgından oldukça fazla etkilendi. Bu çerçevede sanıyorum ki Covid-19 krizi, inşaat sektörü için de diğer krizlerden daha çok zorluk ve belirsizlik içeriyor.

2021 nasıl geçer? Bu sürecin telafisi ne kadar sürer? 2021 yılı için sektörde büyüme öngörünüz nedir?

Ekonomik krizlerin ortak özelliği artan belirsizlik, güvensizlik ve risk olup; bunların süre ve etkilerinin belirsizliklerin azaltılmasıyla sınırlandığını da geçmiş yıllarda deneyimledik. İlerleyen dönemde dünyada ve ülkemizde aşı tedariği, nüfusun aşılanması ve kitlesel bağışıklık süreçlerinin başarısı bu açıdan da kritik rol taşıyacaktır. Bu doğrultuda yılın ikinci yarısında ekonomimiz ve sektörümüzde daha olumlu bir tablonun ortaya çıkmasını diliyoruz.

Öte yandan ekonominin lokomotifi olma özelliğinin yanı sıra yüksek istihdam potansiyeli ile işsizlikle mücadelede öne çıkan inşaat sektörünün 2020 yılında yüzde 3,5 küçülmesi ve mevcut şartlar, bazı önemli tedbirler alınması gerektiğine işaret ediyor. Dünya ekonomisinde yeniden büyümeye dönüş beklentileri çerçevesinde yurtdışında ise fırsatlar mevcut. Hatta üye firmalarımız şartların el verdiği ölçüde bazı ülkelere yönelik çalışmalar sürdürüyor. Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerimiz kapsamında yılın ilk çeyreği itibarıyla 3,1 milyar ABD Doları tutarında 52 proje üstlenildi. TMB olarak, salgının başından bu yana proaktif bir yaklaşım ile işçi sağlığı ve güvenliği konusundan başlayarak normalleşme sürecinde ülkelerin gündeminde yer alacak projelerden pay almaya dek çok yoğun temaslar yürüttük Birlik ve sektör olarak, ekonomimizin salgının yol açtığı krizi olabilecek en az hasarla atlatması için üzerimize düşeni yapmaya bundan sonra da devam edeceğiz.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz