Üç dalgada şekillenen Türkiye fintek yolculuğu; 2000’lerde kıpırdanma, 2010’larda regülasyon destekli ivmelenme, 2020’lerde yatırım patlamasıyla olgunluk evresine geçti. Bugün sektörde 982 şirkete ulaşıldı. Yatırımlar 2025’te 201,3 milyon dolarla rekor kırdı. Midas’ın 80, Sipay’in 78, Fimple’ın 12 milyon dolarlık turları ölçeklenmenin mümkün olduğunu gösterdi. Sıradaki dalganın açık bankacılık, gömülü finans ve yapay zekanın rehberliğinde finansal davranışları yeniden tasarlaması bekleniyor.
Türkiye’nin fintek yolculuğu üç dalga halinde olgunlaştı. 2000’lerin başında niş ve altyapı odaklı ilk kıpırdanmalar, 2010’larda regülasyonun açtığı geniş koridor, 2020’lerle birlikte girişimcilik ve yatırımın hızlandığı yeni ölçek ortaya çıktı. Bugün tablo çok daha kalabalık.
Nil Dumansızoğlu / [email protected]
Capital Dergisi / Ekim 2025
Oyuncuların ürün yelpazesi genişlerken rekabet de kızışıyor. Startups.watch verilerine göre 2020’de 717 olan fintek şirket sayısı, Ağustos 2025’te 982’ye çıktı. Ekosistem, bu yıl rekor yatırım hacmine koşuyor. Midas, Sipay, Fimple gibi büyük turlar ölçek atlamanın mümkün olduğunu kanıtlıyor. Küresel arenada da tablo benzer: Dünya genelinde ödemelerden yatırım uygulamalarına, insurtech’ten blockchain tabanlı çözümlere kadar her alanda fintek yatırımları hız kesmeden devam ediyor. Türkiye de genç nüfusu, dijital adaptasyonu ve güçlü bankacılık altyapısıyla bu yarışta öne çıkıyor. Diğer yandan rekabetin odağı açık bankacılık, gömülü finans ve yapay zekaya taşınıyor. Bu üç alanda atılacak her adım yalnızca yeni ürün değil ödeme, kredi ve tasarruf davranışını yeniden tasarlayan yepyeni deneyimler anlamına geliyor. Şimdi soru şu: Bu ivme, 4’üncü dalgayı nasıl şekillendirecek?
İLK KIPIRDANMALAR
Türkiye’de fintek ekosisteminin ilk adımları 2000’li yılların başında atıldı. Ancak bu dönem, girişimciler için oldukça zor bir ortam sundu. Pazara giren şirketlerin sayısı çok sınırlıydı ve çoğu, finans kuruluşlarının ihtiyaç duyduğu altyapı hizmetlerini sağlayan oyunculardan oluşuyordu. Finberg Yönetici Direktörü İhsan Elgin’e göre 2000-2010 arasında girişimcilik düşük yoğunlukluydu. Regülasyon eksikliğinin yarattığı gri alan, bankaların güçlü ve domine edici yapısı ve son kullanıcıya giden ürünlerin yüksek pazarlama maliyeti, girişimlerin önünü tıkıyordu. Elgin, bu dönemde cesaret gösteren girişimcilerin azlığına dikkat çekiyor ve şöyle devam ediyor: “Çok az sayıda girişimci büyük risk alarak sahneye çıktı. Bu nedenle fintek ekosisteminin temelleri atıldı ama büyüme sınırlı kaldı. Bu sınırlılık, yalnızca regülasyon eksikliğinden değil aynı zamanda tüketici davranışlarından da kaynaklandı. Türk tüketicisi, banka dışındaki yapılara mesafeli yaklaşıyordu ve güvenmekte zorlanıyordu.”
Figopara CEO’su Koray Bahar da benzer bir noktaya değiniyor ve şunları söylüyor: “2000’lerin başında fintek çözümleri bankaların yan işleri olarak görülüyordu. Oyuncu sayısı azdı ve büyük kuruluşların etrafında şekillenen küçük çözümler vardı. Ancak bu dönemde atılan adımlar, ilerideki büyümenin zeminini hazırladı.”
Sonuç olarak 2000-2010 döneminde, “ilk kıpırdanmalar” olarak fintek tarihinin temeli atıldı. Bankaların güçlü varlığı, eksik regülasyonlar ve yüksek giriş maliyetleri nedeniyle geniş çaplı bir ekosistem oluşamasa da bu yıllar, hem teknolojik altyapının gelişmesi hem girişimcilik için gerekli bilincin oluşması açısından sonraki dalgaların yolunu açtı.
REGÜLASYONUN ETKİSİ
2010 sonrası dönem, Türkiye fintek ekosistemi için bir kırılma noktası oldu ve 2’nci dalga başladı. Özellikle 2015’te e-para ve ödeme kuruluşu lisanslarının verilmesiyle sektör bambaşka bir evreye geçti. Bu dönem, fintek ekosisteminin en yoğun büyüme evrelerinden biri olarak tarihe geçti. Türkiye’de fintekler “yan iş” olmaktan çıkıp bağımsız bir sektör haline geldi.
Finberg Yönetici Direktörü İhsan Elgin, bu dönüşümle ilgili şunları söylüyor: “Lisanslarla birlikte fintekler tamamlayıcı ürünler geliştirmeye başladı. KYC, skorlama, ödeme sistemleri gibi dikey çözümler öne çıktı. Başta fintekleri rakip olarak gören bankalar, daha sonra ‘kontrol bizde olsun ama iş birliği yapabiliriz’ noktasına geldi. Son yıllarda ise güçlü ortaklıkların kapısı aralanmaya başladı. Bu süreçte, finteklerin ekosistem içindeki rolü hızla tanımlanmaya başladı.” Bu dönemde oyuncu sayısının hızla arttığını belirten Figopara CEO’su Koray Bahar, “2010’larda regülasyonun getirdiği ivmeyle fintekler lisanslı, güvenilir ve çok daha çeşitlenmiş bir yapıya evrildi. BDDK’nın getirdiği düzenlemeler, özellikle e-para ve ödeme kuruluşları için yeni bir zemin hazırladı” diyor.
Mükellef Kurucu Ortağı ve CEO’su Kenan Açıkelli ise tabloyu şöyle özetliyor: “2020’ye geldiğimizde Türkiye’de yüzlerce aktif fintek şirketi vardı. Ödeme ve e-para lisanslarının devreye girmesiyle cüzdan, ön ödemeli kart, toplu ödeme gibi ürünlerde büyüme yaşandı. API ekonomisinin temelleri de bu dönemde atıldı. Böylece girişimcilik tarafında bir hareketlenme, regülasyon tarafında ise istikrar oluştu.”
3’ÜNCÜ DALGA
2020 sonrası dönem, Türkiye fintek ekosistemi için adeta sıçrama tahtası oldu. Pandemiyle hızlanan dijitalleşme ve artan mobilite, hem girişimcilerin hem yatırımcıların yönünü bu alana çevirdi. 2020’den günümüze kadar olan dönemi kapsayan 3’üncü dalga, fintek girişimciliğinin ulusal sınırları aşmaya başladığı, yatırımcı ilgisinin zirveye ulaştığı ve kullanıcı davranışlarının köklü biçimde değiştiği bir dönem oluyor.
Finberg Yönetici Direktörü İhsan Elgin, ar tık yalnızca ulusal ölçekte değil bölgesel ölçeğe açılan girişimler görülmeye başlandığını belirtiyor. Bu dönemde artık kullanıcı eğilimlerinde de değişim söz konusu. Kullanıcılar da finansal teknolojilere çok daha hızlı adapte olmaya başladı.
Sipay CEO’su Semih Muşabak, “Türkiye’de temassız ve mobil ödeme en baskın trendler arasında. FAST gibi anlık ödeme sistemleri yaygınlaştı, KOBİ’lere dönük dijital finans çözümleri hız kazandı” diyor. Yatırım cephesinde de tablo dikkat çekici. Her yıl artan fintek yatırımları, bu yıl şu ana kadar gerçekleşen 201,3 milyon dolarla rekor kırdı. Midas 80 milyon dolar, Sipay 78 milyon dolar ve Fimple 12 milyon dolar yatırım turu gerçekleştirdi. APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli, yatırımların yüzde 90’ından fazlasının Sipay ve Fimple gibi birkaç şirkete yoğunlaştığını söylüyor ve ekliyor: “Bu tablo, ölçeklenebilir oyuncular yarattığımızı ama geniş tabana yayılmakta hala eksikler olduğunu gösteriyor. Regülasyonlar bu noktada belirleyici rol oynuyor.
Bireysel kullanıcıya yönelik inovasyonların önü kısıtlı olsa da mevcut çerçeve, yatırımcılar açısından güvenli ve sürdürülebilir bir piyasa ortamı yaratıyor.
DÖNÜŞÜMÜN KAPISI ARALANDI
Türkiye fintek ekosistemi, önümüzdeki dönemde yeni bir dönüşüm dalgasına hazırlanıyor. Bu dönüşümün merkezinde yapay zeka, gömülü finans, blockchain ve dijital paralar olacak. Figopara CEO’su Koray Bahar, fırsatın en çok gömülü finans tarafında olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bundan sonraki büyüme, finansal hizmetlerin doğrudan iş süreçlerine entegre olmasıyla gelecek. Bankaların ve dijital platformların API’leri sayesinde KOBİ’ler için erişim kolaylaşacak, kullanıcı deneyimi ise çok daha akıcı bir hale gelecek.”
Yatırımcı cephesinde de beklentiler yüksek. APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli, yapay zeka entegrasyonu, risk yönetimi ve kredi skorlama gibi alanların finteklere büyük avantaj sağlayacağını düşünüyor. Keçeli, “Türkiye merkezli şirketler Orta Doğu ve Avrupa’ya açıldıkça yatırım hacmi büyüyecek. Önümüzdeki birkaç yılda yıllık 200–300 milyon dolar yatırım çekme kapasitesine sahibiz” diyor.
Paywall CEO’su Arif Ferah ise yeni sıçramanın yapay zeka ve global vizyonla geleceğine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Yapay zeka müşterinin ihtiyaçlarını daha dile getirmeden öngörüp çözüm sunacak. Global vizyon ise bu ürünleri farklı pazarlara taşıma kapasitemizi artıracak. Türkiye, bölgesinde trend belirleyen bir ülke olma şansına sahip.”
Bütün bu değerlendirmeler, 4’üncü dalganın yalnızca teknolojik yeniliklerle değil aynı zamanda uluslararası açılımla şekilleneceğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre Türk fintekleri, doğru regülasyon ve yatırım ortamıyla birlikte kısa sürede bölgesel ölçekte rekabet edecek bir güce ulaşabilir.
GELECEK SENARYOLARI
Türkiye fintekleri için 2030 perspektifinde farklı senaryolar gündemde. Finteklerin geleceği hem teknolojik gelişmeler hem küresel vizyonla şekillenecek. Ülke bölgesel bir merkez olurken konsolidasyonlar da konuşulacak. Gelecekte unicorn’larla desteklenen güçlü bir pazar ortaya çıkacağı konusunda uzmanlar hemfikir.
Figopara CEO’su Koray Bahar, “2030’a kadar sektörün 50 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşması mümkün. Türk fintekleri Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya’ya açılabilir. Dijital bankalar, geleneksel bankaların pazar payından ciddi bir dilim alacak” diyor.
Paywall CEO’su Arif Ferah da küre sel vizyonun önemine vurgu yapıyor ve şunları söylüyor: “Bir sonraki sıçrama yalnızca yerel pazarla sınırlı kalmayacak. Bölgesel ve global oyuncu olmayı hedefleyen şirketlerden gelecek. Türkiye’nin jeopolitik konumu bu konuda avantaj sağlıyor. Sınır ötesi transferler ve super-app modelleriyle global pazarlara açılım hızlanacak.”
APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli ise şöyle konuşuyor: “Gerçekçi bakarsak sektör yıllık yüzde 30-40 büyümeyi korur. Konsolidasyon dönemi başlar, güçlü oyuncular küçükleri satın alır. Önümüzdeki 5 yıl içinde 3 ila 5 Türk fintek unicorn’unun çıkması muhtemel.”
Kullanıcı davranışlarının da değiştiğine dikkat çeken Mars Kurucu Ortağı Emrah Kaya’ya göre kişiselleştirilmiş finansal deneyim, abonelik tabanlı bankacılık ve gömülü finans, geleceğin temel eğilimleri olacak. Türkiye dijital finans teknolojilerinde önde olsa da neobank kavramında hala algı sorunu yaşandığını belirten Kaya, bu tanım oturmadıkça inovatif girişimlerin hızını bulmakta zorlanacağını belirtiyor.
“YATIRIMCILARIN ROTASI DEĞİŞİYOR”
SİNEM CANTÜRK
KPMG TÜRKİYE FİNTEK VE DİJİTAL FİNANS LİDERİ
TEMKİNLİ İYİMSERLİK
2025’e girerken yatırımcıların çoğu temkinli bir iyimserlik içindeydi. Ancak jeopolitik gerilimler, gümrük vergileri ve ticaret politikalarına ilişkin endişeler birleşince büyük ölçekli anlaşmalardan uzak duruldu. Bu nedenle küresel yatırımlar son beş yılın en düşük seviyesini gördü ve 44,7 milyar dolara geriledi.
DİJİTAL VARLIKLARA YÖNELİM
Düşüşe rağmen dijital varlıklar öne çıktı. 2025’in ilk yarısında 8,4 milyar dolarlık yatırım çekerek küresel yatırımların en büyük payını aldılar. Bu tutar, şimdiden geçen yılın toplamına yaklaşmış durumda. İlgi artışı, sektörün son üç yılın zirvesine çıkmasını sağladı ve dijital varlıkların gelecekte de öncü kalacağını gösteriyor.
YAPAY ZEKA YÜKSELİŞİ
Yapay zeka odaklı çözümler yatırımcıların gözdesi oldu. Sadece altı ayda 7,2 milyar dolar yatırım çekildi. Bu rakam neredeyse 2024 yılının tamamına eşit. Hem üretken yapay zeka hem AI ajanları, fintek şirketleri için en cazip alan haline geldi. 2025’in kalan döneminde de bu çözümlere yönelik yatırımların daha da hızlanmasını bekliyoruz.
GELECEĞİ ŞEKİLLENDİRECEK 3 SENARYO
ALİ KÜRŞAD BOSTAN
COLENDI CFO’SU
TEMEL EKSEN
Önümüzdeki dönemi üç eksende okuyabiliriz. İlki yapay zeka temelli, doğuştan yapay zeka finansal çözümler. Burada karar ve risk motorları yapay zekada şekillenecek. Gömülü finans (Embedded Finance) 2.0 ise ikinci önemli dönem. Ödeme, BNPL entegrasyonlarının ötesine geçip maaş, tedarik zinciri, ticari kredi, yatırım ve mikro-sigortayı iş akışlarının içine “görünmez” şekilde gömülmesi hızlanacak. Son olarak gerçek zamanlı, açık finans. Anlık ödemeler, veri taşınabilirliği ve güven katmanı tamamen standart hale gelecek.
GÖMÜLÜ FİNANS
Gelecekle ilgili temel senaryo, dijital bankacılığın tabana yayılması ve gömülü finansın derinleşmesi. Bu senaryoda AI tabanlı fiyatlama yaygınlaşır ve bankalar, fintekler birlikte pazarı büyütür. Fintek penetrasyonu finansal ürün gelirlerinin anlamlı bir kısmını taşımaya başlar. Hızlanma senaryosu ise açık finansın standartlaşmasıyla “tek entegrasyon, çok ürün” modelinin baskın hale gelmesiyle gerçekleşecek.
İNOVATİF YIKICILIK
İnovatif yıkıcılığı gerçekleştirecek senaryo ise programlanabilir para ve tokenizasyonun regülasyonla netleşmesi; sermaye piyasası ürünlerinin daha geniş açılımla perakendeye gömülü hale gelmesi. Programlanabilir para, varlık tokenizasyonu regülasyonla netleştiğinde menkul kıymetleştirme ve saklama yeni bir boyut kazanacaktır. Türkiye’nin genç ve dijital kullanıcı tabanı, güçlü bankacılık altyapısı ve iş birliği kültürü sayesinde bu üç senaryoda da hızlı ölçeklenme potansiyeli olduğuna inanıyorum.
“TÜRKİYE’DE ÖDEME SİSTEMELERİ ÖNE ÇIKIYOR”
SEMİH MUŞABAK / SİPAY CEO’SU
DİKKAT ÇEKEN DİKEY
Türk fintekler, özellikle oyuncu sayısının yoğunlaştığı ödeme sistemlerinde yenilikçi çözümlerle öne çıkıyor. Global arenada özellikle gömülü finans, açık bankacılık, yapay zeka destekli finansal karar mekanizmaları ve dijital para birimleri gibi alanlar fintek sektörüne büyük ivme kazandırıyor. Gömülü finans alanında finansal hizmetlerin bankacılık dışı platformlara entegre edilmesinin yaygınlaştığını görüyoruz.
BÜYÜME FIRSATI
Bir e-ticaret platformu içinde doğrudan taksitli ödeme seçenekleri sunulması veya bir perakende zincirinin kendi markasıyla kredi veya cüzdan sunması artık norm haline geliyor. Türkiye’de henüz ABD ve Avrupa’daki gibi gelişmiş gömülü finans çözümleri yaygın değil. Bu da bizler için önemli bir fırsat. Büyük markalar ve fintek iş birlikleriyle bu alanda daha fazla büyüme sağlanabilir. Ayrıca Türkiye’de dijital cüzdan kullanımı yaygın olsa da Avrupa’daki büyük pazarlara kıyasla kullanıcı sadakatinde geride.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?