Türkiye'de gençliğin cinsiyet eşitliğine bakışı

Türkiye’nin Gençlikte Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algı Araştırması yayınlandı. Türkiye gençliği yüzde 83 oranla ülkemizde cinsiyet eşitliği olmadığını düşünüyor.

18.05.2022 18:06:000
Paylaş Tweet Paylaş
Türkiye'de gençliğin cinsiyet eşitliğine bakışı

Gençlikte Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algısı Araştırması, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yol açan her türlü etken ve ön yargıyla, erkeklerin aktif katılımı ile mücadele amacıyla kurulan Yanındayız Derneği adına Evrim Kuran Danışmanlık tarafından yürütüldü. Araştırma ile Türkiye gençliğinin toplumsal cinsiyete bakışının analiz edilmesi ve bu alana yönelik gelecekte yapılacak çalışmalara ışık tutulması amaçlandı.

Gençlerin; cinsiyet eşitliğine yaklaşımı, kadına yönelik şiddet algısı, Türkiye'deki kurumların toplumsal cinsiyet ayrımcılığını önlemeye yönelik çalışmalarına dair bakışı, şiddeti algısı, gençlerin şiddete maruz kalıp kalmadığı ile ilgili bulguların yer aldığı araştırma, Türkiye’nin 81 ilinden ve 28 ülkeden 18-35 yaş aralığındaki gençlerin katılımıyla gerçekleşti. 16 Şubat- 4 Nisan 2022 tarihleri arasında web tabanlı anket aracılığıyla yapılan ve toplamda 12.925 kişinin katıldığı araştırma,  Türkiye’de bu alanda yapılan en kapsamlı ve en geniş katılımlı araştırma olması açısından da büyük önem taşıyor.

Gençlerin yüzde 82’si cinsiyetinden dolayı şiddete uğruyor

Çarpıcı sonuçların ortaya çıktığı araştırma verilerine göre Türkiye gençliği yüzde 83 oranla ülkemizde cinsiyet eşitliği olmadığını düşünürken, gençlerin yüzde 70’i de yaşamları boyunca en az bir kez cinsiyetinden dolayı ayrımcılığa uğradığını söylüyor. Gençlerin yüzde 82’si şiddete uğradığını belirtirken şiddet çeşitlerinde psikolojik şiddet ise en yaygın şiddet türü olarak karşımıza çıkıyor.  Gençlerimizin yüzde 88’i psikolojik şiddet, yüzde 48’i dijital şiddet, yüzde 43’ü ekonomik şiddet, yüzde 31’i fiziksel şiddet, yüzde 22’si cinsel şiddet mağduru.

Araştırmayı yürüten Evrim Kuran, “Gençlerle yaptığımız araştırmada beklediğimizin üstünde bir katılımla karşılaştık. Yakın çevreleriyle bile paylaşmadıkları konuları bizlere anlatmalarının arkasında bu konuda artık özgürce konuşmak isteği yattığını gözlemledik. Araştırma bize çok önemli bulgular verdi. Özellikle bir kadının sadece kadın olmasından dolayı uğradığı ayrımcılık ve şiddetin bazı alanlarda değil hem her alanda yaşandığını net olarak gördük. Bunun yanı sıra şiddet okuryazarlığının bir an önce devreye alınarak nelerin şiddet olduğunu ve şiddet gördüğünde neler yapması gerektiğini anlatmamız gerekiyor.  Bu araştırma bize eşitlik konusunun bir rapordan ibaret olmadığını, bunun sadece ilgili sivil toplum kuruluşlarının işi olmadığını anlatıyor. Cinsiyet eşitsizliğinin bireyden kuruma, STK’lardan kamuya, eğitimcilerden kural koyuculara kadar toplumun her katmanının, herkesin ortak sorunu olduğunu artık anlamamız gerekiyor” dedi.

Yanındayız Derneği Kurucu Başkanı Nur Ger ise araştırma hakkında şunları söyledi; “Yanındayız Derneği’nin hedef kitlesi olan gençlerdeki toplumsal cinsiyet eşitliği algısını tam anlamıyla anlayarak, gerçekleştireceğimiz tüm çalışmaları bu eksen ile şekillendirmeyi hedefliyoruz. Bu bakış açısı ile hayata geçireceğimiz program ve projelerde, hedef kitlemize yönelik iyileştirici hamleler yapabilmek için Danışma Kurulu üyemiz Evrim Kuran ile iş birliği yaparak “Gençlikte Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algı Araştırması” çalışmasını gerçekleştirdik. Bu özel çalışma ile toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaygın bir şekilde içselleştirilmesinin önündeki engelleri kaldırarak, toplumdaki tutum ve davranış biçimlerinin değişmesine katkı sağlamak istiyoruz. Özellikle şiddet farkındalığının oluşturulmasına yönelik yaptığımız projelerle ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu bu araştırma ile de görmüş olduk. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi maalesef bu yıl da; "Kadınların toplumda yaşadığı en büyük sorun "şiddet" oldu.

Türkiye, söz konusu toplumsal cinsiyet eşitliği olduğunda, kaplumbağa hızında yol alan bir ülke. Bu hızın artması için özel sektör, kamu ve sivil toplum örgütlerinin el ele vermesi, birlikte çalışarak daha çok ortak proje gerçekleştirmesi ve ataerkil zihniyet dönüşümünün sağlanmasına katkı sunulması şart. Türkiye’de faaliyet gösteren STK’larda toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alan etkinlik ve projelerin sayısının giderek artması,  memnuniyet verici ancak yeterli değil.”


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz