Yapay zekâ iş dünyasında yalnızca çalışanların kullandığı bir araç olmaktan çıkıp, şirketlerin hedef belirleyen, süreçleri yöneten ve farklı yapay zekâ araçlarını koordine eden “AI Boss” modeline doğru ilerliyor.
Yapay zekânın şirketlerde karar alma, süreç yönetimi ve insan kaynağının kullanım biçimini değiştireceğini belirten DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, özellikle yazılım, finans, e-ticaret, perakende, lojistik ve üretim gibi yoğun veri üreten sektörlerin bu dönüşüm için bugünden hazırlık yapması gerektiğine dikkat çekerek, “Geleceğin çalışma modelinde asıl mesele şirketin başına bir yapay zekâ koymak değil, yöneticilerin ve çalışanların yapay zekâ ile birlikte daha hızlı, daha doğru ve daha stratejik kararlar alabilmesini sağlayacak bir yapı kurmak.” ifadelerini kullandı.
“AI Boss” Dönemi Uzak Değil
Yapay zekâ ajanlarının şirketlerde insan çalışanlar gibi yönetilen ve koordine edilen sistemlere dönüşmeye başladığını belirten Onay, bu dönüşümün şirketlerin organizasyon yapılarını da değiştireceğini ifade ederek, “Bence şirketlerin henüz büyük bölümü yapay zekâyı ‘AI Boss’ seviyesinde, yani hedef belirleyen, süreçleri yöneten ve diğer yapay zekâ araçlarını koordine eden bir yapı olarak kullanmaya hazır değil. Bunun için önce verinin, süreçlerin ve kurum kültürünün hazır olması gerekiyor. Ancak bu dönüşüm artık çok uzak değil. Özellikle yoğun veri üreten sektörlerin bugünden hazırlık yapması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Yapay Zekâ İstihdamı Azaltmak İçin Değil, İnsan Kapasitesini Artırmak İçin Kullanılmalı
Yapay zekânın iş gücü üzerindeki etkisi tartışılırken DİA Yazılım’ın yaklaşımının insan kaynağını azaltmaktan ziyade mevcut kapasiteyi büyütmek üzerine kurulduğunu belirten Onay, “Biz yapay zekâyı öncelikle insanı ikame edecek bir unsur olarak değil, mevcut insan kaynağının kapasitesini artıracak bir teknoloji olarak konumlandırıyoruz. DİA Yazılım’da yapay zekâ kullanımı nedeniyle doğrudan bir işten çıkarma yaklaşımı olmadı. Bazı tekrar eden işlerin çok daha kısa sürede yapılabilmesi gelecekte pozisyonların niteliğini değiştirebilir. Bizim açımızdan asıl soru ‘kaç kişiye artık ihtiyacımız yok?’ değil, ‘aynı insan kaynağıyla ne kadar daha fazla değer üretebiliriz?’ sorusu. Yapay zekânın sağladığı verimliliği istihdam azaltmak yerine daha büyük hedeflere, daha nitelikli işlere ve yeni büyüme alanlarına yönlendirmek gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Junior Çalışanlar Yok Olmayacak, İşe Başlama Biçimleri Değişecek
Yapay zekânın özellikle rutin ve tekrarlayan junior seviyedeki işleri dönüştürmesi, iş dünyasında “giriş seviyesindeki çalışanlara artık ihtiyaç kalmayacak” tartışmasını da beraberinde getiriyor. Bu yaklaşımın uzun vadeli insan kaynağı açısından önemli bir risk taşıdığını vurgulayan Onay, “Bugünün junior’ı yarının uzmanı, yöneticisi ve teknoloji lideri. Eğer giriş seviyesinde insan yetiştirmezsek birkaç yıl sonra deneyimli insan kaynağını nereden bulacağız. Değişim, junior çalışanların ortadan kalkması değil, işe başlama biçimlerinin değişmesi. Yapay zekâ gelecekte iyi bir junior’ın yerine geçmekten çok, iyi bir junior’ın gelişim hızını artırabilir. Doğru kullanan gençler için bu teknoloji aslında kariyere girişte önemli bir avantaj da yaratabilir.
“Sıfır Çalışanlı Şirket” Tartışmasında Asıl Soru: Değer Kimin Olacak?
Yapay zekânın şirketleri daha az insanla çok daha büyük ölçeklerde iş yapabilir hale getirmesi, “sıfır çalışanlı şirket” fikrini de iş dünyasının gündemine taşıyor. Sıfır çalışanlı şirket fikri ilk bakışta teknoloji ve sermaye sahiplerinin kazanacağı bir gelecek gibi görünüyor. Ancak uzun vadede mesele sadece şirketlerin ne kadar verimli çalışacağı değil, bu verimlilikten doğan değerin nasıl paylaşılacağı” değerlendirmesinde bulundu.
Geleceğin Kazananı Teknolojiyi En Çok Kullanan Değil, En Doğru Birleştiren Olacak
Yapay zekâ çağında rekabetin yalnızca teknolojiye sahip olmak üzerinden şekillenmeyeceğini vurgulayan Suha Onay, şirketlerin başarısında insan, veri ve vizyonun birlikte yönetilmesinin belirleyici olacağına dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Geleceğin kazananı en çok yapay zekâ kullanan şirketler değil, yapay zekâyı doğru insanlarla, doğru verilerle ve doğru bir vizyonla birleştirerek en fazla değer üretebilen şirketler olacak. Yapay zekânın gerçek gücü insanın yerine geçmesinde değil, insanın yapabildiğinin sınırlarını genişletmesinde ortaya çıkacak.”
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?