Değişime gelenler ne yaptı?

Son yıllarda şirketine "büyük dönüşüm" yaşatan lider sayısında hızlı bir artış yaşanıyor.

1.10.2011 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Değişime gelenler ne yaptı?


YALIN YÖNETİMLE GÖZDE OLDU
Yaşar Büyükçetin, hem bir girişimci hem profesyonel yönetici olarak iş dünyasında çeşitli başarılara imza attıktan sonra Eylül 2007'de Sofra'nın CEO'luğuna geldi. Ondan beklenen şirketin yeniden yapılanması ve kalıcı büyümeyi yakalamasıydı. Büyükçetin, öncelikle bütçeye göz attı. Bütçeyi sağlam temellere oturtmak için Hyperion ve SAP yatırımı yaptı. Böylelikle operasyonel ve finansal yönetimi izlenebilir ve kolay yönetilebilir hale getirdi. Ardından yalın yönetim modeline geçilmesini sağlayarak verimli olamayan çalışanlarla yolları ayırdı. "Bunun adı 'değişim yönetimi'" diyen Büyükçetin neden bazı çalışanlarla yollarını ayırdığını şöyle açıklıyor: "Geleneksel ve feodal yönetim biçimleriyle ileriye gitmek gayet riskli, bunun fark edilmesi lazım. Değişim yönetimini, işi bilmeyen ve korkan çalışanlarla yapamazsınız." Tüm bu değişimler sayesinde Büyükçetin, 4 yılda şirkete tarihinin en büyük atılımını yaşattı. 4 yıl önce Sofra Grubu, çatı şirketi Compass Group'un 55 ülke operasyonları içinde 23'üncü sıradayken, 2011'de ilk defa ilk 10 ülke arasına girdi. Üstelik bu süreçte büyüme performansından memnun kalan Compass, Sofra Grubu'nun ortağı STFA'dan sahip olduğu yüzde 50 hisseyi satın aldı. Büyükçetin şirketteki büyümenin süreceğini belirtiyor, "Yakın zamanda Türkiye'nin bu alandaki en büyük şirketlerinden biri olan Obasan Grubu'nu bünyemize katıyoruz. 2015 hedefimiz Compass Group'ta Türkiye olarak 6'ncı sıraya çıkmak" diyor.

DAĞINIK YAPIYI TOPLANDI
Murat Tarakçıoğlu, Cargill Türkiye'nin ilk Türk genel müdürü. Son 5 yıldır genel müdürlüğünü yaptığı şirket, onunla çok farklı bir noktaya geldi. Genel müdürlüğe geldiğinde şirketin durumunu, "Cargill, Türkiye'de sadece nişasta ve tatlandırıcı üreticisi olarak biliniyordu. Oysa dünyada gıda alanında çok geniş bir ürün yelpazesine sahip. O güne kadar bu ürün portföyü Türkiye'de ya hiç tanınmıyor ya farklı distribütörlükler altında ama çok karmaşık bir yapıda müşterilerimize sunuluyordu" sözleriyle ifade eden Tarakçıoğlu, özellikle bu noktaya odaklanma kararı aldı. Bu yapıyı daha iyi hale getirebilmek adına tüm ürün portföyünü genişletip Cargill Gıda Türkiye çatısı altında topladı. Uzun yıllar Cargill Nişasta ve Tatlandırıcılar olan şirket ismi Cargill Gıda Türkiye'ye dönüştü. Tarakçıoğlu'nun imza attığı bir diğer değişim, o güne kadar kabuğunda kapalı kalmış bir yapıyı ileriye götürmek ve yeni yatırım alanlarına bakmak oldu. Üstelik bunu sadece Türkiye'de değil, bölgesel ölçekte gerçekleştirebilmeyi hedefledi. Bölgesel stratejiyi oluşturmak ve fırsatları değerlendirebilmek adına iş geliştirme fonksiyonunu ayrı departman olarak konumladı. Tüm bu değişimler Cargill'i çok farklı bir yere taşıdı. Tarakçıoğlu, bu yeri şöyle anlatıyor: "Bir çatı altında gıda piyasasındaki oyunculara çok geniş bir ürün portföyüyle toplam çözümler sunabiliyoruz. Bunun sonucu olarak son 5 yılda bu alanda yüzde 400'lük bir büyüme gerçekleştirdik. 2008 yılından itibaren Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da gıda alanında iş geliştirme görevi Cargill Türkiye'ye verildi."

HAMMADDENİN KAYNAĞINA GİTTİ

Mehmet Koca, 2006 yılında Gübretaş'ın genel müdürü olarak görevi devraldığında şirket atıl vaziyetteydi. Misyon açısından önemli bir potansiyeli bulunmasına rağmen bu potansiyeli ortaya çıkaramıyordu. Bu saptamadan yola çıkan Koca, şirkete hızlı büyüme getirecek aksiyonlara girişti. Tarım Kredi Kooperatifleri'yle yaptığı bayilik anlaşmasıyla gübre konusunda kurumun tek tedarikçisi haline geldi. İç piyasada verimliliği artırmaya, operasyonları hızlandırmaya ve ürün çeşitliliğini geliştirmeye odaklandı. Satış ağını yeniden örgütleyip bölge müdürlükleri açtı, lojistik merkezleri kurdu. Koca'nın bu dönemdeki en kritik hamlesi ise hammadde kaynaklarına yakın ya da sahip olma stratejisini geliştirmesi oldu. Sektörde hammaddenin neredeyse tamamının yurtdışından sağlanmak zorunda olduğunu belirten Koca, "Hammadde kaynaklarına sahip ülkelerde yatırım yapmanın şirketin üretim kabiliyetini, tedarik imkanlarını ve pazar gücünü artıracağını düşünüyorduk" diyor. Bu kararın hemen arkasından Gübretaş, 2007'de İran'daki Razi Petrokimya tesislerinin özelleştirmesine girdi ve 656 milyon dolarlık bu yatırımla Türkiye tarihinin yurtdışındaki en büyük sanayi yatırımına imza attı. Bugün artan ürün çeşitliliği, genişleyen üretim ve satış ağıyla birlikte Gübretaş, sektörünün en büyük devlerinden birine dönüştü. 2005 yılında 413,6 milyon TL ciro, yüzde 24 pazar payı, 1,2 milyon TL net kârlılık ve 50 milyon TL'lik piyasa değeri ile faaliyet gösteren şirket, 2010 sonu itibarıyla 1 milyar 385 milyon TL ciroya, yüzde 30 pazar payına, 119,9 milyon TL'lik net kâra ve 1,5 milyar TL'lik bir piyasa değerine sahip.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz