"Engelli Maraton!"

Şirket kurmak isteyen bir girişimci Türkiye’de 19 formaliteyi tamamlamak zorunda. İngiltere’de bu rakam sadece 1... Yatırımı bir yerden bir yere taşımak için, 4 bakanlıktan, 472 sayfa evrak almanız...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Engelli Maraton!

Şirket kurmak isteyen bir girişimci Türkiye’de 19 formaliteyi tamamlamak zorunda. İngiltere’de bu rakam sadece 1... Yatırımı bir yerden bir yere taşımak için, 4 bakanlıktan, 472 sayfa evrak almanız gerekiyor. Arazi temini peşindeyseniz, 90 ila 720 gün arasında zamana ihtiyacınız var. Hele yürüttüğünüz proje enerji sektöründe ise, izinleri almak 9 yılı bile bulabilir. Sıradan bir yatırımda 172 imzayı bir araya getirmek kaçınılmaz... İnanılmaz gibi geliyor değil mi? Ancak, Dünya Bankası, FIAS, Dünya Ekonomik Forumu ve çeşitli kurumların araştırmaları, Türkiye’de girişimciyi tam bir maraton koşucusu haline getiriyor. Üstelik “engelli maraton”...

 

Nur Kollektif, 127 kalem tarım ürünü üreten ve dağıtan orta ölçekli bir şirket. Sahibi Baykal Güner, Acıbadem’deki yeri dar gelince, kapasitesini artırmak için yeni yatırım kararı aldı.

 

Amacı, Sultanbeyli’de yeni bir tesis yatırımı idi. Yatırım için 600 bin dolar ayırdı. Buraya kadar her şey normaldi. Ancak, taşınmak için 4 bakanlığın il ve ilçe birimleri 472 sayfa evrak, 16.5 milyar lira harç isteyince, bürokrasiye “özel” 3 ayrı ekip kurdu. Fakat, Baykal Güner’in ekipleri ne kadar koşturursa koştursun, kurumlar evrakları sıralı istedikleri için, işlemler ancak 120 gün içinde tamamlanabildi.

 

Nur Kollektif’in sahibi Baykal Güner’in başına gelenler, Türkiye’ye gelmek isteyen uluslararası yatırımcıların ve yerli yatırımcıların da ortak şikayet konusu.

 

Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre, Türkiye, devlet bürokrasisinin engelleyici etkisi yönünden 49 ülke içinde, Yeni Zelanda, Malezya, Tayland ve Güney Afrika gibi ülkelerin gerisinde kalarak 37’inci sırada yer alıyor. Türkiye’deki bu bürokrasi yatırımcıyı kaçırırken ekonominin rekabet gücünü de zayıflatıyor. 

 

9 yılda izin alanlar var!

 

Bürokrasi, daha şirketin kuruluş aşamasında yatırımcının karşısına çıkıyor. Dünya Bankası’nın çalışmasına göre, Türkiye’de şirket kurmak isteyen bir yatırımcı 19 formaliteyi yerine getirmek zorunda. Bu işlemler en az 2.5 ayda sonuçlanıyor. Bu süreç bazı sektörlerde yıllarla ifade ediliyor. Örneğin, enerji sektöründe 14 ayda gerçekleştirilen bir projenin tüm izinleri, ancak 9 yılda tamamlanabiliyor.

 

Formalite sayısının yüksek olması nedeniyle, Türkiye bu kategoride Avrupa birincisi. Türkiye ile benzer yönleri oldukça fazla olan İtalya 17 formalite ile ikinci sırada yer alıyor. Oysa, bu formalitelerin sayısı İngiltere’de 1, Hollanda’da 3, Almanya’da ise 6. Eğer yalnızca şirket kurmakla yetinmeyip fabrika yatırımı yapmak amacındaysanız, bu formalitelerin takibi için ayrı bir departman oluşturmanız gerekiyor.

 

“Fabrika daha büyük sorun”

 

Girişimci fabrikasını kurarken en büyük zorluğu arazi temininde yaşıyor. Türkiye’de bu yatırımlar için ayrılan özel alanlar olmadığından, arazi bulmak için şansınıza güvenmeniz gerekiyor. Foreign Investment Advisory Service’in(FIAS) araştırmasına göre, Türkiye’de arazi temini için 90-720 gün arasında bir zamana ihtiyaç duyuluyor. Bu rakam Malezya’da bile 1-30 gün arasında değişiyor.

 

Fabrika kurmak için devletten arazi almak da oldukça zor. Eğer arazi organize bölgeler dışında ise uzun bir süre beklemek gerekiyor. FIAS’a göre, bu süre 3 aydan 24 aya kadar uzayabiliyor.

 

Araziyi bulduktan sonra tesis kurmak için gerekli idari işlemleri yapmak için yine 360-720 gün ayrılması gerekiyor. Singapur’da en fazla 30 gün içinde bu işlemler yapılabiliyor. Bütün bu süreyi de aştıktan sonra telefon bağlantısı için en az 20, elektrik 15, su için ise en az 16 günü gözden çıkarmak gerekiyor. 

 

Sektörlere “özel” bürokrasi

 

Bir fabrika kurmak için alınması gereken standart izinler bulunuyor. Kültür Bakanlığı, Orman Bakanlığı da dahil olmak üzere 10 ayrı bakanlığın çeşitli birim veya müdürlüklerinden onlarca izin almak gerekiyor. Belediye ve valilik gibi diğer kurumları da ekleyince, izin alınması gereken birim sayısı iyice artıyor.

 

Türkiye’de bir yatırımın sonuçlandırılması için toplam 172 imzayı tamamlamak gerekiyor. Bu 153 ayrı izin ve ruhsat anlamına geliyor. Süreç bununla da bitmiyor. Bir de faaliyet göstereceğiniz sektöre göre almanız gereken özel izinler var. Eğer turizm sektöründe yatırım yapacaksanız, özel yatırım izni almanız gerekiyor. Petrol işine yönelik bir yatırım düşünüyorsanız, keşif ve işlem lisansları alıyorsunuz. Gıda işletmeciliği için süreç daha ağır işliyor.  Yatırım lisansı, faaliyet izni ve gıda şirketi sicili, üretim izni gibi özel işlemler için Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na adeta çadır kurmak gerekiyor.

 

“Madende işe karışmayan yok”

 

Madenciler Derneği verilerine göre, bir madencilik şirketini faaliyete geçirmek için 10 bakanlığın, 22 ayrı biriminden izin almak gerekiyor. Dernek Başkanı İsmet Kasapoğlu, Dış İşleri ile Turizm Bakanlığı dışında, madenciliğe müdahale etmeyen bakanlığın kalmadığını söylüyor.

 

Uygulanan vergi sisteminin de yatırımları engellediğini söyleyen İsmet Kasapoğlu, “Dünyanın her ülkesinde sanayinin temel girdisini oluşturan madenlerin işletilebilmesi için başka sektörlere tanınmayan özel ayrıcalıklar ve teşvikler uygulanır. Türkiye’de ise madencilik diğer tüm ticari ve sınai yatırımlardan yüzde 15 daha fazla vergiye tabidir. Bu uygulama madenciliğin yapılmasını istememek anlamına gelir” diye anlatıyor.

 

Enerjide yatırım çok zor

 

Türkiye’de yatırım yapmanın en zor olduğu sektörlerin başında enerji geliyor. Enerji sektöründe yatırım yapmak için gereken izinler, projenin niteliği ve bulunduğu yere göre değişiyor. White Case Hukuk Bürosu avukatları, yatırımcının projesine göre14-22 kamu kuruluşundan, 35-42 izin almak zorunluluğu olduğunu söylüyorlar.

 

Ak Enerji Genel Müdür Önder Karaduman, enerji sektörüne yatırım yapmak isteyen şirketlerin aşırı bürokrasiden yatırım yapamaz hale geldiklerine dikkat çekiyor. Önder Karaduman karşılaştıkları bürokrasiyi şöyle örneklendiriyor:

“Elektrik santralı kurmak isteyen yatırımcı birçok kurumdan onay almak zorunda. Bu kurumların başında gelen Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı 8 genel müdürlükten 40’ın üzerinde onay alarak, 15’in üzerinde  sözleşme ya da protokolü imzalamak gerekiyor.

 

Yine aynı şekilde Çevre Bakanlığı’yla 3, Sağlık Bakanlığı’yla 3, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’yla 1, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’yla 1, yatırımın bulunduğu yerin belediyesi ile 4 ve mülki amirle 1 adet sözleşme imzalanılıyor. Bu sözleşmelerin imzalanması aşamasına kadar, ilgili bakanlıkların iç yazışmaları da dikkate alındığında, en az 80 onay alınması gerekiyor.” Bu süreçte en az 2-3 yıl sürüyor.

 

“Yolsuzluk da önemli bir engel”

 

Bürokrasi dışında yatırımcıların önünde başka engeller de bulunuyor. Bunların başında “yolsuzluk” ve “rüşvet” geliyor. Bürokrasi, yolsuzluk ve rüşvet ortamına da neden oluyor. Price Waterhouse Cooper’ın yaptığı araştırmaya göre, Türkiye, dünya yolsuzluk indeksinde 4’üncü sırada yer alıyor. Yine Dünya Bankası’nın yaptığı bir araştırma, yabancı yatırımcıların yüzde 63’ünün, yolsuzluklar nedeniyle Türkiye’ye yatırım yapmaktan kaçındığını ortaya koyuyor.

 

Yatırımcıları rahatsız eden bir başka konu ise rüşvet. Genel olarak yatırımcıların telaffuz etmekten çekindikleri bu olgu da yatırım ortamını olumsuz etkiliyor.

 

Teşvik sistemi de yatırımcıya cazip gelmiyor. Verilen teşvik sayısının fazla olması nedeniyle, uygulamada yaşanan zorluklar sisteminin işlerliğini içinden çıkılmaz hale getiriyor. Gerçekçi fizibilite çalışmaları yapılmadığı için, verimsiz ve iyi çalışmayacak yatırımlara kaynak aktarılabiliyor. Bu durum atıl kapasiteye yol açarak sağlıklı çalışan sektörlerde rekabetin artmasına yol açabiliyor.

 

Ayrıca, fiyat rekabetinin ve düşük kar marjlarının oluşmasına neden oluyor. Teşvik mekanizmasının daha gerçekçi ve yapıcı bir platforma oturtulması gerektiğini söyleyen PDF Genel Müdürü Sinan Özman, gerekli raporların, analizlerin gerçekten projeyi inceleyen, pazar yapısını irdeleyen ve finansman ihtiyaçlarını ortaya koyan bir formatta olması gerektiğine dikkat çekiyor. Ona göre, sistem bu şekilde hazırlanırsa az sayıda ve gerçekten başarılı olan işlere büyük miktarlarda teşvik verilebilir.

 

Kayıt dışı da caydırıyor

 

Arthur Andersen partnerlerinden Can Deldağ, Türkiye’nin bir pazar olarak hala cazibesini koruduğunu söylüyor. Ancak, ona göre, önünü göremeyen girişimci, yatırım yapmakta zorlanıyor. Can Deldağ, “Yatırım için 5-10 yıllık projeksiyonlar yapılır. Türkiye’de 6 ayı bile öngöremezken, bu projeksiyonları yapmak çok önemli bir sorun. Dolayısıyla, yatırımcının karar vermesi zor “ diye anlatıyor.

 

Kayıt dışı ekonomi de önemli bir engel olarak yatırımcıların karşısına çıkıyor. Dünyanın her yerinde kayıt dışı ekonomi olduğunu söyleyen Can Deldağ, bu durumun hiçbir ülkede Türkiye’deki kadar sorun olmadığına dikkat çekiyor. Bazı sektörlerde kayıt dışı,  kayıtlı ekonomiyi geçiyor. Can Deldağ’a göre, bu durum, haksız rekabete neden olduğu için yatırım kararının verilmesini zorlaştırıyor.

 

<b>Türkiye’de borçlanma pahalı

 

Yatırımcıların önündeki sorunlardan birini de finansal engeller oluşturuyor. Türkiye’de borçlanmanın  pahalı olduğunu söyleyen Sinan Özman, devletin faiz oranları üzerinde belirleyici rol oynamasından dolayı, özel sektörün yüksek faizler ödemek durumunda kaldığına dikkat çekiyor. Ona göre, orta ve uzun vadeli krediler kısıtlı olduğundan, yatırım fırsatlarını kaçırmak istemeyen şirketler, uzun vadeli projeleri, kısa vadeli ve pahalı kredilerle finanse etmek zorunda bırakıyor.

 

 Sinan Özman, “Türkiye’de çok az sayıda ticari banka az sayıda müşterisine, çok limitli olarak proje finansmanı sunabiliyor. Bunda kendi sermaye yapılarındaki zayıflık ve ekonomik konjonktürdeki belirsizlik önemli rol oynuyor. Türkiye’de bankalar proje incelemesinde geri dönüşten çok, girişimciden gelecek diğer garantilere bakıyor. Ancak, bu verimli projelerin hayata geçirilememesine yol açıyor’ diyor.

 

<b>YABANCI YATIRIMCIYI NELER CAYDIRIYOR?

 

Abrurrahman Arıman/YASED

 

Yabancı Sermaye Derneği(YASED) Genel Sekreteri Abdurrahman Arıman, yabancı yatırımcıların rahatsızlıklarını şöyle anlatıyor:

 

<b>BÜROKRASİ BEZDİRİYOR: Başka ülkelerde 1 hafta ile 15 gün süren, bazı durumu kötü ülkelerde ise 1-2 ay alan formaliteler, biz de 2 yılı aşkın bir süre alıyor. Arazi edinme, alt yapıyla ilgili işlemler, başka ülkelerde 15-20 gün sürerken, Türkiye’de yatırıma başlamak için ihtiyaç duyulan zaman 1 yıldır. Yabancı yatırımcı canından bezdiriliyor. Yabancı yatırımcıyı istiyoruz, ancak, diğer ülkelere kıyaslandığında Türkiye’nin durumu facia boyutunda.

 

<b>YOLSUZLUK RAHATSIZ EDİYOR: Hukuksuzluk ve yolsuzluk bürokrasiden daha fazla rahatsızlık yaratıyor. Bu durum, yabancı sermayenin en çok rahatsızlık duyduğu konuların başında geliyor. Yabancı yatırımcılar arasında yasaların uygulanmadığına dair ciddi endişeler var. Buna örnek olarak da yolsuzluk gösteriliyor. Yolsuzluk ve hukuksuzluk hat safhada haksızlık yaratıyor.

 

<b>KAYIT DIŞI ÖNEMLİ BİR SORUN: Yabancı yatırımcıları caydıran konulardan birini de kayıt dışı ekonomi oluşturuyor. Bu durum piyasalarda haksız rekabete yol açıyor.

 

<b>ENFLASYON MUHASEBESİ UYGULANMALI: Enflasyon muhasebesinin uygulanmaması da hukuksuzluğun bir tezahürü olarak kabul ediliyor. Türkiye birçok uluslararası anlaşmaya imza atmış durumda. Türkiye dışında bu anlaşmalara dahil olup uygulamayan başka bir ülke daha yok.

 

<b>FİKRİ HAKLARA DİKKAT: Bunlar dışında fikri mülkiyet hakları içersinde bulunan patent ve telif haklarında da Türkiye’nin durumu kötü. Hatta bütün ülkeler arasında en kötüsü diyebiliriz. Başka ülkelerde de sahte ürünler yapılıyor. Ama hiçbirinde Türkiye’deki gibi sokakta aleni bir şekilde satılmıyor.

 

<b>YATIRIMCIYA ADRES GÖSTERİLMELİ”

 

Selçuk Ergin/Akkök Grubu

 

Yatırımcının önündeki engellerden biri de arazi teminin de yaşanıyor. Akkök Grubu Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Selçuk Ergin, bu sorunun, “yatırımcıya adres gösterilerek” çözüleceğine inanıyor ve değerlendirmesine şöyle devam ediyor:

 

“Sanayi yatırımcısı için sıfır müdahaleli bölgeler oluşturulmalı. Endüstri bölgeleriyle ilgili olarak çıkan son yasanın istenilen sonucu yaratacağına pek güvenmiyorum. Bu yasada, yer belirlemeyle ilgili olarak görüşleri alınacak bakanlık sayısı çok fazla. Bakanlıklardaki uzman kişi ve bölümleri de düşündüğünüz zaman iş iyice zora giriyor. Kanun yine bir bürokrasi sorunu oluşturacak.

 

 Bu kanunda önerilen, organize sanayi bölgelerinden farklı bir şey değil. Hatta uygulama bakımından biraz daha zor. Global yatırımcıyı çekecek, katma değerli ürünler üretebilecek, istihdam yaratacak, zenginlik getirecek yatırımcıyı çekebilmek için coğrafyaların hazırlanması gerekiyor. Ulaşımı kolay, hammadde kaynaklarına yakın, ürünü çabuk pazarlayabileceği, insan kaynaklarından kopuk olmayan bölgelerin ayrılması lazım. Bunlar 5 bin ile 10 bin dönümlük alanlar olmalı. Alt yapısı devlet tarafından hazırlanmalı ve yatırımcıya bedava verilmeli. Bütün izin ve ruhsatlar alınmış olmalı.

 

Ayrıca, bu bölgeler tek bir bakanlığın ilgi alanına girmeli. Devlet yatırımcıya adres göstermeli. Bunu yapabilirsek yabancı yatırımcının önünü açabileceğimizi düşünüyorum. Organik Holding, Hollanda’ya yatırım yapmaya gidiyor. Hollanda sanayiye doymuş bir ülke. Ama, benim anlattığım süreci uyguluyor. Yatırımcıya araziyi bedavaya veriyor. Üstelik vergilerde kolaylıklar sağlıyor. Bu yüzden yatırımcı oraya gidiyor.”

 

“DEVLET TEKELİ CAYDIRICI”

 

Sinan Özman/ PDF

 

PDF Genel Müdürü Sinan Özman, sektörlerdeki devlet tekelinin de yatırımcıyı engellendiğini söylüyor. Ona göre, devlet kontrolündeki sektörlerde alınması gereken birçok ek izin ve ruhsat yatırımcıyı caydırıyor. Sinan Özman şöyle konuşuyor:

 

“Özelleştirilme çalışmaları sürdürülen Tekel ürünleri gibi alanlara yatırım yapmak isteyen yatırımcıların özelleştirme ihalelerini beklemeleri gerekiyor. Enerji, maden, telekom gibi sektörler de aynı şekilde devlet tekelinde olmasından dolayı ek izinlere ve ruhsatlara tabi.

 

Bunlar dışında, örneğin çimentoculuk sektöründe hammaddeye yönelik olarak taşocakları ve maden işletmek için, bir maden şirketi gibi belediyelerden ve bakanlıklardan izinler almak durumunda. Bu izinler, sadece kuruluş aşamasında değil, ayrıca işletme sürecinde de yenilenmeleri gerektiğinden dolayı şirket kurulduktan sonra da bürokrasi devam ediyor.

 

Yatırımı işletmek için de ayrıca bürokrasiyle uğraşmak zorunda kalınıyor. İlaç ve gıda sektörünün Sağlık Bakanlığı normlarına ve patent yasasına, turizm yatırımlarının çevre ve Turizm Bakanlığı’na bağlı izinler çerçevesinde faaliyet göstermesi doğal.

 

Diğer yandan tekstil, lojistik ve bilgisayar şirketi kurmak için ise sektöre özel bakanlık veya belediye izinleri bulunmuyor. İlk akla gelen bu saydıklarımız dışında yatırımcılar genel olarak sektörlerine özel problemlerle  de mücadele ediyorlar.”

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz