"Antalya’daki Müthiş Grup"

Fatma Kızılırmak / Anteks Şirket Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Anteks’i, Türkiye’nin en büyük şirketleri arasında üst sıralarda mutlaka görmüşsünüzdür. Ancak, sahipleri, ait olduğu grup hakkında p...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Antalya’daki Müthiş Grup

Fatma Kızılırmak / Anteks Şirket Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Anteks’i, Türkiye’nin en büyük şirketleri arasında üst sıralarda mutlaka görmüşsünüzdür. Ancak, sahipleri, ait olduğu grup hakkında pek bilgi yoktur. Bunda, kurucuları, Ataman ve Çalık ailelerinin yapılarının rolü büyük. Çok fazla basına çıkmayan grup, sessizce tekstilden turizme, inşaattan bilişime, çok sayıda sektörde büyüyor. Cirosu 120 milyon dolar düzeyinde. Bu başarının arkasında ise “sevgili ortağım” yaklaşımı var. Şimdi ise yönetimde ikinci kuşak var. İşte bunlardan Fatma Kızılırmak, grubu ve hedeflerini ilk kez Capital’e anlattı...

Anadolu’daki işadamları ve sanayicilerin önemli bölümü mütevazı, alçak gönüllü olarak tanınır. Aralarında bugüne kadar basında ön plana çıkmamış çok sayıda “gizli kahraman” vardır. Onlar, sessiz ve derinden gitmeyi, başarılarını çok fazla öne çıkarmayı sevmezler. Capital de zaman zaman bu işadamlarını konuşmaya ikna eder, okuyucularıyla tanıştırır. İşte Antalyalı Ataç Grubu da bu şirketlerden biri... Başarılı grafiğine, uluslar arası çaptaki tanırlılığına rağmen, Türkiye’de pek fazla konuşmayı sevmezler.

Temelleri 1962 yılında Hikmet Ataman ve ortağı Hüseyin Çalık tarafından atılan grubun yönetimine, şu an ikinci kuşak da katılmış durumda. Türkiye’de eşine az rastlanır biçimde bu iki ailenin ortaklığı 40 yıldır uyum içinde sürüyor. Dürüstlük, karşılıklı sevgi ve saygı temeli  üzerine kurulan bu ortaklığın sırrını anlatmak için küçük bir ipucu verelim. Hüseyin Çalık ortağından bahsederken, “sevgili ortağım” deyimini kullanıyor. 

Ataç Grubu inşaattan tekstile, turizmden bilişime kadar çok değişik sektörlerde faaliyet gösteriyor. Antalya Koleji’nin çoğunluk hissesi onlara ait. Eltes İnşaat, Phaselis Tekstil ve Club Phaselis de grubun iştiraklerinden. Grubun 2001 yılı cirosu 120 milyon dolar civarında. İnşaat ve tekstil sektörlerindeki şirketlerin ciro içindeki payı diğerlerine göre daha yüksek. Grubun tekstil şirketi Anteks, bu yıl Premiere Vision fuarına katılmaya hak kazanan 4 Türk şirketinden biri oldu.

Ataç Grubu önümüzdeki dönemde tekstil ve turizm yatırımlarına devam etmeyi planlıyor. Bunlardan birini de Kemer’de inşaatı devam eden 5 yıldızlı bir tesisin açılışı oluşturuyor.

İkinci kuşaktan Halil Ataman, Fatma Kızılırmak ve Lale Çalık, aktif olarak şirketlerde görev yapıyor. Hikmet Ataman’ın kızı olan Fatma Kızılırmak, aslında bir tıp doktoru. 1989’dan bu yana Ataç Grubu’nda çeşitli görevler üstlendi. Şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan Fatma Kızılırmak, Ataç Grubu’nu ve hedeflerini Capital’e anlattı:

Ataç Grubu’nun temelleri nasıl atıldı?

Babam İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun...Yüksek mühendistir. Sanıyorum, 1957 yılında Antalya’ya gelmiş. Devlet Su İşleri’nde kontrol mühendisi ve çeşitli firmalarda şantiye şefi olarak çalışmış. Daha sonra 1962 yılında ortağı Hüseyin Çalık ile birlikte bir inşaat şirketini devralmışlar.
 
Her ikisinin de hayali, kendilerine ait bir iş kurmakmış. Devraldıkları inşaat şirketinin sahibi senatör seçildiği için, iş hayatından çekilmiş. 1962’de kurdukları ilk şirketin adı “Hikmet Ataman ve Ortağı İnşaat Şirketi”dir. Şirketin unvanı 1966 ve 1991’de değiştirilmiştir.

Yurtiçinde çok sayıda sulama, baraj, tünel ve hidroelektrik santral projesi gibi yapılar inşa etmişler. Atatürk Barajı’nın inşaatında görev alan nadir Türk firmalarından biri olmuşlar.

Tekstil alanına girmeye nasıl karar verdiniz?

1986’de ise ilk kez tekstil yatırımına girildi. O fikir de “Ant Birlik” fabrikasının inşaatıyla başlıyor. Babam Hikmet Ataman ve Ortağı Hüseyin Çalık, Ant Birlik tekstil fabrikasının müteahhitliğini yapıyorlar ve o sırada tekstil sektörünün ne kadar önemli olduğunu görüyorlar. “Biz niye yapmayalım?” diyerek yatırım kararı alıyorlar.

1987’de 25 bin iğlik makine parkı ve günde 8 bin ton kapasitesi olan “Anteks” çalışmaya başlıyor. O zaman tabii dar bir spektrumda üretim yapılıyor. Eni 30 ile 40 arasında tabir ettiğimiz en temel tip pamuk ipliği üretimi ile işe başlanıyor.

Anteks, kurulduğunda da döneminin en modern tesislerindendi. O tarihlerde bile ciddi oranda ihracat yapıyorduk. Ürün çeşitlendirmesini sağlamak ve mevcut fabrikayı modernleştirmek için iplik konusunda yeni bir yatırım düşünüyoruz. Open – end ve çeşitli karışım iplikler üretmek için yeni bir yatırım yapacağız. Çeşitlendirmeye gideceğiz.

Bu yeni yatırımın toplamı ne kadar olacak?

Toplam da 16 – 17 milyon dolar civarında olacak. Ancak, ne zaman tam olarak hayata geçirebiliriz bilemiyorum.

Tekstil alanında büyüme nasıl gerçekleşti?

Yolumuza 1991’de dokuma yatırımı ile devam ettik. 1992’de ham bez üretimine başladık. İlk başladığımızda günde 20 – 25 bin metre ham bez kapasitemiz vardı. Şu an günde 40 bin metre ham bez kapasitesine ulaştık. Zaman içinde yapılan yeni yatırımlar ile fabrika da ayda 1 milyon metre mamul bez üretir duruma geldi.

Anteks İplik Fabrikası da zaman içinde büyüdü. Bugün iplik fabrikamızda 60 bin iğ var. Türkiye’nin ilk “kompakt” iplik tesislerinden bir tanesi oldu. Üretilen iplik numaraları inceldi, 140 numaraya kadar iplik üretebiliyor. Elastan – koton iplik üretimi yapılıyor ve üretimin yüzde 60’ını kendi dokuma fabrikamızda kullanıyoruz. Çok çeşitli karışım iplikler üretebiliyoruz.

İplik haricindeki tekstil yatırımlarınızın performansı nasıl gidiyor?

Dokuma fabrikamızdaki tezgah sayısı 184’e ulaştı. Günlük üretimimiz 40 bin metre. Türkiye’nin ilk amonyaklı kumaş üreticilerindeniz. Şu an dokuma alanında yeni yatırımlar planlıyoruz. Dokuma üretimimizin yüzde 90’ı ihracata gidiyor gibi görünse de, aslında yüzde 100’ü ihraç ediliyor. Çünkü, bizim iç piyasaya verdiğimiz kumaşlarda aslında gömlek yapılıp ihraç ediliyor.

1996’da Antalya Serbest Bölgesi’ndeki depomuzu konfeksiyon fabrikasına haline getirdik. Günde bin 500 gömlek üretiyoruz, tamamı yurtdışına gidiyor. Anteks, bu yıl Premiere Vision Tekstil ve Moda Fuarı’na kabul edilen 4 Türk firmasından biri oldu. Bu fuara katılma hakkı elde etmek bizi mutlu etti.

Bu fuara kabul edilmek için ne gibi koşullar var?

Ciddi bir inceleme yapılıyor. Şirketin performansı, ihracatı ve felsefesi dikkatle inceleniyor.

Yıllar itibariyle tekstil ihracatınızın seyri nasıl?

1999’dan bu yana ihracat rakamlarımız sürekli artan bir seyir izledi. 1999 yılında 23 milyon 995 bin dolar olan ihracatımız, 2001 yılında 32 milyon 365 bin dolara ulaştı. 2002 yılının ilk 6 ayı itibariyle 15 milyon 600 bin dolarlık ihracat yaptık. Yıl sonu hedefimiz 35 milyon dolar.  
Geçen 5 yıl boyunca tekstil üretimimiz de devamlı arttı. Yeni yatırımlarımıza devam edeceğiz.

Hangi ülkeler ağırlıklı?

Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri, ağırlıkta yani esas pazarlarımız. Uzakdoğu ülkelerine de ihracatımız var.

Amerikalı tekstil alıcıları için Türkiye’yi daha cazip kılmak için neler yapılabilir?

Amerika çok büyük bir pazar. Sürekli geliştirmek gerek. Dikkatleri üzerine çekmek gerek. Bu bağlamda İTKİB önderliğinde yapılan tanıtım çalışmalarına katılıyoruz. Fuarlara mutlaka gidiyoruz. ABD’li alıcılar hazır giyim üretimini çoğunlukla ABD dışında yaptırıyor. Bizim ABD sevkıyatlarımızın bir kısmı ülkemizdeki büyük gömlek üreticilerine ya da Uzakdoğu’ya yapılıyor. Henüz Uzakdoğu’da CMT tabir edilen dikim ve aksesuarları içeren fiyatlar daha düşük. Ancak, özellikle Çin’de fiyatların yükselmeye başladığından söz ediliyor.

İkinci kuşak olarak sizler ne zaman iş hayatına atıldınız?

Şu an yönetim kurulu üyesi olan kardeşim Halil Ataman da İstanbul Teknik Üniversitesi mezunudur. 1983’te İnşaat Mühendisi olarak mezun oldu. Hemen Bursa’daki bir arıtma tesisinin inşaatında mühendis olarak çalışmaya başladı. Tekstil yatırımının başından itibaren işin içinde yer aldı.

Ben 1989’da çalışmaya başladım. Ondan önce hekim olarak çalıştım. Fizyoloji ihtisasımı yarım bırakarak Ataç Grubu’nda çalışmaya başladım. İsteyerek de bırakmadım ihtisası. Şartlar böyle gerektirdi.

Nasıl bir iş bölümü var aranızda?

Ben tüm şirketlerin kalite güvence sistemleri ile ilgileniyorum. Daha önce bütün dış satımlara bakıyordum ama Antalya Koleji’nin sorumluluğunu aldıktan sonra dış satım işi ile ilgilenmeyi bıraktım. Sadece iplik fabrikasının dış satış işlerini yapıyorum.

Halil ise her şey ile ilgileniyor. Kız kardeşlerimden biri Ankara’da Ataç İnşaat’ta çalışıyor ve babam Hikmet Ataman’a yardım ediyor. Bir kız kardeşim daha var. Ancak, o şirketler grubunda çalışmıyor, kendine farklı bir yol seçti. Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesi.

Grupta Çalık Ailesi’nden kimler aktif olarak çalışıyor?

Yönetim Kurulu’nda Hüseyin Bey yer alıyor. Konfeksiyon tesisinin genel müdürü de Hüseyin Bey’in kızıdır.

Turizm yatırımlarınız devam ediyor. Bu alandaki yatırımlarınız hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Turizm sektörüne 1989’da Kışlahan Otel ile adım attık. 2001 yılında yenilendi ve Best Western Grubu’nun isim hakkıyla “Best Western Khan Hotel” olarak hizmet vermeye devam ediyor.

Club Phaselis ise iştiraklerimizden biri. Daha sonra Club Phaselis, Phaselis Tekstil’i doğurdu.

Doruk Net İletişim AŞ’yi bünyenize katmanızdan çok bahsedildi...

Bilişim sektöründe ilk yatırımımız Ant Net ile başladı. İlk başladığımızda kendi internet erişimimizi sağlamak üzere yola çıkmıştık. Daha sonra Doruk Net İletişim’e bir iştirak oldu.Onlar kurumsal pazara hizmet veriyor. Şirketlere internet erişimi sağlıyorlar.

Bilişim sektöründe hedefleriniz nedir?

Orada sürekli büyüme yeni sağlandı. Türkiye’nin şu an içinde bulunduğu belirsizlik ortamında bilişim sektöründe büyüme için bir hedef koymak çok zor...

Diğer şirketlerde büyüme konusunda ne gibi hedefler koydunuz?

Şu anda en belirgin büyüme hedefi tekstil sektöründe. İnşaat sektöründe kısa vadede bir canlanma beklemiyoruz. Biz yurtiçinde projeler yapan bir inşaat şirketiyiz ve yurtiçinde inşaat sektörü çok durgun. Biz bina inşaatından ziyade sulama kanalları, arıtma tesisleri gibi devletin yatırım yaptığı alanlarda çalışıyoruz. Bildiğiniz gibi, devlet şu sıralar yatırımları biraz yavaşlattı...

Bir de Alke İnşaat ile birlikte ortak olduğumuz “Eltes İnşaat” adlı şirketimiz var. Eltes, yüksek katlı binalar konusunda uzmanlaşmış bir şirket. İş ve ticaret merkezleri, tatil köyleri, toplu konutlar, baraj ve yol yapımı konusunda da deneyimli.

Antalya Koleji’ni alarak 1999’da eğitim işine adım attınız. O alanda geleceğe yönelik planlarınız nedir?

Evet, 1999 yılında bize gelen bir teklifle Antalya Koleji’nin hisselerinin büyük kısmını aldık. Kurum zor durumdaydı. Babam ve ortağı Hüseyin Bey, toplumun onlara verdiklerini topluma iade etmek felsefesi ile bu işe girdiler. Antalya’nın en eski özel okuluydu. Yaşatmak istedik. Yoksa eğitim büyük paralar kazanılacak bir yatırım değil.

Grup şirketlerinin cirosu 2001 yılında ne kadardı?
 
Tüm iştiraklerimizle birlikte ciromuz 2001 yılında 100–120  milyon dolardı. Ciromuzun yüzde 60 kadarı tekstil şirketlerine ait.

Kriz nedeniyle bir küçülme yaşadınız mı?

Küçüldük demeyeyim ama yeni yatırımları dikkatle ve tüm şartları değerlendirerek yapıyoruz.

“En Yeni Teknolojileri Kullanmayi Hedefliyoruz”

Kurumsallaşma ve kalite güvence sistemleri konusundaki çalışmaları siz yönlendiriyorsunuz. Bu konuda bugüne dek grup içinde neler yaptınız?

Türkiye’de bu konuya gereken hassasiyet gösterilmiyor. Hem şirketler hem de kalite belgelerini veren ve denetleyen kurumların bu konuda eksikleri var. 1996’da ilk kez iplik fabrikasında ISO 9000 belgesini aldık. İplik fabrikası da daha sonra ISO 9002 belgesi aldı. Dokuma Fabrikası’nın da ISO 9001 belgesi var. Bu çalışmalar neticesinde ciddi bir tecrübe kazandık. Antalya Koleji’ndeki kalite çalışmalarını da ben yürütüyorum.

Bu konuda çok yazdık, çizdik. Bu projelere hepimiz belli bir mesai harcadık. Şu anda sistematize olmuş durumdayız. Ne, nerede biliyoruz. Aksayan noktayı anında ortaya çıkartabiliyoruz. Problemleri istatistiksel yöntemlerle çözmeyi biliyoruz.

Şimdi 2000 yılı versiyonunu iplik fabrikasında hayata geçireceğiz. 1994 versiyonundan en önemli farkı toplam kalite felsefesinin “müşteri odaklılık” anlayışı getiriyor olması. Ancak, biz zaten müşteri odaklı çalışıyorduk. Zorlanmadan yeni versiyona geçebileceğiz. Toplam kalite çalışmalarından Antalya Koleji’nde de çok güzel sonuçlar aldık.

Bilişim teknolojileri konusunda yatırım planlarınız nedir?

Bünyemizde bilişim sektöründe çalışan şirketler var. Biz de grup olarak en yüksek teknolojiyi takip etmeyi, kullanmayı hedefliyoruz.

Yeni Yüzyilda Hangi Tür Kumaşlar Yükselecek?

Yeni yüzyıla yeni kumaşlar damgasını vuracak gibi. Sizin bu yeni trendler hakkındaki değerlendirmeleriniz nedir?

Kullanışlı ve şık görünen kumaşlar yükseliyor. Biz ütü gerektirmeyen “yıka ve giy” (wash and wear) denilen kumaşlar üretmeye başladık. Bunun için “amonyaklı üretim” tabir edilen özel bir yatırım yaptık. Dünyada da sayılı fabrikalar arasına girdik.

“Yıka ve giy” tarzı kumaşların özel bir teknoloji ile dikilmesi gerekiyor. O teknolojiye de sahibiz. Streç kumaşlarda yükselmeye devam edecek.

Biz kumaşları çeşitli maddelerle kaplayabiliyoruz. Teflon ile kaplayabiliyoruz. Böylece su geçirmez kumaş haline geliyor. Akrilik ve poliüretan ile de kaplayabiliyoruz.

Biz ekolojik dengeye uygun kumaşlar da üretiyoruz. Bu kumaşlarda çok özel malzemeler ve boyalar kullanılıyor. Bu da geleceği parlak bir ürün.

Hüseyin Çalik Örnek Ortakliğin Öyküsü

Hüseyin Çalık, iş hayatına lise yıllarında başlamış ve üniversite tahsili sırasında da çalışma hayatını sürdürmüş. Bugün 67 yaşında örnek bir işadamı. 14 Temmuz tarihinde merkezi Amerika’da bulunan IMDA (International Management Development Association) adlı akademik kuruluş ona “Yılın Uluslar arası İşadamı Ödülü”nü verdi. Bu saygın işadamına iş hayatındaki uzun birlikteliğin sırrını ve hedeflerini sorduk:

Hikmet Ataman ile nasıl tanıştınız?

Sevgili ortağım Hikmet Ataman, Konya’da 1959–1960 yıllarında Altapa Barajı’nın şantiye şefiydi. Ben de Konya’da bir büyük firmada finans ve muhasebe bölümünde çalışıyordum. O yıllarda tanıştık. Sonra birlikte Antalya’ya geldik ve Aksu Sulama İnşaatı Projesi’nde çalışan bir şirkette iyi bir ücret ve kardan pay almak üzere anlaştık. Ben finansman ve muhasebe müdürüydüm. Hikmet Ataman’da teknik müdürdü. O yıllarda Aksu Sulama İnşaatı, Türkiye’deki en büyük projelerden biriydi. O işi bitirdik. İyi kazanç elde ettik. Almış olduğumuz kar hisseleri ile birlikte 1962’de kendi şirketimizi kurduk. Bu işimiz 40 yıldır devam etti.

Türkiye’de uzun süreli ortaklıklar göremiyoruz. Sizin 40 yıllık uzun birlikteliğinizin sırrı nedir?

Çok çalışmak, işe sevda ile sarılmak. En önem verilmesi gereken şey de “dürüstlük”... İnsan ortağına, birlikte çalıştığı kişilere karşı dürüst olursa herkese karşı dürüst olur. Ortaklıklarda paylaşmayı bilmek de önemli. Ortaklık önemli. İnsanlar birbirlerinin eksiklerini tamamlıyor. Bir atasözü vardır; “Bir elin nesi var. İki elin sesi var” diye. Çok doğrudur. Biz bu yıllara iki elin sesi ile geldik.

Ataç Tarım’ın sizin hobiniz olduğunu duyduk...

Ataç Tarım, dışarıdan salon bitkileri getiriyor ve burada büyütülüyor. Çok modern bir sera. Bu çok küçük bir yatırım. Ben kişisel olarak bu işten çok büyük keyif alıyorum.

Bundan sonrası için sizin hedefleriniz nedir?

Şirketimiz gelişiyor. İkinci nesil iş hayatına girdi. Hepsinin eğitimleri çok iyi. İşlerimize sahip çıkıyorlar. Çok dürüstler. İşler bundan sonra onların kararları ile yürüyecek. Yeni bir karar alırken onların yüzde 100 onayını alıyoruz. Çünkü, bu işleri onlar devam ettirecek. İnsan kendi kararlarına daha çok sahip çıkar.

Kemer’de yeni bir otel yatırımımız var. Önümüzdeki yıl hizmete girecek. Onu tamamlamak üzere çalışıyoruz.

Bu yeni yatırım tamamlandığında maliyeti ne olacak?

Arazisi 15 milyon dolar değerinde. Üzerine de 20 milyon dolarlık yatırım yapıldı.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz