"Kore’de Gibiyiz"

Sung Youel Kim, Yeong-Jae Ok, Seoksan Jang, Jae-Geun Yoo ve diğerleri... Türkiye’de çalışan az sayıdaki Güney Koreli yöneticilerden birkaçı... Dünya Kupası’ndaki dostlukla birlikte yeniden gündeme ...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Kore’de Gibiyiz

Sung Youel Kim, Yeong-Jae Ok, Seoksan Jang, Jae-Geun Yoo ve diğerleri... Türkiye’de çalışan az sayıdaki Güney Koreli yöneticilerden birkaçı... Dünya Kupası’ndaki dostlukla birlikte yeniden gündeme geldiler. Ülkelerinden kilometre uzakta olmalarına rağmen, çok mutlu olduklarını söylüyorlar. İnsani ilişkilerden yana sıkıntıları yok. “Bize çok benziyorsunuz” diyorlar. Türkiye’nin geleceğini fazlasıyla inanıyorlar. Biraz siyasi belirsizlikten, biraz da ekonomideki kriz havasından yakınıyorlar. Ancak, Boğaz, kebap, Belgrad Ormanları, golf ve özel dostlar, her şeyi unutturuyor. Zaman zaman da bir araya gelip, ülke özlemlerini gideriyorlar.

 

Türkiye, Güney Kore ve Japonya’da gerçekleştirilen Dünya Kupası’nda, dünyanın ilk üç takımı arasına girdi. Bu kupa, futbolda kazanılan başarının yanı sıra, Türkiye ve Güney Kore arasındaki dostluğun gücünü ortaya koyması açısından da çok önemli idi. Güney Koreli seyirciler, onlarla yaptığımız karşılaşma dahil olmak üzere, Türkiye’yi her maçta desteklediler, kendi takımları gibi davrandılar.

 

Güney Kore’den yükselen bu dostluk havası, Türkiye’de büyük yankı uyandırdı. Türkiye’de zaten varolan Güney Kore’ye yönelik ilgi, yeni dönemde sempatiye dönüştü. Bu havadan Türkiye’de yaşayan Koreliler, özellikle işadamı ve yöneticiler de etkilendiler. Sayıları fazla olmasa da, büyük bir sempatiyle karşılaşan bu yöneticiler için Türkiye’de yaşamanın keyfi de arttı. Capital, İstanbul’da az sayıda bulunan Güney Koreli yöneticilerle, Türkiye’de yaşamayı, iş yapmayı ve ilişkileri konuştu...

 

“YOLLAR GECELERİ BİLE DOLU”

 

Sung Yoeul Kim

 

Koreli SPOREX firması, 1992 yılında, Sung Yoeul Kim’i, İstanbul’da bir bağlantı ofisi kurmak üzere görevlendirmiş. Kim’in Türkiye serüveni böyle başlamış. 10 yıldır Türkiye’de yaşıyor. İlk geldiğinde Türkiye’yi sakin ve barışçı bir ülke olarak bulmuş. “Ülke sakin derin bir uykudaydı, hiç hareket yoktu. Hafta sonları sabahın erken saatlerinde yollarda araba olmadığına şaşırırdım”diyor.

 

Kim’e göre Türk insanı son derece arkadaş canlısı ve hayattan zevk almasını biliyor. Son 10 yılda Türkiye’de yaşanan değişime hayran kaldığını söyleyen Kim,  “Şimdi yollar geceleri bile otomobillerle dolu. İnsanlar çok daha meşguller. Artık daha zor koşullarda çalışıyorlar. Çünkü, 10 yıl öncesine göre rekabet inanılmaz boyutlarda artmış durumda”diyor.

 

Sung Yoeul Kim evli. Biri 20, biri 18 yaşında iki oğlu var. İkisi de yurtdışında okuyor. İyi bir golf oyuncusu olduğunu söyleyen Kim, ayrıca müzik dinlemekten ve resim galerini gezmekten büyük zevk alıyor. İstanbul’daki resim galerinin pek çok Avrupa kentindekinden çok daha güzel olduğunu belirtiyor. En çok da Boğaz’da balık yemekten hoşlandığını söylüyor. Beğendiği mekanları ise Sun Set, Ulus 29 ve Park Pora olarak sıralıyor. Türkiye’nin değişik yerlerini gezmekten büyük keyif aldığını söylen Kim’in yaz aylarında favorisi Antalya.

 

“TÜRKİYE YAŞANABİLECEK YER”

 

B. S. Min

 

B.S Min, Koreli Bum Yang tekstil firmasının Türkiye yönetici ortağı. Gelmeden önce burada iş yapan arkadaşlarından Türkiye’nin ne kadar gelişmeye açık bir pazar olduğunu ve inanılmaz iş fırsatları yaratılabileceğini duyduğunu söyleyen Min, “Şirketime bunları anlatıp İstanbul’da bir ofis kurmayı teklif ettim. Kabul ettiler ve geldim” diyor.

 

B.S Min önümüzdeki yıl yeni görevi için Kore’ye dönecek. Ancak, İstanbul’dan ve Türkiye’den ayrı kalmayacağını, 3 ayda bir buraya geleceğini belirten Min Türkiye macerasını şöyle anlatıyor:

 

“Bugüne kadar Türkiye’nin hemen her yerini gezdiğimi söyleyebilirim. İstanbul’da olmaktan da çok mutluydum. Burası çok uzun süre yaşanabilecek bir yer. Eşim ve kızım da İstanbul’u çok seviyorlar. Eşim bir özel okulda öğretmenlik yaptı. Kızım okulda Türkçe öğrendi. Hafta sonları birlikte Belgrad Ormanları’nda piknik yaptık. Sarıyer’i çok seviyoruz. Sık sık balık ve midye yemeye gidiyoruz. Türkiye genç nüfusu fazla bir ülke. Bu nedenle bana kalırsa Avrupa’dan çok daha gelişime ve başarıya açık. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin dünyada sesini çok daha fazla duyurabileceğine inanıyorum”.

 

“EMEKLİLİĞİNDE İSTANBUL’A GELECEĞİM”

 

Yeong-Jae Ok

 

 Yeong Jae Ok, iki yıldır iletişim ofisi İstanbul’da olan Kore Ticaret Merkezi KOTRA’nın direktörlüğünü yapıyor. Daha önce Almanya, Singapur ve Güney Afrika’da aynı görevi yürüten Ok, Türkiye’nin, şimdiye kadar yaşadıkları arasında Kore’ye en çok benzeyen ülke olduğunu söylüyor. İstanbul’u ise rahat ve güvenli bir şehir olarak tanımlıyor.

 

“Türkiye’de yaşayan insanların yaşam biçimleri, anlayışları, alışkanlıkları Korelilere çok benziyor” diyen Ok, bunun, iş yapma biçimlerine yansımadığını söylüyor.

 

Türkiye’ye gelmeden önce Ok’un Türkiye ile ilgili izlenimleri pek iyi değilmiş. Türkiye’yi Arabistan gibi kapalı, muhafazakar bir ülke sanıyormuş. Ancak, şimdi düşüncelerinin tamamen değiştiğini söylüyor.

 

46 yaşındaki Ok, kısa süre sonra KOTRA’yı temsil etmek üzere bir başka ülkeye gidecek. Ancak, “Burada kalmak ister miydiniz diye sorduğumuzda”, “Bir süre daha çalışmak zorundayım. Emekli olduğumda gelip İstanbul’a yerleşmeyi planlıyorum” diyor.

 

Ok, Türk yemekleri içerisinde en çok kuzu şiş ve köfte yemeyi seviyor. Bu nedenle, eşi, kızı ve oğluyla en sık Namlı ve Gelik’e gidiyor. Türkiye’deki Kore restoranlarını da çok başarılı buluyor. Kore yemeklerini özlediklerinde de sık sık bu restoranlara gidiyorlar. Türkiye’de yaşayan ve çalışan Koreli işadamlarıyla işi nedeniyle sık sık biraya gelen Ok, “Herkes burada olmaktan çok mutlu. Çok iyi koşullarda iyi yaşıyor ve iyi çalışıyoruz”diyor.

 

“TÜRK İNSANI, KORELİLERE BENZİYOR”

 

Seoksan Jang

 

Hyundai Assan Başkan Yardımcısı Seoksan Jang, 24 yıldır Hyundai’de çalışıyor. Şimdiye kadar 100’e yakın ülkeyi dolaştığını söyleyen Jang, 7.5 ay önce de Hyundai Assan’da görev almak üzere Türkiye’ye geldi. Oğlunun burada üniversiteyi okuyacağını söyleyen Jang, boş zamanlarında ailece Türkçe öğrendiklerini belirtiyor. O da herkes gibi Boğaz’da balık yemekten büyük keyif alıyor. Bunun için de en çok Park Fora ve La Pacheur’a gidiyor...

 

Türkiye’ye geldiğinde ilk olarak Türk insanıyla, Kore insanın benzerlikleri dikkatini çekmiş. Jang, “Özellikle aile yapılarımız ve akrabalık anlayışımız birbirine çok benziyor”diyor.

 

Türkiye’nin çok zengin bir kültüre sahip olduğunu söyleyen Jang, buradaki yakınlığı ve samimiyeti şimdiye kadar çok fazla yerde görmediğini ifade ediyor. Yine de bütün bunlara rağmen, Türkiye’de çalışmanın zor olduğuna dikkat çekiyor. Politik ve ekonomik istikrarsızlığın iş yapmayı güçleştirdiğini söyleyen Jang, Türkiye’nin büyük ölçüde yeniden yapılanmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyor.

 

“BURADAK HIZ KAFAMI KARIŞTIRDI”

 

Jae-Geun Yoo

 

LG Electronics Türkiye Genel Müdürü Jae-Geun Yoo, Türkiye’ye sadece 4 ay önce gelmiş. O da pek çokları gibi “görev icabı” burada. Son derece sakin bir insan. “İstanbul’un temposu sizi yordu mu” diye sorduğumuzda, “Evet, buradaki hız biraz kafamı karıştırdı ama çok keyifli” diyor.

 

LG Electronics’in ofisi Akmerkez Residance’da. Haliyle muhteşem bir Boğaz manzarası var. Yoo, “Her gün iki saat boğazı seyrediyorum. İnsan bu manzaraya bakmaktan kendini alamıyor”diyor. Yoo’nun Türkiye’de hayran kaldığı başka bir şey de Türk yemekleri. Özellikle beytiye bayılıyor. En sık gittiği restoran Hanedan. Orient House’a gidip Türk müziği dinlemeyi de çok sevdiğini söylüyor.

 

Türkler’in, insan ilişkilerine verdiği öneme hayran kaldığını söyleyen Yoo, “Şimdilik sadece iş yapma biçimlerimizin farklılığından kaynaklı bir takım sorunlar yaşıyorum. İstanbul ofisimizde uzun zamandır bulunan Hna-Shin Chung sayesinde bu küçük sorunlar da kolayca aşılıyor”diyor.

 

Buraya geldiğinden beri ailesiyle birlikte 4-5 kere Belgrad Ormanları’na piknik yapmaya gittiğini söyleyen Yoo, İstanbul’un doğasını da çok sevmiş. Unutmadan... Mr Yoo, Dünya Kupası’nı Kore’de izlemiş. Üstelik Türk taraftarların yanında..

 

“ATATÜRK’ÜN HAYRANIYIM”

 

Dae Woo Yun

 

Dae Woo Yun, tam 17 yıldır Türkiye’de. “Artık bir Türk gibi olmuşsunuzdur” sorusuna, “Zaten ilk geldiğimde de kendimi yabancı hissetmemiştim. Sadece o zamanlar çok gençtim ve burayı çok fazla tanımıyordum” diyor.

 

Yun, Türkiye’de faaliyet gösteren şirketi Yun Turizm’i 1986 yılında kurmuş. Ağırlıklı olarak yurtdışı turizminde faaliyet gösteren bu şirketin yanı sıra, Türkiye’nin ilk Kore restoranı olan Seul’un da sahibi. Restoranında Turgut Özal’dan İsmet İnönü’ye kadar pek çok kişiyi ağırladığını söyleyen Yun, “Türk insanı çok sıcak ve samimi. Bugün pek çok Türk arkadaşım  var. Uzun zamandır görüşüyoruz ve neredeyse Kore’deki çocukluk arkadaşlarımın yerine geçtiler”diyor.

 

Türkiye’ye ilk geldiğinde Topkapı ve Dolmabahçe Sarayları’nı gezdiğini anlatan Yun, “Osmanlı İmparatorluğu’nun ihtişamına hayran kaldım. Türkiye’nin çok kıymetli bir hazinesi bana kalırsa” diyor. Yun, aynı zamanda bir Atatürk hayranı. Evini ve ofisini Atatürk resimleriyle donatmış. Atatürk için, “O, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük liderlerinden biri. Çok büyük saygı duyuyorum”diyor.

 

“TÜRKİYE İKİNCİ VATANIM OLDU”

 

Bernard Kim

 

Bernard Kim, Türkiye’ye, 1997 yılının Eylül ayında, Koreli Glorytex firmasının Türkiye ofisi yöneticisi olarak gelmiş. Buraya ilk geldiğinde Türkiye’yle ilgili hiçbir fikri yokmuş. “Nasıl bir ülke olduğunu hiç bilmiyordum” diyor. Şimdiyse Türkiye onun “İkinci vatanı”...

 

Evli ve iki kız çocuk babası olan Kim, ailesinin de Türkiye’yi çok benimsediğini söylüyor. O da Türkiye’de yaşayan diğer Koreli işadamları gibi sıkı bir golf meraklısı. Hemen her hafta sonu golf oynuyor. Sık sık ailesiyle birlikte deniz kenarı yerlerde piknik yapmaya gittiğini söyleyen Kim, Kaburga ve acılı Urfa’ya bayılıyor!.. Haftada birkaç kere Namlı Restoran’a gidiyor. Kim, “Türk yemeklerine bayılıyorum. Bence dünyanın en zengin ve en lezzetli mutfağı Türk mutfağı”diyor.

 

“TÜRKİYE BENİ ÇOK ŞAŞIRTTI”

 

Cheon Gyu Lee

 

Cheon Gyu Lee, Kore’nin en büyük tekstil firmalarından biri olan Hyosung’un İstanbul ofisini yönetmek üzere Türkiye’ye gelmiş. 6,5 yıldır burada yaşıyor. Burada yaşayan diğer Koreliler gibi az çok Türkçe konuşabiliyor. Türkiye’yi Arabistan gibi bir yer olarak bildiğini söyleyen Lee, “Buraya geldikten sonra çok şaşırdım. Karşımda beklediğimden çok daha modern bir ülke buldum”diyor. Türk kültürüne, buradaki yaşam biçimine alışmasının zor olmadığını söyleyen Lee, “Geldikten sonra bir yıl içinde ben de sizden biri oldum” diye konuşuyor.

 

40 yaşında evli ve iki çocuk sahibi Lee, iyi bir golf oyuncusu. Hemen her hafta sonu Silivri Klasis Otel’de, Koreli arkadaşlarıyla birlikte golf oynuyor. Futbola merakı sadece zaman zaman televizyondan önemli maçları izleyecek kadar. Dünya Kupası’nı Kore televizyonlarından izlediğini söyleyen Lee, “Dünya Kupası’nda herkes Türk Milli Takımı’nın başarısına hayran kaldı”diyor.

 

Türkiye’yi çok sevdiğini söyleyen Lee, “Türkiye benim için ana vatanım Kore kadar çok anlam ifade ediyor”diyor.

 

SAMSUNG ELECTRONICS GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

 

Tae Suk Jung

 

“BOĞAZ’I VE KEBABI ÇOK SEVİYORUZ”

 

Tae Suk Yung Samsung Electronics Türkiye Ofisi’nin Genel Müdür Yardımcısı. Nisan 1999’da Türkiye’ye gelmiş. Sung 3 yılı aşan Türkiye serüvenini şöyle anlatıyor:

 

“Geldiğimde özellikle Türk insanını beklediğimden de çok misafirperver ve nazik buldum. Ayrıca Türkiye’nin güzelliği de beni etkiledi. İlk izlenimlerimden bu güne kadar değişen bir şey olmadı. Türkiye’de seyahat ederken karşılaştığım insanların misafirperverliği inanılmaz! Türkiye’de yaşama şansı bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

 

Türkiye, köklü tarihi, insanları, doğal güzelliği ile mükemmel bir ülke. Geçen yıl yaşadığımız ekonomik kriz çalışma hayatımda zor bir dönem geçirmeme yol açtı. Ancak, inanıyorum ki, Kore’nin de başardığı gibi bu yıl tüm bu zorlukların üstesinden geleceğiz. Karım ve iki çocuğumla beraber Türkiye’de yaşamaktan çok mutluyuz. Burada gezip görebileceğimiz birçok güzel yer var. Bazen tarihi yerleri ziyaret ediyoruz. Bu hem Türkiye tarihini hissetmek hem de öğrenmek açısından çocuklarım için çok faydalı oluyor.

 

Çocuklarıma İstanbul’da yaşama ve birçok tarihi mekanı görme imkanı verebildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Bazen de İstanbul çevresindeki piknik alanlarına gidiyoruz. Türk ailelerin yaptığı gibi mangal yapıp doğanın keyfini çıkarıyoruz. Gece Boğaz manzarasını seyretmeyi, Tike’nin kebaplarını çok seviyorum”.

 

 

 

 

 

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz