Nerelerde hata yaptım?

Önentaş Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Önen’in, sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle

1.07.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Nerelerde hata yaptım?

Bu süreçte AB, Türkiye’ye döndü, “Ton balığı konservesi, sıfır gümrük mevzuatına tabi değildir” dedi. Yasa yanlış yorumlandı. Tabii ki öyle değil. “Bundan sonraki ihracatlarınızda yüzde 24 gümrük vergisi uygulaması başlatılacak” dendi. Bu yetmezmiş gibi geçmiş yıllarda AB’deki ithalatçılar, tüm Türkiye’den yapmış oldukları ton balığı ihracatına ek bir yüzde 24 gümrük vergisi ödeme durumuyla karşı karşıya kaldı. O zaman ihracat ağırlıklı bir şirkettik. Dönemin rakamlarıyla 100 milyon doların üzerinde ihracatımız vardı. Su ürünlerinde yıllarca Türkiye’nin en fazla ihracat yapan şirketiydik. Bu problem olunca bankacılar da panik oldu. İhracat kredisi kullanıyorduk. Bankacılar hemen kullandığımız kredi limitlerini dondurdu, kredileri geri çağırdı. Daha sonra bankalarla muhtelif tarihlerde karşılıklı oturup protokoller yaptık. İşte bu sırada İstanbul Yaklaşımı konusu geldi. Biz aslında 2001 krizinden etkilenmemiştik, bizim özel bir sorunumuz vardı. Ama 1999-2001 yıllarında pek çok şirket ve banka krizlerden etkilendi. Bu sırada oluşan İstanbul Yaklaşımı kapsamında biz de borçlarımızı yeniden yapılandırdık.

"DONDURULMUŞ GIDA POTANSİYELİNE ULAŞAMADI"
Capital: Dondurulmuş gıda ve konserve deniz ürünleri, Türkiye’de hep potansiyel görülen alanlar arasında yer aldı. Bakınca siz sıkıntı yaşıyorsunuz, Kerevitaş Merzeci Ailesi’nden çıktı, Ülker aldı. Neden böyle bir tablo oluştu?
- Haklısınız, dondurulmuş gıda öngörülen potansiyele bir türlü ulaşamadı. Zaten biz de stratejik olarak 2 yıl önce dondurulmuş gıdadan çıktık. Dardanel’i sadece deniz ürünleri markası olarak konumlandırdık. Ağırlıklı olarak konserveleri ve taze ürünleri satacağız. Dondurulmuş gıdanın büyüme hızı bizi tatmin etmedi. Türk halkının dondurulmuş deniz ürünü kullanması ve oradaki rekabet açısından marjların çok düşük olacağını gördük. Bu işin kârlı bir iş olamayacağını gördük. Dondurulmuş deniz ürünleri iç pazarı da zaten hızlı büyümüyor. Ancak otel restoran ve toplu tüketim kanalında bu iş büyük. Orada da Uzakdoğu’dan ithalat nedeniyle marjlar çok düşük. O tür kârsız ve verimsiz alanlara girmiyoruz.

İSTANBUL YAKLAŞIMI VE ETKİSİ
Aslında İstanbul Yaklaşımı, finansal yeniden yapılandırma projesi olarak ortaya çıktı. Ancak uygulaması, maalesef sadece birtakım kredilerin, üstelik üzerine temerrütler, gecikme faizleri de konarak vadelendirilmesinden başka bir şey olmadı. O tarihten beri de Dardanel olarak herhangi bir bankadan tek kuruş kredi kullanamadık. Yani İstanbul Yaklaşımı’ndaki bankalar, bir nevi elimizi kolumuzu bağlamış oldu. “İşletme sermayesini nereden bulursanız bulun ama mevcut borçlarınızı yapılandırın” dediler. Borcumuz 40 milyon dolardı, faizlerle 130 milyon dolara çıktı. Bundan dolayı olumsuz etkilendik. O günden beri kredi kullanamadan öz kaynaklarımızla bu işi yapıyoruz. Bankalara geri ödemelerimiz de oldu ama yeterli işletme sermayemiz olmadığı için istediğimiz kapasite kullanım oranlarına çıkamadık. Dardanel olarak balık konservesinde çok ciddi yatırımlarımız oldu. 40 bin ton bitmiş ürünü üretebilecek kapasiteye sahibiz. Bunun tonunu 15 dolardan hesaplayacak olursak yıllık yurtiçi ve yurtdışı 600 milyon dolar satış yapabilme potansiyelimiz var.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz