"YENİ HEDEFİMİZ 3 YILDA 3,5 KAT BÜYÜME"

Koton, pazarda oyunun kuralları değiştikçe kendisi de dönüşen, bir anlamda zamanın ruhunu yakalayan markalardan… Zaten Koton Yönetim Kurulu Eşbaşkanı GÜLDEN YILMAZ’a göre başarının ardında da bu yatıyor. “Doğru zamanda doğru yerde olduk. Boşlukları gördük ve doldurduk” diyen Yılmaz, ekliyor: “Pazarı doğru analiz etmemiz, kendimize yeni bir yön verme konusunda çok etkili oldu. Gelecekte de böyle olacak.” Gülden Yılmaz’ın bu motivasyonu, markanın hedeflerine de yansıyor. Şirket, 3 yılda 3,5 kat büyümeyi ve 30’uncu yılı olan 2018’e 6 milyar TL ciroyla girmeyi planlıyor.

25.02.2015 16:12:440
Paylaş Tweet Paylaş
"YENİ HEDEFİMİZ 3 YILDA 3,5 KAT BÜYÜME"

* Bugün gördüğümüz Koton markası, bu dönemde mi doğdu? 
* Açıkçası ilk imalatımızdan itibaren kendi adımızla piyasaya çıktık. Aslında 90’lar boyunca koleksiyon yapmayı, perakendeyi, pazarlamayı öğrendik, kendimizi geliştirdik. Ama tabii ne pazarlama ne koleksiyon ne de tasarım kabiliyetimiz bugünkü gibi değildi. Ama 90’lar bizim için çok önemliydi. O yıllarda henüz global markalar Türkiye’ye gelmemişti. O yüzden içerideki markalar henüz kendilerine çeki düzen vermemişti. 90’ların sonunda global rekabet Türkiye’ye gelmeye başlayınca oyunun kuralı da değişti. Herkes markasına yatırım yapmaya başladı. Biz de markaya daha çok yöneldik. 
* Koton’un yaşam döngüsünde 90’ların önemi ne? 
* 90’lar şu açıdan çok önemliydi: İmalat ve tasarım kabiliyetimizi ciddi biçimde geliştirdik. 1993-94’ten sonra ihracat yapmaya başladık. İhracatçı olarak çalışırken, o zemini biraz kaygan gördük. Çünkü, o dönemde Amerika’ya fason üretip de batan yüzlerce şirket vardı. Yine bir yol ayrımına geldik. Önümüzde yine 2 yol vardı: Biri fasoncu ihracatçı kimliğiyle yola devam etmek. İkincisi ise kendi malımızı ihraç etmek. İlk seçenek bize daha riskli geldi. Direksiyonu ikinci yola kırdık. Gittik, Münih’te bir toptan mağaza açtık ve Koton markalı ürünler ihraç etmeye başladık. Bu bizim için önemli bir eşikti. Çünkü, Avrupalı müşterinin beğenisine göre koleksiyon yapma becerimiz böyle gelişti. 2000’lere kadar bir yandan çok büyük Avrupalı markalara üretim yapıyor, bir yandan da kendi markamızı ihraç ediyorduk. Aylık 700-800 parça koleksiyon yapıyorduk.
* Peki 2000’lerde imalatçılıktan moda perakendeciliğe geçiş kararı neden alındı? 
* Aslında 2000-2001 dönemi bizim için hedef büyütme konusunda ciddi bir dönüm noktasıydı. O yıllarda kendi markamızla yaptığımız yıllık ihracat 10 milyon dolar seviyesindeydi. Mağaza sayımız ise 10-11 civarındaydı. Moda perakende sektöründe ise durum şuydu: Zara gelmiş. Çok fazla yeni oyuncu yok. Tüm markalar birbirine benziyor. Tüm koleksiyonlar birbirine benziyor. Tüm mağazalar birbirine benziyor. Neden böyle? Çünkü herkes aynı fuara gidiyor, herkes aynı dergilere bakıyor. O dönemde biz kendimize perakendeci gözlüğü taktık. Yolumuz moda perakendeciliği olacaktı. Çünkü moda perakende tarafında bir boşluk vardı. “Farklılaşırsanız kazanacağınız” bir ortam vardı. Biz aslında o fırsatı yakaladık. Pazarı doğru analiz etmemiz, kendimize yeni bir yön verme konusunda çok etkili oldu. Bu motivasyonla hayati bir karar aldık. 2000’lerin başında “Biz çok ciddi bir moda perakende markası olacağız” dedik.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz