"Kişisel Yatırım"

Uzun vadenin cazibesi Sancar Tomruk/TAIB Yatırımbank Hazine ve Varlık Yönetimi Bölüm Başkanı Sabit getirili uzun vadeli yatırımlarda, önümüzdeki 3 aylık dönem içerisinde beklentilerin üzerinde ka...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Kişisel Yatırım

Uzun vadenin cazibesi

Sancar Tomruk/TAIB Yatırımbank Hazine ve Varlık Yönetimi Bölüm Başkanı

Sabit getirili uzun vadeli yatırımlarda, önümüzdeki 3 aylık dönem içerisinde beklentilerin üzerinde kazançlar olabilir. Enflasyondaki aşağı yönde hareketlenme, döviz kurundaki göreli istikrar ve yaz aylarının mevsimsel etkileri - turizm girdisi, düşük tarım fiyatları, vb.- düşünüldüğünde, TCMB’nin yeni hareket tarzıyla örtüşen bir kısa dönemli faiz düşüşleri serisi görmek çok sürpriz olmamalı. Genel kaygının aksine, bu tarz bir düşüş serisi döviz talebini, durgunluk nedeniyle aynı paralel süratle beraberinde getirmeyecektir.

Bu sürecin başında bulunduğumuzu düşündüğümüze göre, uzun vadeli bono faizlerinin yüzde 63’lerde, gecelik faiz eşdeğerinin yüzde 48-49 aralığında olduğunu anımsatarak, yaz aylarını kazandığı paraları hesaplayarak geçirmek isteyen yatırımcılara bu tip bir alışveriş kuvvetle önerilebilir. Aksi halde, gecelik faizlerin düşüşünün can sıkıcı olmaya başlayacağını, buna tepki olarak dövize geçenlerin de beklemekten yorulacağını söylemek çok zor olamayacaktır.

Genel anlamda, ekonomi yönetimin öncelikli hedefi enflasyonu düşürmek, paralelinde faiz düşüşünü sağlamak, bunlar olduktan sonra da büyüme beklemeye başlamak olduğunu biliyoruz. Döviz kurundaki hareketlenmenin büyüme süreciyle başlaması şimdilik daha büyük olasılık olarak görünmekte. Bu durumda dövize bir yatırım aracı olarak bakmak yanlış olacaktır.

Ancak, büyüme sinyalleri gelmeye başladıktan, ve ekonomik aktivite canlanmaya başladıktan sonra, kur hareketleri, rejimin adının “serbest dalgalanan kur rejimi” olduğunu bizlere bir kez daha anımsatacaktır. Ne var ki bunun şimdilik, dışsal faktörler hariç, sonbahardan önce olabileceğini sanmıyoruz.

Mart ayı enflasyonu etkili olacak

Mart ayı son ayların aksine bir hayli hareketli geçti. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in Ortadoğu gezisi ve Türkiye ziyareti, Petrol Ofisi’nin halka arzı, uyum yasalarının Meclis’te görüşülmeye başlanması, piyasaları hareketlendiren ana etkenler oldu.

Cheney’in ziyareti sırasında yakın gelecekte Irak’a herhangi bir müdahale olmayacağını belirtmesi, para ve sermaye piyasalarında iyimser rüzgarların esmesine neden oldu. Peki bu iyimser havayla girilen nisan ayında piyasalarda neler olacak?

Nisan ayının en önemli beklentisi ise 3 Nisan’da açıklanacak olan mart ayı enflasyon rakamları. Piyasadaki enflasyon beklentileri yüzde 2-2.5 düzeyinde. Bu seviyelerde çıkacak enflasyon rakamlarının da Merkez Bankası’nın kotasyon indirimini beraberinde getirmesi bekleniyor.

Bu arada, her zaman olduğu gibi nisan ayında da piyasalar siyasi arenayı yakından izlemeye devam edecek. Özellikle ANAP ve MHP kanatları arasındaki çekişmelerin sürmesi piyasaları rahatsız ediyor. Bu nedenle fon ve portföy yöneticileri, nisan ayında ekonomiyi olduğu kadar, siyaseti de yakından izlemeye devam edecek.

Bu beklentiler ışığında nisan ayı strateji önerilerimiz ise şöyle:

Riskli strateji: Irak gerginliğinin ortadan kalkması nedeniyle piyasaya para girişi var. Para girişinin sürmesi halinde borsa endeksinin 13 binli seviyeleri denemesi beklenebilir. Bu nedenle, geçen ay portföyünüzden çıkarmanızı tavsiye ettiğimiz hisse senetlerini tekrar yerine koymanızı öneririz. Uzun vadeli bonoların kısa vadede oldukça yüksek getiri sağlaması bekleniyor. Bu nedenle portföyün kalan kısmını uzun vadeli bonolara yatırmanızda yarar var.

Orta riskli: Borsadaki yükseliş beklentisine paralel olarak portföyünüzdeki hisse senedi miktarını artırmanızda yarar var. Portföyünüzün kalan bölümünün bir kısmıyla uzun vadeli bonoya, diğerleriyle de B tipi değişken ya da tahvil-bono fonlarına yatırım yapabilirsiniz.

Risksiz: Portföyünüzdeki B tipi likit fonlar ve değişken fonları elinizde tutmanızda yarar var. B tipi fonlara doğru ciddi bir nakit akışı olduğunu unutmayın. Dövizden vazgeçemeyenler için yabancı menkul kıymet fonlarının performansının iyi olduğunu tekrar hatırlatmak istiyoruz.

BORSA

Borsada hedef 1 sent

Faiz ve döviz piyasalarında yaşanan olumlu hava ve Irak gerginliğinin rafa kaldırılması, borsada uzun süredir beklenen çıkış hareketini başlattı. Artan olumlu rüzgarlarla birlikte piyasaya taze para girişinin başlaması nedeniyle İMKB Endeksi, 25 Mart itibariyle 12.016 seviyesine kadar yükseldi. Peki nisan ayında borsada neler olacak? İşte nisan ayına yönelik beklentiler:

- 12.000’deki güçlü direnç, borsa açısından son derece önemli. Eğer, taze para girişiyle birlikte endeks bu seviyenin üzerinde tutunmayı başarırsa, yeni hedefi 13.000 direnci olacak.

- Çıkış hareketinin banka ve İMKB-30 hisselerinden başlamış olması nedeniyle, yükselişin sürme ihtimalinin oldukça kuvvetli olduğu söyleniyor. Eğer 13.000’deki direnç de taze para girişiyle kırılırsa, endeksin 1 sent’e kadar hızlı bir çıkış yapması beklenebilir.

- Piyasaya yeni para girişi olmaması halinde, borsada düşüş kaçınılmaz bir son olacak. İlk destek seviyesi 11.500, ikinci destek ise 11.250-11.200 seviyesinde.

- Uzmanlara göre, son dönemdeki olumlu gelişmeler ve teknik göstergeler olası düşüşlerin alım fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Tüpraş’ın halka arzına kadar piyasanın önünde baskı oluşturacak bir neden olmadığı belirtiliyor.

- Merkez Bankası’nın olası kotasyon indirimi, faizlerde düşüşe neden olacaktır. Bu faktörün de borsaya yeni para girişine neden olacağı unutulmamalı.

FAİZ

Bonocuların gözü Merkez Bankası’nda

Mart ayı sayımızda faizlerin hedefinin yüzde 65’ler olduğunu yazmıştık. Bu öngörümüzde de yanılmadık. Hatta bu yazıyı hazırlarken, tahvil ve bono piyasasındaki aktif kağıtların faizleri yüzde 64 seviyelerindeydi. Dolayısıyla, mart ayı, tahvil-bono yatırımcıları için oldukça iyi geçti denebilir. Tabii bu faiz düşüşünde, Merkez Bankası’nın yaptığı kotasyon indirimi ve şubat ayı enflasyon rakamlarının oldukça düşük çıkmasının etkisi oldukça büyük. Bu arada Hazine’nin ay boyunca gerçekleştirdiği ihalelerde yakaladığı başarı da faiz düşüşüne destek verdi. Bundan sonrasını ise piyasa ve oluşacak beklentiler yönlendirecek. İşte nisan ayına yönelik projeksiyonumuz:

- Faiz cephesinin gözü yine enflasyon rakamlarında olacak. 3 Nisan’da açıklanacak enflasyon rakamlarının yüzde 2-2.5 civarında olması bekleniyor. Bu da faizdeki düşüş eğilimini güçlendirebilir.

- Enflasyon rakamının beklenen düzeyde çıkması halinde, Merkez Bankası’nın yeni bir kotasyon indirimi yapması kaçınılmaz. Bu da faizleri aşağı düşürücü etki yaratacaktır.

- Bu beklentilerin gerçekleşmesi halinde, tahvil-bono faizlerinin yüzde 62’lere düşmesi muhtemel görünüyor. Bu nedenle kısa dönemde bono pozisyonlarının korunmasını öneriyoruz.

- Merkez Bankası’nın kotasyonlarda yeni bir düzenlemeye gitmesi repo gelirlerinin iyice azalmasına neden olacaktır. Buna karşın B tipi likit, değişken ve tahvil bono fonlarının yatırımcılara reponun oldukça üstünde getiri sağlayacağı unutulmamalı.

- Mevduat faizlerindeki düşüş nedeniyle, mevduat hacmindeki daralma sürüyor. Özellikle DTH’lardan çıkan paranın B tipi fonlarına gittiği söyleniyor. Bu ilgi nedeniyle B tipi yatırım fonlarının portföyü mart ayının ilk 20 gününde yüzde 17 civarında büyüdü.

- Mevduattan vazgeçemeyen yatırımcıların ise vadesiz ve 1 ay vadeli mevduat yerine, paralarını 3 ay vadeli mevduata yatırarak, olası faiz indirimlerinden korunmaya çalıştığı gözleniyor.

DÖVİZ

Merkez Bankası müdahalesi bekleniyor

Mart ayında döviz cephesinde oldukça sakin günler yaşandı. Mart ayına 1 milyon 400 bin lira civarında giren dolar, ay içinde 1 milyon 300 bin liraya kadar geriledi. Böylece TL, yılbaşından bu yana devam eden trendini sürdürerek, dolar karşısında değer kazanmış oldu. Bundan sonrasına yönelik tahminlerimiz ise şöyle:

- Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş ve Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti’nin açıklamaları da dövizdeki düşüşü durduramadı. Bu nedenle Merkez Bankası’nın dövizdeki düşüşe tepki göstermesi bekleniyor.

- Mart ayı içinde Merkez Bankası’nın dövizde arz fazlası olduğunu söylemesi de müdahale olasılığını artırıyor.

- Merkez Bankası’nın piyasaya müdahale etmemesi halinde, doların yine 1 milyon 300 bin lira ile 1 milyon 350 bin lira arasında hareket etmesi bekleniyor.

- Dış piyasalarda da enflasyon rakamları beklenecek. Almanya’da enerji fiyatlarındaki artış, enflasyonun hızlanması olarak kabul edildi. Bu da enflasyonun Avrupa Para Birliği enflasyon sınırı olan yüzde 2’nin üzerine çıkabileceği endişesi yaratıyor. Bu nedenle dövizden vazgeçmeyen yatırımcıların nisan ayında Euro’dan uzak durmasını öneriyoruz.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz