"Kişisel Yatırım"

2008 bilançolarını döviz ve faiz şekillendirecek2007 yıl sonu bilançoları geçen ay tamamlandı. Ardından, faiz ve dövizdeki artış ve makro ekonomik göstergelerdeki olumsuz beklentilerin etkisiyle, 2...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Kişisel Yatırım

2008 bilançolarını döviz ve faiz şekillendirecek
2007 yıl sonu bilançoları geçen ay tamamlandı. Ardından, faiz ve dövizdeki artış ve makro ekonomik göstergelerdeki olumsuz beklentilerin etkisiyle, 2008 bilançoları üzerindeki baskı artıyor. Bu yönde çalışma yapan analistlerden biri de Merkez Menkul Değerler Araştırma Müdürü Özgür Yurttaşseven oldu. Yurttaşseven, çalışmasında şu noktalara değindi:

Negatif Değişim Var
Türkiye’nin kontrolü dışındaki faktörlerde yaşanan bozulmaya, kontrolü dahilindeki faktörler de eklenince YTL’de yaklaşık son iki yıldır gözlenen değerlenme sürecinde ciddi bir değişim gözlendi. Böylelikle 2008 ilk çeyreğinde başlayan YTL’deki değer kaybı ve faiz oranlarındaki yükselişin,Türk ekonomisine birçok kanal üzerinden baskı yaratma olasılığı yükseldi. Petrolün, ithalat faturasını artırmasından özel sektör borç yükünün yükselmesine, büyümenin yavaşlamasından enflasyon hedeflerine kadar varabilecek bu olumsuz gelişmelerin, beklentiler üzerinde yaratacağı negatif değişimin göz ardı edilmemesi gerekiyor.

Şirketlerin Kredi İhtiyacı
2001 krizinde elde ettikleri tecrübenin bir yansıması olarak 2007 yılı sonu verilerine bakıldığında, yabancı para net genel pozisyon oranı sıfıra yakın. Bu açıdan risk yok. Ancak, yüklü tahvil-bono pozisyonları gereği bankacılık sektöründe faiz duyarlılığı var. Son iki yılda ciddi satın almalara imza atan holdingler, bunların finansmanı amacıyla önemli derecede kredi ihtiyacı hissediyor. Bu sürecin doğal bir sonucu olarak bazı halka açık holding şirketlerinde yüksek seviyede döviz açık pozisyonu var.

Sigortada Kötü Olasılık
Sigorta sektörü, ekonomideki büyümeyle yakından ilgileniyor. Sektör adına ekonomide son yaşanan dalgalanmaların önümüzdeki döneme nasıl yansıyacağı iyi irdelenmeli. Kurlardaki yükselişin ekonomiye olası olumsuz etkileri, büyüme sürecindeki sektörün prim üretim artışına olumsuz yansıyabilir.

İhracatçılar Öne Çıkacak
YTL’nin 2008’in ilk çeyreğinde değer yitirmesi paralelinde döviz pozisyonu fazla veren ve ihracatçı şirketler ön plana çıkacak. Mevcut durum, ihracatçı şirketlere, yurtdışı satışlarını artırma imkanı tanırken, kâr marjlarını yükseltme fırsatı da doğurdu. Aksi durumdaki şirketler ise bu durumdan olumsuz etkilenecek.

Vob

Yılsonunda kurda yükseliş bekleniyor
Vadeli işlemler ve Opsiyon Borsası’nda (VOB) geçen ay piyasalarda yaşanan sert hareketler paralelinde yüksek işlem hacimli seanslar yaşandı. Yurtdışı verileri, makro ekonomik veriler ve siyasi gelişmelerin şekillendirdiği VOB’da, döviz ve faiz hareketleri de yakından izlendi.

Yine ağırlıklı olarak İMKB-30 kontratları ile dolar kontratlarında işlemlerin olduğu gözlendi. 24 Nisan kapanışlı VOB bültenine göre, yaz aylarında İMKB’de çok ciddi aşağı yada yukarı yönlü hareketlerin olması beklenmiyor. Zaten reel piyasada da benzer bir beklenti hakim.
Bunun yanında dolar kontratta, yaz aylarının 1,30’un üzerinde geçeceği beklentisi var. Yılsonuna doğru ise kurlarda yukarı yönlü hareketlerin olması muhtemel görülüyor.

Borsa

Hisse bazlı hareketler artacak
Mayıs ayında temettü haberleri ve ABD’den gelecek dataların etkisinde bir ay yaşacağız. Yüksek temettü verecek hisselerde sert hareketler gözlenebilir. Yine 2007 yılsonu bilançolarının ardından 2008’in ilk çeyrek bilançoları yatırımcılar tarafından yakından izlenecek.

Hedef Yatırım Araştırma Uzmanı Onur Oğuz, ilk çeyrek bilançolarında, faiz ve dövizdeki yukarı hareketlerinin etkilerinin görüleceğini ifade ediyor. Oğuz, kur hareketleri nedeniyle özellikle olası kambiyo kâr ve zararlarına dikkat çekiyor.

“Endeksin son 10 yılına bakıldığında mayıs ayında genelde satış ağırlıklı bir tablo gözleniyor. 10 yılın ortalaması yüzde 6,1 oranında düşüşü ifade ediyor” diyen Oğuz, son 10 yılda sadece 2005 ve 2007’de borsanın artıda kapattığını söylüyor. Oğuz, endekste teknik olarak 44.500 puan direncine dikkat çekerken, 40.900 desteğinin kırılması durumunda 38.500’e kadar inilebileceğini sözlerine ekliyor.

Faiz

MB üzerinde baskı var
Faiz piyasası, global piyasalara bağımlı hareketlere devam etti. Artan enflasyon baskısı da MB’yi faiz artırımı yönünde zorladı. Hatta geçen ay yapılan Merkez Bankası PPK toplantısı öncesinde uluslararası yatırım bankaları raporlarında, faiz artırımı yapılması gerektiği yönünde söylemlerde bulundu. Ancak, yapılan toplantıda MB’nin kısa vadeli faiz oranlarında değişikliğe gitmemesi ve gerektiği takdirde ölçülü faiz artırımları yapabileceğine dair açıklamada bulunması dikkat çekti. Yaşanan gelişmeler sonrasında 13.01.2010 itfa tarihli gösterge kıymetin bileşik faizi, yüzde 19 seviyelerini zorladı. Ancak, bu desteğini kırmayı başaramadı.

Gedik Yatırım Hazine Müdürü Kutalmış Keskin, mayıs ayında özellikle dikkat edilecek konuları üç başlık altında topluyor. Öncelikle 28 Mayıs’ta 5,5 milyar YTL tutarında dolar karşılığı döviz bazlı DIBS itfasının başarısının izleneceğini anlatan Keskin, yine temmuz ve ağustos ayında yüklü itfaların olduğunu kaydediyor. İkinci konunun global kredi pazarında sıkışıklıkla ilgili veriler olduğunu anlatan Keskin, yine siyasi belirsizliğe dikkat çekiyor.

MB’nin 15 Mayıs’ta yapacağı PPK toplantısında alınacak kararın önemli olduğunu söyleyen Keskin, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Önümüzdeki dönemde MB'nin kararını etkileyecek en önemli faktör kur olacak. Burada özellikle yabancı kaynaklı ani dalgalanmalar, MB üzerinde baskı yaratabilir. Ancak, MB’nin faiz artırması için gerekli şartların da oluşmadığı kanaatindeyim.”

Keskin, küresel ve iç risklerin arttığı bir ortamda kısa vadeli sabit getirili menkul kıymetleri yatırımcılara önerdiklerini de sözlerine ekliyor.

Eurobond

Kısa vadeye “sat” tavsiyesi
Geçen ay Eurotahvil piyasaları, kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor’s, not artırımından ziyade not indirimi ihtimalinin daha fazla olabileceği açıklamasının ardından, bilânço açıklamaları ve ABD’de açıklanan verilere rağmen yön belirlemekte zorlandı.

Türk tahvillerinde de buna benzer bir seyir oldu. Mart ayında 150 doların altına gerileyen Türkiye 2030 vadeli gösterge Eurotahvili, nisan ayı sonuna doğru, belirsizliklere rağmen 153 doların üzerine çıkmayı başardı.

Eurotahvil piyasası için yukarı hareketin ardından, belirsizlikler de dikkate alındığında kısa vadeli kıymetler için “sat” tavsiyesi verilirken, orta vadeli kıymetler için “tut” tavsiyesi dikkat çekiyor. Uzun vadeli enstrümanlarda ise al-sat hareketlerinin denenebileceği kaydediliyor.

Altın

ABD ve petrol etkili olacak
Mart ortasında bin doların üzerine çıkan ons başına altın fiyatı, bunun ardından gelen satışlarla gerilemeye başladı. Nisan ayı başında 870 dolara kadar gerileyen fiyatlar sonrasında tepki alımları geldi ve 950 dolar seviyeleri zorlandı. Ardından dolar üzerindeki baskının armasıyla, altın fiyatları rekor kıran petrol ve Euro/dolar paritesine rağmen yine 900 doların altına gevşedi. ABD’de gelen olumlu datalar, petrol fiyatlarındaki baskıda önemli rol oynadı.

Altın fiyatları üzerinde mayıs ayında da başta ABD’den gelecek datalar olmak üzere, petrol fiyatları ve AB merkez bankalarının faiz kararları belirleyici olacak. Yukarı hareketlerde yine 950 dolar seviyeleri önemli direnç olarak gösteriliyor. Aşağı hareketlerde ise öncelikle 870 dolar destek konumunda.

Döviz

Dolar güçlenebilir
Geçen ay yukarı kur hareketlerinde endeksin destek seviyesinin de yükseldiğini ifade etmiştik. Sonuçta geçen ay dolar/YTL’de 1,30’un üzerinde hareketlerin olduğu gözlendi. Dönem dönem, 1,30 seviyesi aşağı yönlü de kırıldı. Anadolubank döviz masasından bir yetkili, kısa vadede dalga hareketlerinin süreceği düşüncesinde. Dövizde mayıs ortasında durumun biraz daha netleşeceğini söyleyen yetkili, genel olarak dolarda duran yatırımcılara, yükseliş dönemlerinde satış yaparak, güvenli liman olarak YTL faize geçmelerini tavsiye ediyor.

Euro/Dolar paritesinde geçen ay 1,60 seviyesinin de görüldüğünü kaydeden yetkili, “Bundan sonra Avrupa’da merkez bankalarının alacağı faiz indirim kararı, doların güçlenmesini sağlayabilir. Bu nedenle Euro yerine dolar tercih edilebilir” diyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz