"Büyük Rekabet"

Ticari yaşamdaki hareketlilikle ilk değişim başladı. Bankacılıktaki dönüşüm ve bankacı sayısındaki artış, yeni bir ivme kazandırdı. Plazalı yaşam ise son büyük faktör oldu. Sonuçta, Türkiye’de göml...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Büyük Rekabet

Ticari yaşamdaki hareketlilikle ilk değişim başladı. Bankacılıktaki dönüşüm ve bankacı sayısındaki artış, yeni bir ivme kazandırdı. Plazalı yaşam ise son büyük faktör oldu. Sonuçta, Türkiye’de gömlek işinde büyük bir canlılık var. Buna bir de ihracat eklenince, üretim 13.6 milyona, üretici sayısı ise neredeyse bine ulaştı. Bazıları üretimini durdursa da, sektörde büyük bir rekabet yaşanıyor, dünya çapında ün yapan şirketler öne çıkıyor.

 

Türkiye’de gömlek alanında yaşanan gelişmeyi, en iyi işadamı İbrahim Kefeli’nin başından geçenler ortaya koyuyor... Yıl 1996, yer İtalya’nı Milano kenti. Büyük tekstil fuarına katılan Kefeli, şunları anlatıyor:

 

“Fuar alanına girdiğimde şok oldum. Bütün standlarda Türkçe afişler vardı. Hemen bir cafede oturup etrafı incelemeye başladım. Bir adam bana doğru geldi, ‘Ağa bizde sana rakip oluyoruz. 10 milyon dolarlık tesisi kuruyorum’ dedi.  Aldığı makineleri anlatıyor. Çok pahalı ama işlevsiz makineler.  O an bir karar aldım. Sekreterimi arayıp bana en erken uçakta dönüş yeri ayırtmasını istedim!.”

 

Kefeli, Milano’ya büyük bir yatırım için makine satın almaya gitmişti. Ancak, dönüş biletini aldıktan sonra kardeşini aradı ve bütün ödemeleri durdurmasını istedi. Yatırımı dondurmaya karar vermişti.

 

Sadece Kefeli değil, gömlek işindeki işadamlarının tamamı aynı görüşe katılıyor. 2000 yılına kadar sektörde çok büyük yatırımlar yapıldı, inanılmaz kapasiteler yaratıldı. Sadece büyükler değil, çok sayıda küçük üreticiler de kendi çaplarında yatırım yaptılar. Sonuçta, yılda 1.35 milyon gömlek üretim düzeyine, ondan çok fazla da üretim kapasitesine ulaşıldı.

 

Buna paralel olarak çok sayıda gömlek markası da piyasaya çıktı. Üstelik her yıl yeni markalar ekleniyor, satışta ciddi artışlar yaşanıyor. Üretimlerini durduran ya da düşük kapasiteyle çalışanlara rağmen, ihracatta da büyük başarı kazanan şirketler de var. Hatta, Abbate gömleklerini üreten Üstay Tekstil, Avrupa’nın en büyük üreticisi konumunda... Bisse ve Bil’s gibi markaların üreticileri, yüksek kalite ürünlerle dünya pazarında ciddi bir rekabet gücüne sahipler. Bir işadamı gelinen düzeyi, “Türkiye gömlekte büyük bir güç haline geliyor. Sıra marka yaratmada” sözleriyle açıklıyor.

 

Yükselişin ilginç nedeni

 

Hazır giyimde ürünler esas olarak iki ayrı kategoride değerlendirilir: “Örme ve dokuma”... Neredeyse her ürün bu iki sınıftan birine girer. Son yıllarda dünyadaki trende paralel olarak Türkiye’de de dokuma ürünlere ilgi artıyor. Bu ürünler arasında ise özellikle gömlek öne çıkıyor. Gömlek alanındaki çıkış ise son 10 yılda iyice ivme kazandı.

 

Sektör yetkililerine göre, bu yükselişte, iş dünyasının canlanması, özellikle de bankacılık sektöründeki hareketlenme etkili oldu. Beyaz yakalı profesyonel sayısındaki artış ve ticari hayatın gökdelenlerde şekillenmesi, gömlek ihtiyacını da artırdı.

 

Bilsar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Selman Bilal, bütün bu faktörlerin gömleğe talebi artırdığını söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Çünkü, gömlek avantajlı bir ürün. İki tane takım elbiseniz olabilir. Ama 10 tane gömlek aldığınızda, çeşit çeşit kombinasyonlar yaratabilme imkanı yakalıyorsunuz.

 

Gömlek şık ve ciddi giyimin çizgisi haline geldi. Özal sonrası dönemde de yükseldi. Şu anda ise farklı bir eğilim yaşanıyor. İlk doyum yaşandı. İnsanların hepsinin standart gömlekleri oldu. Şimdi ise ‘Şık sport’ dediğimiz alan daha ağırlıklı gidiyor. Mesela ben de kravat kullanımını artık çok azalttım. Çok ciddi toplantılarda takıyorum. Ama kravatsız giyebileceğim çok kaliteli ve şık gömlekler kullanıyorum. Bu tarzdaki gömlek anlayışı da giderek yaygınlaşıyor. Yani mesela bankacılar da serbest giyim alışkanlıkları da buna doğru gitmeye başladı.”

 

Üretim artıyor

 

Gömlek üretimindeki artış, tekstil sektöründeki gelişimle paralellik gösteriyor. 1990’larda pazarın bugünkü güçlü üreticileri tesislerini son teknoloji makinelerle donattı. Bu yapılanmayı ise ihracat atağı izledi. 1995’lere gelindiğinde gömlek piyasasındaki hareketlilik bu alana adeta akın olmasına neden oldu. Milyonlarca dolarlık tesisler kuruldu. Tekstil yatırımı yapmak isteyen sanayici için gömlek üretimi cazip bir seçenek haline geldi.

 

Ancak bu “yatırıma hücum” dönemi çok fazla sürmedi. Birkaç yıl sonra ortaya çıkan tablo, bazı şirketleri zora soktu, bir bölümü de üretimini durdurmak zorunda kaldı. Son 3 yılın rakamları da bu artışı ortaya koyuyor. 1999 yılında Türkiye’de toplam 8 bin civarında olan gömlek üretimi 2000’de 10, 2001’de ise 13 bin civarında gerçekleşti.

 

Büyük üretici az

 

Şu anda Türkiye’de 1000’e yakın gömlek işiyle uğraşan şirket olduğu tahmin ediliyor. Ancak, sektörde fabrikası olan 5 büyük şirket var. 50’nin üzerinde şirket ise atölye bazında üretim yapıyor. Güçlü markaların bir çoğu ise üretimini fason olarak yaptırıyor.

 

Abbate’yi üreten Öztay Tekstil yılda 6.5 milyon adetlik kapasitesiyle sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da sayılı üreticileri arasında sayılıyor. Sarar Group, Bilsar Tekstil, Bisse Tekstil, Dufy Gömlek, Ermenegildo Zegna, Roman Hazır Giyim ve Tekstil büyük üreticiler arasında yer alıyor. Damat Tween, Beymen, Uki, Network, Next ve Fabrika gibi bir çok ünlü gömlek markası ise fason üretim yaptırıyor.

 

Beymen Erkek Ürün Grubu Marka Müdürü Polat Uyal, Beymen gömleklerini fason olarak ürettirdiklerini belirterek şöyle devam ediyor: “Bir çoğunun ismi bile duyulmasa da, bizim gibi şirketlere üretim yapan bir çok şirket var. Yabancı markalara üretim yapan şirketleri de katarsak sayı daha da yükseliyor. Şu anda piyasa da Beymen, Beymen Clup ve Beymen Business var. Beymen markası sadece kendi mağazalarımızda satılıyor. Beymen Business ise adet bazında daha küçük. Beymen Business projesini Bilsar ile birlikte yürütüyoruz. Bu pazardaki şirketleri adet ve kaliteye göre ayırmak gerekiyor. Bu iki ayrı kategoriye göre de ilk beş değişir.”

 

Yarıdan fazlası ihracat

 

Üreticilerin büyük bir çoğunluğu imalatlarının yarıdan fazlasını ihraç ediyor. Bir yılda üretilen ortalama 13 milyon adet gömleğin 7-8 milyonu yurtdışında satılıyor. Özellikle Avrupa pazarında Türk şirketleri İtalyan ve Portekizlilerle rekabet ediyor. İspanya’de ise rekabet azalmış durumda. İtalyan şirketler üretimlerini daha çok Yugoslavya ve Makedonya’daki tesislerde yaptırıyor.

 

Bu, Türk gömlek üreticilerinin dünyada bir yer edinmeye başladıklarını da ortaya koyuyor. Bisse Tekstil ve Kefeli Giyim’in başkanı İbrahim Kefeli bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor: “Gömlekte dünyada 100 üzerinden 90 kalite puanı seviyesine kadar olanda biz öndeyiz. Ama dünyanın bir yerlerinde de 90 ile 100 puan arası gömlekler de üretiliyor. Ama o da aslında çok minimum adetlerdir. Orada yokuz. Potansiyel bulunsa, o da yapılabilir. Daha çok gelişme 90’ların ilk yarısında oldu. Çünkü, 90’lı yıllardan sonra teknolojimizi yeniledik. Ama insanlar hemen inanmazlar. Yeni yeni Türkiye’de üretilen gömleğe tam itibar etmeye başladılar. 90ların sonunda bilen bilmeyen herkesin bu işe girmesiyle epey bir prestij erozyonu oldu.”

 

Çin rekabeti geliyor

 

Türk şirketlerinin dış pazarlarda iddialı olduğunu belirten Selman Bilal, önümüzdeki dönemde oluşacağı düşünülen Çin rekabetine dikkat çekiyor ve şöyle konuşuyor:

 

“Kurulu kapasite daha çok standart ve çok miktarda üretime yönelik. Halbuki pazarın değişimi bu değil. 2005 sonrası Çin rekabeti ile karşı karşıya kalınacak. Buradaki kapasitelerin yarısı kaybolacak. Bence çok fazla ömrü yok. Bunun dışında markalaşabilenler, yurtdışına satış ağı ve organizasyon ağı kuranların şansı var. Türkiye’de 10 yıllık bir süreçte yatırımlar arttı. Çin’de hazır giyimde özellikle standart mallarda çok büyük bir potansiyele sahip. Çin’de çok ciddi rekabet olacak. Ben gömlekçilerin şansının, özellikle modaya yakın ürünler yaparak artacağını düşünüyorum. Küçük adetlerde, butik tarzı üretim daha öncelikli. Büyük şirketlerin hantal yapısı ve standart üretimleri bir risk oluşturuyor.”

 

Sarar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar ise gömlekte Amerika’nın verdiği kotaların doldurulamadığını belirtiyor ve “Amerikanın verdiği kotaları dolduramıyoruz. Kabiliyetimiz yok. Rusya, Amerika, Avrupa gömleğin kalitelisini istiyor. Bizim gömleklerimiz de aslında yüksek kalite. Kendimizi iyi pazarlamamız lazım” diyor.

 

SARAR MARKASINI İKİYE AYIRDI 

 

Sarar, Türkiye’nin önde gelen gömlek üreticilerinden biri... Sarar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, gömlekteki güçlerini ortaya koyarken şunları söylüyor:

 

“Günde 5 bin gömlek üretimi yapıyoruz. Pazarda ilk sırada yer aldığımızı söyleyebiliriz. Bir kalitemiz daha var. Bu kaliteyi de korumak istiyoruz. Kumaşların yüzde 80’ini ithal ediyoruz.

 

Avrupa ülkelerine ve Amerika’ya ihracat yapıyoruz. Üretimimizin yüzde 70’ini ihraç ediyoruz. İç piyasada potansiyel olduğunu söyleyebiliriz. Bir şahsın aşağı yukarı 10 gömlek kullanıyor.”

 

Sarar, son dönemde gömlekteki gücünü artırmak için, “ikinci marka” yaratma yoluna gitti. Özellikle krizle birlikte bir çok şirket, ikinci bir marka yaratma ihtiyacı duydu. Yeni markalarda amaç, var olanın yanına, orta gelir grubuna bir seçenek sunmaktı. Sarar da son yaz koleksiyonunda CCS Sarar markasını kullandı. Sarar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, kalite ve fiyatta rekabet düzeylerini artırmak için bu yönteme başvurduklarını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

 

“İkinci markaya ihtiyaç duymamızda orta kesime de hitap etme isteğimiz etkili oldu. ‘CCS Sarar’ markasında da yine kaliteli kumaş kullanıyoruz. Amacımız, sadece markayı ikiye ayırmaktı. Böylece fiyat olarak daha farklı bir kesime de hitap edebiliyoruz. Özellikle gömlekte üretim kapasitemiz çok yüksek.

 

5 YIL ÖNCE HERKES GÖMLEKÇİYDİ

 

Bisse Tekstil ve Kefeli Giyim’in Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Kefeli, 1996 yılında Milano’daki tekstil makineleri fuarında yaşadıklarından sonra yatırımını bir süre için dondurma kararı aldığını söylüyor. Fuar alanına girdiğinde şok olduğunu belirten Kefeli şöyle konuşuyor:

 

“1996 yılında biz günde 10 bin adet kapasiteli bir tesis kurma kararı aldık. Mevcut tesisimiz Bisse’yi üretsin, yeni tesisle de sadece ihracat yapalım diye düşünüyorduk. Yerimizi bile hazırlamıştık. Aynı yıl Milano’daki makine fuarına gittim. Fuar alanına girdiğimde şok oldum. Bütün standlarda Türkçe afişler vardı. Ortada da hep Türkçe konuluyordu. Hemen bir cafede oturup etrafı incelemeye başladım. Bir adam bana doğru geldi, ‘Ağa bizde sana rakip oluyoruz. 10 milyon dolarlık tesisi kuruyorum’ dedi.  ‘Hayırlı olsun’ dedim. Aldığı makineleri anlatıyor. Çok pahalı ama işlevsiz makineler. Çünkü, danışmanlar yatırım üzerinde para kazandıkları için herkese bir sürü makine aldırıyorlardı.

 

O an bir karar aldım. Sekreterimi arayıp bana en erken uçakta dönüş yeri ayırtmasını istedim. Kimseyi görmemek için rezervasyonumu ikinci, üçüncü sınıf bir otele aldırdım. Kardeşimi arayıp, ‘hiçbir yere ödeme yapma, gelince konuşuruz’ dedim. Ertesi günde Türkiye’ye döndüm.

 

Herkes gömlek işine giriyordu. Takipçisi oldum bu işin. 1996 yılında tüm dünyada 233 bin parça tekstil ve konfeksiyon makinesi satıldı. Bunun 127 bin tanesini biz aldık. Peki  bu makineleri aldık ama bizim ihracatımız ne oldu? 1997’de ihracatımız adet bazında konfeksiyonda yüzde 2.5 oranında arttı. Döviz  bazında ise yüzde 4.5 geriledik. Ondan sonraki yıllarda da adetlerimiz bir miktar arttı. Burada başladık bu sefer fason imalatına.

 

Bu yıllarda kurulan gömlek üreticilerinin bir çoğu özellikle krizden sonra döküldü.”

 

BİLSAR İÇ PAZARDA REKABET ETMİYOR

 

Bilsar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Selman Bilal, iç pazarda hiçbir firma ile rekabet etmediklerini belirtiyor ve “ Ne üretimde ne de ihracatta rekabetimiz yok. Çünkü, biz aynı ürünü üretmiyoruz” diyor.

 

Gömlekte çok farklı kategoriler olduğuna dikkat çeken Selman Bilal, küçük atölyelerden başlayıp fabrikasyon üretim yapanlara kadar fabrikalar arasında farklılıklar olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:

 

“Yılda 1.5 milyon adet gömlek üretiyoruz. Bunun yüzde 90’nı ihraç ediyoruz. Üretimimizin sadece yüzde 10’nu iç pazarda satıyoruz. Çok yüksek kalitede gömlek üretiyoruz. Biz başından beri ihracata yönelik bir tesis kurduk. Butik tarzı, kişiye özel ya da çözüm ortağı gibi çalışıyoruz. Çok detaylı ve esnek bir üretim yapımız var. Müşteri kitlemiz  üst grup. Geçen yıl krizin yoğun olduğu dönemde kapasite artırımı yaptık. Türkiye’de gömleğin kurulu kapasitesi  daha çok standart ve çok miktarda üretime yönelik. Bizim çok farklı bir yaklaşımımız var. Standart üründen ziyade butik tarzı çalışmayı tercih ediyoruz. Bu da aslında dünyadaki trendle daha çok örtüşen bir strateji.”

 

ÜRETİCİLER DÜNYA STANDARTINDA

 

Damat markasının erkek giyiminde önemli bir yeri var. Özellikle takım elbise de oldukça iddialı olan Orka Group, gömleklerini fason olarak yaptırıyor. Türkiye’de dünya standartlarında kumaş, aksesuar ve buna bağlı olarak da model, koleksiyon üretim yapıldığını belirten Orka Group Genel Koordinatörü Osman Arar şöyle devam ediyor:

 

“Damat-Tween olarak son yıllarda dünyada da gömlek trendinin yükselişe geçmesinden dolayı yeni kumaşları, üretim tekniklerini kullanıyoruz. Çok geniş kalıp seçeneklerini koleksiyona adapte ederek üretim aşamalarında bir patlama konumuna gelindi.

 

Markalarımızdan Damat Distinguished Design (DDD) ile özellikle bir işadamının günlük hayatına veya özel günlere uygun olarak smokin alternatifiyle adapte ediyoruz. DDD’de özellikle klasik kalıpların günümüz modasına revize edilmesi, yeni kalıplar ve bu trendin gerektirdiği özel yaka modelleriyle üretim yapılıyor.

 

Klasik giyimin modern stili Damat’ta ise cotton, baskılı, armürlü çizgi ve ekoseli gömleklik kumaşlar, ekoseli, çizgili gömlekler verev kesimlerle kullanıyoruz. Damat gömlek koleksiyonunun erkek giyimindeki öncülüğü değişik yaka formları tek düğme, iki düğme, üç düğme ile kendisini gösteriyor. Çift yaka gömlekler farklı stilleriyle dikkat çekiyor.”

 

 

 

 

  


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz