"Hedefteki Dört Pazar"

Ekonomi kriz havasını aşabilmiş değil. İç pazardaki daralma sürüyor, şirketlerin satışlarında düşüş durmuyor. Bu tablo, gözlerin yurtdışına çevrilmesine neden oluyor. Devalüasyonun getirdiği avanta...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Hedefteki Dört Pazar

Ekonomi kriz havasını aşabilmiş değil. İç pazardaki daralma sürüyor, şirketlerin satışlarında düşüş durmuyor. Bu tablo, gözlerin yurtdışına çevrilmesine neden oluyor. Devalüasyonun getirdiği avantajla, işadamları ihracatı artırmanın peşinde... Ancak, daha fazla ihracat için, yeni müşteri ve Pazar bulmak gerekiyor... İşte bu noktada, sınırlarımızda yükselen 4 ülke öne çıkıyor. Yönetimde reform yapan Suriye, dışa açılan İran, “re-export” merkezi Ürdün ve ambargo zincirinden kurtulmaya çalışan Irak... Başta dev gruplar olmak üzere şirketler şimdi bu cepheye yüzlerini dönüyor...
 
Türkiye, yaşanan ekonomik krizden çıkış yolu ararken, şirketler de, küçülen iç pazar nedeniyle gözlerini yurtdışına çevirmiş durumda... Devalüasyonla ortaya çıkan maliyet avantajını, ihracat gelirine dönüştürme çabaları içinde yeni hedef pazar arayışı da yaşanıyor... Balkanlar’dan ABD’ye, İngiltere’den Uzakdoğu’ya, çeşitli pazarlara seferler düzenleniyor, bağlantı için girişimler yapılıyor...

Bir bölüm sanayici ve işadamı da, gözlerini daha yakınlara çevirmiş durumda... Geçtiğimiz günlerde Koç Holding’in yönetim kurulu başkanı Rahmi Koç’un açıklamasıyla belirginleşen bu yeni pazarlar, son yıllarda gözden düşen dört ülkeden başkası değil; İran, Irak, Suriye ve Ürdün... İşadamı Rahmi Koç, yakın çevremizde yer alan bu ülkelerin, başta yönetimdeki reform olmak üzere, çeşitli nedenlerden dolayı cazibe merkezi haline geldiğine dikkat çekiyordu.

Gerçekten de Suriye’de Hafız Esad’ın ölümünden sonra başlayan reform harekatı, dışa açılmayı da beraberinde getirdi... İran’da da benzer bir reform havası yaşanıyor. Bu ülke, ABD başta olmak üzere, Batı’yla ticareti geliştiriyor. Irak ise ambargonun baskısından kurtulmak üzere. Ürdün’ün konumu farklı... Bu ülke, ABD’nin tanıdığı özel konum nedeniyle, özellikle “re-export”un merkezi olabilir... Bu nedenle 4 ülke ihracat için yeni hedef pazar olma yolunda ilerliyor. Zaten bu ülkelere yönelik sefer sayısındaki artış da gerçeği gözler önüne seriyor.

Capital, İran, Irak, Suriye ve Ürdün’ün Türkiye için taşıdığı ihracat ve yatırım potansiyelini araştırdı.

IRAK’TA AMBARGO UMUDU

Ortadoğu’nun en sorunlu ülkelerinden biri olan Irak, Birleşmiş Milletler’in (BM) kısmen hafiflettiği ambargoyla birlikte, Türkiye gibi komşu ülkeler için cazibe merkezi haline dönüşüyor. Ambargodan önce Türkiye’nin Irak’a ihracatı 900 milyon dolar seviyesine ulaşmıştı. Ancak ambargo ile birlikte bu rakam 100 milyon dolara kadar geriledi.

BM’in 1997 yılında yürürlüğe koyduğu “BM petrol karşılığı gıda, ilaç ve insani ihtiyaç maddeleri programı”(MOU), ticaret ilişkilerinin yeniden ivme kazanmasını sağladı. 1998 yılında Irak’a olan ihracatımız 366 milyon dolar seviyesine çıktı. Irak, 2000 yılında toplam 14 milyar dolarlık bir ithalat gerçekleştirdi. İşte bu rakam bile Irak’ın Türkiye için taşıdığı ekonomik potansiyeli anlatmaya yetiyor.

Forum Fuarcılık Genel Müdür Yardımcısı Dr. Meral Dinçer’e göre, ambargonun önemli ölçüde yumuşatılması, Irak’ta tam bir tüketim ve ithalat patlaması yaratacak. Meral Dinçer, “Irak’a olan coğrafi yakınlığımız ve ithal ettiği ürün ve malların önemli bir bölümünün ülkemizde üretiliyor olması, Türkiye için önemli bir avantaj olacaktır” diyor.

Irak, savaş ve ambargo döneminin etkileri nedeniyle neredeyse her türlü ürün ve mala ihtiyaç duyuyor. Buraya ihracat yapabilmek için BM’lerin izin verdiği MOU kapsamındaki ürünleri tercih etmek gerekiyor. Ancak, bu ürünleri ihraç etmek için BM’lerden izin alma şartı kaldırıldı.

Ambargonun hafifletilmesiyle birlikte hızlı bir büyüme sürecine girmesi bu pazarı cazip kılan başka bir etken. Irak’da ekonomik büyüme 1999 yılında yüzde 17, 2000 yılında yüzde 20 olarak gerçekleşti. 2001 yılında ise büyümenin yüzde 18 olarak gerçekleşeceği tahmin ediliyor. 

Hangi ürünlere talep var?

Forum Fuarcılık Genel Müdür Yardımcısı Dr. Meral Dinçer, Irak’ın, gıdadan tekstile, ilaçtan elektronik cihazlara, her konuda yatırım yapılabilecek önemli bir pazar niteliği taşıdığını  söylüyor. Meral Dinçer Türk işadamlarının bu pazara orta ve uzun vadeli bakmalarında, ücret, kira ve diğer giderlerin son derece ucuz olduğu Bağdat’ta temsilci bulundurmalarında büyük yarar görüyor.

Irak, savaş ve ambargo nedeniyle iğneden ipliğe her türlü ürünü ihraç ediyor. Özellikle 1999 yılında yaşadığı kuraklık nedeniyle gıda maddelerine olan ihtiyacı da arttı. Ayrıca, tarım makineleri, ilaç, gübre eksikliği nedeniyle de gıda ürünlerini ithal etmek zorunda kalıyor. Bu nedenle petrolden elde ettiği gelirlerin önemli bir bölümünü buğday, un, şeker, yağ, pirinç ve kuru gıdalar gibi temel gıda maddeleri ihtiyacını karşılamak için kullanıyor. Irak’a MOU kapsamındaki gıda maddeleri, elektrik malzemeleri, sağlık gereçleri, tarım, eğitim gibi alalardaki bütün ürünler ihraç edilebiliyor.

BMC Yurtdışı Satış Müdürü Bülent Eriş, Irak’ın çok önemli bir otomotiv potansiyeline sahip olduğunu söylüyor. Bülent Eriş şöyle devam ediyor:

“Yakın komşumuz olması bize çok önemli bir avantaj sağlıyor. 1996 yılından itibaren BM gözetimde, MOU kapsamında ihaleler açılmaya başlandı. Önce gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaç maddeleri ithal ettiler. Şimdi diğer ürünleri ithal etmeye başladılar. Otomotiv araçları yok.
Olanlar da son derece eski. Ayrıca, yedek parçadan aksesuarlara kadar her türlü yedek parçaya ihtiyaçları var. Bu nedenle Irak ciddi bir potansiyel. Yapılan satışlar BM onayında olduğu için ödemelerde de problem yaşanmıyor. BMC olarak bu potansiyel bizi Irak’a ihracat yapmamıza neden oldu”.

Her alana yatırım yapılabilir

Irak’ta hemen hemen her alana yatırım yapılabilecek potansiyele sahip. Devlet kurumları, sanayi tesisleri, ev ve işyerlerinde kullanılan tüm elektrikli ve elektronik malzemeler ve makine teçhizatın çok önemli bir bölümü en az 10 yıldır değiştirilmiyor. Bu durum önemli bir yatırım potansiyeli anlamına geliyor. Tesislerin de yeniden rehabilite edilmesi gerekiyor. Bu da inşaat alanında yeni yatırımlara ihtiyaç duyulmasına neden oluyor.

Meral Dinçer, BM ve Irak’ın, rehabilitasyonu içeren konut projeleri için anlaştıklarını söylüyor. Meral Dinçer’e göre, bu durum, inşaat, enerji, nakil hatları, telekomünikasyon, aydınlatma elemanları ve bilişim alanında faaliyet gösteren firmaların Irak’ta iş yapma şanslarının yüksek olduğu anlamına geliyor.

Trafikteki araçların önemli bir bölümü eski olduğu için otomotiv yan sanayi alanında büyük bir boşluk bulunuyor. Ayrıca, Irak her yıl otobüs, minibüs ve binek otomobil ithal ediyor. Bu alanda da ciddi bir boşluk dikkati çekiyor. Yine Irak’ta ev tekstil ürünlerinin ciddi bir alıcı kitlesi var. Özellikle Arap ve İslami motifler tercih ediliyor.
 
YENİ CAZİBE MERKEZİ: İRAN

Son yıllarda Türkiye İran ilişkileri olumlu yönde bir ivme kazandı. İki ülke arasında gelişen siyasi ilişkiler, İran’ın Türk yatırımcılar için önemli bir cazibe merkezi haline geleceğinin de bir işareti... Ekonomik işbirliğinin artırılmasına yönelik görüşmeler iki ülke arasında sık sık gerçekleştiriliyor. Hedef ise iki ülke arasındaki ticareti, kısa dönemde 1,5 milyar dolar, uzun dönemde ise 3 milyar dolara ulaştırmak...

İran’ın dış ticaret hacmi 25-30 milyar dolar civarında. Bunun 15 milyar doları ithalattan kaynaklanıyor. Ülkede dış ticaret alanında korumacı bir politika var. Yerli sanayi ithalata karşı korunuyor. Dolayısıyla mamul maddeden ziyade hammadde ve yarı mamul ithalatı daha ön planda tutuluyor.

Dr. Meral Dinçer, İran’da şeker, pirinç, bitkisel yağ, gübre ve ilaç gibi temel malların ithalatının devlet tarafından yapıldığını söylüyor. Sanayinin ihtiyacı olan yedek parça, ham ve yarı mamul maddelerin 54 kategoride toplandığını söyleyen Meral Dinçer, bunların ithalatına öncelik verildiğine dikkat çekiyor.

İran’da ithal edilecek ürünler, “serbest ve izne tabi” olarak iki grupta değerlendiriliyor. Kağıt-karton, ev makineleri ve yedek parçalar, gıda ürünleri, makine, kimyevi gübreler, sanayi tipi iplik, naylon iplik, lastik, sağlık cihazları, otomobil yedek parçaları, klima gibi ürünlerin ithalatı, “ihracat taahhüdü” karşılığı serbest bırakılmış durumda.

İkinci grupta ise şu ürünler yer alıyor: “ Spor malzemeleri, eğitim araç ve gereçleri, kırtasiye malzemeleri, büro makineleri, hububat, boya, oto aksesuarları, ayakkabı ve çanta aksesuarları, kahve, kakao, ampul çeşitleri ve soğutucu ürünler”...

Türk işadamları bu kategorilerdeki bütün ürünleri şartlara uyarak ihraç edebiliyor. Sanko Holding’e bağlı Süper Film de İran’a büyük miktarlarda film ve çeşitlerini ihraç ediyor. Süper Film İhracat Şefi Mustafa İzgi, İran’ın Türk sanayiciler için önemli bir pazar olduğuna dikkat çekiyor.

Mustafa İzgi, “İki sene öncesine kadar büyük miktarlarda mal satıyorduk. İran’ın kendi üretimi yoktu. Daha sonra üretime başlanınca hükümet kota koydu. Şimdi sadece metalize film gönderiyoruz. Ancak İran’ın hala çok önemli bir potansiyeli olduğunu düşünüyorum” diyor.

Yatırım avantajlı mı?

Türkiye’ye oranla işgücü ve maliyet giderlerinin daha düşük olması da, yatırımcılar için önemli bir avantaj. Türkiye  ile İran arasındaki doğal gaz alım satım anlaşması iki ülke arasındaki ticaret hacminin gelişmesinde önemli rol oynuyor. Forum Fuarcılık Genel Müdür Yardımcısı Dr. Meral Dinçer, doğal gaz anlaşmasının sonucu olarak bir çok Türk firmasının İran’a şimdiden yan ürünler ihraç etmeye başladıklarını söylüyor. İran’ın coğrafi konumu Türk yatırımcılar için çeşitli avantajlar sağlıyor.

Tebriz’in Tacikistan, Ermenistan ve Özbekistan gibi eski Sovyet Cumhuriyetleri’ne geçiş yollarının üzerinde olması bu bölgeyi avantajlı hale getiriyor.19 sene sonra tekrar faaliyete sokulan Tahran-Van-Şam tren seferleri de Türkiye’den İran’a kolay ulaşım imkanına olanak sağladı.

Ayrıca, İran’daki tren yollarının Rusya’ya entegre edilmesiyle Türk cumhuriyetlerine daha kolay ulaşım olanağını da beraber getirdi. Bütün bu özellikler İran’ı ihracat merkezi yapıyor. Yani İran’a ihraç edilen ürünler bu yollar vasıtasıyla çevre ülkelere de ulaştırılabiliyor. İran’da yatırımcılara yönelik herhangi bir engel bulunmuyor.

SURİYE’DEN GELEN MESAJ
 
Suriye ile olan ticaretimiz, iki ülke arasındaki gerginliklerden olumsuz etkileniyor. 1999 yılında 232 milyon dolar olan ihracatımız, 2000 yılında 182 milyon dolara geriledi. Türkiye,  Suriye’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler arasında beşinci sırada yer alıyor. Ancak, sınır ve bavul ticareti de göz önüne alındığında, ihracatımızın 1 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor. Uzmanlara göre, ilişkilerin gelişmesiyle birlikte, ihracat uzun vadede 5 milyar dolara ulaşabilir.

Suriye uzun yıllar sosyalist ekonomik politikalar uyguladı. Ancak, ülkede 1990’lı yıllarla birlikte serbest piyasa ekonomisine geçiş süreci başladı. 1991 yılında çıkarılan kanunlarla yabancı sermayenin ülkeye çekilmesi hedeflendi. Ancak, Suriye’nin bu alanda hala ciddi reformlar yapması gerekiyor. Koç Ram yetkililerine göre, ekonomide devletin ağırlıklı role sahip olması, yüksek ithalat vergileri ve özellikle sanayiyi korumaya yönelik olarak gümrük vergilerinin yüksek tutulması, ihracattın önünde engeller oluşturuyor. Suriye’de imalatı yapılan ve ihtiyaca yeten ürünlerin ithalatında şu anda yasak var. Yerli üretim olup, ancak ihtiyacı karşılamayan ürünlerin ithalatına izin veriliyor.

Meral Dinçer’e göre, Suriyeli firmalar, ülkemizi yakından takip ediyor. Türk mallarının kalitesinin ve standartlarının Suriyeli firmalar tarafından beğenildiğini söyleyen Meral Dinçer, fiyatlarının da cazip bulunduğuna dikkat çekiyor.

Suriye’ye ithal politikalara göre mal ihraç edilebiliyor. En büyük ithal kalemlerini ise makine ve ekipmanları, otomobil ve diğer taşıt araçları ve kimyasal mamuller oluşturuyor. Demir çelik mamulleri, sentetik ve suni ipekler, bitkisel yağlar üretimin ihtiyacı karşılayamaması nedeniyle ithal ediliyor. Türk işadamları, ülkenin ithal politikalarına uygun olarak, bitkisel yağ, sentetik iplik, demir çelik mamulleri, çimento, kimyasal mamuller, makine ekipmanları ve kablo ihraç edebilirler.
 
ÜRDÜN: KÜÇÜK AMA CAZİP

Ürdün, Ortadoğu’nun bakir pazarlarından biri. Coğrafi konumu, bu ülkeye işbirliği açısından çok önemli bir pozisyon sağlıyor. Özellikle son yıllarda komşu ülkelerle yapılan tercihli ticaret düzenlemeleri, Ürdün’ün Ortadoğu’nun ticaret merkezlerinden biri olması yolunda büyük adımlar atmasına yol açtı.

Aslında Ürdün hem nüfusu hem de ekonomi açısından büyük bir ülke değil. Ancak, son yıllardaki yeniden yapılanma çalışmaları Ürdün’ün dünya ticaretinde dikkatleri çekmesine yol açtı. Bu ülkenin dış ticaret hacmi 5 milyar dolar civarında. Yılda ortalama 3 milyar dolar ithalat yapıyor.

Türkiye, Ürdün’ün ithalat yaptığı başlıca ülkelerden biri. 2000 yılında Türkiye Ürdün’e 99 bin dolar ihracat yaptı. 2001 yılını ilk 4 ayında ise 30 bin dolar ihracat gerçekleştirdi. Türkiye’nin ihraç ettiği ürünler arasında, elektrikli makine ve cihazlar, demir ve çelik eşya, kazan, makine, sebze, plastik ve plastikten mamuller, hububat ve ağaç eşya öne çıkıyor.

Türkel Fuarcılık Yönetim Kurulu Üyesi Işıl Yazgan, Türk sanayicisinin Ürdün’de tanınmadığını söylüyor. Yazgan’a göre, tanıtıma yönelik çalışmaların geliştirilmesiyle birlikte, iki ülke arasındaki ticaret hacmi de artacak. 

Sanayi sektörünün yeni gelişmekte olduğu ülkede, toplam 16 bin sanayi kuruluşu bulunuyor. Işıl Yazgan, “Ürdün’de iç pazar dar. Ayrıca, üretilen malların uluslararası pazarda rekabet gücü zayıf. Bu nedenle sanayisi hızlı gelişemiyor” diyor. Ürdün’ün Türk yatırımcılar için cazip bir pazar olduğunu söyleyen Işıl Yazgan, özellikle Amerika kotalarının aşılmasında Türk tekstilcileri için Ürdün’ün önemli bir rol oynayacağına dikkat çekiyor.

ABD’ye giden kısa yol

Ürdün’ün ABD’ye yönelik ihracatının artması ve yabancı sermayenin teşvik edilmesi için,bu ülke tarafından “Özellikli Sanayi Bölgeleri” oluşturuldu. Bu bölgelerde üretilen mallara, ABD, gümrük ve kota muafiyeti tanıyor. Özellikle kota sorunundan şikayetçi Türk tekstilcileri için bu bölgelere yatırım yapmak son derece avantajlı.

Bu bölgeye yatırım yapmak isteyen Türk yatırımcılar dokunmamış kumaş, her türlü hazır giyim, iç giyim, ev tekstili alanında yatırım yapabilirler. Ayakkabı ve yan sanayi, mutfak eşyaları, seramik, parfüm gibi kimyasal ürünler yatırım yapılabilecek diğer boş alanlar.

Ayrıca, bir liman kenti olan Akabe’ye Ürdün yönetimi “Özel Ekonomi Bölgesi” statüsü verdi. Bu bölgede yapılacak yatırımlar kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve gümrükten muaf tutuluyor. Türk yatırımcılar için bu bölgede son derece cazip. Ürdün, uluslararası finans kuruluşlarınca desteklenen ekonomik kalkınma projesi çerçevesinde enerji, telekomünikasyon, yerleşim merkezleri alt yapıları, ulaştırma, tarım sanayi olmak üzere çok sayıda yeni projeyi uygulamaya koymayı planlıyor. Bu projelerde yatırımcılar için önemli bir fırsat oluşturuyor.

“KOMŞULARIMIZ GELECEK VADEDİYOR”

Erhan Bostan/Vestel Dış Ticaret Genel Müdürü

IRAK: Bu pazar yavaş yavaş açılıyor. İhracatımız giderek artıyor. Ayda 10 bin televizyon, 2-3 bin adet de beyaz eşya gönderiyoruz. Şu anda Irak’la limitli bir işimiz var. Yani ihracatımız makul düzeyde. Ancak, Irak her türlü ürüne aç bir pazar. Gelecekte Türkiye için çok önemli bir pazar olacağını düşünüyorum. Çünkü, sanayisinin gelişme olanağı çok kısıtlı. Eğer kendi içindeki kuzey-güney sorununu aşarlarsa, ticaret hacminin daha da büyüyeceğine inanıyorum. 

SURİYE-İRAN: İki ülkenin de kapalı bir ekonomisi var. İthal edilen ürünlere yüksek vergiler uyguluyorlar. Bu iki ülkede yerli sanayiyi korumaya yönelik bir politika izliyor. Suriye’de devlet ihaleler açıyor. Özel sektör gelişmiş değil. Bu pazarda daha çok Koreliler hakim. Bizim çok fazla bir faaliyetimiz yok.

İran’ın sanayi alt yapısı gelişmiş durumda. Dolayısıyla nihai üründen ziyade mamullere ihtiyaç duyuyorlar. Komple bir ürün almak yerine, mamul alıyorlar. Onlarda montaj sanayii var. Bizden aldıkları kit’leri kendileri birleştiriyorlar. Ancak, bu ülkeye er ya da geç montaj teknolojisini bizim taşımamız gerekiyor. Gelecekte de bunun olacağına inanıyorum.

İran’da her türlü elektroniğe ihtiyaç var. Büyük bir pazar. Siyasi sorunları da çözülürse, bizim için neredeyse Almanya ile olan ticari ilişkilerimizin yarısı kadar bir pazar söz konusu olabilir. Petrol zengini bir ülke. Petrol fiyatları artıkça zenginleşiyor. Hem Suriye hem de İran’ın gelecekte Türkiye için çok önemli pazarlar olacağına inanıyorum.

ÜRDÜN: Nüfus olarak çok küçük bir ülke. Dolayısıyla kısıtlı bir elektronik pazarı var. Burada da müşterilerimiz var. Mevcut müşterilerimize mal göndererek ticari ilişkilerimizi sürdürüyoruz. Bu pazara televizyon, buzdolabı ve DVD player ihraç ediyoruz.

“YAKINLIK MALİYET AÇISINDAN ÖNEMLİ”

Gülden Türktan/ABB

ABB Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Dr.Gülden Türktan Türkiye’nin İran, Irak, Ürdün ve Suriye pazarlarına olan coğrafi yakınlığın önemli bir avantaj olduğuna dikkat çekiyor. Gülden Türktan değerlendirmesine şöyle devam ediyor:

GELİŞMEYE AÇIK PAZARLAR: İran, Irak, Ürdün ve Suriye, ihracat açısından her biri birbirinden farklı karakterlere sahiptir. Bu ülkeler, gelişmekte olan pazarlardır. Yakın tarihlerin de savaşa konu bölgeler olmaları itibarı ile yeni altyapı yatırımlarına açık ülkelerdir. Bölgedeki ülkelerde yatırım gereksinmeleri, hem yeni altyapı hem de altyapı yenileme projesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

YAKINLIK BÜYÜK AVANTAJ: Türkiye’nin coğrafi konumu çerçevesinde uluslararası nitelikte üretim yapan kuruluş sayısı kısıtlıdır. Altyapı yatırımlarında coğrafi yakınlık, mal ve hizmetlerin taşınması açısından önemli bir maliyet unsurudur. Pek çok ürün dünyanın her tarafından getirilebilse de, bir trafonun coğrafi olarak en yakından gelmesi maliyet açısından önemli bir avantaj teşkil etmektedir. Bunun yanı sıra trafonun dünyada kabul görmüş uluslararası teknoloji ile üretilmesi ve yine dünya standartlarına göre aranan testleri geçmesi zorunludur.

SORUN BEKLENMİYOR: Bölgede uluslararası ihracat kontrolü, hangi ürünlerin, hangi ülkelere satılabileceğini düzenlemektedir. İhracatta malın menşei ile son kullanıcı ülke ve satılacak ürünün kullanım amacı teşvik edildiği takdirde, satışlarda herhangi bir sorun beklenmemektedir.

SEÇİCİ YATIRIM ŞART: Ancak, az çok Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde belli bir sermaye birikimi olmadığı için, proje sayısının fazla ve yapılacak olan yatırımların birbiriyle yarışır vaziyette olması yatırımcıyı olduğu kadar yatırım malı satıcısı kuruluşları da projeleri seçerek çalışmaya zorlamaktadır. Bu ülkelerde bürokrasinin işleyişindeki uzun karar süreci yatırımın başarısını ve fizibilitesini değiştirmektedir. Bölgede sorunların olması yine de bölgenin önemini ve ihtiyaçlarını değiştirmeyeceği için genelde bölgeye olumlu olarak baktığımızı söyleyebiliriz.”

“İRAN’DA GÜMRÜK VERGİLERİ YÜKSEK”

Rıfat Pullukçu/Bak Ambalaj

Bak Ambalaj Satış ve Pazarlama Müdürü Rıfat Pullukçu, baskılı flexible ambalaj için Irak ve İran’ın ciddi bir potansiyele sahip olduğunu söylüyor. Rıfat Pullukçu değerlendirmesine şöyle devam ediyor:

İRAN VE IRAK ÖNEMLİ: Bak Ambalaj olarak Irak, İran, Suriye ve Ürdün’e ihracat yapıyoruz. Baskılı flexible dediğimiz gıda ürünlerine yönelik plastik ambalaj yolluyoruz. Bu dört pazar içinde özellikle bizim alanımızda Irak ve İran çok önemli bir potansiyele sahip.

Geçtiğimiz yıllarda İran’a çok yüksek oranlarda ambalaj gönderiyorduk. Ancak, son dönemde İran hükümeti yerli sanayiyi korumak için gümrük vergilerinde çok ciddi artışlar yaptı.

Vergiler yüzde 140-160 oranında artırıldı. Çok yüksek gümrük duvarları bu pazardaki etkinliğimizi azalttı. Vergiler bizim için caydırıcı oldu. Eğer böyle bir uygulamayla karşılaşmasaydık, İran en büyük ihracat pazarlarımızdan biri olacaktı. Bu karar onların sanayicilerini de olumsuz etkiledi.

POTANSİYEL ÇOK BÜYÜK: İran çok büyük bir pazar. Çok büyük alımlar yapıyor ve zaten ihraç ürünlere ihtiyaç da duyuyorlar. Eğer karar geri alınırsa, ki bence alınacaktır da, İran, Türkiye için büyük bir potansiyel. Aynı şekilde Irak’ın da ürünlerimize ciddi bir talep var.

Ancak, Irak’a direkt çalışamıyoruz. Burada birtakım engeller bulunuyor. Dolayısıyla Ürdün üzerinden Irak’a mal gönderiyoruz. BM ambargosu çeşitli kısıtlamalar ve engeller getiriyor. Ancak, bence Irak’ta İran gibi önemli bir ticaret hacmine sahip. Irak ve İran’da koşullar makul olduğu zaman, ihracatımızın yüzde 20-25’ini bu ülkeye yapabileceğiz. Bu ülkelerdeki sorunların çözülmesi gerekiyor.

Ürdün, küçük bir Pazar. Ancak, çevre ülkelere ulaşmada önemli bir rol oynuyor. Ayrıca, Ürdün, bizden aldığı malları kendi iç piyasasında tüketiyor. Küçük alımlar yapıyor ama konumu önemli. Suriye ise zor bir pazar. Son dönemde ödeme güvenirliği açısından ciddi sorunlar yaşadık. Dolayısıyla bu pazardaki ağırlığımızı azalttık. Ama sorunlar çözülürse buranın da İran ve Irak gibi olmasa da ciddi bir potansiyeli bulunuyor.”

 

 

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz