"Ayakta Kalacak Şirketleri İnternet Belirleyecek"

Cisco, neredeyse 20 yıllık geçmişi olan bir şirket. Bu kısa geçmişine rağmen kısa sürede dünya devi oldu, internet ve ağ alanına damgasını vurdu. John Chambers da bu devin başkanı. 1995 yılında CEO...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Ayakta Kalacak Şirketleri İnternet Belirleyecek

Cisco, neredeyse 20 yıllık geçmişi olan bir şirket. Bu kısa geçmişine rağmen kısa sürede dünya devi oldu, internet ve ağ alanına damgasını vurdu. John Chambers da bu devin başkanı. 1995 yılında CEO olduğunda şirketin piyasa değeri 1,2 milyar dolardı, onun döneminde 24,8 milyar dolara ulaştı. Bu başarının temelinde, “Yarat, ortak et ve satın al” stratejisinin bulunduğuna dikkat çekiyor. Chambers, Cisco gibi başarıya ulaşmak isteyenlere bu stratejiyi önerirken, başka uyarılarda da bulunuyor: “Kimlerin geride kalıp, hangi şirketlerin ve ekonomilerin ayakta kalacağını internet devrimi belirleyecek. Ve göreceksiniz ki, internet global ekonomideki itici ve belirleyici güçlerden biri olarak kabul görecek.”
 
Yeni ekonominin yıldızlarından biri olan Cisco Systems’ın sadece 22 yıllık bir geçmişi var. 1984 yılında bir grup bilim adamı tarafından Stanford Üniversitesi’nde kurulan Cisco Systems, kısa sürede, internet üzerinden iletişim kurmak için temel dil olan İnternet Protokolü’nde (IP) lider konuma geldi. 1994’te interneti daha kullanışlı ve dinamik hale getiren LAN (yerel alan ağları), “switching” (anahtarlama), “remote Access” (uzaktan erişim), WAN (geniş alan ağları) gibi teknolojiler geliştirdi.

1998 yılında internet dünyasının tek uçtan uca çözüm üreticisi olan Cisco Systems, veri, ses ve görüntünün ulaşımını sağlayan lider firma konumuna geldi. Bugün IP, anahtarlama ve yönlendirme alanlarındaki endüstri liderliği geleneği, ev ağları, optic, depolama ağları, IP telefonu, ağ güvenliği ve kablosuz ağlar gibi ileri teknolojilerde de devam ediyor. 2005 mali yılı sonuçlarına göre yıllık geliri 24,8 milyar dolara ulaştı. Veri, ses ve görüntünün kablosuz tümleştirilmesini sağladı. Bugün 39 bin 262 çalışanıyla internet üzerindeki küresel bilgi trafiğinin yüzde 80’ini yönlendiriyor.

1996 yılında Türkiye’deki şirket ve kuruluşların ağ teknolojileri alanındaki gereksinimlerini anında belirleyerek kalıcı çözümler sunmak üzere Türkiye pazarına girdi. Şirket, Türkiye’de de benzer bir güce ve pazar payına sahip.
Bu dünya devinin başında ise yeni ekonominin önemli liderlerinden biri olan John Chambers var. 1991 yılında şirkete başkan yardımcısı olarak katılan Chambers, 1995 yılında CEO koltuğuna oturdu. O tarihte şirketin piyasa değeri 1,2 milyar dolardı. 2005 yılı sonu itibariyle 24,8 milyar dolara ulaştı. Bu performansıyla iş dünyasının dikkatini üzerine çekti.
John Chambers, şu ana kadar Türkiye’ye hiç gelmemiş. Buna rağmen ülke ekonomisini ve iş dünyasındaki gelişmeleri yakından izliyor. Ekonomideki büyük potansiyele dikkat çekerken, özellikle işgücü konusundaki sıkıntıyı dile getiriyor.

Daha önce Türkiye’den hiçbir yayına özel söyleşi vermeyen Chambers, Capital’e konuştu. Bu özel konuşmada, internetin geleceğinden Türkiye ekonomisine kadar birçok önemli konuda açıklamalarda bulundu:

* BT dünyasında Cisco’nun gücünü, 20 yılda yaptığı atılımları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cisco’nun pazardaki başarısını, müşterilerin isteklerine kulak vermeye ve onların ihtiyaçlarını yeniliklerle karşılamaya borçluyuz. Cisco her yıl Ar-Ge’ye 3 milyar dolar üzerinde yatırım yaparak, sürekli yeni teknolojiler üretiyor. ISR adını verdiğimiz “Integrated Services Router” (Entegre Servis Yönlendirici) sistemimiz, içimizde geliştirilen ve tüm pazarı değiştiren yeniliklerimize en son ve en güzel örneklerden biri. Bu yenilikçi ürün çok hızlı yönlendirme, güvenlik ve sesi aynı platformda birleştiriyor. 2004’te piyasaya çıkan bu ürün ilk iki çeyrekte yaklaşık 1 milyar dolarlık satışa çıktı ki bu bizim tarihimizdeki en hızlı lansman.

Yönlendiricilere ek olarak, IP telefon, servis sağlayıcı ses, güvenlik, kablosuz, kablolu, tümleşik paket ağları-converged packet network (CPN), metro optik, depolama ağları ve sanal özel ağlar - virtual private networks (VPN) gibi ağ teknolojilerinin çoğu alanında stratejik Ar-Ge yatırımları yapıyoruz. Bu alanların tamamında Cisco büyük bir etkiye sahip olduğuna inanıyor ve bu yaklaşım tamamıyla Cisco’ya özel.

* Peki Cisco’nun başarısındaki önemli faktörler neler?
İnsanlar neden şirketimize ve sektörümüze inandığımı sorduklarında, aslında cevabım yalnızca teknoloji odaklı değil, aynı zamanda dünyadaki iş ve devlet liderlerinden duyduklarımdan da kaynaklanıyor. Onlar verimlilik fırsatlarını ve internet iş çözümlerinin sağladığı ortak yaşam standardını çok iyi anlıyorlar. Doğrusu, onlar da artık verimliliği doğrudan Cisco ve çözümleriyle ilişkilendiriyor.

Bunun iki nedeni var. Birincisi, bizim ağ teknolojilerini verimlilik kazanmak için kullanmamız, ikincisi, çözüm ortaklarımız ve müşterilerimize ağ teknolojilerini kullanarak verimliliklerini artırmakta yardımcı olmamız. Pazarda çok büyük değişimler yaşanıyor. Biz pazarın nerede olduğuyla değil, nereye gittiğiyle ilgileniyoruz.

* İnternet teknolojileri iş ve yönetim tutumlarını çoğu alanda değiştirdi. İleride teknolojinin hızlandıracağı başka nasıl değişimler bekliyorsunuz?
İnternet daha uzun süre kişisel iletişimimizden, şirketler ve devletlerarası güç dengelerine kadar her şeyi şekillendirmeye devam edecek. Kimlerin geride kalıp, hangi şirketlerin ve ekonomilerin ayakta kalacağını internet devrimi belirleyecek. Ve göreceksiniz ki, internet global ekonomideki itici ve belirleyici güçlerden biri olarak kabul görecek.

Ben internetin her yerden erişilebilir olacağını düşünüyorum. Bu tüketiciler için, istedikleri her yerden istedikleri herhangi bir aletle internete erişebilmek ve yaşamın her alanına dahil olmak anlamına geliyor.

Ağlar belirli bir akıl düzeyine sahip olacağı için de artık hangi aleti kullanacağımızı ya da hangi bilgiye nasıl ulaşacağımızı düşünmemize gerek kalmayacak. Bir telefon konuşması yapmak istediğinizde, PDA ya PC’niz cep telefonunuz gibi çalışacak. Elektronik postanıza ses ya da video eklemek istediğinizde bu hiç sorun olmayacak. İster ofisimizde olalım isterse bir uçakta, interneti yaşamak, çalışmak, öğrenmek ve eğlenmek için kullanabileceğiz. Ofisimizde başladığımız önemli bir konferans görüşmesini kesintiye uğratmadan ofisten çıkıp arabamıza bindiğimizde, oradan trene geçtiğimizde de sürdürebileceğiz. PDA’lerimiz ya da telefonlarımız seyahatimiz boyunca ana ağa kesintisiz bağlı kalmamızı sağlayacak.

* Bu gelişme içinde ağların yeri ne olacak?
Bunun gerçekleşebilmesi için akıllı ağlara ihtiyacımız var. Akıllı bilgi ağları, bugün ağlarda karşılaştığımız tüm bu tür zorlukları bizim müdahalemize gerek kalmadan çözüyor olacak. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, bugünün ağları biraz hantal ve kaprisli. Sürekli yeni kurumlar, güncellemeler gerektiriyor, her bir işlemi yapmayı bilmenizi istiyor ve hangi cihazlarla konuşup konuşmayacağı konusunda kaprisli davranıyor.  Hepimizin bildiği gibi, bugünün ağları hantal, kullanışsız. Çoğu parçasını kurmak gerekiyor, nasıl kullanılacağını öğrenmek gerekiyor.

Akıllı ağlar ise, size, kullandığınız cihaza, bulunduğunuz yere kendiliğinden adapte olarak, size istediğiniz servisleri güvenli olarak sunuyor olacak. Akıllı ağlar, siz ağ üzerinde rahatlıkla çalışırken, arka taraftaki uygulamaların tamamını kendisi yapacak. Bizim akıllı bilgi ağları olarak tanımladığımız bu stratejinin hayata geçmesiyle birlikte, pazarda yeni bir dönem başlayacak.

* Cisco, şirketin yönetiminde teknolojiyi etkili olarak kullanıyor. Bu teknolojilerden Cisco’nun kazandığı yararlar neler? Ve yaklaşan yıllarda ne bekliyorsunuz?
Ağın bize sağladığı sadece verimliliği artırmak değil, iş süreçlerini değiştirmek ve ileriye taşımak yoluyla kazanç sağlamak olmalı. Demek istediğim, eğer ağ teknolojilerini sadece giderleri kısma amaçlı kullanırsanız, örneğin IP telefonundan sadece daha az fatura ödemeyi beklerseniz istediğiniz sonuçları elde edemezsiniz.

Eğer networked BT’yi sadece gider kısmak için kullanırsanız, IP telefona sadece toll-bypass uygularsanız, son kullanıcıların üzerinde negatif bir etki yaratılabilir. Çünkü, yeni bir teknoloji kullanıyorsunuz, fakat o teknolojinin en iyi kullanımını sağlayacak yeni süreçleri uygulamıyorsunuz demektir. Bu da son kullanıcılar üzerinde çok negatif etki bırakacaktır.

Teknolojiyi sadece kullanmış olmak için kullanmak ne şirketlere ne de son kullanıcıya bir fayda sağlar. Biz Cisco’da öğrendik ki, yeni teknolojiler yeni süreçlerle birlikte benimsenmeli ve yeni bir düşünme biçimi geliştirmemizi sağlamalı.

* Cisco’yla ilgili planlarınızı bizimle paylaşabilir misiniz? Cisco’nun geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Cisco’nun odağı hiçbir zaman değişmez, bizim kültürümüz müşteri başarısına odaklıdır. Bu nedenle, müşterilerimizle, tedarikçilerimizle, iş ortaklarımızla, hissedarlarımızla ve çalışanlarımızla birlikte müşterilerimizin ihtiyaçlarını en iyi şekilde anlamak ve onlara en uygun çözümleri üretmek üzere çok yakın çalışıyoruz. Yenilikçi stratejimizin temelinde 3 kavram var: Yarat, ortak et ve satın al. Teknolojiyi içeride yaratıyoruz, beceri ve servislerimizi geliştiren ortaklıklar kuruyoruz ve yenilikçi teknoloji geliştiren şirketleri bünyemize katıyoruz.

Bugünün ulusal pazarında başarılı olmak isteyen şirketler, çok hızla bu üç alanda karar alabilmek zorunda. Aksi halde, stratejinizde değişiklik yapmanız 3-5 yıl sürebilir ve bu kesinlikle hızla değişen pazar dinamikleri içerisinde geç kaldığınız anlamına gelir. Önemli olan bu değişimleri rakipleriniz fark etmeden yakalamak ve onlara adapte olmak için yeterince cesur ve esnek olmak. Bu da müşteriyi çok iyi anlamak, pazardaki değişimleri tanımlamak ve bu değişimi kabullenip buna ayak uydurabilecek bir şirket kültürü geliştirmekten geçiyor sanıyorum.

* Yakın gelecekte Türkiye pazarı için yaptığınız planlar neler?
Geçen yıl, Cisco’nun uzun dönemli büyüme planları doğrultusunda pek çok organizasyonel değişim gerçekleştirdik. Bu yeni değişim, müşterilerimize daha iyi hizmet vermenin yanı sıra, yerel pazar gereksinimlerine daha iyi odaklanmamızı ve onları daha mutlu etmemizi sağlayacak. Böyle bir dağılım, benzer ihtiyaç ve beklentileri olan, benzer yapıdaki ülkelerde Cisco’nun daha etkin olarak çalışmasına ve daha iyi hizmet vermesine yardımcı olacak diye düşünüyoruz.

Sınırları yeniden çizilen bölgesel yapılanmada “emerging markets” (gelişmekte olan pazarlar) isimli bir bölge yarattık. Türkiye, bu yeni yapılanma içerisinde bizim için kesinlikle önemli bir odak noktası.

İşimizi sürekli kılmak, uzun soluklu büyüme hedeflerimizi gerçekleştirmek için büyüme fırsatları olan bu noktalarda satış organizasyonlarımıza yatırım yapıyoruz. Yeni organizasyonel yapımızda gelişen pazarlara ayrı bir önem veriyoruz. Türkiye’nin büyüme potansiyeli çok büyük. Bu yeni yapılanma, Türkiye gibi ülkelerdeki iş momentumunu yakalama, pazar segmentlerine hakim olma ve bu ülkelere olan derin inancımızı pekiştirme çabamızın açık bir göstergesi.

* Sizin profesyonelliğinizde en çok kimin etkisi oldu?
Annemin ve babamın büyük etkisi oldu. İkisi de doktor ve bana baskı altında nasıl sakin kalacağımı öğrettiler. İş liderleri açısından bakarsak da Jack Welch’in etkisi vardır. Onun sadece birinci ya da ikinci olmanın yanı sıra yaşamla başa çıkmayı da öğreten felsefesi benim için esin kaynağı olmuştur.

Bunlara ek olarak Ürdün Kralı II. Abdullah’ın da üzerimde büyük etkisi vardır. Tek doğal kaynağı insanları olan bir ülkenin lideri olarak bütçesinin yarısını onların eğitimine harcıyor. Onun karşı karşıya kaldığı baskıya rağmen, ülkesinin kısa ve uzun dönem hedeflerini dengelemeye çalışması benim hayranlıkla izlediğim ve çok şey öğrendiğim bir tutum.

 “TÜRKİYE’NİN PERFORMANSI ÇOK ÇARPICI”

* Daha önce Türkiye’de bulundunuz mu? Türkiye ekonomisindeki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ekonominin ve pazarın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

BÜYÜME POTANSİYELİ ORTADA Türkiye, daha önce bulunmadığım nadir yerlerden biri. Ancak, ülkenizin ekonomik performansı çok çarpıcı ve Türkiye’nin sahip olduğu güçlü büyüme potansiyeli pek çok farklı rapor ile ortada. Şüphesiz, teknolojiyle birlikte bu gelişim ve rekabet avantajı hızlanacak. İnternet teknolojileri, pek çok ekonomide, sağlıktan eğitime, eğlenceden işe yaşam biçimlerini değiştirdi. Türkiye de, ileri internet teknolojilerini kullanmaya başlayarak sahip olduğu rekabet üstünlüğünü artırırken, bu yatırımların ekonomik olarak karşılığını alacaktır.

GENÇ NÜFUSU ÖNEMLİ Türkiye’nin genç nüfusu, optimist olmanız ve büyüme inancı için en büyük etkenlerden biri. Genç nüfus için yeni teknolojileri öğrenmek ve onlara adapte olmak çok daha kolay. Ben her zaman internet ve eğitimi yaşamdaki en önemli eşitleyici güç olarak görürüm. Eğitimli işgücü, üretimi artırmada, yenilikçiliği geliştirmede kritik bir güçtür. Ben inanıyorum ki, yetişmiş işgücü Türkiye’nin sürekli büyümesi için temel bir gereksinim.

İŞGÜCÜNDE SORUNA DİKKAT IDC’nin yaptığı “Batı ve Doğu Avrupa Ülkelerinde Ağ Teknolojileri İşgücü Açığı Araştırması”nın sonuçlarını çok kısa bir süre önce açıkladık. Rapor gösteriyor ki, bu ülkeler artan bir oranla, BT alanında yetişmiş işgücü açığı ile karşı karşıya. Türkiye bu ülkelerle kıyaslandığında özellikle ileri ağ teknolojileri alanında çok önemli bir işgücü sorunu yaşayacak. Bu da gösteriyor ki, önlem alınmadığı takdirde, Türkiye, ekonomik büyümesinde ve rekabet gücünde önemli bir rol oynayacak olan ileri ağ çözümlerini uygulayacak yeterli beceriye sahip insanları bulamama riskiyle karşı karşıya kalacak.

“AİLEM VE CISCO İLE GURUR DUYARIM”

* İş dışında neler yaparsınız, nasıl stres atıyorsunuz?
Benim için ailemle vakit geçirmek çok önemli. Eşim birkaç yıl önce golfe başladı ve beni de başlamam için cesaretlendirdi. Dolayısıyla, ben de tenis oynamayı bıraktım ve onunla bir bütün günü yanyana golf sahasında geçirmeye başladım. Açık havada olmayı seviyorum, balık tutmaktan zevk alıyorum. Bunlara ek olarak, her sabah 3 mil koşuyorum, böylece önümdeki uzun iş gününe çok iyi hazırlanıyorum ve odaklanabiliyorum.

* En çok gurur duyduğunuz başarılarınız neler?
Hayatımdaki en önemli başarım ailem: 30 yıllık eşim, Elaine ve gurur duyduğumuz iki çocuğumuz. İş açısından bakarsak, tek kelimeyle Cisco. 70 milyon dolardan 25 milyar dolara yükselen bu organizasyonun bir parçası olmaktan gurur duyuyorum.

Şirketin finansal başarısı kadar, belki de daha fazla, müşterilerimizle, çalışanlarımızla, hissedarlarımızla ve iş ortaklarımızla kurduğumuz dürüst, samimi, şeffaf ve onurlu iletişimdir beni gururlandıran. Bu endüstride bize özel bir yaklaşım ve bundan büyük gurur duyuyorum.

BİR LİDERDE HANGİ ÖZELLİKLER OLMALI?
Benim hem diğer kişilerde hem de iyi liderlerde en çok saygı duyduğum özellik, başkalarına nasıl davrandığıdır. Bana kendime nasıl davranılmasını istiyorsam başkalarına da öyle davranmam gerektiği öğretildi ve bu hayattaki en büyük düsturlarımdan biri oldu.

Ayrıca, pazardaki şirket kültürüne uyan en yetenekleri kişileri bulup, onları ekibe katan ve ekibini hedeflerine ulaşmaları için motive eden liderlere hayranlık duyuyorum. Bir liderde mutlaka olması gerektiğine inandığım bir diğer özellik de, söylediğini yapmasıdır. Söylediğinizden farklı davranmamalı, inandığınızı yapmalısınız.

CISCO’DAN İSTANBUL’DA DEV BULUŞMA
Cisco Systems, her yıl 25 ülkede gerçekleştirdiği Expo turlarından birini bu yıl İstanbul’da gerçekleştiriyor. 21-22 Şubat 2006 tarihlerinde, İstanbul Swissotel’de düzenlenen Ciscoexpo’da finanstan yerel yönetimlere, otelcilikten şehirciliğe, sağlıktan eğitime, perakendeden mobil iletişime pek çok sektörün ele alınacağını anlatan Cisco Systems Türkiye Genel Müdürü Mete Kabatepe, şu bilgileri veriyor:

“Ciscoexpo 2006, İstanbul bizim için çok önemli. İçerisinde yer aldığımız gelişmekte olan pazarlar bölgesinin başkanı Paul Mountford, ülkemize ilk kez bu organizasyon için geliyor.

Ayrıca, Türk Telekom’un yeni CEO’su Paul Doany de konuk konuşmacı olarak bizimle birlikte olacak. Bunun yanı sıra, İstanbul Valisi Muammer Güler de, birlikte hayata geçirdiğimiz MOBESE projesini anlatmak üzere bize katılacak.

Ciscoexpo 2006, konuk konuşmacıları, farklı sektörlerde internet tabanlı çözümlerin ve teknolojilerin anlatıldığı paralel oturumları, kapsamlı demo sahaları ile yılın en iddialı etkinliklerinden biri olmaya aday diye düşünüyorum.”


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz