10 soruda BT sektöründe son tablo

Türkiye’nin bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü yeni bir eşiği geride bıraktı. Sektörün büyüklüğü 2025 yılında yüzde 77 artışla 2,1 trilyon TL’ye ulaşırken büyümenin önemli bölümü gerçek talep ve üretim artışından geldi.

3.08.2026 16:29:190
Paylaş Tweet Paylaş
10 soruda BT sektöründe son tablo

Enflasyondan arındırılmış verilere göre sektör yüzde 42,6 reel büyürken yazılım segmenti yüzde 124’lük artışla büyümenin lokomotifi oldu. Yazılımın toplam BT pazarı içindeki payı bir yılda yüzde 50’den yüzde 60’a yükseldi.

Hande Yavuz Çalık / [email protected]
Capital Dergisi / Temmuz 2026

Teknoloji ihracatı da yüzde 76 artışla 5 milyar dolar sınırına dayandı. TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, “Türkiye’nin yüksek katma değerli teknoloji üretiminde yeni bir döneme girdiğini” söylüyor. Tombalak ile sektörün son durumunu ve küresel teknoloji liginde üst sıralara çıkmak için atılması gereken adımları konuştuk:

Türkiye BİT sektöründe büyümenin ne kadarı gerçek talep ve hacim artışından, ne kadarı fiyat etkisinden kaynaklandı?

2025 yılı pazar raporundaki reel büyüme verileri, sektörün büyümesinin yalnızca fiyat etkisinden kaynaklanmadığını ortaya koyuyor. Enflasyondan arındırılmış verilere göre sektör 2025 yılında TL bazında yüzde 42,6, dolar bazında ise yüzde 35 reel büyüme kaydetti. Bu verilerin, büyümenin önemli ölçüde gerçek hacim artışından beslendiğini gösteriyor. Özellikle yazılım segmentindeki yüzde 124’lük büyüme, ihracattaki yüzde 76’lık artış ve teknokent şirketlerinin performansı sektörün talep ve üretim tarafında da güçlü bir ivme yakaladığını ortaya koyuyor.

Önümüzdeki 3-5 yılda teknoloji sektörünün Türkiye ekonomisindeki payının hangi seviyeye çıkmasını bekliyorsunuz?

2025 yılı verileri, Türkiye teknoloji sektörünün ölçek, yetkinlik ve küresel rekabet gücü açısından önemli bir eşiği geride bıraktığını gösteriyor. Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü 2,1 trilyon TL büyüklüğe ulaşırken ekonomimiz içindeki payını yüzde 3,38 seviyesine yükseltti. Son 5 yılda yaklaşık 2,5 kat artan ihracatımız 5 milyar dolar seviyesine yaklaşırken teknokent şirketlerimizin dolar bazında yüzde 65 büyümesi ve yazılımın sektör içindeki payının yüzde 60’a ulaşması, Türkiye’nin yüksek katma değerli teknoloji üretiminde yeni bir döneme girdiğini ortaya koyuyor.

Türkiye artık bir donanım pazarı olmaktan çıkıp yazılım ülkesi olma yolunda mı ilerliyor?

2025 verileri, yazılım sektörünün sektör büyümesinin ana taşıyıcısı olduğunu gösteriyor. 2025 yılında BT-yazılım segmenti geçen yıla kıyasla TL bazında yüzde 124, dolar bazında ise yüzde 86 büyüme kaydetti. Yazılımın toplam BT pazarı içindeki payının 2024 yılına kıyasla yüzde 50’den yüzde 60’a yükselmesi sektör kompozisyonundaki dönüşüm olasılığına işaret ediyor.

Önümüzdeki dönemde teknoloji ihracatında 10 milyar dolar eşiğine ulaşmak için ne yapılması gerekiyor?

Rapor verilerine göre 2025 yılında BİT ihracatı yaklaşık 4,95 milyar dolara ulaştı. Bu ihracatın yüzde 90’dan fazlası BT-yazılım segmentinden geliyor. Dolayısıyla mevcut yapı, zaten yazılım ağırlıklı bir ihracat kompozisyonuna işaret ediyor. Bugün ülkemizde başarılı teknolojiler geliştiren, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve küresel ölçekte rekabet edebilecek yetkinliklere sahip birçok şirket bulunuyor. Teşvik mekanizmalarının yalnızca yeni yatırım, Ar-Ge veya ürün geliştirmeyi değil şirketlerin büyümesini, ölçek kazanmasını, birleşmelerini, uluslararasılaşmalarını ve ihracat kapasitelerini artırmalarını destekleyecek şekilde yeniden tasarlanması gerektiğine inanıyoruz.

Yapay zeka, siber güvenlik, bulut ve oyun teknolojileri gibi alanlar içinde önümüzdeki dönemin en büyük ihracat potansiyelini hangi segmentlerde görüyorsunuz?

Rapora göre BT-yazılım segmenti 2025 yılında toplam BT pazarı içindeki payını yüzde 60’a çıkardı. Aynı zamanda şirketlerin yüzde 90’ının yapay zekayı iş süreçlerinde aktif olarak kullandığı veya değerlendirme aşamasında olduğu belirtiliyor. Bu veriler, yazılımın ana taşıyıcı olduğu bir yapıda yapay zeka ve yazılım tabanlı teknolojilerin ekosistemin merkezinde yer aldığını gösteriyor.

Teknokent modelinin Türkiye’nin teknoloji üretimindeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Mevcut yapı ölçeklenme açısından yeterli mi?

Verilere göre teknokent şirketlerinin toplam cirosu 2025 yılında yüzde 98,6 artarak 738 milyar TL’ye, ihracatları ise yüzde 74,4 artışla 172 milyar TL’ye ulaştı. Aynı dönemde teknokentlerde çalışan kişi sayısı da yüzde 10,1 artışla 130 bin 490 kişiye çıktı. Bu göstergeler, teknokent ekosisteminin hem üretim hem ihracat hem de istihdam açısından önemli bir büyüme alanı olduğunu ortaya koyuyor.

Pazar büyüklüğüyle istihdam artışı arasındaki fark, verimlilik artışının mı yoksa nitelikli insan kaynağı eksikliğinin mi sonucu?

Verilere göre sektörün toplam istihdamı 2025 yılında yüzde 17 artışla 289 bin kişiye ulaştı. Aynı dönemde sektör büyüklüğü TL bazında yüzde 77, dolar bazında ise yüzde 47 arttı. Teknokentlerde de çalışan sayısı yüzde 10,1 artarken ciro yüzde 98,6 büyüdü. Bu tablo, istihdam artışına kıyasla pazar ve ciro büyümesinin daha yüksek gerçekleştiğini gösteriyor. 2030 yılına kadar 300 bin teknoloji çalışanından 500 bin teknoloji çalışanına ulaşmayı stratejik hedef olarak görüyoruz.

Yapay zekanın önümüzdeki 3 yılda teknoloji şirketlerinin gelir modelleri ve rekabet yapısı üzerinde nasıl bir etkisi olacak?

Önümüzdeki dönemde yapay zekayı yalnızca maliyet düşüren bir araç olarak düşünmemeliyiz; yeni gelir alanları ve yeni iş modelleri yaratan bir büyüme motoru olarak değerlendirmemiz gerekiyor.

Türkiye’nin dünya teknoloji liginde ilk 20’ye girmesi için hangi yapısal adımların atılması gerekiyor?

Türkiye’nin küresel BT sektör büyüklüğü 53,8 milyar dolara ulaştı ve son 5 yılda ihracat yaklaşık 2,5 kat artarak 5 milyar dolar seviyesine yaklaştı. Dünya teknoloji ekonomisindeki payımızı yüzde 1’den yüzde 2’ye çıkarmak, sektör büyüklüğünü artırmaktan çok daha anlamlı bir hedef.

2026 ve sonrasında büyümenin önündeki en büyük riskler neler?

2025 yılında sektör TL bazında yüzde 77, dolar bazında yüzde 47 büyüme kaydetti. Yazılım segmenti yüzde 124 büyüyerek 760,9 milyar TL’ye ulaştı ve toplam BT pazarı içindeki payını yüzde 60’a çıkardı. Teknokentlerde ciro yüzde 98,6, ihracat ise yüzde 74,4 artış gösterdi. Şirketlerin yüzde 90’ının yapay zekayı kullanıyor ya da değerlendirme aşamasında olması da sektörün dönüşüm hızını ortaya koyuyor. Son yıllarda elde ettiğimiz başarılar önemli olsa da dünya teknoloji ekonomisi bizden daha hızlı büyüyor. Önümüzdeki dönemde asıl riskin yetenek, yetkinlik veya regülasyonlardan önce ölçek olduğunu kabul etmeliyiz. Yatırım yapabilen, satın alma gerçekleştirebilen, yeni pazarlara açılabilen ve büyümesini finanse edebilen şirketler küreselleşmeye daha yakın. Bu nedenle finansmana erişimin ve yatırım ortamının güçlendirilmesi, teknoloji sektörümüzün geleceği açısından kritik önemde.

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz