"İyimser Dalgıç"

Mehmet Nalbantoğlu / Compaq Türkiye Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu, Compaq Türkiye’nin genel müdürü... 1987 yılında başladığı iş yaşamında, çok hızlı yükseldi. İlk şirketi HP idi. Ardından Compa...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
İyimser Dalgıç

Mehmet Nalbantoğlu / Compaq Türkiye Genel Müdürü

Mehmet Nalbantoğlu, Compaq Türkiye’nin genel müdürü... 1987 yılında başladığı iş yaşamında, çok hızlı yükseldi. İlk şirketi HP idi. Ardından Compaq Türkiye’yi kurmakla görevlendirildi. “Çocuğum gibi” dediği şirketinin, 4 yılda yakaladığı performansta rolü büyüktü. 4 milyon dolarlık işi, 5 yılda 135 milyon dolara çıkardı. Gelecek için de olumlu düşünüyor. “Gelecek 5 yılda sektör beş kat büyüyecek” diyor.
 
Capital Elite üyelerinin hikayeleri gerçekten etkileyici. Genç yaşlarda büyük çabalar harcanarak kazanılan başarılarla dolu yaşamlar... Mehmet Nalbantoğlu’nun babası çiftçi. Aynı zamanda bakkal dükkanı işletiyordu. Bu yüzden ticaret hayatına 6 yaşında başladı.

Mehmet Nalbantoğlu, 1 Şubat 1959, Keşan doğumlu. Liseyi devlet parasız yatılı olarak Edirne Lisesi’nde okudu. ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde hem lisans hem de yüksek lisansı tamamladı. 1983 yılında Avustralya’ya gitti. 1987 sonuna kadar burada çalıştı, eğitimlere katıldı.

1987 yılı sonunda askerliğini yapmak üzere Türkiye’ye döndü. Bir yıl sonra, Hewlett Packard Türkiye’nin kuruluşunda teknik servis müdürü olarak rol aldı. İki yıl süren bu görevin ardından satış müdürlüğü görevine getirildi. 1996 yazında Compaq Türkiye’yi kurmak üzere atandı. O zamandan bu yana Compaq’da genel müdürlük görevini sürdürüyor. Henüz 40’lı yaşların çok başında olan Mehmet Nalbantoğlu, Türkiye’de bilgisayar sektörünün, yani “fareli köyün” kurulmasında önemli bir katkıya sahip.

Elbette, Compaq, Mehmet Nalbatoğlu için “çocuğu” gibi değerli. Çünkü, doğumundan emeklemesine, koşmasına kadar her bir aşamada ordaydı. Şimdi Compaq, Türkiye bilgi teknolojileri sektörünün en önemli oyuncularından biri. Bu başarı çabayla ve kararlılıkla sağlandı.

Rakamlarla Compaq’ın gelişimi

1996 yılında Compaq Türkiye’ye yatırım yapma kararı aldı. Bu kararda Türkiye’nin çok cazip ve hızlı büyüyen bir pazar olması oldukça etkili. 12 kişilik ofis olarak başlayan yapı başarıyla büyüme gösterdi. Compaq Türkiye’de ilk başladığında, pazar payı yaklaşık yüzde 1 düzeyindeydi.

Hızlı bir şekilde 1998 yılı sonu itibariyle sunucu segmentinde, takip eden yıl “notebook” pazarında lider oldu. 1996 yılında 6 milyon dolar civarında olan operasyon hacmi, 1997’de hızla 10 milyon doların üzerine çekildi. Bir sonraki yıl 25 milyon dolara varırken, Compaq 2000 yılında kriz öncesi 135 milyon dolarlık ciroya ulaştı. Mehmet Nalbantoğlu, pazardaki yüzde 70’lik daralmaya rağmen, 2001’i yüzde 40 küçülmeyle kapadıklarını söylüyor.

Beş yıl içinde beş kat büyüme

Türkiye’deki IT sektörünün, diğer sektörlerden farklı olmadığını belirten Mehmet Nalbantoğlu, sektörün çarpık yapılaşma içerisinde yolunu bulmaya çalıştığını anlatıyor:

“Oransal olarak baktığınız zaman, Türkiye’deki kadar nüfusu olan ülkelerde IT pazarının büyüklüğü, diğer ülkelere göre, oldukça gerilerde seyrediyor. Bu aslında hepimizin şu dönemde ağırlıklı olarak konuşmaya başladığı yeni açılımları hatırlatıyor. Türkiye’nin yönünü çizmesi şart. Üretim ağırlıklı gelişmesi, yöntemlerinin kabul gördüğü, biraz kolaycılıktan üretkenliğe doğru gidildiği koşullara geçmek gerekiyor. Sektörün önünde çok büyük imkanlar var.”

Nalbantoğlu, bu fırsatların tetiklenebilmesi için mutlak suretle Türkiye’nin yapısal bir takım değişimleri başarması gerektiğini vurguluyor. Ona göre, önümüzdeki 2 yıl içinde pazar hızlı bir şekilde 2000 yılı düzeyine ulaşabilecek. Sonraki 5 yıl içinde ise bugünkü rakamların 5 katı düzeyi yakalanacak.

Scuba ile yaratılan stratejiler

Nalbantoğlu, iyimser tavrı ve güler yüzü ile iş ortamında sevilen bir yönetici. Özel yaşamında da çok renkli bir kişiliğe sahip. Genel müdürlükten arta kalan zamanlarında pek çok değişik sporla ilgileniyor.

Tenis oynamayı çok sevdiğini söyleyen Nalbantoğlu, ayrıca ilkbahardan sonbahara sonuna kadar “scuba diving” yapıyor. Nalbantoğlu, yaptığı sporları iş yaşamına da uyguladığını anlatıyor: “Scuba benim aslında çok zevk aldığım ve özel hayatımda da kurallarını uyguladığım bir spor. Scuba’da yanınızdaki kişiyle hayatınızı birbirine bağlıyorsunuz. Kurallara uymanız ve tedbir almanız önemli. Yanınızdaki kişiyle çok iyi bir iletişim ve diyalog içersinde olmak durumundasınız. Bir işe koyulurken kimseyi yarı yolda bırakmayacağınızı biliyorsunuz. Ve karşı taraftan da bunun taahhüdünü almış oluyorsunuz.”


Mehmet Nalbantoğlu kışın da deşarj olmak için kayak yapıyor.

“KATMA DEĞERLİ ÇÖZÜMLER ÖN PLANA ÇIKACAK”

Türkiye’deki bilgisayar sektöründe önümüzdeki dönemde  neler olacak?

Sektörde, katma değerli çözümlerin ön plana çıkacağı bir dönem başladı. Çözüm kelimesini vurgulamak istiyorum. Artık sadece bilgisayarın kutu olarak satılması yeterli değil. Bu yatırımı yapan firmaların işlerini daha hızlı, daha kaliteli yapabiliyor olması önemli.

Örneğin, son dönemlerde “Müşteri İlişkileri Yönetimi” değer kazandı. Hem kamuda hem özel sektörde çok ciddi açılımlar yapıyor. Çünkü, rekabetin zorlaştığı her noktada müşteriyi daha iyi tanıma ihtiyacı gündeme geliyor. Burada da müşteriyi daha iyi tanımak için mutlak suretle bilgi teknolojilerini etkin kullanmak gerekiyor.

İkinci boyutu itibariyle, müşteriyi tanıdıktan sonra, çok iyi bir lojistik destek ile müşteri ihtiyaçlarına yanıt verebilmeniz şart. Çok iyi lojistik, aslında çok iyi maliyetlendirme demektir. Maliyetlerin kontrol edilmesi, minimum stoklarla işlerin yapılabilmesi gibi bir takım teknik üretim gereklerini beraberinde getiriyor. Bunu yapabilmek için de yine aynı şekilde mutlaka teknolojiden yaralanmalı... Biz buna “Tedarik Zinciri İçerisinde Yönetim” diyoruz.

Burada ciddi bir değişim söz konusu. Küreselleşmeyle beraber, artık yerli üreticilerin rakipleri sadece diğer illerdeki üreticiler değil  dünya pazarları da oluyor. Dünyadaki değişimi takip etmek gerekiyor. İnternetle beraber gelişen elektronik ticaret kavramları gündeme hızla giriyor. Tüm bunları saydıkça, artık hayatımızın bir parçası olduğunu görüyoruz. Vizyon anlamında tüm kurumların yatırım yapması gereken alanlar. Değerlendirmesi gereken noktalar...

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz