Derya Matraş'ın yaşam dengesi

Derya Matraş’la yaşam dengesi kurabilmenin sırlarını konuştuk...

13.04.2020 15:48:000
Paylaş Tweet Paylaş
Derya Matraş'ın yaşam dengesi

Nil Dumansızoğlu

ndumansizoglu@capital.com.tr

DERYA MATRAŞ, Facebook’un Orta Doğu, Afrika ve Türkiye bölge başkan yardımcısı olarak büyük bir sorumluluğa sahip. Ama sorumlulukları sadece bununla sınırlı değil... Yoğun temposunun asıl önemli parçası, çocukları Kuzey ve Mira. Kariyer yolculuğunda eşinin kendisine büyük güç verdiğini söyleyen Matraş, “Hayatta çevirebileceğimiz top sayısı sınırlı ve hangi topları düşüreceğimize karar vermemiz gerekiyor. Şu an belki kendime çok zaman ayıramıyorum ama bu geçici bir dönem” diye konuşuyor.

Facebook’un Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Bölge Başkan Yardımcısı Derya Matraş, yoğun iş temposu ve sık seyahatlerine rağmen özel hayatını da aksatmadan, dengede tutmayı başarmış bir iş kadını. “Hayatta dengelememiz gereken çok fazla sorumluğumuz var ve zamanımız da çok sınırlı. Özellikle çalışan ve küçük çocukları olan anneler için durum daha da zor” diyen Matraş, her hafta iş seyahatine çıkmasına rağmen tüm planlarını çocuklarına zaman ayırabilecek şekilde düzenliyor. Tabii bu tempoda, bazı şeylerden de feragat etmek gerekiyor. Kendine yeterinde zaman ayıramadığını söyleyen Matraş, “Spor konusunda çok disiplinliyim ama diğer hobilerimi çocuklardan beri hep kenara koydum. Örneğin sanat çok tutku duyduğum bir alan, eskiden çok yakın takip ederdim. Aynı zamanda yoga ve dalış öğretirdim, dağcılık yapardım, Fotoğraf çekip seyahat günlükleri yazdım. Çocuklar biraz daha büyüdüğünde bunları onlarla beraber yapmayı hayal ediyorum” diyor. İş, seyahat, aile üçgeni arasında bize de zaman ayıran Derya Matraş’la yaşam dengesi kurabilmenin sırlarını konuştuk: 

 Yoğun bir iş insanı olarak iş hayatıyla ev hayatı arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz? 

Hayatta dengelememiz gereken çok fazla sorumluğumuz var ve zamanımız da çok sınırlı. Özellikle çalışan ve küçük çocukları olan anneler için durum daha da zor. Çalışan kadınların kariyerlerinin en verimli yılları genelde bu döneme denk geliyor. Büyük basamaklar çıkabilecekleri zamanda ailevi ve iş sorumluklarını kaldıramayıp pes edebiliyorlar. Bu dönemi başarıyla atlatmanın sırrı, çok iyi önceliklendirme yapabilmekten geçiyor. Hayatta çevirebileceğimiz top sayısı sınırlı ve hangi topları düşüreceğimize baştan bizim karar vermemiz gerekiyor. Örneğin ben her hafta seyahat ettiğim bir tempoda sadece iş, çocuklar, uyku ve spora zaman ayırabiliyorum. Bu da aktif bir sosyal hayata izin vermiyor. Arkadaşlarıma yeterince zaman ayıramıyorum. Tatillerimizi genelde yeni yerler keşfetmektense Türkiye’de ailemizin yanında değerlendiriyoruz, çünkü aile bağlarının çocuklarımız için çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Eşimle ortak hobiler geliştirerek zaman geçiriyoruz. Önemli olan konu, bunu bilinçli olarak seçtiğinizde yapamadıklarınız sizi mutsuz etmiyor. Böyle de hayat geçer mi diyebilirsiniz, ama ben bunu bir dönem olarak görüyorum ve biliyorum ki çocuklarım biraz daha büyüdüğünde bu denklem değişecek. 

Ev yönetimi konusunda eşinizle sorumlulukları nasıl paylaşıyorsunuz?

Eşimle bir ekip gibiyiz. Hayatımdaki en büyük rolü bana güç vermek diyebilirim. Sanki ağacın üzerinde büyüdüğü toprak gibi. Evde ben genelde planlamadan sorumluyum. Çocukların haftalık menüleri, oyun grupları, aktiviteleri gibi planları ben yapıyorum. Bunun dışında evin düzeni benim için inanılmaz önemli. Çocukların her hafta okul menülerini tamamlayıcı şekilde kahvaltı ve akşam yemeği menüsü yapıyorum. Çocuklar haftalık menüyü buzdolabında görünce yemek vakti sorun çıkmıyor. Eve meyve ve baldan başka tatlı hiçbir şey girmiyor; meyve suyu, meyve kurusu, her türlü sağlıklı görünen paketli ürün dahil. Her şey taze, şekersiz, tuzsuz pişiyor. Eşim evin finans ve teknik konularıyla ilgileniyor. Örneğin bütün evi otomasyona bağladı. Her ikimiz de mühendis olsak da benim ampul değiştirmek konusunda bile pek becerikli olduğum söylenemez. 

 Çok tatlı iki çocuğunuz var, onlarla iletişiminiz nasıl? 

Çocuklarımla harika bir iletişimimiz var. Hayatta benim için en önemli değerlerden biri açık olmak. Mutluluklar paylaştıkça büyür, üzüntüler paylaştıkça küçülür inancından hareketle aile ve dostlar arasındaki paylaşımın bizi güçlendirdiğine ve hayattaki dayanıklılığımızı artırdığına inanıyorum. O yüzden çocuklarımıza da açık olmayı ve paylaşmayı öğretiyoruz. 

 Nasıl vakit ayırıyorsunuz? Günde ne kadar birlikte zaman geçirebiliyorsunuz? 

Hafta içleri seyahat etmiyorsam mutlaka akşam altı gibi evde oluyorum. Çocuklar yatana kadar hep beraberiz, telefon ve her türlü teknolojiyi çalışma odamda bırakıyorum. Seyahat ediyorsam ki çoğunlukla böyle oluyor, bunu salı-perşembe yapıp cuma günleri evden çalışıyorum. Böylece hem biraz daha dinleniyor hem çocuklarla daha fazla vakit geçirebiliyorum. Hafta sonları ise hep çocuklarla beraberiz. 

 Bir gününüz nasıl geçiyor? Hafta sonlarında genelde neler yapıyorsunuz? 

Sabah ailecek kahvaltı edip çocukları erken saatte okula bıraktıktan sonra okuldan ofise kadar bir saat tempolu yürüyorum. Ekibim için bu saat, ofis saatim. İsteyen herkes önemli, önemsiz her şey için beni arayabilir. Ayrıca bu saatlerde ailemi ve uzun süredir görüşmediğim dostlarımı arıyorum, Audible veya Blinkist üzerinden sesli kitaplarımı veya podcastlerimi dinliyorum. Böylece 9.30 gibi ofise geldiğimde; çocuklarım ve eşimle kaliteli zaman geçirmiş, sporumu yapmış, ekibimle konuşmuş, temiz hava almış, kitap okumuş, ailemle görüşmüş oluyorum. Güne böylesine verimli başlamak beni çok mutlu ediyor. Ofis günlerim inanılmaz yoğun geçiyor. Facebook’ta toplantılar genelde 30 dakika oluyor, bazı toplantılar 15 dakika bile olabiliyor. O yüzden her gün ondan fazla farklı konuda toplantılar yapıyorum. Bazen yemek yemeye bile vakit olmuyor. Akşam çocukları yatırdıktan sonra birkaç saat kadar daha çalışıp gün içinde biriken mesajlara geri dönmeye çalışıyorum. Hafta sonları sabah çocukları spora bırakıp ben de spora gidiyorum. Bunu yıllardır aksatmadım. Sonrasında satranç, piyano, drama gibi aktiviteler arasında servis şoförlüğü yapıyoruz. Öğleden sonra da parklara, müzelere veya arkadaşlarımıza gidiyoruz. Akşam programlarımız ve gece hayatımız yok denecek kadar az. Buna vereceğim enerjiyi verimsiz buluyorum. 

 Sizce başarılı bir iş kadınının çocukları olmak onlara neler katıyor?

İş hayatındaki başarının pes etmemekten, tutkuyla çalışmaktan ve güvenilir bir insan olmaktan geçtiğine inanıyorum. Çocuklarıma da iyi bir örnek olarak bu özellikleri aşılamak en büyük dileğim. Onlara bir rol model olduğuma ve gelecekte hangi alanda başarılı olmak isterlerse istesinler kendilerine güvenen, çok çalışan, başarıları ne getirirse getirsin mütevazı kalabilen ve arkalarından gelen herkese yardım eli uzatabilen bireyler olacaklarına inanıyorum. Anneleri olarak elbette hayat yolculuklarının her alanında onlara mentorluk yapmaya devam edeceğim. 

 Ev, aile, iş üçgeninde kendinize özel zaman ayırmakta zorlanıyor musunuz? 

Kendime çok zaman ayırabildiğimi söylersem doğru olmaz. Bununla da övünmüyorum, yapabilmem lazım. Spor konusunda çok disiplinliyim, yeni şeyler öğrenmek de beni çok motive ediyor. Ama diğer hobilerimi çocuklardan beri hep bir kenara koydum. Örneğin sanat çok tutku duyduğum bir alan, eskiden çok yakın takip ederdim. Aynı zamanda yoga ve dalış öğretirdim, dağcılık yapardım, fotoğraf çekip seyahat günlükleri yazardım. Çocuklar biraz daha büyüdüğünde bunları onlarla beraber yapmayı hayal ediyorum. 

Kendinizi motive etmek, iyileştirmek için neler yaparsınız? 

Hayat yolculuğundaki en önemli amacımızın hep farkındalığımızı artırmak ve aydınlanmak olduğuna inandım. En sevdiğim sanatçılardan biri olan Picasso’nun bir sözü var: “Hayatın anlamı bize verilen hediyemizi bulmak, hayatın amacı ise bunu insanlığa hediye edebilmektir. Kardeşimle beraber yılda bir kez Hindistan’a gidip bir hafta sessizlik içinde meditasyon yapıyoruz. Bu bana her zaman farklı bir perspektif veriyor. Örneğin bir yıl kendi dünyamın tüm evren içinde ne kadar küçük olduğunu anladım, bir yıl kendimi sevmenin önemini anladım, bir başka zaman hayatta yaşadığımız acıların aslında ne kadar büyük ulvi bir amaca hizmet ettiğini anladım. Her gittiğimde bir konuya odaklanıyorum ve büyük bir farkındalıkla geri dönüyorum. Facebook’ta çok kullandığımız bir “Fuel” felsefesi var. Hayattaki ruhsal, zihinsel ve duygusal enerjimiz 2X2 bir matristeki 4 enerji alanında dolaşıyor. Matrisin bir ekseni yüksek ve düşük enerji, bir ekseni pozitif ve negatif enerji. Negatif yüksek enerji alanına hayatta kalma (Survival Zone), negatif düşük enerji alanına tükenme (Burn-out Zone), yüksek pozitif enerji alanına performans (Performance Zone), düşük pozitif enerji alanına da dinlenme (Fuel Zone) deniyor. Eğer hayatı 100 metre engelli değil de bir maraton koşusu gibi görüyorsak ve başarımızı sürdürülebilir kılmak istiyorsak işte hep performans ve dinlenme bölgelerinde hareket etmeliyiz.


İŞ-YAŞAM DENGESİNİ NASIL SAĞLIYOR?

DOĞA TUTKUSU
Yazları yelken yapmak en çok sevdiğimiz şey. Çocuklar bebekliklerinden beri alıştı, minik miçolar oldular artık. Ayrıca ben sıkı bir kite sörf tutkunuyum. Yaz aylarında denizin ve rüzgarın keyfini doyasıya çıkardığım bu spora vakit ayırmak beni çok mutlu ediyor. Ek olarak sanat benim için bir tutku, ne mutlu ki çocuklar da çok seviyor. O yüzden vakit buldukça sergi ve müze geziyoruz.
SAĞLIK FORMÜLÜ Çok fazla seyahat ettiğim, uçaklarda ve havaalanlarında çok vakit geçirdiğim için uzun vadede sağlıklı olmak bazı kurallara sadık kalmaktan geçiyor. Bol bol aralıklı oruç yapıyorum. Hayatımda karbonhidrat ve şeker yok denecek kadar az. Eğer akşam iş yemeğinde fazla yediysem, ertesi sabah mutlaka bol zencefilli limonlu “green juice” ile güne başlıyorum. Genelde kahvaltılarda meyve veya yumurta salata, öğlen ve akşam yemeklerinde beyaz et ve sebze yiyorum.



“KÜLTÜRLERİ TANIMAK EMPATİYİ ARTIYOR”

KEŞFETME 
İş seyahatlerinde fırsat buldukça bulunduğum yeri gezmeye vakit ayırmayı çok seviyorum. Bu yüzden, seyahat programımda, özellikle de o şehre ilk kez gitmişsem muhakkak orayı keşfetmeye ayırdığım birkaç saatlik bir aralık bırakmaya özen gösteriyorum. Eğer o da mümkün olmamışsa en azından yöresel yemekleri tadarak bulunduğum yerin mutfağını keşfetmeye çalışıyorum.
İLHAM Hayatım boyunca hep gelişmekte olan ülkelerde çalıştım, 5 ayrı kıtada 50’den fazla ülkeye gittim. Beni sadece bir ülke çok etkiledi diyemem. Pek çok farklı yer çok farklı yönleriyle beni etkiledi ve ilham verdi. Örneğin İtalya’nin tarihi, Hindistan’ın spiritüelliği ve renkleri, Japonya’nın kültürü ve yemekleri, Afrika’nın doğası, Yunanistan’ın adaları, Latin Amerika’nın müzikleri ve kültürü...



“ÇOCUKLARIM DOĞA SEVGİSİYLE BÜYÜYOR”

ÇEVRE HASSASİYETİ 
Çocuklar kamp yapmayı, tırmanmayı ve kayak yapmayı çok seviyor. Böylece doğa sevgisiyle büyüyorlar ve hem hayvan sevgileri hem çevre bilinçleri gelişiyor. Ailem, kızım Mira’ya “yerli Greta Thunberg” adını taktı çünkü her yaz bizi plastik toplamaya götürüyor, okulda kampanyalar yapıp imza topluyor.
EN GÜZEL ANI Çocuklarım yazları kendileri hazırladıkları limonata ve kekleri plajın yanında açtıkları “dükkan”da satıyor. Bir gün gelip “Biz yeni oyuncak veya kıyafet istemiyoruz, kazandığımız paraları ihtiyacı olan çocuklara vermek istiyoruz” dediler. Gözlerim doldu, eşimle onları engelli çocuklara eğitim verilen bir merkeze götürdük. Arkadaşlarına kendi kazançlarıyla aldıkları hediyeleri verdiler. En güzel aile anımız oldu.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz