Kırılgan 5'li ve orta sınıf

“Türkiye ve Brezilya’daki protesto dalgaları, müreffeh bir orta sınıf milleti olmayı başaramayacaklarının güçlü birer uyarı sinyaliydi.”

6.08.2014 15:33:510
Paylaş Tweet Paylaş
Kırılgan 5'li ve orta sınıf
2013 boyunca Türkiye ve Brezilya’da görülen protesto dalgaları, dünyanın dört bir yanındaki yükselen piyasa ülkelerinin artık çok ciddi sorunlarla yüzleştiklerinin ve maalesef hepsinin sağlam ve müreffeh bir orta sınıf milleti olmayı başaramayacağının güçlü birer uyarı sinyaliydi.

Türkiye, Brezilya, Hindistan, Endonezya ve Güney Afrika’daki hükümetlerin baş ağrısı listelerine artık büyüyen ve giderek daha talepkar olan orta sınıf, yavaşlayan ekonomik büyümeler ve halkların 10 yıldan uzun bir süredir iktidarda olan partilere karşı tahammülsüzlükleri de eklenmiş durumda.

Bu ülkelerin her biri, geçen yıl ulusal para birimleri üzerinde o kadar büyük baskılar hissetti ki bu yüzden kendilerine “kırılgan beşli” lakabı takıldı. Geçen yıl tek bir olumlu haber Meksika’dandı. Meksika’da seçmenler, tescilli bir reformcu olan Enrique Pena Nieto’yu seçti.

Reform sürecindeki oyalanmalar devam ediyor. Ancak bu yılın sonlarına doğru bu ülkenin siyaset arenasını yeniden yapılandıracak, oligarşik ekonomisini açacak ve enerji sektörünü modernleştirecek özlenen atılımların yapıldığını görebileceğiz. Meksika'da tüm bu farkı yaratan işte tek bir seçimdi.

Peki geçen yılın “kırılgan beşlileri” de benzer pozitif sonuçlar üretebilir mi?
Güney Afrika’da seçmenler, daha şimdiden söyleyeceklerini söyledi bile. Kronik işsizliğe ve halkın bürokrasideki yozlaşmayla yetersiz hizmetlere karşı büyümüş öfkesine rağmen Afrika Ulusal Kongresi (ANC) bir başka zafere daha imza attı.

Muhalefet partisi Demokratik Birlik’in ise rekabetçi olabilmek için alacağı daha çok yol var. İşçi sendikalarının paramparçalıkları yüzünden kendi üyelerini koruma kapasitesi de azalıyor. Çünkü ANC yetkilileri, seçimleri kazanmaları durumunda sadece kendilerinin bildiği bir yoldan işsizlik oranını düşürecekleri sözü-nü verdi. Bu bir ümit kaynağı olabilir.

Hindistan’da seçmenler, Kongre Partisi’ne kırmızı kart göstererek daha iş dünyası dostu olan Bharatiya Janata Party’yi (BJP) iktidara getirdi. Ancak piyasalarda yeni liderlerin baştan aşağı bir değişiklik yaratacağı yönündeki iyimser inanca rağmen BJP de muhtemelen eski hükümetin parlamentonun onayını gerektiren her türlü değişiklik atılımını sınırlayan şiddetli politik kutuplaşmayla yüzleşecek.

Önümüzdeki yıllarda ticarette ve yabancı yatırımlarda şeffaflığın artacağını bekleyebiliriz. Ancak Hindistan’ın ekonomik büyümesini, sıçratmak için gerekli istihdam piyasası reformu, Hindistan'ın kronik bir şekilde kaotik olan yasama süreci yüzünden öngörülebilir bir gelecekte yaşam şansı bulamayacak.

Endonezya Demokratik Mücadele Partisi’nin (PDI-P) popüler Jakarta valisi Joko Widodo, gelecek temmuz ayında Endonezya’nın yeni başkanı olacak ve Endonezya siyasetinde müthiş bir değişiklik yaşanacağı ümitleriyle iş başına gelecek.

Ancak eski başkan Megawati Sukarnoputri, bu partiyi ve parlamentodaki oyları kontrol etmeye devam edecek ve uzun vadeli kazançlar uğruna kısa vadeli ekonomik sıkıntılar yaratacak reformlar için dayatılacak baskılara direnmek için iyi bir nedeni var. Bu kadın lider, gelecek yıllarda kendi çocuklarını iktidarda görmek istiyor. Partisinin ve ailesinin popülaritesini korumak için tartışmalı ama gerekli değişiklikler empoze eden bütün çabalara karşı ayak direyecektir.

Türkiye’de ise mart ayında yapılan yerel seçimlerde, iktidar partisinin güçlü bir varlık göstermesi ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den gelen yeni emeklilik açıklaması, hırçın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ağustos ayında bu ülkenin halk tarafından seçilen ilk başkanı olacağını düşündürüyor.

İktidardaki AKP içindeki potansiyel baş rakibi Gül’ün kendi köşesine çekilmesinin ardından Erdoğan, gelecek yıl yapılacak genel seçimlerde başbakan olması için desteklemek amacıyla kendisine sadık bir kul arayacak. Bu yüzden Türk seçmenler, Erdoğan-liderliğinde şiddetlendirilen bir iç kavga ile bekletilen yapısal ekonomik reformları ıskartaya çıkartan ve ülkeyi kutuplaştıran tasfiyeler bekleyebilir.

Brezilya’da son kamuoyu anketlerinin ardından piyasalarda yukarı yönlü hareketlerin başlamasıyla Brezilyalı iş dünyasının da ümit ettiği üzere Dilma Rousseff kaybedecek. Ancak bu kadın politikacı, önünde sonunda eski başkan Luiz Inacio Lula da Sil-vanın desteğini alarak Ekim ayında yapılacak yeniden seçimi kazanacak.

Burada reform olasılıkları artmaya başlayabilir. Gelecek yıl yapılacak çetrefilli elektrik tahsislerinin büyüme üzerinde etkileri olabilir. Ancak Brezilya’nın yeni bir kredi notu düşürümü yaşamaması için Lula’nın etkinliği ve Rousseffin kararlılığı sayesinde daha piyasa-dostu politik bir yaklaşım görülecektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz