Soğuk savaş değil bir kriz

“Batı ile Sovyet çatışması, global politikaları nispeten daha öngörülebilir bir hale getiren uluslararası bir düzenin ortaya çıkmasını sağladı.”

19.07.2014 22:12:450
Paylaş Tweet Paylaş
Soğuk savaş değil bir kriz
Rusya’nın Kırım’ı ilhakı, ABD ve Avrupalılarca uygulanan yaptırımlar ile Ukrayna’da gerginliğin artma potansiyeli günümüzün en önemli olayları. Tüm bunlar göz önüne alındığında, 9/11’den bu yana en önemli jeopolitik gelişmelere şahitlik ettiğimizi anlarız.

Ukrayna’daki gelişmeler, aslında bir taşma noktasını işaret ediyor. Washington ile Moskova arasındaki ilişkiler, zaten yeterince gergindi. Avrupa’nın güvenliği, Rusya’nın istikrarı, AB ile NATO’nun geleceği gerilim yaratan konuların başında geliyor. Global ene' piyasaları açısından önemli gelişmelere sebep olacak şekilde Doğu-Batı çekişmesinin çeşitli biçimlerde yaşanması da artık kaçınılmaz görünüyor.

Ancak her ne kadar gerilimler ortadan kalkmayacak ve hatta muhtemelen daha da kötüleşecekse de bu ne yeni bir soğuk savaş ne de onun habercisi. Böyle olmasının birkaç nedeni var.

Birincisi, Rusya’nın ne güçlü dostlara ne de yenilerini kazanma gücüne sahip olmamasıdır. BM Genel Kurulu Rusya’nın Kırım’ı ilhakının meşruiyetini oyladığında, sadece 10 ülke Rusya’nın yanında yer almıştı. Rusya’nın artık Sovyetler Birliği’nin ideolojik cazibesine sahip olmadığı çok açık.

ÇİN İSTEKSİZ
Bunun yanı sıra Rusya’nın GSYİH’si geçen yıl sadece yüzde 1,3 oranında büyüdü ve onun doğal kaynak ihracatına giderek artan bağımlılığı, bu büyümenin global enerji fiyatlarında pek olası görünmeyen ani bir sıçrama olmaksızın artmayacağı anlamına geliyor.

Geçen yıl Rusya hükümetinin toplam gelirlerinin yaklaşık yarısı, petrol ve doğalgazdan geliyordu. İşleri daha da kötüleştiren ise Rusya ekonomisinin Putin’in gözdesi olan küçük bir elit tabakanın kontrolünde olmasıdır. Rusya’daki hanehalkı zenginliğinin 3’te 1’inden fazlası en zengin 110 insanın elinde.

ABD ve Sovyet silahlarını sınırlandıran karşılıklı imha anlaşmasıyla ilgili aynı kurallara tabi olan nükleer silahlarına rağmen Rusya, artık Sovyetler Birliği’nin askeri gücüne de sahip değil. Bugün Birleşik Devletler, Rusya’nın aktarabileceği miktarın yaklaşık 8 katı kadarını kendi ordusuna harcıyor. Rusya’nın kendi komşularına yaramazlık yaptırmaya yetecek kadar gücü var. Ancak asla soğuk savaş ölçeğinde bir projeyle ortaya çıkamaz.

Ancak Rusya’nın elini kolunu bağlayan en önemli etmen, Çin’in güvenilir bir Batı karşıtı müttefik olma konusundaki isteksizliği. Bu çatışmada taraf tutmaktan Pekin’in kazanabileceği pek fazla bir şey yok.

Her ne kadar Rusya’nın enerji ihracatı ürünlerinden kesinlikle daha fazlasını satın almayı umuyor olsa da Çin’in, Moskova uğruna en büyük ticaret ortaklarını (AB ve ABD) kendine düşman etmesi için ortada hiçbir özendirici neden olduğu söylenemez.

Aslında Ukrayna’da süregelen krizden en fazla (muhtemelen tek) kârlı çıkan ülke, Çin. Avrupa, Rusya’dan aldığı enerjiye olan bağımlılığını azaltmak için para harcadıkça, Çin, fiyatlar üzerinden daha rahat pazarlık yapabileceğini ve aynı zamanda her iki tarafla da olan pragmatik ilişkisini koruyabileceğini gayet iyi biliyor.

Çin ayrıca ABD’nin odağının Doğu Asya yerine Doğu Avrupa’ya yoğunlaşmış olmasından da kazançlı çıkıyor. Zaten kendisi de Tibet ve Sincan gibi huzursuz Çin eyaletlerinde benzer bir bağımsızlık talebiyle kışkırtmalara yol açacak her türlü örnek vakaya şiddetle karşı çıktığından, iş Rusya’nın Ukrayna içinde ayrılıkları kışkırtmasına geldiğinde Çin adımlarını dikkatle atacaktır.

YENİ BİR DÜZEN
Soğuk savaş haricinde Rusya, Batı’nın dış politika planlarını bozmaya da çalışabilir. Rusya Suriye’deki Beşar Esad hükümetini Batı’nın elindeki kimyasal silahları imha veya teslim etmesine yönelik taleplerini görmezden gelmesi için cesaretlendirebilir.

Ancak Esad, daha şimdiden Suriye’deki iç savaştan hayatta kalarak çıkmasına yetecek kadar zemin kazanmış durumda ve bu bölünmüş ülkeyi yeniden bir araya getirebilmek için Rusya’nın yapabileceği pek fazla bir şey yok.

Rusya’nın İran’ın kendi ekonomisini yeniden inşa etmesinin bir aracı olmasını istediği bir anlaşmadan, Tahran’ı geri adım atmaya ikna etmesi hiç de kolay olmayacak ve aslında Rusya da Birleşik Devletler’e kıyasla kendisine çok daha yakın bir bölgede bir Ortadoğu nükleer silahlanma yarışı yaşanmasını istemez. Kısacası, Rusya bölgesel bir güç olarak kalmaya devam edecek.

Ancak bu, her ne kadar yeni bir soğuk savaş olmasa da bütün iyi haberler bundan ibaret değil. Batı ile Sovyet çatışması, global politikaları nispeten daha öngörülebilir bir hale getiren uluslararası bir düzenin ortaya çıkmasını sağladı. 6 yıl içinde gerçekleşen bunca olaydan sonra bir parça öngörülebilirlik ilaç gibi gelebilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz