Turizmde büyüyeceğiz

16.01.2019 11:28:000
Paylaş Tweet Paylaş
Turizmde büyüyeceğiz

TREVOR KURNA/QNET CEO’SU

CEM GEYİK/QNET TÜRKİYE, ORTA ASYA VE RUSYA BÖLGE MÜDÜRÜ

 “TURİZMDE BÜYÜYECEĞİZ”

QNET, dünyanın en büyük doğrudan satış şirketlerinden biri. Asya merkezli şirket, 20 yıl önce doğrudan satışla e-ticareti birleştirerek bir ilke attı. Ürün gamı da rakip şirketlerden farklı… Sağlıktan eve, kişisel bakımdan saate, eğitimden otele birçok kategoride hem tedarikçi hem üretici olarak yer alıyor. Bugün 100’ün üzerinde ülkede 500 bin aktif distribütörüyle yaklaşık 200 milyar dolar ciro yaratıyor.
QNET, 2010 yılından itibaren de Türkiye’de… QNET CEO’su Trevor Kuna, aralarında Rusya, Gürcistan, Ukrayna, Kazakistan gibi ülkelerin yer aldığı 22 ülkenin Türkiye’ye bağlı olduğunu belirtiyor. “Türkiye, bizim için ilk 5 pazardan biri. Özellikle de hızlı büyümesiyle dikkat çekiyor” diyor.
Dünyada doğrudan satış sektöründe faaliyet gösteren şirket sayısı 200, pazarın parasal hacmi de 190 milyar dolar. 170 milyona yakın bağımsız üyenin çalıştığı sektör, her yıl yüzde 6 büyüyor. Dünya Doğrudan Satış Federasyonu’nun verilerine göre sektörün cirosunun yüzde 46’sını Pasifik Asya, yüzde 33’ünü Amerika, yüzde 20’sini Avrupa ve yüzde 1’ini Orta Doğu ile Afrika oluşturuyor. Türkiye’ye baktığımızda ise 70 oyuncunun yer aldığı sektör, yüzde 17’lik büyüme hızına sahip. Kurna, hem lokal üretim hem tüketim potansiyeli ile Türkiye’nin doğrudan satış alanında yüksek bir büyüme gücüne sahip olduğunu söylüyor.
Toplam 130 bin bağımsız üyesi bulunan QNET, Türkiye’de üretim de yapıyor. İlk olarak üretime renkli kozmetikle başlayan şirket, ardından şampuan, ağız bakım ürünleri ve küçük ev aletlerini Türkiye’de üretme kararı aldı. Son olarak Antalya’da 44 odalı butik bir otel yatırımı gerçekleştiren QNET, şimdi İstanbul ve Bodrum’da iki otel almaya hazırlanıyor. QNET Türkiye, Orta Asya ve Rusya Bölge Müdürü Cem Geyik, grubun tüm dünyada çok sayıda otelinin bulunduğunu söylüyor. Bu otellerde daha çok üst segmentte hizmet verdiklerini ifade eden Geyik, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bu yapıyı Türkiye’ye de taşımayı planlıyoruz. Bodrum’da bir tane dört yıldızlı, İstanbul’da ise bir tane beş yıldızlı şehir oteli satın almak için görüşmelere başladık. Türkiye’de de turizm alanında büyüme planlıyoruz.”
YENİ GELİŞMELER
Geçtiğimiz yıl Türkiye’de yüzde 40 oranında büyüyen QNET, bu yıl da yine aynı oranda büyümeyi planlıyor. Şirketin büyümesinde yeni işlerin de itici gücü olacağını belirten Cem Geyik, bu iki yeni işi de şöyle paylaşıyor:

“Bir Türk şirketiyle üretim için anlaştık. Bizim için mutfak ürünleri üretecekler. Türkiye ve Orta Asya’da bu ürünlerimizi satışa sunarak ihracat yapacağız. Ayrıca sadece Amerika’da satış yapan bir zeytinyağı şirketinin Türkiye haklarını satın aldık. Birçok sağlık sorunu için de kullanılabilen gıda takviyesi özelliği taşıyan bu özel Türk zeytinyağını pek çok ülkede katma değerli bir ürün olarak satışa sunacağız.”


EREN GÜNHAN ULUSOY/ULUSOY UN YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“EN BÜYÜK TARIMSAL SANAYİ ŞİRKETİ OLACAĞIZ”

Eren Günhan Ulusoy, iş dünyasının 40 yaş altı başarılı yöneticilerinden biri. 2003 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra Boston College’dan MBA programı için kabul almasına rağmen aile şirketi Samsun merkezli Ulusoy Un’da iş hayatına atılmaya karar verdi. 2019’da 50’nci yılını kutlayacak olan şirkette çeşitli görevlerde yer aldıktan sonra 2007 yılında genel müdürlük koltuğuna oturdu. 2010 yılında CEO’luğa gelen Ulusoy, 2014 yılında şirketin halka arzına öncülük etti. 2015 yılında 34 yaşındayken babasından yönetim kurulu başkanlığını devraldı.
Eren Günhan Ulusoy’un şirkete katılmasıyla birlikte ise Ulusoy Un çok önemli bir büyüme yolculuğuna çıktı. 2007’de 100 milyon TL cirosu olan şirket, bu yılı 2,8 milyar TL ciroyla kapatmaya hazırlanıyor. Son 12 yıldır hep yukarı yönlü bir büyüme sergilediklerini ifade eden Ulusoy, “En düşük yılda yüzde 13 büyüdük. Birleşik büyüme oranımız yüzde 32’lerde” diyor.
Ulusoy Un’u bu ölçeğe getiren birçok hamle var. Bunların başında kurumsallaşma çalışmaları, üretimde katma değerli ürünlere yönelme ve ihracata odaklanmak geliyor. Eren Günhan Ulusoy göreve başladığında sıfır olan ihracat bugün toplam gelirlerin neredeyse yüzde 70’ini oluşturuyor. Katma değerli ürün üretimine ve endüstriyel müşterilere de yönelen şirket, önümüzdeki dönemde büyümesinde hız kesmek niyetinde değil.
2019 yılında 60 milyon TL’lik yatırımla hayata geçen yeni bir fabrikayı devreye alacaklarını belirten Ulusoy, bu tesisle birlikte mevcut üretim kapasitelerinin 2 katına çıkacağını ifade ediyor. Artan kapasiteyle ihracatın yanı sıra iç pazarda da konumlarını daha fazla güçlendireceklerini sözlerine ekliyor.
Ulusoy Un için sürdürülebilir büyüme rakamı yüzde 20. Gelecek 5 yıl boyunca her yıl en az bu oranda büyüme hedefleri olduğunu dile getiren Ulusoy, “Böylelikle 5 yıl içinde bugünkü büyüklüğümüzü 2’ye katlamış oluruz” diyor. “Buğday aşkına” mottosuyla hareket eden Ulusoy Un, önümüzdeki dönemde buğdayla ilgili zincirdeki her yerde var olmayı da hedefliyor. Şu anda lojistik ve depolama işlerinin olduğunu bundan sonra zincirde ileriye ve geriye doğru yani üretime doğru genişlemeyi istediklerini de belirten Eren Günhan Ulusoy, “Bunu da sadece Türkiye bazında değil bölgesel ve global bazda yapmayı hedefliyoruz. 2029’da hedefimiz, Türkiye’nin en büyük tarımsal sanayi şirketi olmak” diye konuşuyor.
3 ÖNEMLİ DERS
Ulusoy, iş hayatında bugüne kadar 3 kritik dersin kendisi için çok önemli olduğunu belirtiyor ve bunları şöyle anlatıyor:

“2008’de kur riskini öğrendik. Lehman Brothers’ın batışıyla dolar kuru 1,2 TL’den 1,6 TL’ye çıktı. Bizim o dönem 30 milyon dolar açık pozisyonumuz vardı. O deneyimin ardından 10 yıldır pozisyonumuzu hedge ediyoruz. 2011’de ihracatımızın yarısını Endonezya’ya yapıyorduk. Ancak o yıl Endonezya anti damping vergisi uyguladı ve bir anda ihracatımız çöktü. Sonra pazar çeşitlemesine gitme kararı aldık. 2016 yılına kadar Türkiye pazarında bir risk görmüyorduk. Fakat darbe girişimiyle iç pazarın bir günde değişmesi üzerine Türkiye’nin de toplam gelirdeki paydan yüzde 50’nin üzerinde pay almaması kararını aldık.”

BURAK ÖVÜNÇ/FLO MAĞAZACILIK CEO’SU

“URFA’YI AYAKKABI MERKEZİ YAPACAĞIZ”

Flo Mağazacılık, Türkiye’nin en büyük ayakkabı perakende markası. 68 yaşındaki şirket, 15 ülkede toplam 557 mağazayla faaliyet gösteriyor. 9 bin 700 kişiye istihdam yaratıyor. Bu yılı 3,5 milyar TL ciro ile kapatmaya hazırlanan Flo, gelecek yıl da yüzde 30 büyümeyle cirosunu 4,5 milyar TL’ye çıkarmak hedefinde.
Bunu da hem yurt dışında hem yurt içinde büyüyerek ve üretimdeki gücünü pekiştirerek gerçekleştirmek niyetinde. 2018’de toplam 82 yeni mağazayı bünyesine katan Flo, gelecek yıl da 75 yeni mağaza daha açmayı planlıyor.
Satışlarının yüzde 92’sini Türkiye’de üreten şirket, Şanlıurfa’da ikinci fabrikasını hayata geçiriyor. Flo Mağazacılık Urfa’daki ilk fabrikasını 4 yıl önce açmıştı. Halihazırda 900 kişinin istihdam edildiği bu fabrikayla birlikte ilin ayakkabı yapımında uzmanlaşmaya başladığını ifade eden Flo Mağazacılık CEO’su Burak Övünç, şimdilerde bölgede 13 ayakkabı fabrikasının daha kurulmasının hedeflendiğini, kümelenme yöntemiyle Şanlıurfa’nın Türkiye’deki tüm ayakkabı üreticileri için merkez haline gelmesi için çalıştıklarını dile getiriyor. Övünç, “Yeni fabrikamız üretime başladığında fabrikalardaki toplam istihdamımız da 1.500 kişiye çıkacak” diyor.
Flo üretimin yanında yurt dışına yönelik de yoğun bir ajandaya sahip. Yurt dışında 14 ülkede, 80 mağaza ile 292 milyon TL’lik ciroya ulaşan şirketin yol haritasında 2023’te 47 ülkede, 300 mağazada yer almak var. 2018’de 50 milyon dolar olan ihracatlarını 2023’te 300 milyon dolara çıkaracaklarını söyleyen Burak Övünç, bunu nasıl yapacaklarını da şöyle anlatıyor: “Bir yandan açtığımız yurt dışı mağazalarla dağıtım kanallarımızı genişletirken bir yandan da kendi markalarımız ve bünyemize kattığımız yeni markalarla yurt dışında büyümeyi sürdürüyoruz. İtalya’nın en çok satan ilk 3 ayakkabı markası arasında yer alan Lumberjack, 2018 yılında uluslararası pazarda yüzde 40 büyüme sağladı. Lumberjack markamızı Rusya, Orta Doğu ve diğer Avrupa pazarlarına da açmaya hazırlanıyor, ülkemizin ayakkabı ihracatına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bununla birlikte başta Rusya olmak üzere yakın coğrafyadaki ülkelerde ve Afrika’da yeni mağazalar da açmayı planlıyoruz.”
GLOBAL HEDEF
Ayakkabı sektörü bir süredir sıkıntılı bir dönem yaşıyor. Ancak sektörün dünya ligindeki konumuna baktığımızda oldukça önemli bir yeri olduğu da dikkat çekiyor. Bugün Türkiye 400 milyon çift ayakkabı üretimiyle dünyada 7’nci büyük üretici. Üretilen iki çift ayakkabıdan birini de ihraç ettiğimizi belirten Burak Övünç, ihracatta da ilk 5 ülke arasında yer aldığımızı söylüyor. Üretimde gerçekleştirecekleri atılımla niyetlerinin global arenada da güçlü bir oyuncu olmak olduğunu dile getiren Övünç, “2023’te Türkiye’den çıkacak 10 global markadan biri olmak istiyoruz” diyor.


FİLİZ YAVUZ DİREN/PHILIP MORRIS SABANCI GENEL MÜDÜRÜ 

“BÜYÜK BİR DİJİTAL DÖNÜŞÜME İMZA ATIYORUZ”

Filiz Yavuz Diren, Philip Morris Sabancı’da geçtiğimiz aylarda genel müdürlük koltuğuna oturdu. Böylelikle şirketin Türkiye’deki ilk kadın genel müdürü, dünyada da şirketin sayılı kadın yöneticilerinden biri oldu. Aslında Diren’in şirkette 20 yıla yakın bir geçmişi var. İTÜ Endüstri Mühendisliği eğitiminin ardından ABD’de finans ve yönetim alanlarında MBA yaptıktan sonra kariyerine Philip Morris Sabancı’da finans departmanında başladı. Finansın sonrasında iş geliştirme ve planlama, kurumsal ilişkiler ve satış departmanlarında kritik görevler üstlendi. Hayata geçirdiği birçok başarılı proje de ona genel müdürlük yolunu açtı. Tüm bu projeler arasında geleneksel bayi kanalı için geliştirdiği yeni dijital iş modelinin kendisini en çok heyecanlandıran projelerden biri olduğunu belirten Filiz Yavuz Diren, bu projeye ilişkin şu bilgiyi veriyor:

“Geleneksel bayi kanalının tümüyle dijitalleştirilmesi ve dijital okur-yazarlığı artırma projemiz, bağlı bulunduğumuz Philip Morris International (PMI) bünyesinde de örnek teşkil etti. Bugün Türkiye çapında binlerce esnafımız; siparişlerini, stok yönetimlerini ve dolayısıyla sermayelerini mobil cihazlar ve bilgisayardan erişebildikleri e-sipariş uygulamasıyla daha verimli, hızlı ve etkin şekilde yönetebiliyor.”

Dünya genelinde 180’den fazla ülkede 46 üretim tesisi ve 81 bin çalışanıyla faaliyet gösteren Philip Morris, Türkiye’de de 1992 yılında Sabancı Holding ortaklığında Philip Morris Sabancı olarak çalışmalarını yürütüyor. Toplam 6 bin kişiyi istihdam eden şirketin Türkiye’deki toplam yatırım miktarı 2017 yıl sonu itibariyle 1 milyar doları aşmış durumda. Sadece son 3 yılda 250 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını ifade eden Diren, “İzmir Torbalı’daki fabrikamız Philsa, Philip Morris şirketleri içindeki en büyük üretim tesisi olma özelliğine sahip. 2017 yılında gerçekleştirdiği 220 milyon dolar ihracatla sektöründe Ege Bölgesi’nin lideri olma başarısını gösteren Philsa’dan halihazırda Orta Doğu’dan Afrika’ya 20’nin üzerinde ülkeye ihracat yapılıyor” diyor.

Genel müdürlük pozisyonunda Diren’in yine en önemli hedefi dijital dönüşüm projelerine yenilerini ekleyip yatırımlara devam etmek. 1 milyar dolardan fazla yatırım ve önemli seviyede ihracat yapan bir şirketin genel müdürü olarak, yatırımlara hız kesmeden devam etmek istediğinin altını çizen Diren, Philip Morris Sabancı’yı geleceğe taşırken dijital dönüşüm ve çalışana yatırımı ajandasının ilk sırasına koymaya devam edeceğini açıklıyor. “Büyük bir dijital dönüşüme imza atıyoruz. Dünyadaki teknolojik gelişimi ve dönüşümü yakından takip ederek, Türkiye’deki faaliyetlerimize bu dönüşüme önderlik eden şirketlerinden biri olarak devam etmeyi ilke edindik. Bu ilkeyle tüm iş yapış süreçlerimizi yeni teknolojilerin getirdiği imkanlar doğrultusunda yeniden şekillendiriyoruz” diye konuşuyor.

“HAYALİM YAZAR OLMAKTI”

Filiz Yavuz Diren, üç çocuk annesi. İş dışında kalan vaktinin çoğunu ailesiyle geçiriyor. Ailece gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seviyor. “Filiz olarak ise yapmayı en çok sevdiğim şey yazmak. Çocukluk hayalim yazar olmaktı. Gittiğim yerlerden aklımda kalanları yazmak ve zaman içerisinde görüş ve gözlemlerimdeki değişimi tekrar okumak ilginç oluyor” diyor.

AHMET EKE/AYTEMİZ GENEL MÜDÜRÜ

AYTEMİZ’İN BÜYÜK HEDEFİ

  • Aytemiz, İsmail Aytemiz tarafından 2010 yılında kuruldu. Doğan Grubu’nun 2015 yılında şirketin yüzde 50 hissesini almasıyla birlikte de ortaklık yapısı değişti, hızlı büyüme dönemi başladı. Satın alma işleminin yapıldığı yıl 310 bayisi 11 ikmal noktası ve 4 depolama tesis kapasitesi olan Aytemiz’in bugün itibariyle 76 ilde 600’ü aşkın sözleşmeli bayisi, Türkiye’nin tüm bölgelerinde 10 ikmal noktası ve 220 bin metreküp depolama kapasiteli depolama ve dolum terminalleri bulunuyor.
    Aytemiz Genel Müdürü Ahmet Eke, 800 kişilik bir ekiple LPG ve akaryakıt piyasasında son 7 yıldır organik ve düzenli olarak büyüdüklerini belirtiyor. “Kurulan bu ortaklıkla daha güçlü bir konuma geldik. Bugün istasyonlarımızı günde 250 binin üzerinde araç ve 350 binin üzerinde tüketici ziyaret ediyor” diyor.
    Geçtiğimiz yıl yüzde 27’lik büyüme kaydeden Aytemiz, bu yılı yüzde 30 büyümeyle kapatmaya hazırlanıyor. Pazar paylarında oto gazda yüzde 5’i geçtiklerini, beyaz ürünlerde yıl sonu itibariyle pompadaki bayi satışlarında yüzde 5’i geçmiş olacaklarını açıklayan Eke, sözlerine şöyle devam ediyor:
  • “Sektörümüzde toplam 96 dağıtıcı şirket mevcut. Pazar payı olarak her geçen yıl üzerine koyarak ilerliyoruz. 2017’de bir önceki yıla göre yüzde 15,7, bu yılın ilk 7 ayında ise 2017 yılına göre pazar payımızın yüzde 8,6 oranında büyüdüğünü görüyoruz. Bu verilerin ışığında, yoğun rekabetin olduğu sektörümüzde kısa vadede hedeflediğimiz noktaya ulaşacağımızı düşünüyorum. Yılı 8,5 milyar TL civarında ciroyla kapatmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla Aytemiz, Capital500 listesinde bu yıl 10 basamak daha tırmanacak. Üç yıl sonra yani 2021 yılında ilk 15’in içinde olmayı arzu ediyoruz.”
    Ağırlıklı Marmara Bölgesi’nde büyüyen Aytemiz, büyürken istasyonların lokasyonları, satışları ve verimlilikleriyle değer katan istasyonlardan oluşmasına odaklanıyor.

2017 yılında başlayan, 2018’de hızlanan ve 2019’da devam edecek operasyonel iyileştirmelerine ek olarak tüketici memnuniyetini daha da artırmaya yönelik projeler üretmeye çalıştıklarını anlatan Eke, “Rekabeti yoğun bir sektördeyiz. Amacımız kaliteli ürünlerimizin yanı sıra hizmette de farklılaşmak” diyor.
“TENİS OYNUYORUM”
Ahmet Eke, son 8 yıldır Aytemiz’de genel müdür olarak çalışıyor. İşi gereği finans sektörünü ve gündemi yakından ve ilgiyle takip ediyor. İş dışı en büyük ilgi alanı ise gurme seyahatler. “Her ne kadar yemeğe çok düşkün olmasam da yurt çapında yöresel lezzetlerin keşfi ve tadımı için son 7 yıldır, her defasında farklı bölgeler olmak üzere ‘gurme’ seyahatler yapıyorum” diyor. Aktif olarak tenis oynayan Eke aynı zamanda büyük bir Fenerbahçe tutkunu. Her fırsatta takımının yanında olmaya çalıştığını söylüyor.


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz