Godıva’da Yönetim Kurulu Nasıl Çalışıyor?

Rose Marie Bravo, Burberry’nin efsane CEO’su. Defalarca dünyanın en güçlü iş kadınları arasında gösterildi. Bravo, şimdi lüks çikolata markası Godiva’nın yönetim kurulunda bağımsız üye. Godiva’yı ç...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Godıva’da Yönetim Kurulu Nasıl Çalışıyor?

Rose Marie Bravo, Burberry’nin efsane CEO’su. Defalarca dünyanın en güçlü iş kadınları arasında gösterildi. Bravo, şimdi lüks çikolata markası Godiva’nın yönetim kurulunda bağımsız üye. Godiva’yı çikolata dünyasının en prestijli markası olarak görüyor. Bravo, Godiva yönetim kurulunun üyelerinin çeşitliliği ve bağımsız işleyişi ile başarı yakaladığını düşünüyor. Zaten Bravo’ya göre, “Yönetim kurulları içinde ne kadar çok çeşitlilik barındırırsa, şirket yönetimlerine o kadar yardımcı olabiliyor.”  

hedRose Marie Bravo, Amerika’da adı lüks markalarla özdeşleşmiş bir yönetici. Öyle ki, Burberry’nin CEO’luğunu üstlendiği yıllarda markanın satışlarını ikiye, kârını ise üçe katlamayı başarmış. Bravo, bugün de Tiffany&Company ve Estee Lauder lüks markalarının  yönetim kurullarında yer alıyor.

2008 yılının Kasım ayından bu yana dünyanın en çok tanınan lüks çikolata markalarından Godiva’nın da yönetim kurulunda bağımsız üye olarak görev yapıyor. 2008 yılında Ülker’in satın aldığı Godiva, hem ünlü bağımsız üyeleriyle başarılı yürüyen yönetim kurulu hem de Campbell’ın yönetiminde bir iştirak iken bağımsız bir şirket haline gelişiyle dünyada dikkatleri üzerinde topluyor.

Gerçekten de Godiva yönetim kurulu, hem alanlarında uluslararası başarılara imza atan Rose Marie Bravo, Reebok International, Esprit ve Tommy Hilfiger markalarında üst düzey görevler yapan Jay Margolis ve 2002’den bu yana The Body Shop`un Yönetim Kurulu Başkanı Peter Saunders gibi isimleri bağımsız üye olarak bünyesine dahil etmesi, hem toplantıları Yönetim Kurulu dışında bir üye tarafından yönetilmesi, hem de şirketin krizde yakaladığı büyüme nedeniyle fark yaratıyor. Rose Marie Bravo da, içinde yer aldığı Godiva yönetim kurulunun pek çok yönden artılarını sıralıyor.

Öncelikle Bravo’ya göre başarılı yönetim kurullarının sırrı, üyelerinde çeşitliliği yakalamalarında yatıyor. “Global bir şirketin yönetim kurulunu oluşturan üyeler tabii ki uluslararası tecrübeye sahip olmalı ama avukat, ekonomi profesörü,  pazarlama kökenli yönetici, bankacı gibi farklı mesleklerden kişilerden oluşmalı. Bence yönetim kurulları ne kadar çeşitliliği içinde barındırırsa, bugünkü yönetimlere o kadar daha yardımcı olabilir” diye konuşuyor. Bravo, Godiva’nın da bu noktada başarılı olduğuna inanıyor ve ekliyor: “Yönetim Kurulu Başkanımız Murat Ülker, kurulda çeşitlilik yaratmada iyi bir iş çıkarıyor. Farklı tecrübelere sahip, Amerika, Avrupa ve Ortadoğu kökenli üyeler kurulda bir araya gelmiş durumda. Ambalaj sektöründen, perakende sektöründen, lüks markalara kadar farklı alanlarda farklı tecrübelere sahip üyeler bulunuyor. Bence bu çeşitliliğe sahip olmak, farklı kültürlerden üyelerle çalışmak şirket yönetimi için harika…”

Godiva Yönetim Kurulu bağımsız üyelerinden Rose Marie Bravo, Godiva yönetim kurulunun işleyişini, başarılı ve verimli yönetim toplantılarının sırlarını Capital’e anlattı: 

* Krizde Yönetim Kurullarının Şirket Yönetimlerinde Etkilerini Artırdığını Gördük. Sizce Bugün Şirketler Başarılarını Kime Borçlu? CEO’lara mı Yoksa Yönetim Kurullarına mı?
Yönetim, kriz dönemlerinde daha çok uygulayan konumunda. Yönetim kurulları ise yönetimin istikrarını sağlayan, hissedarların menfaatlerini koruyan bir role sahip.

Bence kriz dönemlerinde şirket yönetimlerinin önemi artıyor. Yönetimlerin yeni ekonomik ortamı görerek daha farklı yeni stratejiler geliştirmeleri gerekiyor. Tabii ki yönetim kurulu yönetime yardım etmek, doğru aksiyonları alması için tavsiye vermek ve risk almak için orada olacaktır.

* Yönetim Kurulunun İşleyişinde Yapılan Ortak Hatalar Neler Sizce? Daha Çok Hangi Alanlarda Hata Yapılıyor? Çözümü Nedir?
Çoğunlukla benim gördüğüm ortak hata, yönetim kurulunun tavsiye verme görevleri ile kriz zamanlarında mikro anlamda yönetim yapma zorlukları arasında doğru dengeyi kuramamaları oluyor. Kriz dönemlerinde yönetim kurulu işin çok içinde olabiliyor, detaylara çok fazla eğilebiliyor. Ama bence bu yönetim kurulu üyelerinin işi değil ve yönetim ya da finans ile ilgili konulara bu kadar dahil olmamak gerekiyor.

En önemli nokta, bu işlere çok dahil olma ile işin önemli konularında müdahale etme arasındaki dengenin iyi kurulması, işte bu dengeye dikkat edilmeli…

* Eski Bir CEO Ve Bugün Yönetim Kurulu Üyesi Olarak CEO İle Yönetim Kurulu Arısındaki İlişkiyi Gayet İyi Biliyorsunuz. Sizce CEO İle Yönetim Kurulunun İdeal İlişki Modeli Nasıl Olur?
Bence bu ilişkide en önemli nokta, iki tarafın birbirine tamamen şeffaf davranmaları ve karşılıklı olarak ajandalarını iyi biliyor olmalarıdır… Sonuçta iki taraf da her zaman dürüst ve ahlaklı bir ilişki içinde çalışmak ister. CEO, iş ile ilgili her türlü fikri, bilgiyi, yönetim kurulundan negatif bir geri dönüş almayacağını bilerek sonuna kadar paylaşmak ister. Yönetim kurulunun açık ve işbirlikçi bir ruhta olması, yönetime şeffaf davranması bu ilişkideki en önemli adım.

* Peki Godiva Yönetim Kurulunda Sizin Şirket Yönetimiyle İlişkiniz Nasıl? Örneğin, CEO Dışında Farklı Yöneticilerle De Görüşüyor Musunuz?        
Evet, bu çok önemli… Bazı yönetim kurulları, belli konularda tecrübe sahibi direktörlerle daha yakın çalışmayı cesaretlendiriyor. Örneğin, yönetim kurulu üyesi bir avukatsanız ve hukuki bir konu varsa, siz bu konuyla ilgili direktörle daha yakından çalışır ve kurulu bilgilendirebilirsiniz. CEO’nun aracılığıyla olması şartıyla, tüm yönetim kademeleri ve diğer üst düzey yöneticilerle de direkt çalışılması bence çok önemli.

Benim gördüğüm pek çok örnekte de CEO, yönetim kurulu üyelerini tecrübe sahibi oldukları konularda ilgili direktörlerle çalışmaya teşvik ediyor,  bu şekilde yönetim kurulu da daha bilgi sahibi oluyor, işlere daha dahil oluyor. 

* Sizce Yönetim Kurulu Üyeleri Ne Kadar Süreyle Görevde Kalmalı?
Bazı özel ve kişisel durumlarda yönetim kurulu üyelerinin, bu görevi yapabildikleri süre kurulda kalmaları gerektiğine inanıyorum. “Kesin şu kadar zamanda bir değişmeli” tarzında bir düşüncem yok.

Çok değerli olan bir yönetim kurulu üyeniz varsa, şirkete kişisel olarak ciddi katkıda bulunuyorsa, kalmasını, görevine devam etmesini istemek gerekiyor. Ben bunu için kesin bir kural, zaman olması gerektiğini düşünmüyorum.

* Peki Yönetim Kurulunu Oluştururken İdeal Üye Seçimi Nasıl Olmalı?
Bence başarılı yönetim kurullarının sırrı, üyelerindeki çeşitlilikte… Çeşitlilikten kastım, her yönden farklı kişilerden oluşmasıdır… Kurul farklı sektörlerden, farklı tecrübe alanlarına sahip üyelerden oluşmalı.

Global bir şirketin yönetim kurulunu oluşturan üyelerin, tabii ki uluslararası tecrübeye sahip olması gerekiyor. Ama aynı zamanda farklı mesleklerden kişilerden de oluşmalı; örneğin bir avukat, bir ekonomi profesörü,  pazarlama kökenli yönetici, bankacı gibi farklı mesleklerden kişiler kurulda bulunmalı. Hukuki bir konuda avukat üye ya da makroekonomi konularında ekonomi profesörü üye yönetim kurulu daha iyi bilgilendirebilir.

Aynı şekilde özellikle halka açık bir şirkette, bankacılık tecrübesi, anlayışı olan üyeler kurula çok yardımcı olur. Eskiden CEO olan ya da halen bu görevini sürdüren kişilerin de üye olarak alınması olumlu. Bu kişiler yönetim stratejilerini belirleme, yeni stratejiler oluşturmada çok etkili olur.

Ben yönetim kurullarında bu üye çeşitliliğinin iyi yapılması gerektiğine inanıyorum. Tabii erkek-kadın dengesini de gözetilerek, farklı tecrübelere sahip uluslararası isimler bir araya toplanmaya çalışılmalı. Yönetim kurulları içinde ne kadar çok çeşitliliği barındırırsa, bugünkü yönetimlere o kadar daha yardımcı ve başarılı olabiliyor. 

* Godiva Yönetim Kurulunda Da Bahsettiğiniz Bu Çeşitliliği Görüyoruz. Üye Çeşitliliği Godiva’nın Yönetim Kurulunu Nasıl Etkiliyor?  
Bence, etkisi çok iyi… Yönetim Kurulu Başkanımız Murat Ülker, kurulda çeşitlilik yaratmada iyi bir iş çıkarıyor. Farklı tecrübelere sahip, Amerika, Avrupa ve Ortadoğu kökenli üyeler kurulda bir araya gelmiş durumda. Türkiye’den isimler de, Avrupa ve Asya kıtalarının kültürünü ve yönetim tecrübesini aldığı için çok değerli.

Godiva yönetim kurulunda ambalaj sektöründen, perakende sektöründen, lüks markalara kadar farklı alanlarda farklı tecrübelere sahip üyeler bulunuyor. Bence bu çeşitliliğe sahip olmak, farklı kültürlerden üyelerle çalışmak şirket yönetimi için harika…

* Peki Tüm Bu Sistemlere Ek Olarak Yönetim Kurullarının Verimli Çalışması İçin Neler Yapılabilir? Godiva’da Etkin Toplantılar Gerçekleştirmek Adına Neler Yapıyorsunuz?
Açıkçası, benim için en önemli faktör, yönetim kurulu toplantısı öncesi bize, yani üyelere ele alınacak konular ile ilgili bilgilerin mümkün olduğunca önceden ulaştırılmış olmasıdır. Böylece bu bilgileri, konuları iyice okuma, inceleme, üzerinde düşünme fırsatı oluyor. Bunu Godiva yönetim kurulunda gayet iyi şekilde yapıyoruz.

Bir de Godiva’nın da yaptığı gibi, bağımsız üyeler, yönetim olmadan, “executive sessions” diyebileceğimiz özel toplantılarda bir araya geliyor. Bu Amerika’da yönetim kurulu için oldukça iyi bir uygulama ve bence çok faydalı. Kuruldaki bağımsız üyeler vurgulamak istedikleri bir konu varsa ya da yönetim olmadan bir şeyler söylemek istiyorlarsa yönetim kurulu öncesi böyle bir şansları oluyor. Bu tüm üyelerin dinlendiğini, önem verildiğini göstermek açısından çok olumlu.

* 2008 Yılı Verilerine Göre Krize Rağmen Godiva’nın Cirosal Büyümesi Devam Etti. Bu Büyümede Yönetim Kurulu Olarak Aldığınız Hangi Kararlar Etkili Oldu?    
Bugün şirketlerin büyümesinde en önemli noktalardan biri inovasyon. Tüm dünyada tüketiciler, daha çok talepkar, daha zorlular. Bugün tüm şirketler mevcut müşterilerini nasıl elde tutarlar ve yenilerini nasıl kazanırlar diye düşünüyor. İşte Godiva’nın bu alanda yaptığı en iyi hamle, inovasyon oldu.

Marka, çikolatada son nokta olmak, çikolata ile yapılabilecek her şeyi yapmayı hedefliyor. O nedenle de dondurmalı truffle’lardan farklı ambalaj fikirlerine, cup cake’lerden browni’lere kadar yeni ürünlerle farklı inovasyonlar yapıldı. Genel fikir, ‘Godiva’yı günlük hayatın içine nasıl daha fazla sokarız’dı ve bence bu strateji işe yaradı.

* Siz Godiva Markasını 5 Yıl Sonrasında Nasıl Konumluyorsunuz?
Godiva’nın en temel isteği, dünyada çikolata alanında en prestijli marka olmak. Beş yıl sonra çikolata dediğimizde aklımıza Godiva gelecek. “Golden moments” yeni reklam kampanyasına da bakınca, Godiva’nın dünyada çikolata ile ilgili isteği ne olursa olsun her müşteriye ulaşmada en yüksek potansiyele sahip markalardan olduğunu anlıyorsunuz. Yapılan inovasyonların yanında, tüketiciyi yakalamada ve yaygınlıkta Godiva’nın potansiyeli yüksek.

“Ajandada Godıva’yı Daha Global Bir Şirket Haline Getirmek Var”

* Godiva Yönetim Kurulunun Ajandasında Bugünlerde Neler Var?
Açıkçası Godiva ile ilgili çok gizli olacak bilgileri veremiyorum. Ama Godiva’yı nasıl daha global bir şirket yapabiliriz üzerinde çalışıyoruz. Godiva’yı, daha uluslararası bir marka haline getirmek hem sahiplerinin hem yönetim kurulunun hem yönetimin öncelikli hedeflerinden…

* Godiva, Satın Alma Öncesi Campbell’ın İştiraki Gibiydi, Ancak Bugün Kendi Başına Ayakta Duran Bir Şirket Haline Geldi. Bu Başarıyı Nasıl Yakaladınız?
Bence burada başarı, Ülker Grubu ve şirket yönetimine ait. Şirketin alımında Ülker Grubu, Godiva’nın kendi ayakları üzerinde duran ayrı bir şirket olarak konumlanmasına hızla karar verdi. Zaten Campbell’den ayrılırken Godiva’nın kendi bağımsız insan kaynakları, IT departmanı yoktu. Kısa zamanda, Godiva bu departmanları kendi bünyesinde kurdu. Burada Ülker ekibi, zorlu bir iş yaparak, şirketin yönetimi ile birlikte tamamen kendi içinde işleyen bir şirket yapısı oluşturdu.  Ülker ve şirket yönetimi neredeyse yeni bir şirket yarattı. Bu da yönetim kurulundan çok yönetimin yakaladığı bir başarı.

Godıva’nın Yönetim Kurulu’nu Başkan Değil, Leaddırector Yönetiyor

* Godiva Yönetim Kurulu’nda Başkanın Dışında Toplantıları İdare Eden Bir Kurul Üyesi Bulunuyor. “Lead Director” Sisteminin Kurula Kattığı Artılar Neler?
Benim içinde olduğum en iyi kurullar, yönetim kurulu başkanın ötesinde bir kurul üyesinin toplantıları idare ettiği kurullar oldu. Çünkü zaman yönetimi, kurulun işleyişini belirleme, toplantı ajandasının organizasyonu, toplantı akışını idare etme, her konuya eşit ve gereken zamanın ayrılmasını sağlamak çok önemli bir rol.

Bugün sınırlı zaman içinde, birkaç saatlik bir yönetim kurulu toplantısında pek çok konuyu konuşmak zorundasınız. Lead director, öncelikle her toplantıda tüm üyelerin hazır bulunacağından emin olur ve toplantı sıklıklarını belirler. Toplantıda gerekli materyallerin, bilgi dosyalarının hazır olmasını sağlar. Ayrıca zaman yönetiminde de çok etkilidir, örneğin kurulda fazla konuşkan bir üye vardır, lead director herkesin eşit konuşmasını ve fikrini rahatça ifade etmesini sağlar. Gerçekten de yönetim kurulu toplantılarının başkanının, patron ve ya hissedar olmaması çok iyi. Çünkü aksi halde toplantının ajandası şaşabilir, mesela Yönetim Kurulu Başkanı özellikle konuşmak istediği konulara daha çok zaman verebilir.

“Lüks Bir Marka İçin Fiyat/Eder İlişkisi De Önemli”

Lüks Markanın Olmazsa Olmazları
Pazarda lüks bir marka yaratmak için öncelikle çok güçlü, Tiffany, Burberry gibi hemen akıllarda kalite ile bağdaşan bir markanız olmalı. Ardından bu var olan algıyı daha da vurgulayarak lüksün pazarlamasının yapılması lazım. Müşterinin bu lüks markada yakaladığı deneyim, markanın yüksek kalitesi ile de örtüşmeli. Ayrıca kalitenin yanında fiyat/eder ilişkisi de çok önemli. Tüm bu özellikler lüks marka olmanın püf noktaları… Nasıl lüks bir otele gittiğinizde sizi nasıl karşıladıkları, istediklerinizi nasıl sundukları, hizmet kaliteleri önemliyse, lüks bir markanın müşteriyle her temasında da detaylar önem kazanıyor. Lüks bir markadır dememiz için müşteriye yaklaşımda 360 dereceli bir strateji kurulmalı…

Krizde Fiyat Politikaları Değişti
Bence genelde lüks sektörü ve markaları, bu geçtiğimiz zorlu 18 ayı çok iyi atlattı. Bazı markalar fiyat politikalarında değişiklik yaptı. Fiyatlarını ucuzlatmadılar ki zaten bu hiçbir zaman işe yaramaz ama müşterilerine farklı kampanyalar, öneriler getirdiler. Örneğin yüzde yüz kaşmir satan bir marka, yüzde 80 kaşmir yüzde 20 yün kazaklar üretti. Bunun gibi çözümler bulundu. Krizde en önemli değişiklik fiyat politikaları anlamında oldu. Bence kriz öncesinde insanlar “en pahalı en iyisidir” diye düşünüyorlardı. Ama krizden sonra lüks markalar da fiyatlarımız daha nereye kadar yükselebilir diye düşündüler ve daha uygun fiyatlı ürünler sunmaya başladılar.

Elçin Cirik
ecirik@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz