"Holdinglerin Dev Kaleleri"

Her şirketin farklı bir kimliği, misyonu ve iletmek istediği mesajları var. Kurumsal kimliği oluştururken yararlanılan şirket binaları da bu mesajları iletmede etkili olarak kullanılıyor. Mesajlar ...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Holdinglerin Dev Kaleleri

Her şirketin farklı bir kimliği, misyonu ve iletmek istediği mesajları var. Kurumsal kimliği oluştururken yararlanılan şirket binaları da bu mesajları iletmede etkili olarak kullanılıyor. Mesajlar güç ve büyüklük etrafında dolaştıkça, bulutlar arasından plazalar yükseliyor. Borusan Holding’in tarihi Perili Köşk’e geçmesinin de, Sabancı Holding’in şehrin merkezine ikiz kulelerini dikmesinin de bir nedeni var. Türkiye’nin en büyük holdinglerinin binaları onların aynı zamanda kaleleri… İşte bu yüzden bazı binalar yüksekliği ile en güçlü olduklarını vurgularken, bir kısmı da moderniteyi sembolize eden renkleri kullanmayı tercih ediyor.

“Bahçenin yamacına yaklaştığınızda, yapının kat kat yükseldiğini görüyorsunuz... Dev bitki yığınları, büyük ve kalın ağaçlar öylesine cazibeli ki, bakanları büyülüyor. Nehirden gelen bol suyu aletler yükseltiyor ve dışarıdan bunları göremiyorsunuz.” Tarihçi Diodorus Siculus’u ve diğer Yunan ozanlarını böylesine etkileyen, Babil’in Asma Bahçeleri’ydi. Çeşitli efsanelere göre Babil Kralı Hammurabi ünlü kulesini ve asma bahçelerini Tanrı’ya en yakın olmak, en güçlü hatta Tanrı gücünde olmak için ya da karısını kıskandığı ve onu herkesten gizlemek için yaptırmıştı.

hed

Strabo ve Bizanslı Philo ise bu güç ve ihtişam gösterisini şöyle tasvir ediyordu: “Alttan başlayan merdivenler dönerek yükseliyor ve en üst terasa kadar ulaşıyordu. Asma Bahçeleri, en alttan itibaren bitkilerle doluydu. Dev ağaçlar topraktan en üst kata kadar ulaşıyordu. Tüm yapı, taş sütunlarla destekliydi, su akımı eğimli kanallar aracılığıyla sağlanıyordu ve bir sistemle sular yukarı çıkıp yine aşağıya akarken, tüm bitkileri suluyordu. Yapılanlar tam olarak bir krallık lüksünü yansıtıyordu.”

Tarih boyunca yaşam alanları, orada yaşayanların güç gösterisinin sembolü oldu. Yaşanılan mekan ne kadar ihtişamlı, geniş alana yayılmış ve yüksek olursa oranın sahibi en güçlü, en saygın, en başarılı, çalışanları ise en prestijli çalışanlar sayıldı. Hatta dünyanın en yüksek kulelerinin teröre hedef seçilmesinin de belki de asıl amacı buydu: “Otoriteyi kalesinden vurmak.”

Bildiğimiz tarihin her döneminde güç-mekan ilişkisi kendini tekrarlayarak bugünlere geldi. New York ve Manhattan’ın ikonlaşan plazaları serbest piyasa ekonomisine geçişin ardından Türkiye’de de kendini göstermeye başladı. Sabancı’nın ikiz kuleleri, İş Kuleleri, Kanyon ve ülkenin güçlü gruplarının hem akıllı hem gösterişli binaları şirketlerin kimliğine ilişkin de ipuçları verir oldu. Öyle ki, kültür-sanata verdiği destekle adından söz ettiren Borusan Holding Perili Köşk’ü en modern iş olanaklarına sahip hale getirdi ve buraya taşındı. Bu köşk, geleneği ve modernliği birlikte yaşatıyordu. Bu anlamda Perili Köşk köklü bir geçmişten gelerek Türk sanayine öncülük eden modern kuruluşlar arasına giren Borusan’a son derece uygun bir mekan oldu. İşte Türkiye’nin en büyük 8 holdinginin farklı özellikleriyle ön plana çıkan “kale” ve kuleleri…

Sabancı Center İhtişamı
Cumhuriyet tarihinin pek çok ilkinde imzası bulunan Sabancı Grubu 16 Ağustos 1988’de temellerini attığı ve Eylül 1993’te faaliyete geçirdiği Sabancı Center’la plaza döneminin de öncüsü oldu. 107 bin metrekarelik alana inşa edilen Sabancı Center, aynı zamanda Türkiye’nin ilk akıllı binasıydı. 35 katlı Akbank kule ve 30 katlı holding kulelerinden oluşan Sabancı Center’da bugün yaklaşık 2 bin 600 kişi çalışıyor. Sabancı, hem yeni mezunların iş hayatına adım atmak için ilk tercih ettiği hem de yöneticiler tarafından en beğenilen şirketler arasında yer alıyor. Lokasyon itibariyle İstanbul’un en hareketli noktalarından birinde, Levent’te bulunan Sabancı Center açıldığından bu yana Sabancı Grubu’nun simgesi oldu. Yapıldığı dönemde bir ilk olan Sabancı Center sahip olduğu özellikleriyle Sabancı Grubu’nun “öncü” ve “yenilikçi” olma değerlerini yansıtırken mimarisiyle de grubun “büyüklüğünü” vurguluyor.

hed

Türkiye’nin ilk akıllı binası olan Sabancı Center teknik özellikleriyle çalışanları için en elverişli çalışma koşullarını sunuyor. İçinde gezilerin bile düzenlendiği ihtişamlı yapıyı yerli ve yabancı özel gruplar ziyaret ediyor. Tüm bunların yanı sıra gerek prestiji gerekse de teknik olanakları nedeniyle TÜSİAD gibi birçok önemli kuruluş, toplantıları için Sabancı Center’ı tercih ediyor. Tüm bu bileşenler ortaya koyulduğunda Sabancı Center “Sabancı” markasının değerlerini tamamlayan ve güçlendiren bir unsur kimliğiyle ön plana çıkarak kale görevini yerine getiriyor. Bu dev kalenin mimarisi ise Koray AŞ mimarı Haluk Tümay’a ait.

En Akıllı Kuleler!
Tekfen Holding’in tohumları 2’nci Dünya Savaşı’nın yokluk yıllarında Türkiye’yi kalkındırmak için bir şeyler yapmak gerektiğine inanan Necati Akçağlılar, Feyyaz Berker ve Ali Nihat Gökyiğit’in kurdukları mühendislik, kontrol ve danışmanlık şirketiyle atıldı. Tekfen, adı gibi, gücünü de teknoloji ve bilimden aldı. Türkiye’nin en modern “akıllı” ofis binası sayılan Tekfen Tower da adeta bu güce gönderme yaparcasına Türkiye’de ofis binalarının çıtasını bir anda yükseltti. Tekfen Grubu’na ait gayrimenkullerin uygun yatırımlara dönüştürülmesine yönelik projeler geliştirmek amacıyla kurulan Tekfen Emlak Geliştirme Grubu’nun ilk projesi olan Tekfen Tower 2003’te faaliyete geçti. Yerin üzerinde kule bölümünde 26, podyum bölümünde 5, yerin altında ise 7 olmak üzere toplam 38 kattan oluşuyor.

Tekfen Tower, 82 bin metrekare toplam alan ve 33 bin metrekarelik ofis alanına sahip. Binada kullanıcılara ve ziyaretçilere bekleme süresi çok düşük sirkülasyon olanağı sunan 17 adet hızlı asansör ve 2 yürüyen merdivenle rahat ulaşım imkanı sağlanıyor. Ayrıca Tekfen Tower’ın, yüksek kapasitesiyle her ofis katına alışılmıştan daha fazla yer sunan 800 araçlık geniş bir otoparkı bulunuyor. İstanbul’da olabilecek en kuvvetli depreme dayanıklı olan Tekfen Tower, teknik olarak tek bir noktadan kontrol ediliyor. Yangın algılama-ihbar-mücadele, duman kontrol, CCTV güvenlik, kartlı geçiş, kapı güvenlik, enerji ve HVAC otomasyon sistemleri birbirine entegre bir yapıda. Her bir sistem bağımsız kendi senaryoları dahilinde çalışıyor ve gerekli durumlarda haberleşebiliyor ve veri aktarımı yapabiliyor. Güvenlik açısından da kusursuz olarak nitelendirilen bina 18 şirket ve 1800 çalışanla hizmet veriyor. Swanke Hayden Connell Architects’in mimarı olduğu Tekfen Tower’a yaklaşık 150 ile 180 milyon dolar arasında değer biçiliyor.

Eczacıbaşı’nın Sıradışılığı
Eczacıbaşı, Türk iş dünyasının en güçlülerinden olmasının yanı sıra yenilikçi, entelektüel ve estetiğe önem veren bir grup olarak da algılanıyor. Grubun bu güçlü ve tasarıma önem veren imajı adeta grubun kalesi Kanyon’la tam bir uyum arz ediyor. Yaklaşık 30 bin metrekarelik kiralanabilir ofis alanı, ortalama 1167’şer metrekarelik ofisleri ile Kanyon, modern iş yaşamının tüm ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde tasarlandı. 26 katlı ofis binasının dış yüzeyi tümüyle özel bir cam kullanılarak doğal ışığın maksimum seviyede aktarılmasını sağlayacak biçimde kaplandı. Tek noktadan yönetilen bina, çok noktadan kontrol edilebiliyor. Yangın algılama ve söndürme, güvenlik, otomasyon, asansör ve enerji izleme ve tüketim faturalandırma sistemlerinin tümü Kanyon’da güven ve konfor içinde çalışılması için düşünülen önemli detaylar. Ve Eczacıbaşı’nın kalesi de Tekfen Tower gibi 9 büyüklüğündeki bir depreme dayanıklı olarak inşa edildi.

2 bin kişinin çalıştığı Kanyon’da tasarım ön planda. Ofis binası mimari olarak bir kule şeklinde, görünüm olarak kompleksin diğer parçaları olan konut ve çarşı bölümleriyle tezat oluşturuyor. Sade tasarımı, modernliği ve çağdaşlığı yansıtıyor. Bu sadeliği dengeleyen tek unsur binanın güney cephesindeki güneş kırıcılar. Bunlar cephe elemanı olarak mimariye hareket katarken ofis konforunun sağlanmasına da katkıda bulunuyor ve soğutma giderlerinin azaltılmasını sağlıyor. ABD’den The Jerde Partnership ve Türkiye’den Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından projelendirilen Kanyon’u Tepe İnşaat inşa etti.

En Tepede “İş” Var
Türkiye’nin en yüksek yapısı Türkiye’nin en büyük özel bankasına ait. İstanbul İş Kuleleri Kompleksi, 3 adet kule ile, bunları birbirine bağlayan bir podyumdan oluşuyor. Toplam kapalı inşaat alanı 224 bin 357 metrekare olan kompleksin avan projesi Doğan Tekeli-Sami Sisa tarafından, uygulama projeleri Swanke-Hayden-Connell International tarafından hazırlandı. Kompleks bünyesinde 48 katlı Kule 1 ve 34’er katlı Kule 2 ile Kule 3, İş Sanat Kültür Merkezi aktivitelerinin gerçekleştirildiği oditoryum ve sanat galerisi, Kule Çarşı Alışveriş Merkezi, İş Bankası Merkez Şubesi, helikopter pisti ve müstakil otopark yer alıyor.

İş Kheduleleri’nin tasarımında, konfordan kaçınılmadı ancak işletme giderlerinde üst düzeyde tasarrufun sağlanması temel ilke olarak benimsendi. Tasarıma, tasarrufa ve büyüklüğe verilen önem İş Bankası’nın bugüne kadar oluşturduğu imajı ve itibarıyla da bire bir örtüştü. 5 bin kişinin çalıştığı İş Kuleleri Kompleksi, alt yapısı ve teknolojisi ile 2000’li yılların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlandı. Kalite, sağlamlık, güvenlik, konfor ve tasarrufun en üst düzeyde tutulması ise temel ilkeler olarak benimsendi. İş Bankası ve İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ’nin prestij binası haline gelen İş Kuleleri, görkemiyle ve kusursuz mimarisiyle de İstanbul siluetine katkıda bulunan yapılardan oldu. Şirketin 30 Haziran 2007 tarihli portföy tablosuna gore İş Kuleleri Kompleksi’nin Kule 2 ve Kule 3, Kule Çarşı Alışveriş Merkezi ekspertiz değeri 354 milyon 950 bin YTL olarak belirlendi.

Borusan Neden Perili Köşk’te?
Ferda Hızar / Borusan Holding Kurumsal İletişim Müdürü

Dışı Köşk İçi Ofis
Özgün mimarisiyle İstanbul kültür mirasının önde gelen örneklerinden, Rumelihisarı’nın en önemli ve tarihi binalarından Perili Köşk’ün rölöve, restitüsyon, restorasyon ve uygulama projeleri, mimar Hakan Kıran tarafından gerçekleştirildi. İnşaatı 5 yıl süren köşkün dış görünüşü korunurken, iç mekanlar modern ve ferah bir iş ortamı sağlayacak şekilde düzenlendi.

Köşk’ün Yeni Kiracıları
10 katlı yapı, bir yandan Karadeniz, diğer yanda ise Marmara Denizi açılımını görüyor. Borusan Holding Perili Köşk’ü 1 Mayıs 2002 tarihinde 25 yıllığına kiraladı. Borusan Holding personeli 16 Şubat 2007 tarihinde binaya taşındı ve 19 Şubat tarihinde Perili Köşk’te iş başı yaptı.

Doğal Aydınlatma
 İki ayrı kattan giriş imkanı olan yapı son inşaat teknolojileri kullanılarak inşa edildi, depreme karşı dayanıklılık ve teknik altyapı konuları en ince detayına kadar düşünüldü. Perili Köşk’te gerçekleştirilen ışık tüpü uygulaması Türkiye’de ilk ve tek olma özelliği taşıyor. Işık tüpü binanın 4 katından geçiyor ve güneş ışınlarını helistatlar aracılığı ile büyük aynaya yansıtarak içeri doğal ışık veriyor. Işık tüpü Borusan’ın yeni binasında aydınlatma ve dekorasyon amaçlı kullanılıyor. Ayrıca uzaktan kumanda ile geceleri, 1400’ü aşkın renk çeşidi ile renkli aydınlatma yapılabiliyor.

Geleneksel Ve Modern
 Halen Borusan Holding’in faaliyet gösterdiği binada toplam 73 kişi görev yapıyor. Perili Köşk bina olarak tarihi bütün özelliklerini korurken, içerisinde en modern olanaklara sahip bir iş ortamına sahip bulunuyor. Bu köşk geleneği ve modernliği birlikte yaşatıyor. Bu anlamda, köklü bir geçmişten gelerek Türk sanayine öncülük eden modern kuruluşlar arasına giren Borusan’a son derece uygun bir mekan oluşturuyor.

Doğan’ın Kalesi İyi Yönetimi Vurguluyor

4 Katlı Huzur Ortamı
Doğan Holding’in Altunizade’deki binası 16 dönüm arazi üzerinde, 7 bin metrekare kapalı alana sahip. Yapımı 1993’te tamamlanmasına rağmen Doğan Holding 1998 yılında taşındı. Betonarme karkas yapının dış cephesi doğal taşla kaplı. Bina, 1 bodrum, 3 normal kattan oluşuyor. Zemini yükseltilmiş döşemeye sahip ve donanım döşeme altından yapılıyor. Binanın içi taşınabilir panellerle oda, toplantı salonu olarak ayrılabiliyor.

Büyüklüğü Vurguluyor
Doğan Holding’in kalesi oturmuş bir peyzaj düzenine sahip. Bu grubun büyüklüğünü hissettirirken aynı zamanda bireyde kaybolmuşluk duygusu da uyandırmıyor. Diğer yapıların ve park probleminin ortasında kalmış İstanbul’daki birçok plazanın aksine Doğan Holding, büyük, bakımlı bir bahçe içinde, yatay yapısı ile çalışanını ve ziyaretçilerini anında içine alıyor ve huzur sağlıyor.

Işığın Hissettirdikleri
 Yapının geniş alana sahip olması, çalışılan mekanlara sağladığı ışık girişi ve ferah dekorasyonu ile sağlam temeller üzerine kurulmuş, emin adımlarla ilerleyen bir kurum olduğu duygusunu pekiştiriyor. Özenli bahçesi ve temizliği ile kişiye iyi yönetilen bir yapıda olduğunu da hissettiriyor. Yaklaşık 300 kişinin çalıştığı binanın mimarı ise Nevzat Sayın.

Boydak’ın İmajı Binaya Yansıyor

Yönetim Tek Merkezden
Boydak Holding çatısı altında yer alan grup şirketlerine ait faaliyetlerin tek bir merkezden yönetilmesini sağlamak amacı ile 2005 yılı içerisinde bir holding binasının inşa edilmesine karar verildi. 15 bin metrekare olarak tasarlanan bina bodrum kat ve onun üzerinde yer alan yedi kat ofis ve sosyal tesislerden oluşuyor. 400 kişilik konferans salonu, toplantı salonları, spor merkezi ve sergi salonu var.

Çağdaş Tasarımlı Bina
 Bina, kurumsal bütünlüğü insanı boyutlarda hissettiren çağdaş bir tasarım. Markaların geleceğe yönelik bakışını özetleyen bir yapı. Boydak Holding Mimarlık Departmanı tarafından tasarlanıp projelendirildi. Konusunda uzman firmalar ile çalışmak suretiyle yeni yatırımlar grubu desteği ile inşa ediliyor.

Yapı Kredi’nin Kalesi 60 Milyon Dolar Değerinde

Kesintisiz Teknik Hizmet
Yapı Kredi Plaza binası, 40 bin 650 metrekare kullanım alanına sahip 30 katlı bir gökdelen. Şu anda yaklaşık 1000 kişinin çalıştığı bina, Yüksek Mühendis Mimar F. Haluk Tümay’ın projesi ile Yapı Kredi Koray tarafından inşa edildi. Yaklaşık 60 milyon dolar değerindeki bina 1999 yılında hizmete açıldı. Genel Müdürlük bölümlerine ilave olarak YK Teknoloji Yönetimi ve YK Çağrı Merkezi’nin görev yaptığı Bankacılık Üssü’nde şu anda yaklaşık 2 bin 100 kişi çalışıyor. Görev özellikleri nedeniyle 24 saat vardiyalı çalışan birimleri bulunan binada teknik hizmetler kesintisiz veriliyor.

Milenyum Ödülünü Kazandı
 Binadaki ofisler Bina Yönetim Sistemi ile iklimlendiriliyor, Güç Yönetim Sistemi ile enerji besleme ve kontrolü sağlanıyor, LMS (Aydınlatma Yönetim Sistemi) ile de ofislerin aydınlatılması ve kontrolü gerçekleştiriliyor. Binanın güvenlik sistemi; kullanılan yüksek teknolojisi ile çevre kontrolünün yanı sıra, erişim kontrol sistemi ile binadaki tüm personel hareketlerini takip ediyor. Tüm bu özellikleri ile akıllı binalara seçkin bir örnek teşkil eden Yapı Kredi Bankacılık Üssü, İngiliz Design Council tarafından düzenlenen yarışmada mimari tasarımıyla “Milenyum Ürünü” ödülünü kazanmış bir yapı.

Her İhtiyaç Karşılanıyor
 Bankacılık Üssü’nde çalışanların da tüm ihtiyaçları düşünülmüş durumda. Sağlık hizmet birimi, yemekhane, açık havada yemek yemek isteyenler için “yaz bahçesi”, Yapı Kredi Kültür ve Sanat Yayınları’nın satıldığı stand, banka şubesi, 24 saat açık kafeteryalar ve içecek otomatları gibi tüm çalışanlara hizmet veren birimlerin yanı sıra; koşu ve yürüyüş yapma imkanı sağlayan parkur, bu parkura yerleştirilen spor istasyonları ve bay/bayan kuaförü gibi hizmetler de Yapı Kredi Bankacılık Üssü’nde çalışanlara sunuluyor.

Hande Yavuz
hyavuz@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz