"İtiraz" sever liderler

Zirvedeki liderlere kendilerine “hayır” denilmesine ne zaman ve ne kadar tahammülleri olduğunu sorguladık. İşte sonuçlar

24.04.2017 11:23:540
Paylaş Tweet Paylaş
"İtiraz" sever liderler
“MAZERET KABUL ETMEM”
Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu’nun “hayır”lar konusunda sınırları net. Orakçıoğlu, “Mazeret beyan etmek için ‘hayır’ veya ‘olmaz’ kelimeleri kullanıldığı zaman kabul etmiyorum. Yapılması mümkün olan ve delege edilmiş yönetici arkadaşlarımızın başarabileceklerini bildiğim konularda ‘hayır’ ve ‘olmaz’ kelimeleri kabul edebileceğim bir şey değil. Bunun dışında yeni yatırım, ürün, strateji konusunda veya karşı görüş bildirilmek istendiğinde bana ‘hayır’ denilmesine açığım.” Orakçıoğlu, zaman zaman ekibinden gelen itirazlar üzerine kararını değiştirip, çok olumlu sonuçlar aldığını da eklemeden geçmiyor. Bu konudaki bir anısını ise şöyle anlatıyor: “Aklıma gelen en sıra dışı örnek, dünyanın en ünlü tasarımcılarından biri olan David Bradshaw ile çalıştığımız dönemde yaşadığımız fikir ayrılığıdır. Markamızı ve koleksiyonumuzu tanıtmak adına yurt dışından dünyanın en ünlü moda basını mensuplarını ağırlayacağımız gün benim beklentim, özel ve şık bir lansman hazırlanmasıydı. David ve yardımcısı John Kennedy ise Ajia Otel’in bahçesinde kurulan bir podyum üzerinde iki tane Kırkpınar güreşçisini davul zurna ile güreştirmeyi önermişti. Bu fikre önce ‘Olacak iş değil’ demiştim. Ancak, sonrasında ekibim beni ikna ederek sonuçları görmemi önerdi. Sonuçta ‘Tween Is Coming’ başlığı ile dünya moda basınında geniş yer bulan sahneler ortaya çıktı.”

“ISRAR TARZIM DEĞİL”

Farklı fikirlerin, farklı bakış açılarının şirketi bir adım ileri taşıdığını düşünen GittiGidiyor Genel Müdürü Öget Kantarcı, ekibindekilerin herhangi bir konuda kendinden farklı düşünmesini itirazdan ziyade fırsat olarak değerlendiriyor. Bu nedenle de konu ne olursa olsun kendisiyle paylaşılmak istenen her şeyi dinliyor. Kantarcı, “Benim görüşümden farklı bir görüşün hedeflerimize daha çok hizmet ettiğini gördüğümde bu görüşümde ısrarcı olmak kesinlikle benim tarzım değil. Örneğin yakın zamanda, şu aralar prodüksiyonu tamamlanan reklam filmimizde başrolün ünlü bir isim olmasını istiyordum ancak ekibim konseptin ünlü biri olmadan da oldukça etkili olacağı konusunda beni ikna etti. Onların fikirleri doğrultusunda ortaya çıkan bu reklam filminin oldukça güzel olduğunu düşünüyorum” diye konuşuyor. Kantarcı, belirli bazı durumlarda ise itirazlara kapalı: “Şirketi bir adım öne taşıyacak, vizyonumuzu destekleyecek yenilikçi hamleler yapmak istediğimde bunları denemek ve görmek isterim. İçeriden veya dışarıdan karşıma çıkabilecek bariyerler beni durdurmaz. Bunun yanında, kesinlikle inandığım ve gerçekleştirmek istediğim konularda herkesin benimle aynı hızda olması da benim için çok önemlidir.”

“KAPIM HERKESE AÇIK”
Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın’ın şirket içi demokrasi konusundaki mottosu belli… “Bir odadaki en zeki insan sensen, yanlış odadasındır” diyor ve ekliyor: “Çalışanların, hangi pozisyonda olursa olsun, bana yeni şeyler katması, doğru bildiğim konularda dahi bana farklı bir bakış açısı sunması hoşuma gider. Stratejiden ürün geliştirmeye, pazarlamadan satışa her alanda kararlarımızı ilgili ekiplerin katılımı ve uzlaşısıyla alıyoruz. Bu ortamda da itirazını makul ve mantıklı gerekçelerle sunduğu takdirde, isteyen herkes istediği konuda ‘hayır’ diyebilir ve bizler de bu itirazları her zaman dinlemeye değer görürüz.” Şirketin kurum kültürünün çekirdeğinde yer alan çoğulcu yaklaşım organizasyonu geliştirip, büyütebilir. Aydın, çok inandığı bu yaklaşımı soyut bir ilkeden nasıl ete kemiğe büründürdüklerini ise şu sözlerle özetliyor: “Biz aramızdaki rolleri itiraz eden ve ikna edilen şeklinde ayırmıyoruz. Her pazartesi yönetim ekibiyle bir araya geliyoruz ve şirketi ilgilendiren tüm büyük kararları birlikte alıyoruz. Günlük olarak da akışkan bir sistemle çalışıyoruz. Şahsen odamın kapısı her an açık. Bu nedenle, gün içerisinde alınması gereken kararları da o anda tartışıp, beraberce hızlı bir şekilde sonuca bağlayabiliyoruz. Alınması gereken bir karar için tartışırken, titrlerimizden ve rollerimizden sıyrılarak, Yemeksepeti için en iyi olan neyse ona ulaşmak için karşılıklı fikir alışverişinde bulunuyoruz.”

“EN SEVDİĞİM KELİME”

Bazı liderler ise iş yaşamında “hayır” kelimesini çok seviyor. Fark Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahu Büyükkuşoğlu Serter de bunlardan biri ve bu kelimeyi sevme nedenini şöyle açıklıyor: “En önemli başarılarımı ‘hayır’ları ‘evet’e çevirerek kazandım. En iyi girişim ve yatırım imkânlarını başkalarının “hayır” dediği yerlerde buldum. Birlikte çalıştığım insanların beni sorgulamasını ve düşüncelerini benimle paylaşmasını isterim. Ancak ‘hayır’ diyen kişinin, beni ikna etmesini ve matematiksel şekilde tezini açıklamasını isterim. Çünkü herkes ikna olmadan uygulanan kararların sonucunun verimli olmayacağını düşünüyorum.” Serter’in tek istisnası etik konular. Serter, “Etik değerlerin sorgulanmasını kabul edemem, bu konular ekibin fikir birliğinde olması gereken konular ve tartışmaya açık olmamalı” diyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz