"Monopol’den Çıkan Dersler"

Phil Orbanes / Oyun Tasarımcısı   Belki, “Monopol gurusu” da olur mu?” diyeceksiniz... Haklısınız. Son dönemde bir guru yağmuruna tanık oluyoruz. Ancak, Phil Orbanes, için ABD’de bu tanımla...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Monopol’den Çıkan Dersler

Phil Orbanes / Oyun Tasarımcısı

 

Belki, “Monopol gurusu” da olur mu?” diyeceksiniz... Haklısınız. Son dönemde bir guru yağmuruna tanık oluyoruz. Ancak, Phil Orbanes, için ABD’de bu tanımlama yapılıyor. Başarılı bir yönetici ve oyun tasarımcısı... Monopol’ün “yaşayan en iyi oyuncuları”ndan biri... “The Monopoly Companion” adlı kitabında, bu oyundan yöneticilere verdiği taktiklerle öne çıktı. Harvard Business Review’da makalesi yayınlanınca, iyice dikkatleri çekti. Orbanes,  “Monopol, liderlik becerilerini geliştiren bir oyundur. Oyunu kazanmak için, oyuna yön veren taktikler geliştirecek beceriye sahip olmak gereklidir” diyor.

 

Monopol’ü bilmeyen, oynamayan yoktur herhalde...  Monopol bir şans oyunu olmasının yanı sıra, bir taktik oyunudur. Attığınız zarın sizi götürdüğü yerde, verdiğiniz karar oyunun sonunda ne kadar kazanıp ne kadar kaybedeceğinizi belirler. Amaç, en pahalı arsaları satın alıp, üzerlerine evler ve oteller kurabilmek, sonra da zar atıp buralara gelen rakiplerinizin parasını almak ve nihayetinde oyunu en çok para ve mülkle kazanmaktır.

 

Yıllardır vazgeçilmeyen ev eğlencelerimizden biri olan bu keyifli oyunun aslında kişisel becerileri geliştiren, iş hayatının zorlu ortamında nasıl ayakta kalabileceğinizi anlatan bir araç olduğunu hiç düşündünüz mü? ABD’de Monopol gurusu olarak tanınan Phil Orbanes’i tanımadan önce açıkçası biz düşünmemiştik...

 

Phil Orbanes, dünyanın en büyük oyun tasarımcılarından biri. Oyun ve oyuncak endüstrisinde 33 yıllık bir tecrübeye sahip olan ve uzun yıllar ABD’de sektörün en tanınmış firmalarında yönetici olarak çalışan Orbanes halen kendi kurduğu Winning Moves Games adlı şirketinin başında. 1999 yılında “The Monopoly Companion” adlı bir kitap yazan ve Monopol oyununun yaşayan en iyi oyuncularından biri olarak tanınan Orbanes’in, geçtiğimiz ay Harward Business Review’da da Monopol üzerine bir makalesi yayınlandı.

 

Bu ilginç makaleyi okuduktan sonra Orbanes ile bir söyleşi yaptık. İş hayatında öğrendiği her şeyi Monopol oyunundan öğrendiğini söyleyen Orbanes, iyi bir Monopol oyuncusunun nasıl iyi bir yönetici olacağını, yöneticilerin kişisel becerilerini nasıl geliştireceğini ve Monopol oyununda başarıya götüren hamleleri iş hayatına nasıl uyarlayacaklarını Capital’e anlattı. Phil Orbanes’in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

 

Monopol, dört ya da daha fazla kişiyle oynanıyor, ancak bireysel bir oyun. Dolayısıyla, takım oyunu değil. Buradan şirketler ya da yöneticiler için ne yönde bir mesaj bekliyorsunuz? Liderliği geliştirmeye dayalı bir oyun mu?


Evet, monopol dört kişi ile oynanan bir oyun. Ancak, oyuncular aralarından birini kaptan olarak seçip, ona fikir vererek de oyunu oynayabilirler. Bu durumda bir aktif oyuncu olur, diğerleri danışmanlık yapar.

 

Monopol, bireysel olarak oynandığında, liderlik becerilerini geliştiren bir oyundur. Oyunu kazanmak için, oyuna yön veren taktikler geliştirecek beceriye sahip olmak gereklidir. Ticaret de hemen her zaman güçlü bir konum kazanmayı gerektirir. Bu güçlü konumu kazanmak için pazardaki rekabet koşullarını, yani oyunun kuralını bilmek ve oyunun gidişatını, yani pazarın koşullarını yakından takip etmek gerekir. Bunu yapan yönetici daima başarılı olur.

 

Oyunda zar atılıyor, dolayısıyla kaybetme riski de var... Bu unsuru iş dünyasında ne ile birleştiriyorsunuz?

 

Monopoldeki zar öncelikle iş hayatındaki beklenmeyenleri anlatıyor. Hammadde fiyatlarındaki artıştan, yeni düzenlemelerle değişen pazar yapılanmasına; kariyer dünyasındaki gelişmelere kadar tüm iyi ya da kötü koşullar bu beklenmeyeler içerisinde sayılabilir. En iyi monopol oyuncuları bile, oyunun başlarında beklenmeyeni yeterince yönetemedikleri takdirde kaybederler.

 

Eğer şans, gerçekten yetenekli de olsa yöneticiden yana olmazsa, şirketi onun tüm becerilerine rağmen kötüye gidebilir. Elbette kalifiye oyuncular (işadamları), diğerlerine göre elverişli pazar koşullarını çok daha kolay keşfederler.

 

Monopol mal, mülk ve parayı ele geçirme üzerine kurulu... İş dünyasına buradan nasıl bir mesaj var?

 

Monopol oyununda ne kadar mülke sahip olursanız, o kadar kazanma şansına sahip olursunuz. Bu kural Monopol’ün ilk kez oynanmaya başladığı 1930’lu yıllardan bu yana böyledir. Ancak, güçlü varlıklara sahip olmak, artık eskisi kadar işe yaramıyor. Monopol oyununda bugün artık sahip olunan mülklerin sembolik rolleri, gelişmeleri ve nakit para önem kazanıyor.

 

Örneğin çok pahalı bir caddede yüksek kiralı bir mülkünüz var. Rakip oyuncular buradan geçtiklerinde, size bu kira bedelini ödemek zorunda. Ancak, diyelim, sizin elinizde bir de Su İdaresi kartı var. Oyuncuların buradan geçme şansları, oyunda çekilen kartların söylediklerini de dikkate alırsak, yüksek kira bedelli mülkünüzden geçme şanslarından çok daha fazla. Sonuç olarak elinizdeki mülükn sembolik değeri, buradan ne kadar kira toplayıp, üzerine ne kadar ev ya da otel diktiğiniz ve nihayetinde elinizdeki nakit para iş dünyasında ürün ihtiyaçlarını, ürün gelişmelerini ve sermayeyi temsil ediyor.

 

Tapu senedi kartlarındaki kira bedeli “tüketicinin satın alma gücü” olarak görülebilir. Ürünü ne kadar geliştirirseniz( Monopol’de ne kadar ev ve otel kurabilirseniz), ürün için tüketicinin satın alımını o kadar arttırırsınız. Daha çok nakit para da daha çok yatırım yapmanızı sağlar.

 

Oyun, bir tarafın her şeye sahip olması ile sona eriyor? Yani rakibi iflas ettirene kadar? Sizce iş dünyasında da rekabet bu kadar keskin mi? Ya da siz buradan yöneticilere ne gibi mesajlar çıkardınız?

 

Monopol oyunu, iş dünyasındaki risklerin bir uyarlaması olarak görülebilir. Pek çok şirketin kısa dönemde iflası söz konusu olmasa da, bugün pek çok şirketin uzun vadede büyük şirketler tarafından satın alındığını ya da kiralandığını söyleyebiliriz.

 

Pek çok yönetici de işlerini birkaç yılda bir değiştiriyor ve genellikle işleri gelişmeye açık güçlenen şirketlere gidiyorlar. Monopol, ayrıca, iş hayatında başarıyı da sembolize ediyor. İş hayatında hedeflerinizi gerçekleştirmek, oyunda kazanmak anlamına geliyor.

 

Monopol’de başarıya götüren adımları, iş hayatında başarıya götüren adımlara benzetiyorsunuz. Monopol hamleleri hangi açıdan iş hayatındaki hamlelere benziyor?

 

Monopol’de zarı attıktan sonra sınırlı sayıda seçimle karşı karşıya kalıyorsunuz. Bunların içinden en iyi olanı bulmak durumundasınız. İş hayatında yönetici de her iş gününde sınırlı sayıda opsiyondan en iyi olanı bulmak ve uygulamak zorunda. İstediğiniz her şeyi yapmanız mümkün değil. Yapmanız gereken en doğru şey, hedeflerinizi bir öncelik sırasına yerleştirmek ve bu sıralamada en önemli hedeflerinizi en başa koymak olacaktır.

 

Monopol oyununda her hamle konumunuzu zora sokabilir. Oyunun temel espirisi mümkün olduğunca doğru hamleler yaparak gücünüzü arttırmaktır. Zaman içinde bu çaba kaybetme riskinizi de minimize etmeye yarar.


İş hayatındaki her hamle, yani alınan her karar da şirketinizin gücünü ve pazardaki konumunu geliştirmeye yönelik olmalıdır. Bu da yine zaman içinde kayıplarınızı minimize edecektir. Geriye dönüp bir yıl içerisindeki başarı ya da başarısızlıklarınızı belirleyen kararların neler olduğuna baktığınızda, çoğunlukla 2 ya da 3 kilit karar karşınıza çıkar. Monopol’de de bu böyledir. İki ya da 3 temel hamle sizin oyun tahtası üzerinde ne kadar iyi ya da ne kadar kötü olacağınızı belirler.

 

Yöneticiler Monopol’de başarıya götüren hamleleri iş hayatına nasıl uyarlamalılar?

 

Öncelikle hedeflerinin neler olduğunu belirlemeliler ve bunların üzerine gitmeliler. Görev yaptıkları şirketin kurallarını da iyi kavramalılar. Örneğin, görev tanımları nelerdir, prosedürler nasıl çalışır gibi şeylere dikkat etmeliler. Para, ekipman ve üretim gibi çalışma araçlarının neler olduğunu da bilmeliler. Yatırım araçlarına veya neye ne kadar yatırım yapacakları konusunda da titiz davranmalılar.

 

Örneğin yeni bir ürün planlaması yapılırken, bu ürünle ilgili detaylı çalışma yapmalılar. Böylece başarısız olacak bir ürün için milyonlarca dolar yatırmayacaklardır. Ve belki de en önemlisi iş dünyasında insanlarla nasıl iletişim kuracaklarını iyi bilmeliler. Yöneticilerin birlikte çalıştıkları kişilerle kurdukları başarılı ilişkiler verimliliği de arttıracaktır.

 

Elbette her liderin karakteri için aynı şeyi söyleyemeyiz ama liderliğin olmazsa olmaz bir takım vasıfları vardır. Bence Monopol gibi oyunlar liderin kişisel becerileri en iyi ortaya koyan araçlardan biri.

 

Monopol gibi liderlik ve yönetime uyarlanabilecek başka oyunlar da var mı?

 

Diplomasi adında Monopol kadar bilinmeyen bir başka oyun var. Bu oyun da kişisel becerileri ortaya koyan ve yöneticilerin daha iyi birer yönetici olmalarını sağlayacak yöntemler sunuyor.

 

20.yüzyıl Avrupa’sında ayakta kalmak içini yönünü bulmaya çalışan yöneticilere yönlerini bulmalarına yardımcı olacak kuralları var.

 

İŞ HAYATININ KURALLARINA DİKKAT

 

Deneyimlerinizden yola çıkarak, oyunlar ve yönetim arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir oyun tasarımcısı olmak yöneticilik kariyerinizi nasıl etkiledi?

 

Bir oyun, kazanmayı ya da kaybetmeyi belirleyici bir dizi kuralla inşa edilir. İş hayatı da bir takım kurallarla belirlenen aktivitelerin bir bütünüdür. Bu kuralların bazıları oldukça nettir. İş hayatında başarılı olur “kazanırsanız”, para kazanırsınız. Başarısız olur kaybederseniz, para da kazanamazsınız.

 

Bazı iş kuralları ise açıkça belirgin değildir. Örneğin birlikte çalıştığınız insanların güvenini kazanmanız için, onların üzerindeki etkin olmanız gerekir. İkna kabiliyetiniz önemlidir. Diyelim, yeni bir ürün fikriniz var ve bu fikre sonuna kadar inanıyorsunuz. Ancak, sadece sizin inanmanız, bu fikri hayata geçirmek ve kazanmak için yeterli değildir. Birlikte çalıştığınız insanları da bu fikre inandırmanız gerekir.

 

İyi bir oyuncu bir şirketin sadece yazılı ya da söylenen kurallarını değil, yazılı olmayan ya da dile getirilmeyen kurallarını da iyi bilir. Örneğin, ben kariyerimde daima bir takım hedeflere odaklandım. Bir oyun tasarlarken eleştirilere de her zaman açık oldum. Ve her zaman benimle birlikte çalışan insanların düşüncelerini dikkate alıp oyunun nasıl oynanacağını onların da anlamalarına yardım ettim. Bu da bana her zaman başarı getirdi.

 

MONOPOL OYUNCUSUNA TAKTİKLER

 

Monopol’de kazandıran hamleler neler?

 

Her oyun interaktiftir. Yani bir oyunu okuyarak ya da birilerinden dinleyerek değil, bizzat oynayarak öğrenirsiniz. Oyunun interaktif oluşu, aynı zamanda onu daha heyecan verici kılar. İnsanlar hayal güçlerini ve fantazilerini hayata geçirmekten her zaman hoşlanırlar. Monopol buna izin veren bir oyundur, ancak tamamen kendinizi bu hayal ve fantazilere kaptırmanız da yanlıştır. Hedefinize yol alırken, asla mantığınızı da devreden çıkarmamanız gerekir. Sonuçta her hamlede oyunun finalini düşünerek hareket etmelisiniz.

 

Oyunun kurallarını mümkün olduğunca kavradıktan sonra, yaratıcılığınızı harekete geçirin. Bir diğer önemli şey de soğukkanlı olmanız. Sinirleriniz ne kadar bozarsanız, o kadar başarısız olursunuz. Her oyunun bir ritmi vardır. Bu ritme uyun ama mutlaka oyun içinde kendi ritminizi de yakalayın.

 

Oyunu iyi takip etmek bir diğer önemli noktadır. Monopol tahtasının üzerinde neler olup bittiğini sürekli izleyin. Gözden kaçırdığınız her ayrıntı sizin için kayıp olacaktır. Rakiplerinize arkanızdan gelmeleri için her zaman şans tanıyın. Monopol’ün bir şans oyunu olduğu kadar taktik oyunu olduğunu da unutmayın.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz